• Nihayet gün Türk'ü, altın kalkanını gösterip gece Hindu'sunun başını kılıcıyla kesince...

    Ertesi gün olup bu gururla dolu olan dünya, güneş kaynağından nurlanınca...

    °°°°°°°°°°
    Nurlanmak, Allah'ın bilgisi/varlığından pay almak ya da haydi aydınlanmak diyelim, İslam'ın demek haddime değil, ama İslam düşüncesinin temellerinden gibi görünüyor.

    Nur varlığa, karanlık yokluğa/yoksunluğa işaret eder ve bu yüzden gündüz ve geceye ithafla kurulu ıstılahlar, bu tür eserlerde, yazıldığı dönem (mesela 12.-13. yy) kimlerin nasıl algılandığını bizlere gösterir. Gün olan Türk, İslâm ile aydınlanmış ve "var" olmuştur. Hak dinin ışığından yoksun ve karanlıkta kalan Hindu ise "yok" olmaya, aydınlık tarafından fethedilmeye mecburdur. Tabii bu felsefi yapıdan öte tarihi bir yorum da getirilebilir bu beyitlere. Eserin yazıldığı dönem Hindistan fatihi Mahmud-ı Gaznevî'ye hiç uzak bir zaman dilimde değil. Kitabın muhtelif yerlerinde de Gazneli Mahmud'a ve onun hikâyelerine sıkça rastlıyoruz. İlk beytin de buna dayanması oldukça makul gözüküyor.

    Bunlar belki benim aşırı yorumlarımdır. Belki de hepsi zaten şerhlerde daha ustaca ortaya konmuş, ben sadece eksik bilgilerimle onları tekrar ediyorumdur. Sonuçta Allahualem.