Hayatımızda bir şeyi odağa almak ve geri kalan her şeyi bununla ilişkili hâle getirmek onu anlamlandırmanın başka bir deyişle rasyonelleştirmenin temelidir.
Zamanın boşa harcanması "bütün günahların ilki ve en ağırı" sayıldığından, öngörülen standartları aşacak ölçüde yemek ya da uyumak kınanır. Tembellik, yalnızca aşırıya kaçtığında dikkat çeken bir kusur olmaktan çıkar, en küçük miktarı bile ebedi huzurdan kovulma ve lanetlenme anlamına gelir. Hayatı kolaylaştıran konfor bile, evin "sade rahatlığına gölge düşürmediği ölçüde kabul görür.
Modern insan, doğru standartlara uyan ve bu standartları kendi benliğine işlemiş bir özne olarak kurgulanır. Bu çerçevede çalışma ve ona bağlı etkinlikler "insani olanın özü" sayılırken insanı üretkenlikten alıkoyan her tür aylaklık bir günah olarak değerlendirilir.
İmparatorluğa çok zengin bir senatör olan Didus Iulianus (133-193) getirilir; Iulianus'un tek erdemi, Roma'da konuşlandırılmış askerlere astronomik paralar vaat etmiş olmasıdır (imparatorluğun "açık arttırmayla satılması" olarak bilinen ünlü olay). Birkaç ay sonra Didius'un yerini, Pannonia birliklerinin başında İtalya'ya gelen Septimius Severus (146-211) alır; Severus sonraki dört yıl içinde, tahta talip olan Clodius Albinus ile Pescennius Niger'den de kurtulur.
Sartre gibi "Başkalarının özgürlüğünü gözetmezsem, kendi özgürlüğümü de gözetemem."155 demek ve buna göre bir yaşamı idealize etmek de mümkündür."s.133