• Bütün zayıf ve tatmin olunmamış insanların başına gelen şey, sonunda Sabahattin Ali'nin de başına geldi: Felâketinin suçunu cemiyete yükleyerek cemiyete düşman oldu ve onun ayakta durmasını sağlayan değerlere saldırdı. Cemiyete düşman olmuştu ya, onun başında bulunanlara da elbet düşman olacaktı. Bu sebeple bir manzume yazarak zamanın Cumhurbaşkanını ve bakanını hicvetti. Bize de okuduğu hicivden:
    İsmet girmedi mi daha kodese, Kel Ali'den hesap sorulmuş mudur beyti aklımda kaldı. Buradaki "İsmet" devrin Başbakanı İsmet İnönü, Kel Ali de Bayındırlık Bakanı ve İstiklâl Mahkemesi Başkanı Ali Çetinkaya'dır.
    Bir yandan da "torpil" arıyordu. Nihayet aradığını buldu. Dört yıllık öğrenim için gittiği Almanya'da 14 ay kalmış olduğu için Almancayı öğretmenlik edecek kadar bilemediği halde torpil hazretleri sayesinde kendisini Konya Ortaokuluna Almanca hocası tayin ettirmeğe muvaffak oldu. Boşboğaz olduğuğu söylemiştim. Bu huyu dolayısiyle hicviyesini orada da herkese okuduğu için sonunda ihbar edilip hapse girdi; öğretmenlikten çıkarıldı. Hapisten çıktığı zaman artık kelimenin bütün şümulü ile kominist olmuştu.
    Buna rağmen öğretmen olmak için yine Maarif Bakanlığına başvurmaktan geri kalmadı. O zamanın bakanı Hikmet Bayur: "Eski kanaatlerini değiştirdiğini bize ispat etmezsen sana iş vermeyiz." demiş. O da fikrini değiştirdiğini göstermek için "Varlık" dergisinin 15 Ocak 1934 tarihli 13'üncü sayısında "Benim Aşkım" diye bir manzume yayınladı. Dört dörtlükten ibaret olan ve:
    "Kısacası: Gönlümü verdim ulu Gaziye, Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor" diye biten bu şiir(!) le Sabahattin Ali fikrini değiştirmis, Hikmet Bayur da onun fikir değiştirdiğini kabul etmiş oluyordu. Onu tekrar bir vazifeye tayin ettiler. Doğru güzel bir hükûmetçilik oyunu idi. Herhalde benim anlamadığım bir "hikmet-i hükûmet" vardı. Ah bu hikmetler!... Onlar ne şahane hikmetlerdir...
  • • 3 Ekim-11 Ekim 1922, Mudanya’da mütareke görüşmeleri başlar ve imzalanır.
    • 5 Ekim 1922, Rumbold’tan Lord Curzon’a: “Türk talepleri tam bir felakettir. İsmet Paşa, Doğu Trakya barış anlaşmasından önce iade edilmezse, kuvvetlerini harekete geçirmekle tehdit etmiştir. (KS Günlüğü, 4.C., s.731)
    • 6 Ekim 1922, M.Kemal, bugün yapılacak toplantıda Trakya’nın TBMM’ne iadesi kabul edilmezse, 6/7 Ekim gecesi, İstanbul üzerine harekâta geçilmesini emreder. (B.N.Şimşir, Atatürk ile Yazışmalar, s.350; aynı gün birlikler harekete geçer, KS Günlüğü, 4.C., s.734)
    • 11 Ekim 1922, Mudanya Mütareke Anlaşması kabul edilir.
    • 14 Ekim 1922, Mudanya görüşmelerine katılmamış olan Yunanistan, mütareke anlaşmasını kabul ettiğini bildirir.
    • 15 Ekim 1922, Mütareke Anlaşması yürürlüğe girer.
    • 19 Ekim 1922, Refet Paşa, Trakya’yı teslim almak üzere, İstanbul’a gelir ve halkın coşkun gösterileri ile karşılanır. Yunanlılar Trakya’yı boşaltmaya başlarlar.
    • 19 Ekim 1922, Lloyd George Başbakanlıktan istifa eder.
    Turgut Özakman
    Sayfa 710 - Bilgi Yayınevi, 6. Basım
  • İzmirde yaşayan felsefe okurunun kaçırmaması gerektiğini düşündüğüm bir kongre.

    Konak Belediyesi - Felsefeciler Derneği İzmir Şubesi

    6. Felsefe Öğretmenleri Kongresi


    23 Şubat 2019 Cumartesi

    Saat: 9.30 Açılış
    10.00-11.30
    Prof. Dr. Adnan Gümüş (Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Felsefe Grubu Eğitimi )
    "Değer, Din ve Hümanizma Çelişmesi Bağlamında Cumhuriyet Dönemi Felsefe Grubu Eğitimi Anlayışlarının ve 2023 Vizyon Belgesinin Değerlendirilmesi"

    Ara

    Saat: 11.45-13.00
    Prof. Dr. Zeynep Direk (Koç Üniversitesi Felsefe Bölümü)
    "Etiği Nasıl Öğrenmeli "

    Ara 

    Saat: 14.00-15-30
    Prof. Dr. Hakan Çörekçioğlu (Dokuz Eylül Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü )
    “Rönesans Felsefesi: Düşüncenin Geçmişe Dönüşü” 

    Ara

    Saat: 16.00-17.30
    Prof. Dr. Kubilay Aysevener (Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü)
    “19.yy Düşüncesinin Ana Hatları”

    Saat: 17.45-18.45
    Doç. Dr. Özlem Duva (Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü) (Atölye çalışması)
    "Farklı Disiplinlerde Felsefenin Kullanımı"

    24 Şubat 2019 Pazar

    Saat:10.00-11.30
    İstanbul Şubesi Öğretmen Sunumu

    Ara

    Saat:11.45-13.15
    Ar.Gör. Cenk Özdağ (ODTÜ Felsefe Bölümü), Ar.Gör. Oğuz Akçelik (ODTÜ Felsefe Bölümü)
    "Eleştirel Düsünme ve Analitik Çözümleme"

    Ara

    Saat: 14.00-15.30
    Ankara Şubesi Öğretmen Sunumu
    “Lise Müfredatı ve Felsefe Ders Kitapları İncelemesi”

    Ara

    Saat: 16.00-17.30
    İzmir Şubesi Öğretmen Sunumu
    Selin Tunçel (İTK Felsefe Öğretmeni), Nurşah Yılmaz(TED İzmir Koleji felsefe Öğretmeni)
    Çocuklarla Felsefi Sorgulama Uygulamaları

    Ara

    Saat: 17.45-18-45
    Değerlendirme ve Sonuç Toplantısı
    Kapanış

    http://www.konak.bel.tr/...QQdDgtGhgBWpFxdXfp7I
  • 12.Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
    13.Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.
    14.Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" 2yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir!
    15.Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.
    16.Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
  • 1.Kural

    Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    2.Kural

    Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir,
    akıl işi değil. 
    Kılavuzun daima yüreğin olsun,
    omzun üstündeki kafan değil.  
    Nefsini bilenlerden ol,
    silenlerden değil!

    3.Kural

    Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    4.Kural

    Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O'nu görüp ölen de yoktur. Kim O'nu bulursa sonsuza dek O'nda kalır.

    5.Kural

    Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler.  Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, koy gitsin! " Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    6.Kural

    Şu dünyadaki çatışma, ön yargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

    7.Kural

    Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    8.Kural

    Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

    9.Kural

    Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir..

    10.Kural

    Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    11.Kural

    Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    12.Kural

    Aşk bir seferdir.  Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    13.Kural

    Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    14.Kural

    Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    15.Kural

    Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

    16.Kural

    Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

    17.Kural

    Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    18.Kural

    Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

    19.Kural

    Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

    20.Kural

    Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    21.Kural

    Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    22.Kural

    Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    23.Kural

    Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.

    24.Kural

    Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    25.Kural

    Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başlarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    26.Kural 

    Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    27.Kural

    Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

    28.Kural

    Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

    29.Kural

    Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    30.Kural

    Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

    31.Kural

    Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    32.Kural

    Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    33.Kural

    Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

    34.Kural

    Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    35.Kural

    Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    36.Kural

    Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

    37.Kural

    Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    38.Kural

    "Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    39.Kural

    Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

    40.Kural

    Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.
  • 13.Ankara Kitap Fuarı, 15 Şubat itibariyle (son gün 24 Şubat) ATO Congresium'da başladı. İlk günün onur konuğu İlber Ortaylı hocaydı ve kitaplarını imzaladı. İlk günde toplam 17 kitap aldım:

    1.Dostoyevski-Ecinniler
    2.Nikolay Çernişevski-Nasıl Yapmalı
    3.Rabindrath Tagore-Gora
    4.Edgar Allen Poe-Öyküler 1( 2. Kitabı vardı)
    5.Anton Çehov-Öyküler 2 (1. Kitabı vardı)
    6.İlber Ortaylı-Türklerin Altın Çağı
    7.İhsan Oktay Anar-Puslu Kıtalar Atlası
    8.Nietzche-Böyle Söyledi Zerdüşt
    9.Platon-Sokrates'in Savunması
    10.Victor Hugo-Bir İdam Mahkumunun Son Günü
    11.Alfred Adler-İnsan Doğası
    12.Sadri Karakoyunlu-Türk Askeri İçin Savaş Şiirlerinden Seçmeler (1914-1918)
    13.Halil Cibran-Ermiş
    14.Halil Cibran-Ermişin Bahçesi
    15.Halil Cibran-Meczup
    16.Halil Cibran-Gezgin
    17.Halil Cibran-Kum ve Köpük

    Türkiye İş Bankası Yayınları'nda %30 indirim var ve ayrıca Dorlion Yayınları'nda herhangi 3 kitap 25₺.

    Sizin de indirim ve kalite olarak tavsiye ettiğiniz yayınlar veya kitaplar varsa bu iletiye yorum olarak yazarsanız ya da profilinizde ileti olarak paylaşırsanız ya da en azından bu iletiyi profilinizde paylaşırsanız gidecek olanlara faydalı olacağı düşüncesindeyim.

    İyi okumalar! 😊