• 1.Seni seviyorum ❤
    2. Cok trip atiyorsun 😒
    3. Sana aşığım😍
    4. Giciksin🙄
    5. Cok tatlısın☺🌺
    6. Iyi bir arkadaşsın👭
    7. Sensiz olmaz🤕
    8. Kankamsin👯‍♂
    9. Sevgilim olmani isterdim💏
    10. Hoşsun😎
    11. Ölürüm sana 💋
    12. Kardesimsin ❣
    13. Bitanemsin💕
    14. Herseyimsin💗
    15. Benim icin ozelsin 💝
    16. Seni anlatmaya kelimeler yetmez 💞
    17. Çok degerlisin💓
    18. Evlenelim👦❤*
    19.Ballı Çöreğimsin 🍯🍩

    *önce ben cevap alayım 😂✨😂*
  • 115 syf.
    ·1 günde
    Timothy Snyder tarafından yazılan tam ismiyle "Tiranlık üzerine - Yirminci yüzyıldan yirmi ders” kitabı günümüzde, yaşanan akıl tutulmasına ayna tutan bir eser.

    Modern demokrasi tarihinin aynı zamanda bir zayıflama ve çöküş tarihi olduğunu belirterek başlayan kitap, önümüzdeki bu tehlikeye doğru tepkileri verebilmek için tarih bilimi aracılığıyla geçmişimizle bağ kurarak önceki demokrasi ve cumhuriyet rejimlerindeki başarısızlıklardan öğreneceğimiz 20 ders olduğunu söylüyor. Bu 20 ders şöyle sıralanıyor;

    1. peşinen itaat etmeyin
    2. kurumları koruyun
    3. tek partili devlet sistemlerinden sakının
    4. dünyaya karşı sorumluluklarınızı üstlenin
    5. mesleki ahlak değerlerinden şaşmayın
    6. paramiliterlere (Bir yarı askeri ya da paramiliter güç, işlev ve örgütlenme olarak askeri ancak düzensiz gönüllülerden oluşan devletçe desteklenen bir tür yapı. Terim Yunanca harici anlamına gelen para ve asker anlamına gelen militer sözcüklerinden türemiştir) dikkat edin
    7. silahlanmak zorunda kalırsanız bunu çok iyi düşünün
    8. diğerlerinden ayrışın
    9. dilinize özen gösterin
    10. gerçeklerden şaşmayın
    11. araştırın
    12. karşınızdakilerle göz teması kurun ve sohbet edin
    13. somut politikalar uygulayın
    14. özel hayatınız olsun
    15. hayırlı işlere katkıda bulunun
    16. diğer ülkelerdeki akranlarınızdan bir şeyler öğrenin
    17. sakıncalı sözcüklere dikkat edin
    18. hayal bile edilemeyen gerçekleştiğinde sakinliğinizi koruyun
    19. vatansever olun
    20. elinizden geldiğince cesaretli davranın

    Kökeni Antik Yunan dönemine dayanan Tiranlık, Platon ve Aristo’nun yönetim biçimleri sıralamasında en sonda yer alıyordu. Eski Yunancada “efendi, bey” anlamlarına gelen “tyrannos” sözcüğünden türeyen Tiran kelimesi, yasa ve kanunları tanımayan, genellikle bir darbe veya suikast sonucu başa geçmiş olan ve iktidarını ‘tek adam’ olarak sürdüren yöneticiler için kullanılmıştır. Günümüzde ise halkına zulmeden, zorba iktidarları betimlemek için halen kullanılıyor.

    Holokost (Nazi Soykırımı, Yahudi Soykırımı ya da Ha-Shoa; Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Almanyası döneminde, Heinrich Himmler'in liderliğindeki SS güçleri tarafından işgal edilen sınırlar içerisinde yaklaşık beş buçuk milyon Yahudi’nin sistemli bir şekilde öldürüldükleri soykırım) üzerine uzmanlığı bulunan Tarihçi Yazar Timothy Snyder, Tiran ifadesini 20. yüzyılda Avrupa’da iktidara gelmiş Faşist yönetimler için kullanıyor. En bilinen örnek üzerinden gidersek; Kant, Hegel, Schopenhauer gibi büyük filozofları, Goethe gibi büyük yazarları, Wagner gibi büyük bestecileri çıkarmış olan Alman toplumunun nasıl olup da hitler gibi bir liderin peşinden giderek ülkelerini mutlak bir faşizme teslim ettiğini ve 20 milyondan fazla insanın ölmesine neden olduğu sorusunu kitapta irdeliyor.

    Bu kitap, bugünün eğitimli ve uzgörür insanlarının günümüze ve geleceğe dair düşüncelerinde yalnız olmadıklarını, yanılmadıklarını bir kez daha somut gerçeklerle hatırlatmaktadır. Bir toplumun nasıl tek adam rejimine sürüklendiğini tarihsel olaylardan örnek vererek, bir ulusun demokrasiden diktatörlüğe dönüşmemesi için bireyin neler yapması gerektiğini liste halinde belirten; totaliter rejimlerin arttığı, milliyetçiliğin hızla tırmandığı günümüz dünyasında her bireyin okuması gereken bir kitaptır.
  • TARİHİN EN ZEKİ İNSANI

    1898-1944...
    Hepsi topu 46 yıl yaşamış dünyanın gelmiş geçmiş en zeki insanı olduğu iddia edilen William James Sidis' in IQ seviyesi ölçülemez değerdeymiş. (250-300 arasında olduğu kabul edilir.)
    Rus Yahudi si muhacir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. 6 aylıkken alfabeyi çözmüş, 18 aylıkken New York Times okuru olmuş, 2 yaşında Latince' yi, 3 yaşında Yunanca 'yı öğrenmiş, anatomi üzerine denemeler yazdığında 4 yaşındaymış ve 8 yaşına gelmeden önce İngilizce, Latince, Yunanca, Rusça, İbranice, Fransızca ve Almanca 'yı öğrenmiş. İlkokul çağı geldiğinde ise Vindergood adıyla andığı bir de dil geliştirmiş. İlkokulu;
    1. sınıf 1 gün
    2. sınıf bir kaç gün
    3. sınıf 3 ay
    4. sınıf bir hafta
    5.sınıf 15 hafta
    6 ve 7. sınıflar beş buçuk hafta gibi bir sürede bitirmiş.
    11 yaşında Harvard'a kabul edilmiş. Aynı sene Harvard'da profesörlere 4 boyutlu objeler hakkında ders vermeye başlamış,16 yaşında Harvard Hukuk Fakültesine geçmiş. 20 yaşına gelince de sosyalist/komünist eylemlere, mitinglere katıldığından hapse girmiştir.
    Sidis' in bir günde bir dili öğrenebildiği ve ertesi gün diğer bildiği diller ile çapraz mukayese ve tercüme yapabilir hale geldiği de iddialar arasındadır. kendisi bu bir günde dil öğrenme hadisesi sebebiyle ölümüne dek bilinen ve öğrenilebilen bütün dilleri öğrenmiş, hatta bir iki adım ileri gidip diller uydurmaya başlamıştır.
    Bütün bu zeka dolu hayatına ve olanaklara rağmen Sidis, bekleneni verememiş, bir iki kitap, çok kayda değmeyen bir akademik hayat ile silinip gitmiştir.
    Sonuç olarak; zekanın tek başına ne kadar yüksek olursa olsun bir işe yaramadığı, yanında biraz yaratıcılık, bir tutam hayal gücü ve felsefe olması gerektiği söylenebilir..
    *Uzman Psikoterapist AKARAGÖZ
  • 304 syf.
    ·17 günde·9/10
    -Bir şiirin ne kadar iyi, ne kadar edebi ya da ne kadar kötü olduğu hususunda fikir beyan edebilecek eğitim düzeyinde değilim. Bu sebeple burada yazdıklarım bir inceleme değildir, sadece benim yorumumdur.-

    Bir kitabı daha nihayete erdirirken hakikaten güzel bir şiir kitabı okumanın sevinci içerisindeyim.

    Yavuz Bülent Bâkiler'in siyasi hüviyetini bir kenara koyduktan sonra kendisinin nazarımda iyi bir şair olduğunu söyleyebilirim.
    Ayrıca şiirlerini okurken bir kez daha Yavuz Bülent'in Türkçesine ve Türkçe hassasiyetine hayran kaldım. Kaldı ki zannederim kendisi bu konuda yaşayan devlerimizdendir. Zaten benim Türkçeyi sevmemi ve Türkçe hususunda son derece dikkatli davranmamı sağlayan iki isimden birisidir.

    Ben kendisiyle 11. sınıfta iken tanışmıştım. O gün nöbetçiydim ve herkes dersteyken koridorda yürüyüp duruyordum. Gözüm kütüphaneye ilişti. Şu anda onarılmak üzere boşaltılmış olsa da o gün tam anlamıyla harap haldeydi. Raflara gözlerimi gezdirirken yan yana dizilmiş bir halde bir sürü Yavuz Bülent Bâkiler'e ait kitap gördüm. Bunlar kendisine ait ilk üç şiir kitabı idi: Yalnızlık, Duvak, Seninle. Bunların her birinden birden fazla mevcuttu ve ben yeni bir şair ile tanışmanın heyecanı ile her birinden birer tane almıştım. Ardından hemen okumaya başladım ve deyim yerindeyse aşık oldum.

    Bilhassa memleket şiirlerini hayranlık ile okudum. Çünkü öylesine naif, öylesine sıcak, samimi ve müessir şiirlerdi ki ben sanki bir kadına, sanki bir sevgiliye yazılmış gibi hissettim. Her mısra sonunda sanki şairin gözyaşları dökülmüş gibiydi.

    Oraları gerçekten özlüyor olmalıydı...

    Azerbaycan ve Karabağ üzerine yazmış olduğu şiirlerin ise özel bir yeri vardır. Zira kendisinin dedeleri Azerbaycan'dan Türkiye'nin muhtelif illerine göçmüş. Bu sebeple olacak ki hepsinden ayrı olarak kalbinde Karabağ ve haliyle Azerbaycan için bambaşka bir hicran hissi söz konusu:

    "Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır
    Ben Yâkub gibiyim uzun yıllardır
    Onda Yusuf'umun kokusu vardır.
    Ve hasreti, gönlümde, büyük Türkistan kadardır
    Âyettir kitabımda, bayrağımda rüzgârdır
    Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır."
    #59944877

    Yavuz Bülent'in Türkçe hassasiyetinden bahsetmiştim. Kendisini bu hususta -bence- şu iki mısrasıyla özetlemiş:

    "Akrep zehiri katmam onun helâl sütüne
    Arı-duru bir Türkçe süzülür hep dilimden"
    #59788483

    Bu şiir kitabını 09.11.2019 tarihinde İstanbul Kitap Fuarı'ndan almış ve fuarda bizzat kendisine imzalatma şansına nail olmuştum. Bir şairin ruhunu bıraktığı ve onun biricik yavrusu diyebileceğim bir kitabı imzalattığım için memnun olmuştum.

    Ayrıca bu imza gününden yaklaşık 7-10 gün sonra beni telefonla aradı ve 15-20 dakika kendisiyle konuşma şansına da malik olmuştum. Kitaplarımı imzalatırken bir mektup vermiştim. İçerisinde telefon numaram da bulunuyordu. Tabii bunlar benim için çok hoş hatıralar. Neticede aramayabilirdi. Lakin aramak inceliğini göstererek saygımı ve sevgimi kazandığını söylemeliyim.

    İlk defa okuduğum günden beri ne zaman bir daha okusam içime işleyen ve canımı yakan şu mısralarını da sizlerle paylaşmak istiyorum:

    "Çirkinim.
    Usandım tek başıma türküler çağırmaktan
    Biliyorum güzel değil gözlerim, dudaklarım
    İçinizden çıkıp gitsem bir gün diyordum
    Başladığım bütün türküler yarım
    Öyle bakmayın yüzüme kahroluyorum.

    Türküler unutturmaz çirkinliğimi..."
    #59315308

    Uzun lafın kısası, içerisinde Türkçenin tadına, naif ve yaralı bir ruhun, bir gencin ıstırabına, bir sevgiliye duyulan hasret gibi memleket hicranına ziyadesiyle varacağınız bir şiir kitabı olduğu kanaatindeyim.

    Keyifli okumalar diliyorum.
    Esen kalınız.