Oku,Düşün,Uygula,Neticelendir...
Bir insanın neye güldüğü ile zekâsını,
Nasıl güldüğü ahlakını gösterir...
Bir gönlü ya yaşat,yada öldür ama asla yaralı bırakma...
Sevmeyi bilmeyen gönle yürek emanet edilmez...
"İnsanlardan kaçıyoruz..
Önceden hepimizin çok büyük hayalleri vardı.
Mesela çok büyük şehirlerde yaşamak istiyorduk.
Londra,Paris gibi.
Evet çok insan istiyorduk yanımızda,hayatımızda.
Şimdi öyle mi ?
Şimdi hepimizin hayalleri küçük denize karşı küçük bir kasabada yaşamak. Yanına seni anlayan bir insanı alıp herşeyi geride bırakıp bir karavan bir sırt çantası ne güzel olurdu değil mi ?
Peki neden böyle oldu ?
Çünkü büyüdük
insanların görüldüğü kadar iyi olmadığını anladık.
Hayatımızda çok insan olsa da
seni anlayabilen az insan olduğunu anladık..."
[Charles Bukowski]
Avlusunda su kuyusu bulunan evler vardı .
incir
Nâr
Ayva
Erik
Dut
Kiraz
Asma Üzüm
Tavuk ve civciv olmazsa olmaz bir zenginlikti bir çok evde .
Komşular ve ahbaplar vardı
Birbirimizin ağzından yerdik ve her derdimizi bilirdik birbirimizin.
Misket
Yakar top
Ebelemece
Kuka
Saklambaç
Kızlı erkekli oynanan
Evcilik oyunları vardı.
Kimin kapısında acıkırsak orada doyardı karnımız.
Sabah evden çıkar gece 12' de ismimiz çığlık atılınca eve döner , niye duymuyorsun diye ince bir fırça atılırdı , hepsi buydu.
Mis gibi hayattı kısacası herkes için.
Anneler hafif , çocuklar özgürdü.
Yaşıyorduk bu hayatı .
Ağaçlar meyveler birer birer azaldıkça özgürlüğümüzden de çalındı sanki .
Sahi ya.
Nereye gitti bu kocaman hayatlar .
6 inç bir ekrana sığdı hayatlarımız .
yan yana oturduğumuz insanın gözüne bakmadan günler harcayıp oh ne güvenli bir yaşam diye yuttuk bunu .
Çocuklarımız adına ne büyük kayıp.
Nasıl bir fakirlik bu tarifi yok ....
Alıntı..