okurumizlerim, 1602 inceledi.
14 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Bu yıl okuduğum 30. Kitap 30 karakterli #marvel1602 oldu. #gereklişeyler 'den çıkma, kalın kapak, renkler ve kağıt kalitesini sevdim. Çizimler #andykubert ve #richardisanove 'dan. Üstelik hikaye #neilgaiman 'dan. Marvel karakterlerini 17. Yüzyılda, okumak keyifliydi. Ancak karakter ve olay çokluğu benim gibi az sayıda #çizgiroman okumuş biri için fazla karışık geldi. Neyse sonlara doğru kim kimdir anlayabildim. #siper-man #fantastikdörtlü #wanda #angel #virginiadare #thor #kaptanamerika daha kimler kimler var! Meraklısına bir okumasını öneririm. Karakterlerin belli özelliklerine, 1. büyük tarihsel dönüşümlerine sadık kalınmış. (Örümcek Adam'ı örümcek ıssırır gibi) eleştirmen ve okuyucuları beğeni konusında ikiye ayırdığını da söylemek mümkün. Bu ciltte 1'den 8'e kadarki bölümler bulunuyor.

Mihriban Karadağoğlu, Güneş Ülkesi'ni inceledi.
08 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

İncelemeyi Öteki Yayınevi, Birinci Baskı: 2017, Özlem Pekcan(Çev) üzerine yapıyorum.
Eserin İtalyanca özgün adı "Citta del Sole", ve ilk defa Latince olarak "Civitas Solis" 1623'te Farankurt da basılıyor. Özgün metin ise ancak 1904'de basılıyor. Öteki'nin çeviride kaynak aldığı eser ise 1602'de Campanella'nın kaleme aldığı ilk metindir.
Eser, Ospitalario Tarikatı Rahibi ile Cenevizli Kaptan arasındaki diyaloglardan oluşur. Rahibin soruları doğrultusunda Cenevizli Kaptan, bir zamanlar topraklarında yaşamış olduğu Güneş Ülkesi'ni anlatır. Kentin coğrafyasını, fiziksel yapısını, eğitim, savaş, inanç ve astroloji anlayışını, toplumsal yaşamını aktarır meraklı rahibe. Güneş ülkesindekiler, aitlik-sahiplik duygusundan yoksundurlar, kendi evleri, kendi çocukları yoktur. Yöneticileri(buna "Güneş" derler.) tüm bilim ve sanat dallarını, varlığa ait olan bilgiyi en iyi şekilde bilmek durumundadır. Neslin sağlıklı olarak devam edebilmesi için hangi kadının ve erkeğin kiminle ilişkide bulunacağı yönetim tarafında belirlenir. Kadın ve erkek arasında tutkudan ziyade arkadaşlık daha öndedir. Ölümden korkmazlar çünkü ruh onlar için ölümsüzdür. Bilim ve felsefeyle uğraşırlar ve dünyadaki diğer halkların eninde sonunda kendileri gibi olacağını söylerler. Güneş ülkesindekiler, neye ihtiyaç duyuyorsa ona sahiptirler.
Pekcan, Tommaso Campanella adlı giriş metnini bitirirken şöyle diyor; "Elinizdeki kitap, gördüğü baskı ve işkenceler karşısında isyan eden, Altın Çağ özlemiyle yanıp tutuşan bir ruhun felsefe, astroloji ve dinle harmanlanarak dile gelmiş rüyasıdır."

instagrmkahvecisi, bir alıntı ekledi.
 02 Haz 2017 · İnceledi

Herkes korkarken gözüpeklik edene şeytan denirse,bu oyunda şeytanı oynamaktan mutluluk duyarım,delikanlı. Matthew Murdoch

1602, Neil Gaiman1602, Neil Gaiman
instagrmkahvecisi, bir alıntı ekledi.
02 Haz 2017 · İnceledi

o kadar çok şey biliyorum ki neredeyse beynim patlayacak ve parçalara ayrılıp yok olacak. Dr. Stephen Strange

1602, Neil Gaiman1602, Neil Gaiman
instagrmkahvecisi, bir alıntı ekledi.
02 Haz 2017 · İnceledi

Mucizeler çağında yaşıyoruz ve bunun hoşuma gittiğini söyleyemem. K. Elizabeth

1602, Neil Gaiman (gerekli şeyler)1602, Neil Gaiman (gerekli şeyler)

Kapak tasarımıyla beni benden alan kitaptır. İç sayfalar ise büyüleyici. Okumasanız bile kitaba göz atarak etkisinde kalabiliyorsunuz. Son söz kısmından sonraki kara kalem çalışmaları da harika.

Umut Çalışan, 1602 inceledi.
06 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle diğer elit/akademik/postmodern ya da adına her ne derseniz deyin, sandman, v for vendetta, watchmen gibi kendi beğenmiş (başka bir tanım bulamadım affedin) çizgi romanlardan çok daha anlaşılır bir senaryoya, çok daha güzel çizimlere ve tabi ki hepsinden daha çok aksiyona sahip. Her karakterin 1602 yılına adaptasyonu inanılmaz derecede güzel. Neredeyse 616 ve 2099 evrenleri gibi bir 1602 evreni oluşturmaya müsait. http://www.umutcalisan.com/2014/03/1602.html

Serpil Ağ, Yeter ki Sonu İyi Bitsin'i inceledi.
08 Şub 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

" Yeter Ki Sonu İyi Bitsin " başlığıyla dilimize çevrilen eser, William Shakespeare ait beş perdelik bir tiyatro eseridir. Tercüme eden Özdemir Nutku'nun önsözde değinmiş olduğu bilgiler ışığında, oyunun yazılış ve oynanış tarihi üzerine herhangi bir kanıt bulunamamasına rağmen, yapılan araştırmalar değerlendirilerek, oyunun aşağı yukarı 1602-1604 yılları arasında yazılmış olabileceğini öğrenmekteyiz. Oyunun türü komedyadır. Ama eserde Shakespeare, güldürmekten ziyade düşünmeye sevk etmekte seyirciyi. Çünkü eserin konusu; bir erkeği deli gibi seven bir kadının, tam kavuştum muradıma hasıl oldum derken, nasıl yüz üstü yapayalnız bırakıldığını anlatmaktadır.
İnsanoğlu yaşamı boyunca hep bir arayış içerisindedir. Kimisi Hermann Hesse'nin Siddharthası gibi, variyetten vaz geçip özüne arif olmak ister. Kimisi de huzurlu ve mutlu olmak, kendince doğru bildiği yolda yürümek ister. İnsanoğlu sık sık yanlış yollara sapsa da, en nihayetinde doğru yola erişir. Bütün bunların hepsi sağlam bir karakter ve sarsılmaz bir irade ile mümkündür. Birey istediği kadar, zihninin aymazlığında kaybolsun, acı çeksin. Acı çektikten sonra, doğru yolu bulması kaçınılmaz bir sondur.
Bu oyunda da kahramanımız Bertram kralın baskısıyla soylu olmayan ama ünlü bir doktorun kızı olan Helena ile evlenmek zorunda bırakılır. Bertram kibri ve deneyimsizliği yüzünden, cinsel dürtülerinin ve yanlış dostlarının kurbanı olur. Üstelik Helena'yı soylu bir kana sahip olmadığı için, aşağılar ve terk eder. Zavallı Helena bütün hakaretleri sineye çekerek, sevdiği erkeğin de kendisini sevmesi için elinden ne gelirse ardına koymaz. Çünkü bütün varlığını Bertram'a adamıştır. Nitekim şu satırlarda, Helena'nın Berttam'a karşı hissettiği derin sevgi gün yüzüne çıkmaktadır.
" Benim için her şey bitti artık.
Bertram'la birlikte hayatım da gitti.
Bu, tıpkı gökteki parlak bir yıldızı sevip
Onunla evlenmeyi düşünmek gibi. "
Düşünüyorum da neden, insanlar sevilmediği ve onurları zedelendiği halde, bile bile koşulsuz sevmeye tabii olurlar. Aşk, onurlarından üstün müdür? Yada aşk her türlü yanlışı affeder mi? Kim bilir. Aşk mı, onur mu? Sizce hangisi kazanacak? Yada ikisi birbirini dengeleyerek, mutlu sona mı ulaşılacak. Öğrenmek istiyorsanız, okumalısınız!...
Shakespeare'in okumuş olduğum ikinci eseri olmasına rağmen, derin anlam ifade eden sözlerini bulunduğum her ortamda ifade eder oldum. Dikkatimi çeken bir unsur da, Jane Austen'in kitaplarında sezinlediğim nüktedanlık, Shakespeare'in kitaplarında yoğunlukla hissedilmekte. Zaten Jane Austen Shakespeare'den fazlasıyla etkilendiğini ifade eden sözlerini " Mansdield Park " adlı kitabında okurlarına yansıtmıştı.
Değerli okurlar, benim Shakespeare'in kitaplarına olan ilgim artarak devam etmekte. Benim hissettiklerimi hissetmeniz adına Shakespeare okumanızı tavsiye ederim...