• *Gılgamış Destanı
    *Ardavirafname-Ardaviraf
    *Kayıp Cennet-John Milton
    *HOMEROS
    İlyada Destanı
    Odysseia Destanı
    *HERODOTOS -Tarih
    *DANTE ALİGHİERİ
    Yeni Dünya
    İlahi Komedya
    *Dönüşümler-Ovidius
    *Aenas Destanı-Vergilius
    *Ütopya -Thomas More
    *Binbir Gece Masalları
    *WİLLİAM SHAKESPEARE
    Hamlet
    Macbeth
    Romeo ve Juliet
    Othello
    Bir Yaz Gecesi Rüyası
    On İkinci Gece
    Kral Lear
    Venedik Taciri
    Kış Masalı
    *FRANCİS BACON
    Denemeler
    Yeni Atlantis
    * Robinson Crusoe -Daniel Defoe
    *Gulliver'in Gezileri -Jonathan Swift
    *Clarissa-Samuel Richardson
    *Tom Jones - Henry Fielding
    *JANE AUSTEN
    Akıl ve Turku
    Aşk ve Gurur
    Mansfield Parkı
    İkna
    Emma
    *MARY Shelley
    Frankenstein
    Son İnsan
    *GururDünyası-William Makepeace Thackeray
    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi
    Oliver Twist
    Kasvetli Ev
    Büyük Umutlar
    *Jane Eyre - Charlotte Bonte
    *Uğultulu Tepeler-Emily Bonte
    *GEORGE ELİOT (Mary Anne Evans)
    Kıyıdaki Değirmen
    Silas Marner
    Middlemarch
    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    Çılgın Kalabalıktan Uzak
    Adsız Sansız Bir Jude
    *HENRY JAMES
    Daisy Miller
    Bir Kadının Portresi
    Yürek Burgusu
    *Karanlığın Yüreği -Joseph Conrad
    *HERBERT GEORGE WELLS
    Zaman Makinesi
    Ay’da İlk İnsanlar
    *İyi Asker-Ford Madox Ford
    *Howards End-Edward Morgan Forster
    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri
    Mrs. Dalloway
    Kendine Ait Bir Oda
    *AGATHA CHRİSTİE
    Doğu Ekspresinde Cinayet
    On Küçük Zenci
    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya
    Krom Sarısı
    Ses Sese Karşı
    * GEORGE ORWELL (Eric Arthur Blair)
    Hayvan Çiftliği
    Bin Dokuz Yüz Seksen Dört -1984
    *Sineklerin Tanrısı -William Golding
    *Otomatik Portakal - John Burgess Wilson- Anthony Burgess
    *Bir Son Duygusu- Julian Barnes
    *Kefaret-IAN MCEWAN
    *Denemeler –Montaigne
    *Le Cid- Pierre Corneille
    *Fablla- Jean de La Fontaine
    *MOLİERE
    Cimri
    Kibarlık Budalası
    Hastalık Hastası
    *İskender-Jean Racine
    *JEAN-JACGUES ROUSSEAU
    Toplum Sözleşmesi
    İtiraflar
    *Memoirs of a nun (Bir Rahibenin Anıları)-Denis Diderot
    *Devrimler Üzerne Denemeler-François-Rene de Chateaubrıand
    *LAMARTİNE
    Şairane Duyuşlar
    Graziella
    *STENDHAL – (Marie-Henri Beyle )
    Kırmızı ve Siyah
    Parma Manastırı
    **HONORE DE BALZAC
    Vadideki Zambak
    Goriot Baba
    Eugénie Grandet
    **ALEXANDRE DUMAS (baba DUMAS)
    Monte Kristo Kontu
    Üç Silahşörler
    *ALEXANDRE DUMAS (Oğul DUMAS)
    Kamelyalı Kadın
    **VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu
    Sefiller
    İdam Mahkumunun Son Günü
    *Bir Zamane Çocuğunun İtirafları-Alfred de Musset
    *GUSTAVE FLAUBERT
    Madam Bovary
    Bilirbilmezler - Bouvard ile Peuchet
    *CHARLES BAUDELAİRE
    Kötülük (Elem) Çiçekleri
    Yapay Cennetler
    *CONCOURT KARDEŞLER
    Germinie Lacar-teux
    Charles Demailly
    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem
    Dünya Merkezine Yolculuk
    Denizin Altında 20bin Fersah
    *EMİLE ZOLA
    Meyhane
    Germinal
    *ALPHONSE DAUDET
    Değirmenimden Mektuplar
    Pazartesi Hikayeleri
    *Hirodias-Stephane Mallarme
    *Zühal Şiirleri-Paul verlaine
    *GUY DE MAUPASSANT
    Ay Işığı
    Tombalak
    *ARTHUR RİMBAUD
    Cehennemde bir mevsim
    Tanrısal Esinler
    *ADRE GİDE
    Ayrı Yol
    Pastoral Senfoni
    Kalpazanlar
    **MARCEL PROUST
    *Kayıp Zamanın İzinde
    1) Swann'ların Tarafı
    2) Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3) Guermantes Tarafı
    4) Sodom ve Gomorra
    5) Mahpus
    6) Albertine Kayıp
    7) Yakalanan Zaman
    *LOUİS ARAGON
    Paris Köylüsü
    Elsa’nın Gözleri
    *RENE DESCARTES
    Yöntem Üzerine Konuşma
    Felsefenin İlkeleri
    Ruhun Tutkuları
    *ALEKSANDR PUŞKİN
    Maça Kızı
    Yüzbaşının Kızı
    *NİKOLAY VASİLYEVİC GOGOL
    Ölü Canlar
    Palto
    Bir Delinin Hatıra Defteri
    *Zamanımızın Bir Kahramanı-Mihail Lermontov
    *İVAN TURGENYEV
    Rudin-İlk Aşk
    Babalar ve Oğullar
    *FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ
    İnsancıklar
    Ölüler Evinden Anılar
    Yeraltından Notlar
    Suç ve Ceza
    Budala
    Karamazov Kardeşler
    *LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY
    Savaş ve Barış
    İnsan Ne ile Yaşar
    İvan İlyiç'in Ölümü
    Anna Karenina
    Kreutzer Sonat
    Diriliş
    *ANTON ÇEHOV
    Martı
    Vişne Bahçesi
    *Oblomov-İvan Gonçarov
    *MAKSİM GORKİ
    Ana
    Artamonov Ailesi
    *İVAN ALEKSİYEVİÇ BUNİN
    Teneke kaplı İvan
    Mitya’nın Aşkı
    *ANDREY BELY
    Petersburg
    *BORİS PASTERNAK
    Doktor jivago
    İnsanlar ve Haller
    *MİCHAEL BULGAKOV
    Usta ile Margarita
    Kol Manşetinde Notlar
    *Sönüyor Al Kanları Günbatımının- Sergey Yesenin
    * Ve Durgun Akardı Don-Mihail Şolohov
    *İvan Denisoviç’in Bir Günü-Aleksandr Soljenitsin
    *JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
    Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları
    Genç Werther'in Acıları
    Faust
    Gönül Yakınlıkları
    Pandora
    *SİCHİLLER
    Haydutlar
    Wilhelm Tell
    Don Carlos
    Mutluluk Şarkısı
    *Romantizm Okulu-Heinrich Heine
    *Danton’un Ölümü-Karl Georg Büchner
    *THOMAS MANN
    Buddenbrook Ailesi
    Venedik’te Ölüm
    Büyülü Dağ
    *Orpheus’a Soneler-Rilke
    *HERMANN BROCH
    Kader Ağıtları
    Vergilius'un Ölümü
    *HERMANN HESSE
    Siddhartha
    Bozkırkurdu
    Boncuk Oyunu
    *Niteliksiz Adam – Robert Musil
    *STEFAN ZWEİG
    Satranç
    Amok Koşucusu
    Bir Kadının Hayatından 24 Saat
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    Geçmişe Yolculuk
    *FRANZ KAFKA
    Dönüşüm
    Dava
    Şato
    Milena’ya Mektuplar
    *ELİAS CANETTİ
    Marakeş'te Sesler
    Körleşme
    *Teneke Trampet-Günter Grass
    *EDGAR ALLAN POE
    Öyküler
    Kuyu ve sarkaç
    *Tom Amca'nın Kulübesi-Harriet Beecher Stowe
    *Moby Dick -Herman Melville
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer’in Maceraları
    Huckleberyry Finn’in Maceraları
    Mississippi’de Hayat
    JACK LONDON
    Martin Eden
    Beyaz Diş
    Demir Ökçe (Distopya-ütopya)
    *THOMAS STEARNS ELİOT
    Çorak ülke
    Boş Adamlar
    Edebiyat Üzerine Düşünceler
    *JOHN STEİNBECK
    Kenar Mahalle,Bitmeyen Kavga
    Fareler ve İnsanlar
    Gazap Üzümleri
    *SAUL BELLOW
    Boşlukta Sallanan Adam
    *DAN BROWN
    Da Vinci Şifresi
    Dijital Kale
    Melekler ve Şeytanlar
    *JORGE LUİS BORGES
    Kum Kitabı
    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği
    *ROBERT LOUİS STEVENSON
    Define Adası
    Dr jekyll ve bay Hyde
    Kara Ok
    *URSULA K. LE GUİN
    Mülksüzler
    Yerdeniz Üçlemesi
    Lavinia
    *JRR TOLKİEN
    Yüzüklerin Efendisi
    Silmarillion
    *JOSEPH CONRAD
    Nostromo
    Karanlığın Yüreği
    *HENRY FİELDİNG
    Tom Jones (İlk basımı 1749 - Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri)
    Joseph Andrews
    *WİLKİE COLLİNS
    Beyazlı Kadın
    Aytaşı
    *MARCEL ALLAİN-PİERRE SOUVESTRE
    Fantoma 1 : Suç Dehası
    Fantoma 2: Boş Tabut
    *EDUARDO GALEANO
    Yaratılış /Ateş Anıları 1
    Yüzler ve Maskeler / Ateş Anıları: 2
    Rüzgarın Yüzyılı / Ateş Anıları: 3
    *GEORGES PEREC
    Kayboluş
    ŞEYLER
    w ya da bir çocukluk hatırası
    Yaşam Kullanma Kılavuzu
    *PAUL AUSTER
    New York Üçlemesi
    Ay Sarayı
    Şans Müziği
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer'ın Maceraları
    Huckleberry Finn ‘in Maceraları
    *JAMES JOYCE
    Ulysses
    *ITALO CALVİNO
    Bir kış gecesi eğer bir yolcu
    *ITALO SVEVO
    Senilita Yaşlılık i
    *PATRİCK SÜSKİND
    Güvercin
    Koku

    ****************************************
    *Don Kişot -Miguel de Cervantes
    *Zorba-Nikos Kazancakis
    *Tiffany’de Kahvaltı- Truman Capote
    *Uyanış - Kate Chopin
    *Şeker Portakalı -José Mauro de Vasconcelos
    *Çavdar Tarlasında Çocuklar -Jerome David Salinger
    *Pal Sokağı Çocukları -Ferenc Molnár
    *Genc Bir Köy Hekimi -Mihail Bulgakov
    *Küçük Prens -Antoine de Saint-Exupéry
    *Fahrenheit 451 -Ray Bradbury
    *Gora -Rabindranath Tagore
    *Rüzgâr Gibi Geçti -Margaret Mitchell
    *Kuzey ve Güney -Elizabeth Gaskell
    *Bülbülü Öldürmek -Harper Lee
    *Küçük Kadınlar -Louisa May Alcott
    *Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı -Robert M. Pirsig
    *İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog -Galileo Galilei
    *Muhteşem Gatsby -F. Scott Fitzgerald
    *Özgür İnsanlar -Halldor Laxness
    *İnsanlık Durumu -Andre Molraux
    *Sofi’nin Dünyası - Jestein Gaarde
    *Tatar Çölü -Dino buzzati
    *Oyunun kuralı-Leonardo Sciascia
    *Yetenekli Bay Ripley- Patricia Highsmith
    *Şemsiye -Will Self
    *Mezhaba Beş -Kurt Vonnegut
    *Devlet -Platon
    *Prens -Niccola Machiavelli
    *Martı Jonathan Livingston -Richard Bach
    *Küçük Kara Balık -Samed Behrengi
    *Yüreğinin Götürdüğü Yere Git-Susanna Tamaro
    *Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom
    *Böyle Buyurdu Zerdüşt -Friedrich Nietzsche
    *Nehirler Kızıl Akar - Jean Christophe Grange
    *Düşlerin Yorumu-Sigmund Freud
    *Sevgili- Marguerite Duran
    *Gülün Adı-Umberto Eco
    *Beydeba -Kelile ve Dimne
    *Yüzüklerin Efendisi- John Ronald Reuel Tolkien
    *Huzursuzluğun Kitabı -Fernando Pessoa
    *Otostopçunun Galaksi Rehberi (Edebiyat serisi) -Douglas Adams, Eoin Colfer
    *Dorian Gray'in Portresi -Oscar Wilde
    *Carmen -Prosper Merimee
    *Ekmekçi Kadın -Xavier de Montepin
    *Sol Ayağım - Christy Brown
    *Kızıl Ölümün Maskesi - Edgar Allan Poe
    *Gecenin Sonuna Yolculuk -Louis-Ferdinand Celine
    *Beyaz Zambaklar Ülkesi -Grigory Petrov
    *Michael Kohlhaas -Heinrich von Kleist
    *Operadaki Hayalet -Gaston Leroux
    *Guguk Kuşu -Ken Kesey
    *En Mavi Göz – Toni Morrison
    *Effi Briest – Theodor Fontane
    *Sherlock Holmes-Arthur Conan Doyle
    *Maldoror’un Şarkıları - Comte de Lautréamont
    *Hindistan’da Bir Geçit-Edward Morgan Forster
    *Candide ya da İyimserlik - Voltaire
    *Sırça Fanus - Sylvia Plath
    *Wittgenstein'ın Yeğeni: Bir Dostluk - Thomas Bernhard
    *Tehlikeli İlişkiler - Choderlos de Laclos
    *Kent ve Köpekler - Mario Vargas Llosa
    *Kör Baykuş - Sadık Hidayet
    *Atları da Vururlar - Horace Mccoy
    *Derviş ve Ölüm - Mehmet Selimoviç
    *Piyanist - Elfriede Jelinek
    *Schindler'in Listesi - Thomas Keneally
    *Gün Doğarken Bülbül Susar- Elsa Triolet

    *********************************

    *CENGİZ AYTMATOV
    Gün Olur Asra Bedel
    Selvi Boylum Al Yazmalım
    Cemile
    *OĞUZ ATAY
    Tutunamayanlar (1972)
    Tehlikeli Oyunlar (1973)
    Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
    Korkuyu Beklerken (1975)
    Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
    Günlük (1987)
    Eylem bilim (1998)
    *YUSUF ATILGAN
    Aylak Adam
    Anayurt Oteli
    *AHMET HAMDİ TANPINAR
    Saatleri Kurma Enstütüsü
    Mahur Beste
    Huzur
    *HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
    Aşk-ı Memnu
    Mai ve Siyah
    *SABAHADDİN ALİ
    Kuyucaklı Yusuf
    Kürk Mantolu Madonna
    İçimizdeki Şeytan
    *LATİFE TEKİN
    Sevgili Arsız Ölüm
    Berci Kristin Çöp Masaları
    *ATİLLA İLHAN
    Kurtlar Sofrası
    Ben sana Mecburum
    *AZİZ NESİN
    Zübük
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    *PEYAMİ SAFA
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    Fatih Harbiye
    *HALİDE EDİP ADIVAR
    Sinekli Bakkal
    *REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    Çalıkuşu
    Yaprak Dökümü
    Dudaktan Kalbe
    Acımak
    *ORHAN KEMAL
    Bereketli Topraklar Üzerinde
    Gurbet Kuşları
    Hanımın Çiftliği
    *YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
    Yaban
    Kiralık Konak
    *KEMAL TAHİR
    Devlet Ana
    Esir Şehrin İnsanları
    *YAŞAR KEMAL
    İnce Memed
    Yer Demir Gök Bakır
    Orta Direk
    Binboğalar Efsanesi
    *SAİT FAİK ABASIYANIK
    Medarı Maişet Motoru
    Alemdağ'da Var Bir Yılan

    **************************************

    *MEVLANA -Mesnevi
    *YUNUS EMRE-Divan
    *EVLİYA ÇELEBİ-Seyahatname
    *Dede Korkut Kitabı
    *Üç İstanbul - Mithat Cemal Kuntay
    *Eylül - Mehmet Rauf
    *Yılanların Öcü - Fakir Baykurt
    *Puslu Kıtalar Atlası -İhsan Oktay Anar
    *Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
    *Kendi Gök Kubbemiz -Yahya Kemal Beyatlı
    *Ben Ol da Gör -Seyit Göktepe
    *47’liler, Füruzan
    *Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
    *Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik
    *Ağır Roman, Metin Kaçan
    *İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit
    *Mel’un – Selim İleri
    *Araba Sevdası Recaizade Mahmud Ekrem
    *Küçük Ağa-Tarık Buğra
    *Fikrimin İnce Gülü-Adalet Ağaoğlu
    *Safahat -Mehmet Akif Ersoy
    *Çile-Necip Fazıl Kısakürek
    *Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    *Otuzbeş Yaş (Bütün Şiirleri)-Cahit Sıtkı Tarancı
    *Drina’da son gün-Faik Baysal
    *Gazoz Ağacı- Sabahattin Kudret Aksal
    *Gülistan -Sadi-i Şirazi
    *Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacib
    *Sergüzeşt- Samipaşazade Sezai
    *Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-Hüseyin Rahmi Gürpınar
    *Ömer Seyfettin (Kaşağı-Falaka-Ferman-Külah-Perili Köşk-Yalnız Efe-Yüksek Ökçeler)
    *Kültürden İrfana - Cemil Meriç
    *Şah ve Sultan - İskender Pala
    *Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli
    *Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay
    *Sevda Sözleri - Cemal Süreya
    *Aganta Burına Burınata –( Halikarnas Balıkçısı- Cevat Şakir Kabaağaçlı

    *************************************
    NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALAN TÜM YAZARLAR VE YAZARLARIN ÖNEMLİ ESERLERİ :

    1901
    Sully Prudhomme (16 Mart 1839, Paris, Fransa – 6 Eylül 1907)
    1902
    Theodor Mommsen (30 Kasım 1817, Garding, Almanya – 1 Kasım 1903)
    1903
    Bjørnstjerne Bjørnson (8 Aralık 1832, Kvikne, Norveç – 26 Nisan 1910)
    1904
    Frédéric Mistral (8 Eylül 1830, Provence, Fransa – 25 Mart 1914)
    José Echegaray y Eizaguirre (19 Nisan 1832, Madrid, İspanya – 14 Eylül 1916)
    1905
    Henryk Sienkiewicz (5 Mayıs 1846, Polonya – 15 Kasım 1916) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Ateş ve Kılıç”
    1906
    Giosuè Carducci (27 Temmuz 1835, Pietrasanta, İtalya – 16 Şubat 1907)
    1907
    Rudyard Kipling (30 Aralık 1865, Mumbai, Hindistan – 18 Ocak 1936) – “Dilek Evi”
    1908
    Rudolf Christoph Eucken (5 Ocak 1846, Almanya – 15 Eylül 1926) – Alman felsefeci. “Hayatın Anlamı’’
    1909
    Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858, Mårbacka, İsveç – 16 Mart 1940) – İsveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları”, “Nils Holgersson’un Serüvenleri”
    1910
    Paul Heyse (15 Mart 1830, Berlin, Almanya – 2 Nisan 1914) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Andrea Delfin”
    1911
    Count Maurice Maeterlinck (29 Ağustos 1862, Gent, Belçika – 6 Mayıs 1949,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mavi Kuş”
    1912
    Gerhart Hauptmann (15 Kasım 1862, Polonya – 6 Haziran 1946) – “Atlantis”
    1913
    Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861, Kalküta, Hindistan – 7 Ağustos 1941) – “Gora”,
    1914
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1915
    Romain Rolland (29 Ocak 1866, Fransa – 30 Aralık 1944) – “Yaşama Sevgisi”
    1916
    Verner von Heidenstam (6 Temmuz 1859, Olshammar, İsveç – 20 Mayıs 1940)
    Henrik Pontoppidan (24 Temmuz 1857, Danimarka – 21 Ağustos 1943)
    1917
    Karl Adolph Gjellerup (2 Haziran 1857, Danimarka – 13 Ekim 1919)
    1918
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1919
    Carl Spitteler (24 Nisan 1845, İsviçre – 29 Aralık 1924)
    1920
    Knut Hamsun ( 4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952) –: “Açlık”
    1921
    Anatole France (16 Nisan 1844, Paris, Fransa – 12 Ekim 1924) – Kırmızı Zambak”
    1922
    Jacinto Benavente (12 Ağustos 1866, Madrid, İspanya – 14 Temmuz 1954)
    1923
    William Butler Yeats (13 Haziran 1865, İrlanda – 28 Ocak 1939) – “Dibbuk”
    1924
    Wladyslaw Reymont (7 Mayıs 1867, Polonya – 5 Aralık 1925)
    1925
    George Bernard Shaw (26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950) “Ölümsüzlüğün Sırrı”
    1926
    Grazia Deledda (28 Eylül 1871, İtalya – 15 Ağustos 1936)
    – İtalyan kadınyazar. “Sardinya Efsaneleri”
    1927
    Henri Bergson (18 Ekim 1859, Paris, Fransa 4 Ocak 1941) – “Madde ve Bellek”
    1928
    Sigrid Undset (20 Mayıs 1882, Danimarka – 10 Haziran 1949) – Norveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen kitabı: “Her Kadın Gibi”
    1929
    Thomas Mann (6 Haziran 1875, Lübeck – 12 Ağustos 1955) – Alman yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Venedik’te Ölüm”, “Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü”, “Büyülü Dağ”, “Yusuf ve Kardeşleri”
    1930
    Sinclair Lewis (7 Şubat 1885, Minnesota, ABD – 10 Ocak 1951) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Vahşi Aşk”
    1931
    Erik Axel Karlfeldt (20 Temmuz 1864, Karlbo, İsveç – 8 Nisan 1931,)
    1932
    John Galsworthy (14 Ağustos 1867, Kingston, Birleşik Krallık – 31 Ocak 1933)
    1933
    Ivan Alekseyevich Bunin (22 Ekim 1870, Voronej, Rusya – 8 Kasım 1953) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mitya’nın Aşkı”
    1934
    Luigi Pirandello (28 Haziran 1867, Agrigento, İtalya – 10 Aralık 1936) – “Gölge Adam
    1935
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1936
    Eugene O’Neill (16 Ekim 1888, Longacre Square – 27 Kasım 1953) – ABD’li oyun yazarı. Türkçeye çevrilen kitabı: “Allahın Ayısı”
    1937
    Roger Martin du Gard (23 Mart 1881, Fransa – 22 Ağustos 1958) – “Thibault’lar
    1938
    Pearl Sydenstricker Buck (26 Haziran 1892, Batı Virginia, ABD – 6 Mart 1973) – Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Amerikalı kadın. “Sürgün
    1939
    Frans Eemil Sillanpää (16 Eylül 1888, Finlandiya – 3 Haziran 1964) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Taşra Kızı”
    1940 –1941-1942- 1943
    Bu yıllar arasında kimseye ödül verilmemiştir.
    1944
    Johannes Vilhelm Jensen (20 Ocak 1873, Danimarka – 25 Kasım 1950,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Kralın Düşüşü”
    1945
    Gabriela Mistral (7 Nisan 1889, Vicuña, Şili – 10 Ocak 1957) – Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga. Kadın şair, eğitimci, diplomat. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Gabriela Mistral Şiirlerinden Seçmeler”
    1946
    Hermann Hesse (2 Temmuz 1877, Calw, Almanya – 9 Ağustos 1962) – “Bozkırkurdu”, Siddhartha”,“Boncuk Oyunu”
    1947
    André Gide (22 Kasım 1869, Paris, Fransa – 19 Şubat 1951) – “Pastoral Senfoni”, “Kalpazanlar”, “Ayrı Yol
    1948
    Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888, St. Louis, Missouri, ABD – 4 Ocak 1965) – ”, “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”
    1949
    William Faulkner (25 Eylül 1897, New Albany, Mississippi, ABD – 6 Temmuz 1962) – “Ses ve Öke”, “Köy’’
    1950
    Bertrand Russell (18 Mayıs 1872, Birleşik Krallık – 2 Şubat 1970) – “Eğitim Üzerine”, “İnsanlığın Yarını
    1951
    Pär Lagerkvist (23 Mayıs 1891, İsveç – 11 Temmuz 1974) – “Yeryüzü Sürgünü”
    1952
    François Mauriac (11 Ekim 1885, Bordeaux, Fransa -1 Eylül 1970) –”, “Yılan Düğümü”
    1953
    Winston Churchill (30 Kasım 1874, Birleşik Krallık – 24 Ocak 1965) – Politikacı.
    1954
    Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899, Illinois, ABD – 2 Temmuz 1961) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, “Yaşlı Adam ve Deniz”
    1955
    Halldór Laxness (23 Nisan 1902, Reykjavík, İzlanda – 8 Şubat 1998) – “Özgür İnsanlar”
    1956
    Juan Ramón Jiménez (24 Aralık 1881, Moguer, İspanya – 29 Mayıs 1958) –”, “Ruhsal Sone”
    1957
    Albert Camus (7 Kasım 1913, Fransız Cezayiri – 4 Ocak 1960) – “Yabancı”, “Veba”, “Düşüş, “Yaz”
    1958
    Boris Pasternak (10 Şubat 1890, Moskova, Rusya – 30 Mayıs 1960) – Boris Pasternak, Sovyetler Birliği Hükümeti’nin baskısı üzerine bu ödülü reddetmek zorunda kalmıştır. “İnsanlar ve Haller
    1959
    Salvatore Quasimodo (20 Ağustos 1901, İtalya – 14 Haziran 1968) Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Güngünüstüne”
    1960
    Saint-John Perse (31 Mayıs 1887, Guadeloupe – 20 Eylül 1975) – Fransız şair ve diplomat. Türkçeye çevrilen eserleri: “Sözcükler Denizi”
    1961
    Ivo Andric (9 Ekim 1892, Travnik, Bosna-Hersek – 13 Mart 1975) – Türkçeye çevrilen kitapları: “Drina Köprüsü”, “Travnik Günlüğü”
    1962
    John Steinbeck (27 Şubat 1902, Kaliforniya, ABD – 20 Aralık 1968) -“Fareler ve İnsanlar”, “Gazap Üzümleri
    1963
    Giorgos Seferis - (13 Mart 1900 – 20 Eylül 1971) – Urla doğumlu Yunan şair. Daha çok Yorgos Seferis olarak bilinir. “Üç Kırmızı Güvercin”
    1964
    Jean-Paul Sartre (Reddetti) (21 Haziran 1905, Paris, Fransa – 15 Nisan 1980) – Kendisine verilen diğer tüm resmi ödülleri reddettiği gibi Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Bulantı”, “Varoluşçuluk”, “Varlık ve Hiçlik”, “Akıl Çağı
    1965
    Mihail Şolohov (24 Mayıs 1905, Vyoshenskaya, Rusya – 21 Şubat 1984) – “Durgun Don
    1966
    Shmuel Yosef Agnon (17 Temmuz 1888, Buchach, Ukrayna – 17 Şubat 1970) –
    “Tılsım”
    Nelly Sachs (10 Aralık 1891, Schöneberg, Almanya – 12 Mayıs 1970) – Alman asıllı İsveçli kadın yazar ve şair. “Akkor Bilmeceler
    1967
    Miguel Ángel Asturias (19 Ekim 1899, Guatemala – 9 Haziran 1974) – “Kasırga”
    1968
    Yasunari Kawabata (11 Haziran 1899, Osaka, Japonya – 16 Nisan 1972) –Karlar Ülkesi
    1969
    Samuel Beckett (13 Nisan 1906, Foxrock, İrlanda – 22 Aralık 1989) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Üçleme”, Üçleme 2″,Üçleme 3” Godot’ yu Beklerken
    1970
    Aleksandr Soljenitsin (11 Aralık 1918, Kislovodsk, Rusya – 3 Ağustos 2008) –”, “İvan Denisoviç’in Bir Günü’’
    1971
    Pablo Neruda (12 Temmuz 1904, Parral, Şili – 23 Eylül 1973) – “Sevdiğime Seslenir Gibi”
    1972
    Heinrich Böll – (21 Aralık 1917, Köln, Almanya – 16 Temmuz 1985) – “Fotoğrafta Kadın da Vardı”, “İlk Yılların Ekmeği”, “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”, “Dokuz Buçukta Bilardo”, “
    1973
    Patrick White – (28 Mayıs 1912, Londra, Birleşik Krallık – 30 Eylül 1990) – “Çöl”
    1974
    Eyvind Johnson (29 Temmuz 1900, İsveç – 25 Ağustos 1976) – “Yaşamak Dediğin”
    Harry Martinson (6 Mayıs 1904, İsveç – 11 Şubat 1978)
    1975
    Eugenio Montale (12 Ekim 1896, Cenova, İtalya – 12 Eylül 1981) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Xenia”
    1976
    Saul Bellow (10 Haziran 1915, Lachine, Kanada – 5 Nisan 2005) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: ‘’ Boşlukta Sallanan Adam’’
    1977
    Vicente Aleixandre (26 Nisan 1898, Sevilla, İspanya – 14 Aralık 1984) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kılıçtan Keskin Dudaklar”
    1978
    Isaac Bashevis Singer (21 Kasım 1902, Leoncin, Polonya – 24 Temmuz 1991) – Polonya kökenli Amerikalı yazar. “Toplu Öyküler”
    1979
    Odysseas Elytis (2 Kasım 1911, Kandiye, Yunanistan – 18 Mart 1996) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Övgüler Olsun Sana”
    1980
    Czeslaw Milosz (30 Haziran 1911, Litvanya – 14 Ağustos 2004) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Tutsak edilmiş Akıl”
    1981
    Elias Canetti (25 Temmuz 1905, Rusçuk, Bulgaristan – 14 Ağustos 1994) – Eserlerini Almanca yazmıştır. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Körleşme’’, İnsanın Taşrası,
    1982
    Gabriel García Márquez (6 Mart 1927, Kolombiya – 17 Nisan 2014) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”,
    1983
    William Golding (19 Eylül 1911, Newquay, Birleşik Krallık – 19 Haziran 1993) – “Sineklerin Tanrısı”
    1984
    Jaroslav Seifert (23 Eylül 1901, Žižkov, Çek Cumhuriyeti – 10 Ocak 1986)
    1985
    Claude Simon (10 Ekim 1913 – 6 Temmuz 2005) – Fransız yazar. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Tramvay”
    1986
    Wole Soyinka – 13 Temmuz 1934, Abeokuta, Nijerya doğumlu.
    1987
    Joseph Brodsky (24 Mayıs 1940, St. Petersburg, Rusya – 28 Ocak 1996) – Rus asıllı Amerikalı şair.
    1988
    Necip Mahfuz (11 Aralık 1911, Kahire, Mısır – 30 Ağustos 2006) “Ezilenler
    1989
    Camilo José Cela (11 Mayıs 1916, İspanya – 17 Ocak 2002)– Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Arı Kovanı
    1990
    Octavio Paz (31 Mart 1914, Meksika – 19 Nisan 1998) – “Öteki Ses
    1991
    Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 13 Temmuz 2014) – Güney Afrikalı kadın yazar. “Başka Dünyalar"
    1992
    Derek Walcott - (23 Ocak 1930, Saint Lucia – 17 Mart 2017) – Saint Lucialı şair, yazar ve ressam.
    1993
    Toni Morrison – 18 Şubat 1931, Ohio doğumlu ABD’li kadın yazar. “En Mavi Göz”
    1994
    Kenzaburo Oe – 31 Ocak 1935, Japonya doğumlu yazar. “Kişisel Bir Sorun”
    1995
    Seamus Heaney – (13 Nisan 1939, Castledawson – 30 Ağustos 2013), İrlandalı yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kuzey”
    1996
    Wislawa Szymborska (2 Temmuz 1923, Kórnik – 1 Şubat 2012) Polonyalı kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Başlıksız Olabilir”.
    1997
    Dario Fo -(24 Mart 1926, Sangiano, İtalya – 13 Ekim 2016), İtalyan yazar. “Sıradan Bir Gün ve Diğer Oniki Komedi”
    1998
    José Saramago (16 Kasım 1922 – 18 Haziran 2010) – Portekizli yazar. “Görmek”, “Körlük
    1999
    Günter Grass – 16 Ekim 1927, Gdansk, Polonya doğumlu Alman yazar. Teneke Trampet
    2000
    Gao Xingjian – 4 Ocak 1940, Ganzhou, Çin doğumlu yazar, çevirmen, eleştirmen ve ressam. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Ruh Dağı”, “Yalnız Bir Adamın Kitabı”
    2001
    Vidiadhar Surajprasad Naipaul – 17 Ağustos 1932, Trinidad doğumlu Britanyalı yazar. “Büyülü Tohumlar”
    2002
    Imre Kertész – 9 Kasım 1929, Budapeşte, Macaristan doğumlu. “Kadersizlik
    2003
    John Maxwell Coetzee – 9 Şubat 1940, Güney Afrika doğumlu yazar ve akademisyen. “Utanç
    2004
    Elfriede Jelinek – 20 Ekim 1946, Avusturya doğumlu, kadın feminist oyun yazarı ve romancı. “Piyanist
    2005
    Harold Pinter – 10 Ekim 1930, Londra doğumlu İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör. “Ay Işığı”
    2006
    Orhan Pamuk – 7 Haziran 1952, İstanbul doğumlu. Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar. Kitapları: “Kara Kitap”, “Kar”, “Cevdet Bey ve Oğulları”, “Yeni Hayat”, “Beyaz Kale”
    2007
    Doris Lessing – 22 Ekim 1919, Kirmanşah, İran doğumlu Britanyalı kadın yazar (İngiltere/Britanya). “Son Aydınlık Yaz”
    2008
    Jean-Marie Gustave Le Clézio – 13 Nisan 1940, Nice, Fransa doğumlu. “Çöl”
    2009
    Herta Müller – 17 Ağustos 1953, Romanya doğumlu Alman kadın yazar.“Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’’
    2010
    Mario Vargas Llosa – 28 Mart 1936, Peru doğumlu. “Yeşil Ev”
    2011
    Tomas Gösta Tranströmer – 15 Nisan 1931, Stockholm, İsveç doğumlu şair, psikolog ve çevirmendir. “Hüzün Gondolu”, “İzmir Saat Üç”
    2012
    MoYan (Guan Moye) – 17 Şubat 1955, Gaomi, Çin doğumlu. Gerçek adı Guan Moye’dir, ancak Çince “sakın konuşma!” anlamına gelen Mo Yan mahlasını kullanır. Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhurudur. “Kızıl Darı Tarlaları”
    2013
    Alice Munro – 10 Temmuz 1931, Kanada doğumlu kadın yazar. “Sevgili Hayat”
    2014
    Patrick Modiano – 30 Temmuz 1945, Boulogne-Billancourt, Fransa doğumlu. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “En Uzağından Unutuşun”
    2015
    Svetlana Aleksiyeviç – 31 Mayıs 1948, İvano-Frankivsk, Ukrayna doğumlu kadın yazar. Kızıl İnsanın Sonu”
    2016
    Bob Dylan – 24 Mayıs 1941, ABD doğumlu. Asıl adı: Robert Allen Zimmerman.
    2017
    Kazuo Ishiguro – 8 Kasım 1954, Japonya doğumlu İngiliz romancı. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Beni Asla Bırakma”, “Günden Kalanlar”
    2018
    Olga Tokarczuk- 29 Ocak 1962 Polonya – ‘’Koşucular
    2019
    Peter Handke - 6 Aralık 1942- Avusturya - ‘’Hiçkimse Koyu'nda Bir Yıl’’


    ***************************************************************************
  • Düşman cephesine karşı gerçekleştirilecek genel keşfin sonucunu görmeye Neşet Bey'i görevlendirdim.
    Alphonse Daudet'nin Sapho-Moeurs Parisiennes adında, canım sıkıldıkça okuduğum romanı bitti.
    Jean etudiant hayatında Sapho'yu seviyor. Birçok seneler beraber yaşıyorlar. (...)
    Mustafa Kemal Atatürk
    Sayfa 43 - Bütün sayfa boyunca okuduğu kitabı anlatıyor.
  • İttihat ve Terakki Cemiyetinin merkezlerinden biri Selanik’ti ve kadın faaliyetlerinin de Selanik’ten başlaması olağandı. Çünkü cemiyet üyeleri bu anlamda çevresindeki kadınların örgütlenmesi yolunu açmışlardı. Bu dönemde ilk kadın hareketlerindeki öncü isimler incelendiğinde çoğunluğun bürokrat ve paşa kızlarından oluştuğu görülür. Serdar-ı Ekrem Abdülkerim Paşa’nın kızı Nadire Hanım bu isimlerden biridir. Selanik’te kurulan “Osmanlı Kadınları Şefkat Cemiyeti Hayriyesi”nin faaliyetleri oldukça geniş kapsamlıdır (13 Ekim 1908). Zekiye Hanım’ın başkanlığını üstlendiği dernek üyeleri topladıkları eşyaları yoksul kadınlar için oluşturdukları “Şefkat Pazarları”nda satmışlar ve elde ettikleri geliri ihtiyaç sahiplerine dağıtmışlardı. Nişantaşı Milli İnas Mektebi de Şefkat Pazarlarından kazanılan 350 lira ile kurulmuştu. Daha sonra İstanbul, Konya, Samsun ve Edirne’de de şubeler açacaklardı. İttihat ve Terakki Cemiyeti gelişmek için şubeler, kadınlar da yardım için dernek açıyorlardı. Şubat 1908’de “Kırmızı-Beyaz Kulübü” kurulmuştu. JönTürk’lerin renklerini taşıyan kulübün amacı kadınların aydınlanmasını sağlamaktı. Aydınlanmanın bir yolu da okumaktı ve kulüp bu amaç için büyük bir kütüphane açmıştı. Kulüpte konferanslar düzenleniyor, kadın konulu eserlerden çeviriler yapılarak gazete ve dergilerde yayınlanmasına çalışıyorlardı. Ayrıca resim ve nakış dersleri de kulübün faaliyetleri arasındaydı.
    Ayşe Zekiye Hanım’ın kurduğu Cemiyet-i Hayriye-i Nisvaniye ise kız okullarına yardım amacı için kurulmuştu (10 Kasım 1908). Emine Semiye Hanım da Edirne’de “Hizmet-i Nisvan Cemiyeti”ni faaliyete geçirmişti. Askerlere yardım ön plandaydı. İttihat ve terakki Cemiyetinin himayesinde kurulan Teali-i Vatan Osmanlı Hanımlar Cemiyeti’nin başkanı Naime Yusuf Hanım’dı. Osmanlı Kadınları Terakkiperver Cemiyeti Fatma Pakize Hanım tarafından, Yunan Savaşı’nda yaralanan askerler için faaliyete geçen
    Cemiyet-i İmdadiye ise Fatma Aliye Hanım tarafından kurulmuştu. Balkan Savaşı sırasında Kadırga’da açılan gönüllü hemşire kursları ile hastabakıcı açığı kapatılmaya çalışılmıştı. I.Dünya savaşı sırasında kurulan Hilal-i Ahmer Cemiyeti de bu alanda büyük özveri ile hasta ve yaralı askerlerin tedavisinde görev yapmıştı. Bu da daha sonra kızlara Tıp eğitimini yolunu açacaktı. Talat Paşa kadınların hekimlik yapmalarını öneriyor ve gerekçelerini de şöyle açıklıyordu: “Savaşta verilen hekim kaybının çokluğu nedeniyle büyük bir hekim açığı vardır. Doktor sayısını arttırmanın tek yolu kadınlara da tıp tahsili imkânı vermektir.” Emine Semiye Hanım’ın Selanik’te açtığı “Yadigâr Terakki Mektebi Yalılar Şubesini, Bakırköy ve Beşiktaş Akaretler’de açılan İttihad-ı Osmani İnas Mektebi (1914) takip edecekti. Teali-i Nisvan Cemiyetini Halide Edip Hanım (Adıvar) faaliyete geçirmişti. Cemiyetin başlıca amacı kadınları toplumsal hayata hazırlamaktı. Kadınlar özgüvenlerini kazanmaya başlamışlardı. Okul ve derneklerin bir biri ardına açılması eğitim konusunu sürekli gündemde tutuyordu. Biliyorlardı ki, kız
    çocuklarının bilgi ve kültürlü olursa ileride iyi bir aile kadını olacak ve çocuklarını da aynı kültürle büyütecekler.
    Süleyman Paşa’nın kızı Sabiha Hanım, Nezihe Muhittin Hanım’ın öncülüğünde kurulan Esirgeme Derneği (1909), ikinci şubesini 1912 yılında açmıştı. Aksaray’da bulunan İttihat ve Terakki Kız Sanayi Mektebine maddi ve manevi yardım etmek, şehir kızlarını yetiştirmek ilk amaçları idi. Balkan Savaşı sırasında Şişli Hastanesinde 300 yataklı bir bölümü faaliyete geçirmişler, her türlü gıda temininin yanı sıra cerrahi aletleri de temin etmişlerdi.
    Kurulan cemiyetler arasında üyelerinin erkek olmasının yanı sıra Harbiye Nazırı Enver Paşa tarafından kurulması açısından “Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslâmiyesi” önemlidir. (1916) Savaş bütün hızı ile devam ederken bu alanda önderlik etmesi Enver Paşa’nın kadına erdiği önemi gösterir. Eşi Naciye Sultanın himayesindedir ve üyeler Harbiye Harbiye Nezareti Müsteşarı İsmail Hakkı Bey, Dava vekili Mehmet Arif, İstanbul Mebusu Salah Cimcoz, Harbiye Nezareti Mektupçusu Ali Rıza Bey ve Dava
    Vekili Mehmet Selahattin Bey’dir. Kadınlara iş imkânı sağlamak, savaş yetimi çocuklara bakmak ve kadın işçileri evlendirmek faaliyetleri arasındadır. Ancak zamanla başvurular çoğalıyor, talepleri karşılamakta zorlanan cemiyet ilginç bir uygulama
    başlatıyordu. Osmanlı ordusuna bağlı kadınlardan oluşan bir işçi taburu oluşturmak... Çalışmalar başlamış, tabur 17 Eylül 1917 günü kuruluşunu resmileştirmişti. Kısa bir zaman içinde 149 kadın işçi kayıt yaptırmıştı. Vakit Gazetesinde çıkan bir ilanda da “İstanbul’da oluşturulan I. Kadın İşçi Taburu için 18-30 yaş arası güçlü, namuslu, kucakta taşınır çocuğu olmayan hanımlar alınacağı” bildiriliyordu. Üç gün sonra gazete I. Kadın İşçi taburunda görev alacak kadınların maaşlarını da açıklamıştı:“Tabur kâtibesi 600 kuruş, bölük kâtibeleri 500 kuruş, tabur iaşe memuresi 600 kuruş, bölük başı 600 kuruş, takım başı
    400 kuruş, hastabakıcı 300 kuruş, terzi 500 kuruş, işçiler 250 kuruş...

    Tarım alanında da ihtiyaç vardı, yol inşaatında da... Cemiyette çalışmak isteyen şehir kadınları için İstanbul’un üç bölgesinde faaliyete geçmişti. Her bir şubede 10.000 işçi çalıştırılması kararlaştırılmış, 19 günde 11.000 kadın başvurmuştu. Bir yıl sonra
    cemiyetin faaliyeti İstanbul’u aşmış, ülke çapında çalışan kadın sayısı bir yılda 60.000e ulaşmıştı. 1913 yılında gıda sanayinde çalışan 4281 işçiden 1144’ü kadındı. Bir başka yoğunlaştıkları alan tütün imalatıydı. Toplam 2109 işçinin 1056’sını kadınlar oluşturuyordu. Ancak kadınlar özellikle yol çalışmalarında başarılı olamamışlardı. Çünkü üstlendikleri işler el arabası ile taş ve kum taşımak, toprak düzeltilmesi ve hendek açılması gibi ağır işlerdi. Bu nedenle cemiyetin faaliyete geçirdiği işçi taburları kısa zamanda kapatılmıştı. 16 Haziran 1913 günü, Kadınlar Dünyası’nın yazarlarından Atiye Şükran, ticaret yapmak için çok
    paraya gerek duyulmadığını belirterek kadınlara şu öneriyi yapmıştı: “250 mecidiye ile 10 kadın bir araya gelerek içlerinden birini reise seçebilir. Birinci defada 2’şer mecidiye verilebilir ve altı ay müddetle bu para toplanabilir. Ben öyle bir şirkete sahibim ve matbaa işi ile uğraşıyorum. Fatma Nefise Hanım ise Galata’da bulunan Müşterek Han’da maden işleriyle uğraşmak üzere İş
    Yurdu’nu kurmuştu.(1913) Kadınların maden işlerine el atması bununla sınırlı kalmayacak, şair Celal Sahir’in annesi Fehime Nüzhet Hanım ‘da 10.000 Osmanlı lirası sermaye ile” Haymana Siyah Kehribar Madeni İşletme Şirket-i Milliyesi”ni kuracaktı. Merkezi Cağaloğlu’nda bulunan şirket 5 liralık 1500 adet
    tam, 2,5 liralık 1000 adet yarım olmak üzere 2500 hisseden oluşmuştu. Ancak savaş sırasında askere alınan erkek memurlar yerine göreve getirilen kadınların terhisler sonucu işten çıkarılmaya başlamıştı. Ağı eleştirilerden biri de İnci Dergisinden geliyordu:” Birçok memurelerin işlerine son verildi. Evvela Kadıköy Sultanisi erkeklerle kadınların bir yerde çalışamayacağı vesilesiyle mektepte bulunan kadınlara yol verdi. Bir müddet sonra da Ziraat Bankası’ndaki memurelere yol verildiğini öğreniyoruz. Hele bankada memurelerin işten el
    çektirilmelerini icap eden sebep gayet gariptir. Bu sebebi sütunlarımıza geçiremeyiz. Fakat kadınlarımızın
    böyle manasız sebeplerle haklarının gasp edilmesini doğru göremeyiz. Kadınlarımız, genç kızlarımız şimdiye kadar girdikleri işlerde daima muvaffak olmuşlardır. Bu başlanan işi idame etmek hepimizin borcudur.”
    Çalışan kadınlardan biri de Feride Hanımdı. Ancak onun çalışma alanı farklıydı.
    İttihat ve Terakki döneminde kadınların aydınlanmasına en iyi örneklerden biri de Feride (Berkmen) Hanım’dır. 31 Mart Olayından önce Mithat Paşa’nın kızı Memduha Hanım ile Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin çalışmalarında yer almış ve gelişmesinde pay sahibi olmuştu. Bu nedenle dönemin önemli isimleri ile bir
    araya gelme imkânı bulmuştu. Cemal Paşa da bunlardan biriydi.
    Savaşın başlaması, erkeklerin cepheye gitmesi ile her alanda çalışan bireye ihtiyaç başlamıştı. Dönemin okuyan ve çevresinde saygı gören kadınlarından Feride Hanım, Cemal Paşa’nın önerisi ile işe başlayanlar arasında yer alacaktı. Posta Ve Telgraf Nazırı Oskan Efendiye bir mektup yazmış, iş başvurusu için gelen hanımın kabulünü istemişti. Feride Hanım’ın başvurusu kabul ediliyor, İstanbul Postanesinde işe başlıyordu. İlk gününü şöyle anlatacaktı: “Ertesi günü yıllardır sırtımda taşıdığım çarşafla peçeyi atıp arkama bir manto ve başıma beyaz bir örtü alıp, gişede pul satmaya başladım.” Gişeye işlem yaptırmak için gelenlerin hayretle baktığı ve ilk zamanlar kabullenmekte zorluk
    çektiklerini de belirten Feride Hanım’ın çalışmaları daha sonra da devam etmiş, Ankara’daki öğretmenliği sırasında öğrencilerine sadece bilgi değil, aydın olmanın faziletini de aşılamıştı.
  • Roza KURBAN - TANIDIĞIM LENİN’İN GERÇEK YÜZÜ.15 Kasım- 2017
    1917 Ekim Devrimi’nin 100.yılı dolayısıyla son günlerde devrim kelimesiyle birlikte Vladimir İlyiç Ulyanov-Lenin’in (1870–1924) adı da sıkça dillendirilmektedir. 1917 Ekim Devrimi ile ilgili uzmanlar da ikiye ayrılmış durumdadır. 1917 yılının Ekim ayında gerçekleşen bu olayı kimisi “devrim”, kimisi “darbe” diyor… Olayın adının ne olduğunun pek fazla önemi yok, ister devrim olsun ister darbe, önemli olan bu olayın perde arkasında yatan gerçeklerdir. Bilindiği üzere bu kanlı girişimin lideri Lenin’dir. İnsanlar öldükten sonra cenaze namazında “bu insanı nasıl bilirdiniz? diye sorarlar. Lenin ile ilgili bana sorsalar, çocukluk samimiyetim ve gençlik heyecanımla “iyi bilirdim” derdim. Ne de olsa ömrümün 26 yılını Sovyet rejimi altına geçiren birisiyim. Sovyetlerde büyüyen çocuklar Lenin’i kendilerini bildikleri andan itibaren tanırlar. Dürüst, çalışkan, zeki, dâhi gibi birçok güzel ve özel vasıfları bir bünyede barındıran kusursuz bir insan, kusursuz bir liderdi Lenin bizim gözümüzde. Lenin’i sorgulamak, kusursuz insan olur mu sorusunu sormak aklımızın ucundan bile geçmezdi. Sorgusuz, sualsiz kabul edilen veya ettirilen bir şahıstı Lenin. Kreş ve anaokulundan itibaren Lenin’i öven, göklere çıkartan şiirleri ezberler, ilkokul-ortaokul yıllarında Lenin’in hayatı ile ilgili hikâyeler okur, rivayetler dinlerdik. Lisede Lenin’in yaptıkları, başarıları (!) ve eselerini tarih kitaplarından okurduk. Üniversitede ise Lenin’in eserlerinin büyük bir kısmını bilmeden sınavlardan geçmek imkânsızdı. Sovyet Dönemi’nde Lenin’in olmadığı bir alan yoktu. Her okulda mutlaka Lenin’in portresi bulunuyordu. Bazen Lenin’in resmi halıya işlenmiş olarak, bazen yağlı boya şeklinde çıkardı karşımıza. Öğretmen olarak çalıştığım kreşte de Lenin resminin halıya işlenmişi vardı, alt kısmına 1870–1970 tarihleri yazılıydı. Belli ki Lenin’in doğumunun 100. yılı için özel yapılmıştı. Her gün duvardaki bu halıya baka baka tarihler unutulmayacak bir şekilde aklıma yazılmıştı. Her şehirde, her kazada, her kasabada, her köyde, hatta en ücra köşelerde bile bir Lenin heykeli vardı. Onun için Sovyet Dönemi’nde yetişen çocuklar Lenin’i “iyi bilir”… 

    Bilindiği üzere 1917 Şubat ve Ekim Devrimleri koşulların oluşması sonucunda ortaya çıkan bir olgudur. Devrimin halka ne getireceğini yaşamadan kimse bilemezdi. Ekim Devrimi, Rus olamayan milletler için bir umuttu. Rusya’da Bolşevikler iktidara geldikten sonra milletler konusundaki Lenin’in fikirleri merak konusuydu. Bu bağlamda Pantürkizm’ın babası olarak nitelendirilen siyasetçi Yusuf Akçura (1876–1935) Lenin’in milletler konusundaki fikirlerini öğrenmek üzere 1916 yılında Lenin’le İsviçre’nin Zürich kentinde 4 saatlik bir görüşme yapmıştır. Görüşmeye Aziz Meker (1877–1941) de katılmış, görüşmenin detaylarını 20 Aralık 1917 tarihinde “Lenin ile Bir Mülakat” başlığı altında Tasviri Efkâr gazetesinde yayımlamıştır. Yusuf Akçura ile Lenin’in milletler konusundaki fikirleri uyuşmamıştır. (Kerimullin 1996: 155) Çarlık Rusya’sı Dönemi’nde başta Kazan Tatarları olmak üzere Rus olmayanlara yapılan zulüm, İdil-Ural bölgesi aydınlarının Lenin’in yanında yer almasına neden olmuştur. Bilhassa, “adil düzen” vaadi, “milletlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayın etme” sözleri Tatar devrimci Mirseyet Sultan Galiyev (1892–1940), Başkurt Türklerinden tarihçi ve devlet adamı Zeki Velidi Togan (1890–1970) gibi önemli isimlerin Lenin ile çalışmalarına zemin sağlamıştır.        

    1991 yılında Sovyetlerin çökmesiyle birlikte hiçbir yerde ne bir Lenin resmi ne de bir Lenin heykeli kaldı. Resimler yırtılarak çöpe, heykeller kırılarak çöplüğe atıldı. Çeyrek asırlık ömrüm Sovyetler Dönemi’nde geçmiş birisi olarak günümüz gözüyle baktığımda her şeyin ne kadar yapay, aldatıcı olduğunu şimdi daha iyi anlıyor, yorumlayabiliyorum. Sovyet Dönemi’nde olayları olduğu gibi kabul ediyor, anlatıldığı gibi algılıyorduk. Gözlerimize takılan “at gözlükleri” etrafımızı görmememizi sağlamak içinmiş meğer… Ekim Devrimi’nin Rus olmayan milletlere getirdikleri ve götürdükleri teraziye konulduğunda götürdüklerinin getirdiklerden çok daha fazla olduğunu görürüz.

    Lenin bizim tanıdığımız gibi kusursuz bir insan mıydı? 1991 yılının sonunda Sovyetlerin çöküşünden sonra arşivlerin bir kısmının kullanıma açılmasıyla birlikte Sovyetlerin acımasız yüzü tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Arşiv belgelerine bakıldığında Lenin’in adının “terör” kelimesiyle yan yana durduğunu söylemek mümkündür. Lenin’in çeşitli kararlar çıkartarak halka terör uyguladığı belgelerle kanıtlanmıştır. Bolşevikler iktidara gelir gelmez “Sovyetlerde fahişeler olmamalı” gerekçesiyle binlerce kadının idam ettirmesi terörden başka bir şey değildir. Lenin verdiği birçok yazılı emirlerinde “dehşetli ve acımasız olun”, “terörün güç kazanmasını ve yayılmasını sağlamalıyız”, “gizli bir şekilde terör eylemleri hazırlamalıyız! Bu çok önemli ve son derece gereklidir” şeklindeki ifadeler bulunmaktadır. Lenin’in 11 Ağustos 1918 tarihinde Penza komünistlerine yazdığı mektupta şu başlıklar bulunmaktadır:

    “Beş bölgedeki köylülerin ayaklanmasından yararlanarak, kulaklarıyok etmeliyiz. Bu devrimin bir gereğidir. Şimdi kulakları silip-süpürmeyi esas görev olarak belirliyoruz. Başkalarına ibret olsun!

    1. Kulaklardan, zenginlerden ve kan emicilerden en az 100 kişi asılmalı. Halk arasında asılmalı ki: görsünler!

    2. Asılanların isimleri gazetede yayımlanmalı!

    3. Asılanların bir tane tahılları dahi bırakılmadan müsadere edilmeli!

    4. Dünkü telgrafa esasen rehin alınmalı!

    5. Öyle yapılmalı ki, yüz çarkımcivardaki halk dehşetten korkarak titresin, ödü patlasın ve yüksek sesle bağırsın: kan emici kulakları boğazlıyorlar ve boğazlayacaklar.

    Söz konusu işlerin yapılışını telgrafla bildiriniz.

    Sağlam, eli sert olan insanları bulunuz!” (Gıylecev 1997: 43–44). 

    Lenin’in Penza’ya gönderdiği mektuplar bununla da sınırlı kalmamış, o telgraf yoluyla “gevşemeyin!”, “yumuşaklık – cinayettir!”, “kimseye şefkat göstermeyin!” şeklinde emirler yağdırmıştır. Lenin’in acımasızlığı sınır tanımamış: 3 Haziran 1918 tarihinde, eğer İngiltere ve Türk askerlerinin işgal etme tehlikesi ortaya çıkarsa Bakû şehrinin ateşe verilmesini emretmiştir. 

    Lenin’in gaddarlığı milletin aydın tabakasını da etkilemiştir. O, fikir sahibi olan eğitimli insanları ülkeden kovma kararı almıştır. Lenin 1922 yılının 19 Mayıs tarihinde, “Hepsini çeşitli taraftan değerlendirip, profesörlerin, yazarların çalışma yılları ile ilgili belgeler toplandıktan sonra ülkeden kovma ile ilgili karar alınmalıdır” demiştir. 17 Temmuz 1922 tarihinde konuyla ilgili Stalin’e yazdığı mektupta şu satırlar bulunmaktadır: “Hiç acımadan yurt dışına sürmeliyiz! Hiçbirisini bırakmadan Rusya’dan kovmalıyız! Yüzer-yüzer tutuklamalı ve nedenini bildirmeden: ‘Kaçınız, efendiler, kaçınız! Tabanları yağlayınız! Biz Rusya’yı uzun süreliğine sizden arındırıyoruz!- denmelidir!”(Gıylecev 1997: 45). Bu bağlamda iki buçuk milyon aydın (!) ülkeden ayrılmak zorunda kalmıştır.
  • 120 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Pan-İslam veya İslam İmparaorluğu adına sahip kitap G.Wyman Bury tarafından 1919 yılında Londra'da yayımlanmış ve Türkçeye 2011 yılında Dr.Mert Akçanbaş tarafından
    tercüme edilmiş.

    Pan-İslam ya da İslam Birliği, tüm Müslümanları tek bir çatı altında birleştirmeyi amaçlayan siyasi bir akımdır. Bu düşünce 19.yüzyılda ortaya çıkmış ve 20.yüzyılın başlarına kadar devam etmiş ve şu an da bile Pan-İslam düşüncesi bazı kesimlerin zihinlerinde yer alsada sadece zihinlerde kalacak siyasi düşüncedir.

    Peki George Wyman Bury kimdir diye sorduğumuzda ise İnternet ve Vikipedia'dan öğrendiğimiz kadarıyla 1874-1920 yılları arasında yaşamış, Ortadoğu tabir edilen topraklarda 25 yıl boyunca bulunmuş, gördüklerini, duyduklarını not tutmuş ve ayrıca gidemediği yerlerden bilgileri de o bölgeye giden kervanlar ve hacılardan elde etmiş, doğabilimci, Arap dili uzmanı, gezgin, yazar, İngiliz ordusunda askeri görevli ve sivil memur. 1920 yılında tüberküloz hastalığından ölür. Geride
    3 kitap bırakır ve okuduğumuz Pan-Islam'da o kitaplaran biridir. Diğerleri ise ["Arabia Infelix" or The Turks in Yamen] Ben bunu (Şanssız Araplar ya da Yemende Türkler) adıyla çevirdim, bu kitabın Türkçesi yok ve 1915 yılında İngiltere'de basılmış. Diğer kitap ise 1911 yılında yine İngiltere'de
    yayımlanan ve Türkçesi olmayan "The Land of Uz" (Uz'un Ülkesi).

    Kitabın yazılma sebebi 'önsöz'de şu şekilde ifade ediliyor: "Bu kitabı politik, sosyal ve dini yönleri karmaşık bir problemi kamuoyunun daha kolay anlaması için yazdım". Yazar İslam dünyasında bulunduğu 25 yıllık deneyiminden de bahsederek hani 'laf ola torba dola' tarzında birşey yazmadığını ve yazdıklarının tamamen gerçek olduğunu da özellikle
    belirtiyor.

    Kitabı yazmasının en önemli sebeblerinden biri olarak da hastalığını belirtiyor. Ben, bunları yazmazsam etraftaki üçkağıtçı ve fırsatçılar halkı yanlış yönlendirir der. Kitap 1919
    yılında yayımlandıktan bir yıl sonra 1920 yılında yazar ölür.

    İçindekiler kısmına baktığımızda 5 ana başlık görülüyor. Bunlar:
    + Pan-İslam'ın başlangıcı ve anlamı
    + Pan-İslam'ın savaştaki etkisi
    + Pan-İslam'ın güçlü ve zayıf noktaları
    + Müslümanlar ve misyonerler
    + Hoşgörü gereksinimi.


    Kitabın birinci bölümü olan 'Pan-İslam'ın başlangıcı ve anlamı'nda, dini ve mistik güzellikleri yazmak için kitabı yazmadığından bahsettikten sonra Müslüman ve Hıristiyanların birbirlerini daha iyi tanıdıkça ön yargılarını yıkıp daha huzurlu ve mutlu olacaklarını belirtiyor. Dönemi
    içinde yaşayan insanlara Pan-İslam nedir konusunda bilgiler de veriyor. Pan-İslam'ın tüm dünyadaki Müslüman halkları ırklarına bakılmaksızın İslam şemsiyesi altında toplama hareketi olduğunu da anlatıyor. Daha doğrusu o zaman diliminde bunu okuyuculara anlatıyor.

    Pan-İslam'ın yeni olmadığını bunun tarihi geçmişinin ise Hicret'e kadar gideceğini çünkü orada da Müslümanları bir arada tutup, çevrelerinde bulunan 'pagan Araplardan' koruma ve mücadele birliği sağladığını ifade ediyor. Ortadoğu coğrafyası tabir edilen yerde İngilizler haricinde Almanların, Müslümanları kendi yanlarına çekmek için yaptıkları çalışmalara da değiniyor.

    Özellikle Filistin bölgesi diye tarif edilen yerde bulunan İngiliz, Fransız, Amerikalı, Alman, Belçikalı yani o bölgenin yabancılarından da bahsediyor. Türkçenin Arapça harflerle yazıldığını ama Türklerin Arapça kelimeleri okuduğunda bunların Araplar tarafından anlaşılmayacak kadar farklı olduğunu da ifade ediyor.

    Türklerin İslamiyete geçişini de kısaca anlatıyor. İngilizlere bu konuda da bilgiler veriyor. Bu sayede tarihi olarak Türklerin nereden nereye geldiği, geldiği coğrafya da başka hangi uluslar olduğu ve İslamiyetle tanışmalarına değiniyor. Türklerle ilgili olumsuz nitelendirmeler de aralarda mevcut.

    Kitabın ikinci bölümü olan 'Pan-İslam'ın savaştaki etkisi'nde ise Mısır sokaklarında yaşananları, konuşulanları, gelenleri, gidenleri İngiliz gizli servisi elemanı Bury hep satırlarına işlemiş. Bury çok farklı kimliklere sahip kişi. Bu yüzden öncelik İngiltere çıkarları olduğu için o yönde davranmasını biliyor.

    Pan-İslam'ın ne kadar etkili olduğunu öğrenmek için esir düşen Müslüman asker veya sivillere bu soru çeşitli şekillerde sorularak onlardan gelen cevaplara göre bir yol haritası çizilmesi de amaçlanmış. Cihat var ama ne kadar etkili oluyor? Esas soru yani İngilizlerin merak ettiği cihat çağrısına ne kadar tepki verildiği?

    Çok zor koşullar altında savaşta bulunan Türk askerlerin yaşam koşulları hakkında da bilgiler veriyor. Cemal Paşa'yı görüyoruz. Kanal harekatı içinde neler yaptıklarını da okuyoruz.

    Savaş olurda propaganda olmaz mı? Propagandanın her türlüsü yani sözlü, yazılı, gerçek, hayal herşey var. Maksat kazanmak olsun yeter.

    Yemen'de yaşanan çatışmalar da kitabın içinde yerini almakta. Kabilelerin bir Türklerin bir İngilizlerin tarafında yer almasını ve
    Bury'in kendi devletine kızmasını da buradan okuyoruz. 'Ben oraları avucumun içi gibi ezberlediğim halde beni niçin pasif
    göreve atayıp, buradaki kabilelerin Türklerin eline geçmesini sağladınız' diyerek serzenişte de bulunuyor.

    1915 - 1916 yıllarında Mısır, Ürdün, Suriye, Arabistan, Yemen bölgesi içinde yaşananları savaş anısı olarak anlatıyor. Neler yapılmış, neler yapılmamış, nerede hata yaptık gibi çeşitli bilgileri birinci elden okuyoruz. Savaş dönemi olduğundan yaşanan acılarda mevcut. Ama herşeyden önce bu coğrafya da 1900'lü yıllardan bugünlere geldiğimizde yine gücün İngilizler elinde olduğunu da görmek mümkün. Belki 1945'ten sonra ABD öncü oldu ama yine bu coğrafyada etkili İngilizlerdir ve bunun en açık örneği şu an 'Ürdün' sayılabilir mi? Bu Arap baharında ABD'ye 'Ürdün'e kimseyi sokturmam ve eylemleri her türlü bastırmasını bilirim diyerek de gücünü az da olsa gösterdi diye düşünüyorum.

    İslam Birliğinin tutmaması sebepleri arasında kendilerinin (yani İngilizlerin) yaptığı çalışmalar; ayrıca Türklerle - Almanların işbirliği yapması yerel halkla çok iyi diyaloglar kuramaması ve Osmanlı'yı yöneten gücün dini yönünün zayıf, hatta dinsiz olması (bu cümleyi bir Arap alimin makalesinden almış), ayrıca 49.sayfanın alt kısmında niçin Pan-İslam'ın sağlanamadığına dair öznel düşünceleri de yer almakta.

    Kitabın üçüncü bölümü olan 'Pan-İslam'ın güçlü ve zayıf yönleri' inceleniyor. Dinsel olaylara fazla girmeden Müslümanlığın Sünni, Hıristiyanlığında
    Protestanlık kısmıyla kıyaslama yaparak bir çeşit dini anlamda neler yapılabilir bunun cevabını aramaya çalışmış. Bunu yaparken de Türklerin ve özellikle İttihatçıların tavırlarından dolayı, Arap yarımadasında oluşan tepkiyi de dile getiriyor. Tabi bunlar yazarın kendi görüşleri, katıldığımız yerlar olduğu gibi katılmadığımız yerler de mevcut. Bölgedeki Müslümanları eğer kendimize düşman yaparsak o zaman Pan-İslam gerçekleşebilir. O yüzden bu konuda daha dikkatli okunmasında fayda var diyor Bury. Daha bir şey demeye gerek yok yani.

    Tabi yazarın kendi düşünceleri olduğu için bunları bizim olduğu gibi kabul etmemiz mümkün değil. Ama burada birşey anlatıyor. Ben diyor klasik gezi kitabı ya da tarihi yerleri anlatan bir kitap yazmıyorum. Bu bile başlı başına önemli. Savaşa katılmış, Türklere silah sıkmış, bu coğrafyadan Türklerin atılması için gerekli alt yapının hazrlanmasına yardımcı olmuş birisi. Arapları kışkırtmış, Türkler buraları iyi yönetemedi dese bile, 300-400 yıllık bir Osmanlı egemenliğini unutmamak lazım.

    Kitabın dördüncü bölümünde "Müslümanlar ve misyonlerler" işleniyor. Bu coğrafya da görev yapacak İngilizlere el kitabı niteliğinde. O yüzden yapılması ve yapılmaması gerekenleri de anlatıyor. Özellikle kutsal şehirler Mekke, Medine'ye yabancıların alınmadığını, girmeye teşebbüs etmemeleri, halkın dini, kültürel yaşantısıyla alay etmemeleri gerektiğini de
    vurguluyor.

    Eğer Arapları yönetmek istiyorsak doğrudan değil de bizim yönlendirmemiz sonucu başa geçecek kişiler üzerinden dolaylı
    bir şekilde hem askeri, hem siyasi hem de ticaret olarak herşeyi yaptırabiliriz diyerek önemli bir durum tespiti de yapıyor.

    Arap dünyasının her tarafının aynı şekilde olmadığını bölgeler arası farklılıktan dolayı bir yere gitmeden önce mutlaka orası hakkında ön bilgi alınmasını da öneriyor.

    Örneğin Yemen'den bahsediyor. Sana'da ayrı diğer bölgelerde ayrı kabile reislerinin yöneticilik yaptığını Türklerin burada bunlarla işbirliği yaptığını belirtikten sonra Türklere sırtını dönen bazı kabileleri tarafımıza çekmek için çalışmalar yapılacağından da bahsediyor.


    Kitabın beşinci bölümünde ise "Hoşgörü gereksinimi" işlenmiş. "Komşularımız arasındaki Müslümanlarla daha iyi yaşayabilmemiz için daha fazla hoşgörü geliştirmemiz gerekmektedir (s109)" diyerek farklı kültür, din veya milletlerin ancak birbirlerine saygı, hoşgörü ile huzurlu bir dünyada
    yaşayacaklarını belirtiyor. Unutmayalım ki, 1915 yılından bahsediyor.


    Kitabın özellikle bu sonuç kısmı gerçekten de çok iyi yazılmış. Özellikle Batı'dan Doğu'ya bakış açısının ne kadar eksik ve desteksiz olması anlamında yerinde tespitleri var. Kendisinin bir İngiliz olmasına rağmen özellikle Amerikan Protestan misyonlerlerinin uygulama biçimlerinin yanlış olduğunu, çünkü onların bu coğrafyayı, bu kültürü, bu dini tam olarak tanımadan basmakalıp fikirlerle bir şey elde edemeyeceklerini de ifade ediyor.

    Bir Müslüman'ı Hıristiyan yapmak çok zor ama pagan Arab'ın Hıristiyan yapılabileceğini onunda şu an yaptıkları gibi olmadığını söylüyor.

    Ezcümle: Tavsiye ederim. Özellikle tarihsever okurlar için kısa bir ortadoğu coğrafyası içinde yaşananları birinci el ağızdan okuyoruz. Tabi öznel anlatım. Nesnel anlatımı da diğer kitapları okuyanlar kendi içinde yapabilir. Ama 1915 - 1917 yılları arasında yaşananları, o coğrafyayı ve İngilizlerin emelleri ve bunun için yapılması gereken ve ters olacak şeylerden kaçınmanın yollarını anlatıyor. 1. Dünya Savaşı Suriye, Mısır ve
    Yemen cephelerinden bahsediyor. Genelde kendi çevresinde duyduğu, gördüğü şeyleri bir potada eritmiş. Tabi yazdıkları raporlar hem İngiliz askeriyesinde hem de isthbarat örgütünde mevcut. Ve niçin bu coğrafyayı İngilizler herkesten daha (bizden bile) bildiğinin çok ufak bir nüvesidir. Bir çeşit anı kitabı da diyebiliriz. O yüzden kitabı Türkçeye çeviren Mert Akçanbaş ve kitabı yayımlayan Destek Yayınlarına da teşekkür ederim. Türkçeye çevrilmemiş 2 kitabı var. Onların içlerini de merak ediyorum. Özellikle "Arabia Infelix" kitabı.

    + Bu kitabı 15-16/Kasım/2018 tarihinde okudum ve inceleme yazısını ise 23/Kasım/2018 tarihinde yazarak siteye ekledim.