• 595 syf.
    ·14 günde·Beğendi·9/10
    Allahın Süngüleri: Reis Paşa, Attila İlhan'ın olgunluk dönemi romanlarından. 1920 yılının Türkiye'sini anlatıyor. 16 Mart 1920 tarihinde İşgal Kuvvetlerinin (İngiltere, Fransa, İtalya) İstanbul'u resmen işgal etmesi ile başlayan roman, birinci İnönü Zaferi sonrası ile sona eriyor. Yani yaklaşık on aylık bir dönemi anlatıyor. TBMM'nin açılışı, isyanlar, düzenli ordunun kurulması vs.
    Romanın baş karakteri Reis Paşa yani Mustafa Kemal. Diğer karaterler; Halide Edip, Yunus Nadi, Ali Fuat Paşa, İsmet Paşa, Mustafa Fevzi Paşa, Fikriye, Çerkes Ethem, vs. Oldukça kalabalık bir kişiler topluluğu... Tarihi gerçek kişilerin, gerçek olayların, kurmaca dünyasında yerini almasıyla roman tadında bir belgesel ya da belgesel tadında bir roman olmuş.
    Attila İlhan 1920'lerin havasını vermek için sanırım, o dönemin dilini kullanmış. Bunda da başarılı olmuş. Ancak genç neslin zorlanmadan okuyabilmesi için yayınevi dipnot şeklinde bir uygulama yapsaymış sanki daha iyi olurmuş gibi geldi bana. Yine de sözlük ya da internete bakarak okunabilir. Ben çok beğendim ve devamı niteliğindeki Gazi Paşa'yı da okuyacağım. Öneriyorum...
  • Kuva-yi Milliye komutanlarından Yahya Kaptan, Gebze'de İstanbul Hükümeti'nin adamlarınca öldürüldü.
  • Aynı İngiliz Amiralinden Lord Curzon'a gönderilen bir başka raporda “Kürdistan, Türkiye'den tamamen ayrılıp özerk olmalıdır. Ermenilerle Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbul'daki Kürt Kulübü Başkanı Said Abdülkadir ve Paris'teki Kürt delegesi Şerif Paşa emrimizdedir...” denilmektedir. (Sayfa no:49, belge no:33, tarih 26 Mart 1920)
  • Akçuralı Yusuf İstanbul’a geldikten sonra Darülfünun (İstanbul Üniversitesi)’da ve Mülkiye Mektebi’nde dersleri verdi. Bütün ısrarlara karşın İttihat ve Terakki Partisi’ne girmedi. 25 Aralık 1908 tarihinde İstanbul’da, Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Necip Asım, Bursalı Fuat Raif, Feylesof Rıza Teyfik ve Ahmet Ferit (Tek) ile birlikte Türk Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Bu dernek kapandıktan sonra 1911 ‘de yerine Türk Yurdu Derneği kuruldu. Akçuralı Yusuf da bu derneğin kurucuları arasında yer aldı. On yedi sene derneğin yayın organı olan “Türk Yurdu” dergisini yönetti. 1912’de kurulan Türk Ocağı’nın kuruluşunda da aktif olarak görev yaptı.

    Akçuralı Yusuf, çeşitli Avrupa ülkelerinde Rusya’daki Türklerin haklarını dile getiren konferanslar verdi. 1918 yılında Rusya’daki Türk esirleri kurtarmak için Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) temsilcisi olarak Rusya’ya gitti ve bir yıl kaldı. 1919'da yurda döndüğünde arkadaşı Ahmet Ferit (Tek)’in kurduğu siyasi bir parti olan “Milli Türk Fırkası”na katıldı ve aynı yılın sonunda İngilizler tarafından tutuklandı. 1920’de hapisten çıkınca Ahmet Ferit Bey’in eşi Müfide Ferit’in kız kardeşi Selma Hanım ile evlendi ve Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Hariciye Vekâleti (Dışişleri Bakanlığı)’nde Genel Müdür olarak görev yaptı. 1923 yılında İstanbul Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi.

    1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasi tarih dersleri vermeye başlayan Yusuf Akçura, Mustafa Kemal’in kültür ve politika danışmanı olarak çalışmaktaydı. 1931’de Atatürk tarafından Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşunda görevlendirildi ve ertesi yıl kurumun başına getirilerek I. Türk Tarih Kongresi’ni yönetti. 1933 Üniversite Reformundan sonra İstanbul Üniversitesi’nde siyasi tarih profesörü oldu. Yusuf Akçura, Kars Milletvekili iken 11 Mart 1935’te bir kalp yetmezliği sonucunda İstanbul’da hayatını kaybetti ve Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi.

    Akçura’nın Türkçü düşünce tarihindeki yeri, çağdaşı olan Ziya Gökalp’in gölgesinde kalmıştır, fakat Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma arkadaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel yapısının oluşmasında etkili olmuştur.

    ESERLERİ:

    Ulûm ve Tarih (1906), Üç Haziran Vak’a-i Müessifesi (Orenburg, 1907), Üç Tarz-ı Siyaset (1911, 1976), Eski Şurâ-yı Ümmet’te Çıkan Makalelerimden (1913), Mevkufiyet Hatıraları (1914), L’etat actuel et les Aspatlions des Turco-Tatares Müslümans en Russie(Rusya’daki Türk-Tatar Müslümanlarının Şimdiki Vaziyeti ve Emelleri, 1914), Şark Meselesine Ait Tarihî Notlar (1920), Tarih-i Siyasî Dersleri (6 cilt, 1920), Muasır Avrupa’da Siyasî ve İçtimaî Fikirler ve Fikir Cereyanları (1923), Siyaset ve İktisat Hakkında Birkaç Hitabe (1924), Türk Yıllığı (1928), Zamanınız Avrupa Siyâsî Tarihi (1933), Osmanlı İmparatorluğu’nun Dağılma Devri - “XVIII. ve XIX. Asırlar” (1934), Türk Cermen ve Slavların Münasebât-ı Târihiyeleri (1941), Osmanlı Saltanatı Müessesâtının Tarihine Dair Bir Tecrübe,  Tâ Kendim Yahut Defter-i Âmâlim (1944), Türkçülük (1978),Türkçülüğün Tarihi (eski harflerle, Türk Yıllığı adlı eserin 287-455 sayfaları arasında yayımlanmıştır; yeni harflerle bağımsız yayın olarak; Türkçülük, sad. Ahmet Özdemir, 1993; ayrıca Sadık Perinçek tar., 1998), Türk Tarihi (12 cilt, sad. Ahmet Özdemir, 1995), Türkçülüğün Tarihi (1999), Yeni Türk Devletinin Öncüleri (2.bas, 2003).
  • Sayfa No: 514
    Belge: 439
    20 Kasım 1920

    Mr. Nicholsen'in Yunan Durumu Hakkındaki Notu

    ... Eğer Yunan kuvvetleri tamamen harekete geçer ve sonuçta İzmir'i kaybederlerse bu çöküş İngilizlerin müthiş aşağılanması olacaktır. Eğer Türkler Boğazları ele geçirirse biz İstanbul'da çok komik bir durumda kalacağız. Ayrıca Türkler ve Bolşevikler bize karşı ayaklanacak...
    Erol Ulubelen
    Sayfa 231 - Cumhuriyet Kitapları
  • Sayfa No: 346
    Belge: 33
    21 Haziran 1920

    ... Lloyd George - Türkiye'deki son birkaç günlük gelişmeler çok tehlikeli olmaya başladı, son zamanlara kadar bu hareket İstanbul'u tehdit etmiyordu. Şimdi İzmit'te önemli sayıda Mustafa Kemal kuvveti var. Mustafa Kemal hemen hemen Çanakkale'ye ulaştı. Çok büyük bir Yunan birliğini Bandırma'ya gönderip Mustafa Kemal'i arkadan çevirelim... Paris'e gelmekte olan Türk delegesiyle görüşme yapmanın hemen hemen anlamı kalmamıştır. İstanbul'daki kumandanlarımızdan Mustafa Kemal'in ilerlemesinden duyulan telaşı bildiren telgraflar almaktayız.

    Kont Sforza - Yunan kuvvetlerinin hiçbir zaman Türkleri yenmesine imkan yok...

    Lloyd George - Belki Yunanlıların çarpışma yeteneğini büyüttük ve Türklerinkini de küçülttük, durum tehlikeli olabilir.

    Fransız Delegesi - Türk sulh anlaşmasını geride bırakalım.

    Lord Curzon - Mustafa Kemal maalesef çok kuvvetli durumda.

    Lloyd George - Türklere bir milyon Ermeni öldü dediğim zaman cevaben iki milyon da Türk öldü diyorlar. Mamafi Türk hükumeti Mustafa Kemal'e karşı, onun için Damat Ferit'e anlaşmayı imzalatabiliriz. Anlaşma hiçbir nedenle geri bırakılmamalıdır...
    Erol Ulubelen
    Sayfa 224 - Cumhuriyet Kitapları