• Royal Society/ daimi yazar
  • SADECE 2 SAYFADA ALBERT CAMUS.


    Öncelikle ilk eseri olduğunu ve 1935-1936 yılarında yani 22 yaşında iken,kendisinin de kabul ettiği gibi acemi olduğu zamanlarda kaleme aldığını belirtmiş.(Tabi ki acemi değil)

    Kitabın baskısına 1958 de yani 23 yıl sonra önsöze şunu ekler: " Ama yaşamın kendisi hakkında, Tersi ve Yüzü'de acemice söylenenden daha fazla bilmiyorum."


    Eser 5 tane kısa denemeden oluşuyor. Önsöz ve denemeler ile beraber sadece 51 sayfa,
    sayfa sayısına bakıp aldanmayalım çünkü geri kalan hayatını bu 51 sayfayı açıklamakla geçiriyor.


    -"Yaşama Aşkı" adlı denemesinin sadece ilk 2 sayfası üzerinden hem kitabı incelemek hem de yüzlerce sayfayı iki sayfaya nasıl sığdırdığını yani yoğunluğunu görelim.
    Sadece 2 sayfayla kitap ve yazar mı incelenir diye siz tepki vermeden önce alıntılar yaparak Yazarı AZ tanıyor olduğumuda belirterek denemesine geçeyim.

    ==============Spoiler=================

    ----Palma'da gece dolaşırken bir bara giriyor:
    "Bir orkestra, renk renk şişeli bir BAR ve omuz omuza, ÖLÜMÜNE sıkışmış insanlar bir MUCİZE sonucu yerleşmişlerdi."

    Bar: Burda barı dünya olarak ele alıyoruz.

    Ölümüne: Aslında çok basit bir tamlama  gibi dursada Ölümüne sıkışmak kelimesi Albert'in üzerinde baya bir durduğu konu.
    Dünya-Ölüm ve sıkışmak aynı cümle de yani bar diye tasvir ettiği dünyadan çıkış yolu ölüm aslında


    Mucize: Varoluşculara göre insan dünyaya tanrı tarafından vb. şekillerde değil amaçsızca dünyaya fırlatılmışlardır. Bu şekilde insanların rastlantısal birleşimi olan dünyaya gelişimize mucize diyor.

    ---------------------------------
    "Tüm müşteriler erkekti. ortada iki metrekarelik bir boş yer. GARSON buradan odanın dört bir köşesine kadehler ve şişeler yolluyordu."

    Garson: Öncelikle barın ortasında yani dünyanın merkezinde yer alıp bunca sıkışıklığa rağmen 4 bir köşeye yetişen ve içki dağıtıp insanları sarhoş edip bilinçsiz hale gelmesine yardımcı olan  bu Garson diye tanıttığı aslında Tanrı adına yani din adına çalışan insanlar Rahipler vs.
    Dinin insanları gerçeği görmemek için sürekli uyuşturduğunu ve bilincine el koyduğunu belirtiyor ve insanlar sıkışırken 2 metrekare alanda  Dini kullananların her şeye rağmen rahat bir alanı olduğu da vurgulanmış.
    --------------------------
    Birdenbire bir zil sesi duyuldu, halkanın içine bir KADIN ATLADI. YİRMİ yaşındaydı.Bu kadının BOYU bir seksendi. KOCAMANDI 150 kiloya yakındı. Karnını öne doğru dalgalandırdı. Sonra  iyi bilindiği anlaşılan bir ŞARKI  istedi. 
    Kadın hem söylüyor hem de SEVİŞME öyküsüne girişiyordu. Tüm salon EZİLMİŞ gibiydi. Nakarata gelince kadın göğüslerini avuçlayarak şarkısını sürdürdü.

    Kadın: Garsonlar Din adına çalışanlar ise bileceğiniz üzere kadın ise Tanrı oluyor.

    Atladı: Burası bar(dünya) neden atlıyor ki girmek varken çünkü Dünya da Tanrı diye bir şey yok biz tepeden düşme şekilde kendimiz kurguluyoruz dünyamıza zorla sokuyoruz demeye getiriyor.


    Kocamandı: Tanrının yani dinin dünyanın çoğu yerini kapsadığını ve İnsanların dinleri abartmasından dolayı büyüdüğüne.


    Boyu 1.80: Tanrının her şeyi gördüğü şekilde kurguladığımızı ve herkese tepeden baktığı için eşit olmadığına


    Yirmi yaşındaydı: Yirmi yaşında yani kabul etmek gerekirse kadınlar her yaşta güzel öncelikle belirteyim :) ama bir kadının en çekici olduğu yaşlar 20 li yaşlar. Tanrıyı itici bir şekilde tipleyip (150 kilo etleri yere sarkıyor vs.) sonra 20 yaşında demesi dinin dünyada yıpranmasına, bozulmasına rağmen hala eskimeyip insanlara genç ve çekici gözüktüğünü


    Şarkı:Kadın(Tanrı) burda isteği insanlardan alıyor kendisi seçip söylemiyor.Çünkü insanlara insanların kendi duymak istediği şeyleri söylemek istiyor.
    Tabi ki şarkı Kutsal kitaplar anlamında oluyor.


    Sevişme: Bu cinsel iç güdü insandan söküp atılamayacak kadar güçlü olduğu için Tanrıya da bu şekilde vazgeçemeyek ve bitmeyecek derecede bağlanıldığını (Daha farklı boyutlardan da bakılabilir ama geçiyorum)


    Ezilmiş: Dinlerin altında insanların sıkışıp kaldığını.
    --------------------------------

    " Sudan çıkmış iğrenç bir tanrıça gibi, alnı bön ve dar gözleri çukurda, dizinin hafif bir TİTREMESİ ile yaşıyordu.KOŞUSUNU yeni bitirmiş atlar gibi. Yaşamın düşkün ve ÇOŞTURUCU görüntüsü gibiydi...


    Dizinin titremesi ise Dinlerin düşüşünün yakın olduğunu artık daha fazla dayanamayacağını belirtmiş.

    Koşusunu yeni bitirmiş at: Dinlerin yorgunluğunu ve tükenmişliği


    Çoşturucu görüntüsü gibi: Sanırım burda aynı kitabın "Alay" adlı denemesine gönderme yapıp bu manzarayla çosturucu diyerek dalga geçiyor.


    Bu arada barda ki herkes erkek demişti tek tip insan işlenmiş bireye indirgediğimizde cinsiyeti ortadan kaldırmış  bunlar bütün insanlar için geçerli.( Neden müşteri erkek Tanrı kadın konusuna girmek baya uzatır incelemeyi girmiyorum)

    ---------------------------------


    İlk 2 sayfa demiştim ama sadece yarım sayfa çıkacak cümlelerden saatlerce sürecek inceleme yapılabilir.Çok uzamasın diye de kısa kestim.İki sayfa da bunlardan ayrı 15 20 simge daha var. Detaylı incelemeyi geçelim kabaca incelemek istesek bile kısa tutulabilecek bir yazar değil.


    Albert Camus kitaba değil her kelimeye anlam yüklebilecek kapasitede olduğunu görüyoruz. Bazen bir paragrafında 15 20 dakika takılı kalıyorum.

    Eseri tavsiye ediyorum ama önce kendisi hakkında ön bilgi edinmek gerektiğini belirtirim.

    Yoksa 2 günde anlayamayacağımız bir yeri 2 dakida geçebiliriz. Yani kitabın adı gibi
    Tersi ve Yüzünün neresi olduğunu anlamadan geçebiliriz



    Çözümlemeler yazarın görüşlerini AZ da olsa bildiğim için kitabından kendi çıkarımlarımdır belirttiğim gibi kabaca tanıyorum kendisini yanlışım olabilir. Bu arada felsefesini sadece okuyorum ilgilenmiyorum.