Göksu

Puan vermedi·208 syf.··
2025 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 20:39
“Bahçıvan ve Ölüm” benim için sadece bir kitap olmadı; çok kişisel bir yere dokundu. İki yıl önce babamı uzun bir hastalık sürecinin ardından kaybettim ve bu kitabı okurken o günlere o duygulara yeniden döndüm. Sayfalar ilerledikçe sadece bir hikayeyi değil, kendi içimde hâlâ konuşamadığım vedaları da okudum sanki. “Ölümden kaçamazsın; bazen ondan kaçtığını sanırken, aslında ona doğru yürürsün.” Bence bu cümle kitabın en sarsıcı gerçeğini çok yalın bir şekilde anlatıyor. Kaçmaya çalıştığımız şeyin hayatın en değişmez gerçeği olduğunu yüzümüze vuruyor. Kitap, ölüm gerçeğini sade ama bir o kadar da derin bir şekilde işliyor. Kaçınılmaz olanla yüzleşmeyi, insanın içindeki çaresizliği ve kabullenişi öyle güçlü hissettiriyor ki bazı yerlerde durup nefes almak zorunda kaldım. Çok ağladım… ama bu gözyaşları sadece üzüntüden değildi biraz da anlama, kabullenme ve hatırlama duygusuydu. Benim için bu kitap, kaybın sadece acıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda sevginin ne kadar derin olduğunu da hatırlattı. Babamı düşündüm, onun bahçesini onun çiçeklerini ,onunla geçen zamanları düşündüm… Eğer bir kayıp yaşadıysanız, bu kitap size ağır gelebilir ama bir o kadar da içten ve gerçek bir yerden dokunuyor. Babam bir bahçıvandı şimdi bir bahçe
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·144 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 19:36
Yarım bir kalple yaşamak mümkün mü? Peki ya eksik olan sadece bir organ değilse… Dimitris Sotakis, Yarım Kalp te fiziksel bir eksiklikten yola çıkarak insanın içindeki daha derin boşluklara dokunuyor. Hayatta kalabilmek için sürekli tamamlanmak zorunda olan bir adamın hikayesi, zamanla sevgi, bağlılık ve varoluş üzerine tuhaf ama çarpıcı bir sorgulamaya dönüşüyor. Gerçek ile absürdün iç içe geçtiği bu kısa roman, okuru rahatsız eden bir sessizlikle ilerliyor. Çünkü bazen insan, en çok da içindeki eksikliğiyle yüzleşmekten korkar. Tam olmak gerçekten mümkün mü, yoksa hepimiz biraz yarım mıyız?
Yarım KalpDimitris Sotakis · DeliDolu · 084 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2025 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 21:32
Bu kitap beğenmek fiilini biraz zorlayan eserlerden biri. Çünkü okurken aldığın keyiften çok taşıdığı ağırlık ve bıraktığı etki ön plana çıkıyor. Bence Işığın O Kör Edici Yokluğu’nun en güçlü tarafı abartıya kaçmadan dehşeti hissettirebilmesi. Tazmamart gibi bir yer anlatılırken yazarın dili neredeyse sakin hatta yer yer dingin ama tam da bu sadelik, yaşananları daha çarpıcı hale getiriyor. Gürültüsüz bir anlatım var ama etkisi çok yüksek. Ayrıca kitap sadece bir hapishane hikayesi değil. Zaman algısının kaybolması, ışığın yokluğu, insanın zihnine sığınması…Bunlar aslında “insan neyle ayakta kalır?” sorusunun etrafında dönüyor. İnanç, hafıza, hayal gücü… Hepsi birer tutunma noktası olarak karşımıza çıkıyor. Zorlayıcı tarafı da burada hızlı okunan ya da akıp giden bir roman değil. Okurken durup düşünmek, hatta bazen sindirmek gerekiyor. Ama tam da bu yüzden kalıcı. Kısacası, edebi olarak sade ama duygusal ve düşünsel olarak çok yoğun bir kitap. Herkese hitap etmeyebilir ama okuyanı kolay kolay bırakmayan türden.
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Sia Kitap · 2020696 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 00:33
Melisa Kesmez’in Çiçeklenmeler’i küçük bir hikayeden oluşsa da duygusu yüksek bir kitap. Sıradan hayatların içinde saklı kırgınlıkları, yalnızlıkları ve umutları ince bir dille anlatıyor. Bazen sessizce, bazen fark etmeden gerçekleşen o içsel dönüşümü; insanın kendi içinde yavaş yavaş çiçeklenmesini okumak ilginizi çekerse bir bakabilirsiniz
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 00:07
Ölüm bir son mudur yoksa anlatılmayı bekleyen son bir hikaye mi? Yu Hua Yedinci Gün de yaşamla ölüm arasındaki o ince, puslu çizgide dolaştırıyor bizi . Yang Fei öldüğünde kendini ne cennette ne cehennemde bulur : yakılmayı ve gömülmeyi bekleyen ölülerin arasında, yedi gün süren bir arafta yürümeye başlar. Bu yürüyüş yalnızca ölülerle karşılaşmanın değil geride bırakılan hayatın da yeniden hatırlanmasının yoludur. Her karşılaşma bir yaşam kırıntısı, her anlatı yarım kalmış bir umut taşır. Yoksulluk, adaletsizlik, yalnızlık ve sevgi; yaşayanların dünyasında bastırılan ne varsa bu sessiz ölüler arasında açıkça dile gelir. Yu Hua, sade diliyle modern Çin’in görünmeyen yüzünü, kaybolan insanlığını ve hayatta kalmanın bedelini gözler önüne serer. Yedinci Gün, ölümden sonra ne olur? sorusundan çok, yaşarken neyi kaçırdık? sorusunu sorduran hüzünle ironiyi, gerçeklikle düşü ustalıkla harmanlayan unutulmaz bir anlatı. En az “Yaşamak” kitabı kadar sarsıcı ve etkileyeci ilgililerine duyurulur.
Yedinci GünYu Hua · Jaguar Kitap Yayınları · 20251,922 okunma
Reklam