Yeniden başladığımda, aynı toplum, aynı yargı, aynı önyargı, aynı kanun ve insanlarla başlayacaksam istemem. Çok savaşmadık mı? Tekrarına gözüm kesmez...
İkinci denememde bitirebildiğim Savaş ve Savaş okuru düşünen bir roman değil kendimce. Zor olduğu için zor; karmaşık olduğu için karmaşık. Okurken sık sık Krasznahorkai'nin beni bilinçli olarak
Muazzez Hanım karşımda benimle sohbet ediyormuş gibi o saygıyla okudum bitti.
Çok şey öğrendim. 110 yılının bir yılını dahi boş geçirmemiş, çalışmış çabalamış, haketmiş ve başarmış. Keyifli bir yolculuktu. Söyleyeceklerim bu kadar, büyük ustaya saygıyla..
Kişisel gelişim kitaplarını pek sevmem, anlık elime geçip okumaya başladığım ama sürükleyen bir kitap oldu.
Şöyle, bilinen kişisel gelişim kitaplarının aksine, hani şu okurken "sen benim neler yaşadığımı nereden biliyorsun?!!" diye içten içe öfkelendiğimiz kitaplar gibi değil. Aslında bize şöyle yap şunu düşün felan gibi telkinleri yok güzel olan bu. Rahatlama değil de hatırlatma kitabı gibi geldi bana daha çok. "Kendimizi, kendimize hatırlatmak." Yıllardır peşinden koştuğumuz ve hala koşmaya devam ettiğimiz, ama ne tamı tamına memnun, ne de tamı tamına mutlu edemediğimiz herşeyin aksine, kendimize bakmamızı sağlayabilecek güzel ve akıcı bir eser.
Sadece şu bölümde bir eleştiri yapabilirim, Üstad kendisini rahatlatan filmler, müzikler, kitaplar vs. gibi listelerden bahsetmiş bazı bölümlerde. Buna karşıyım, benim hoşuma gidecek bir müzik belki başkasının bam teline basabilir, ya da film veya kitap. Rutindeki hoşlantılarımızı, al sen de hoşlanacaksın diye sunmak bana göre hoş değil.
Son olarak kitabın ilk bölümünde bir konu bayağı aklımda kaldı. Diyor ki; bir şey mi istiyorsun, bunun nedenini kendine sor. Nedenlerini de cevapla. Her gün üstüne git ve yeni cevabına yine "neden"diye sor. Aldığın sonuçlar kendine yöneliyor ise sorun yok, ama aldığın cevaplar seni başkalarının mutluluğu veya keyfine doğru yöneliyorsa tekrar gözden geçir.
Bir baş ucu kitabı değil, arada bakayım 2 sayfa kitabı da değil, sadece bir hatırlatma kitabı, vakti olanlar değerlendirebilir. Ama sıkılabilirsiniz de karar sizin artık.
Matt Haig kitaplarının hepsi aynı tarzda sanki, bunu yıllarca psikolojik tedavi almasına bağlıyorum. O kadar çok şey dinlemiş ve o kadar kendi kendine yetmeye çalışmış ki, bildiklerini ya da gördükçe artık ezberlediği telkinleri, sıkmayan kurgular ile okuyucuya sunmuş. Kitaplarının bu denli sevilmesinin nedeni de bu bence.