Osmanlılar'ın duraklama dönemine gelinceye kadar devlet ricali ve ilmiye sınıfı katında kendisinden hürmetle bahsedilen İbnü'l Arabî'nin bu konumunun duraklama dönemiyle beraber bozulmaya başlaması bir karşılıklı sebep-sonuç ilişkisini zihinlere getirmektedir.
İbn Teymiyye'nin fikirlerinin ithaliyle ulemâ tipinde bir değişiklik baş göstermiş, Kadızâdeliler ve Çivizâdeliler türü âlim tipini doğuran bu fikirler, o ana kadar tasavvufî irfanla da meşgul olan ilmiye sınıfını artık kısır tartışmalar içersine hapsetmiştir. Bu tür bir âlim tipinin İbnü'l Arabî irfanı ile anlaşmazlığa düşmesi ve mücadeleye girişmesi kaçınılmazdır.
Onun eserlerinin tam anlamıyla değerini bilmek, Allah tarafından irfan verilmiş kimselere mahsustur.
Değerli eserlerinin özelliklerinden biri, onları mütâlaa etmeye devam eden kimselerin kalplerinden zor ve sıkıntılı şeylerin gidip kalbinin açılıp rahatlamasıdır.
Peygamberlerin Efendisi'nden ﷺ daha yetkin ve daha akıllı hakka çağıran biri mi var? Buna rağmen ona bile delinin teki dediler. Âlemlerin Rabbinin sözünden daha yüce ve daha doğru söz mü var? Buna rağmen ona eskilerin masalları dediler.
Günümüzde durum nedir? Kendilerini rahatlıkla "Batılılar" olarak tanımlayabilen kimselerin konumunu kastediyorum. Burada Batı'da tadını çıkardığımız ve üzerine titrediğimiz hürriyetin bedeli, önce kendi ülkemizde, sonra ülke dışında ortaya çıkan feci bir eşitsizliktir. Felsefî açıdan bakıldığında, günümüzde adalet falan yoktur. Bu açıdan, büyük atalarımız Jakobenlerin bahsettikleri anlamda, erdemden büsbütün yoksunuz. Bir yandan da terörist olmamakla böbürleniyoruz. Saint-Just şu soruyu sormuştu: “Ne erdem ne de terör isteyen kimseler ne istemektedir?” Verdiği yanıt şuydu: Yozlaşma. Bizlere, sahiden de, geleceği hiç düşünmeden yozlaşma arzusu hâkim. Burada "yozlaşma" derken o rezil kaçakçılıkları, soyguncular ve "terbiyeli toplum" arasındaki münasebetleri, kapitalizmin yol açtığı hepimizin malumu olan yolsuzlukları kastetmiyorum. "Yozlaşma" derken, öncelikle, her türlü ilkeden yoksun olduğu halde, kendini olabilecek en iyi dünya olarak sunan ve kendisinden nemalananların çoğu tarafından gerçekten öyle olduğu varsayılan bir dünyayı ayakta tutan düşünsel yozlaşmadan bahsediyorum.