Kitabı beğenmedim çünkü kurgusu aşırı fantastik olmuş. Okuyup da sevmediğim nadir kitaplardan. Çok seveni var ancak ben tavsiye etmem. Filmi nasılmış diye bakacağım.
"Pink Floyd'u sadece dinlemezsiniz, o yaşamınıza sızar. Daha doğrusu yaşam onun müziğine sızar. Albümlerde doğadan sesler kullanmaları, insan sesi ve doğaçlama konuşmaların olması aslında size şunu fısıldar: Yaşamı unutma, eğlenmeyi de! Siz yalnızca onun şarkılarını dinlemezsiniz, tınıları damarlarınızda gezinir. İçinize çekersiniz, sanki bir dağ başındasınız, ormanın içinde, gecenin karanlığında kaybolmuşsunuz ama cırcırböceklerini duyarsınız, uzaktan minik de olsa ışığı görürsünüz. Onu dinlemek tarif edemediğiniz bir meyveyi tatmak gibidir. Müzikle ilgilenen ilgilenmeyen, bir şekilde içindeki ritmi dinleyen tüm huzursuz ruhların yol arkadaşıdır!"
"Ama benim gibi insanların zayıf yanının da her şeyi fark etmek olduğunu söylüyorum. Fazla bilmek mutsuzluk getiriyor. 'Ne mutlu cehaletin koruyucu rahmi içinde bir cenin gibi büzülüp yatanlara.' diyorum."
Okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi, hiç sıkılmadan okudum. Üçünün hayatlarının bir yerde kesişeceğini tahmin etsem de okumayı bırakmadım çünkü hiç sıkmadı.
Muhteşem bir roman, muhteşem bir kurgu. Akakiy Akakiyeviç üzerinden anlatılmış bir yoksulluk ve bu yoksulluğun getirdiği ezilmişlik...
(DİKKAT SPOILER İÇERİR!)
Soğuktan öldükten sonraki o kurgu ilahi adalet dedirtti resmen.