İclal Aydın’ın meşhur kitaplarından biri olan “üç kız kardeş” kitabını bugün itibariyle okumuş bulunuyorum. İtiraf etmeliyim ki dizisinin çekildiğini duyduktan sonra okuma kararı aldım. Hem benim
Evet, yazarımızın başlıktan da anlaşılacağı üzere evlilik ve aşk konularında kötümser bir tavır aldığını görüyoruz. Schopenhauer bu kitabında kadın erkek ilişkileri üzerinden âşık olma eylemini ve kadın erkek bağlılığını dile getirmiştir. Ona göre aşık kişi, tıpkı böceklerin ki gibi içtepinin etkisi altındadır. Eğer âşık olan kişi, sevdiği kişiye ulaşır ve doyuma ulaşırsa sevdiği kişiyi değersiz olarak görmeye başlayacaktır. Bunun sonucunda aşık kişi, elde ettiği kadından ilgisini tamamen kaybeder ve yeni hedeflerin peşinden koşar. Oysa kadında bu durum çok farklıdır. Schopenhauer’a göre kadın doyuma ulaştığında erkeğe daha çok bağlanacaktır. Açıkçası bir taraf giderken diğer tarafın bağlanması, ne yazık ki sağlıklı bir ilişkiyi doğurmayacaktır. Schopenhauer, eskilerin “aşkın gözü kördür” önermesini kitabına işler ve bunu yazılarıyla tasdik eder. O halde Schopenhauer’a göre aşk bir yanılsamadan ibarettir. Bu kitapta yazarın izdüşümüdür dememiz yanlış bir önerme olmayacaktır.
Sonuç olarak ben bu kitabı beğendim. Her okuduğunuzda yeni şeyler öğreneceğiniz bir kitap niteliğinde. Yine de bu kitabı, en az orta seviye okurların okumasını tavsiye ediyorum. Zira dilinin ağır olması, sizi zorlayabilir.
Arthur Schopenhauer in yaşamında annesinden görmüş olduğu şiddet hayatında maalesef kadınlara karşı bir kırılma anına dönüşmüştür. Hatta uzmanlar, düşünürün karamsar felsefesinin temellerini de çoğu zaman bu çocukluk yıllarında annesinden gördüğü şiddete bağlarlar. Aynı zamanda volontarist (iradeci) felsefî akıma mensup bir düşünce insanıdır.
Saygılarımla
Rica ederim asıl kitap öneriniz ve verdiğiniz kıymetli bilgiler için ben teşekkür ederim.
Kitabın başında yazarın hayatından, özellikle annesi ile yaşadığı sorunlara biraz yer verilmişti. Kim bilir belki uzmanlar haklıdır belki de haksızdır. Haklı bile olsalar ben yazarın farklı bakış açısını sevdim.
Esen kalın.
Aşka alternatif, felsefi bir bakış atmak isterseniz, bir dönem gençlik yıllarında hemen hemen tüm sevdiğim bayan arkadaşlarıma hediye ettiğim bu kitabı (
Aşkın Metafiziği ) edinmenizi tavsiye ederim, ancak kitap çevirmeni olarak, 2005 senesinde vefat eden, çok değerli bir çevirmen ve düşünce insanı olan Selahattin Hilav 'ın çevirisini bulabilirseniz iyi olur. Sanırsam yayınevi : Sosyal Yayınları idi.
Saygılarımla
Zehra, Nabizade Nazım’ın yazmış olduğu 1894 yılında yayımlanan ilk psikolojik roman denemesi olmasıyla, oldukça önemli görülen bir eserdir. Açıkçası kitaptaki çeşitli entrikalar olsun, iç çözümleme olsun hepsi mükemmeldi. Hele ki o dönemde yazıldığını düşünürsek neredeyse kusursuz olduğunu söyleyebilirim. Dilerseniz kitap içeriğine bakalım.
Şevket Bey, kitabın asıl kahramanı olan Zehra’nın babasıdır. Suphi ile beraber hem kurduğu güzel dostlukla hem de beraber iş yapması sayesinde kızını Suphi ile evlendirir. Suphi bu genç kadını sevmekle beraber Zehra’nın kıskançlığını evliliğin düzelteceğine inanmaktadır. Bir süre mükemmel bir evlilikleri olur. Kısa bir sürenin ardından Suphi’nin annesi geliniyle oğluna yardımcı olması için güzeller güzeli Sırrıcemal isimli bir yardımcı alır. Zehra’yı bu durum oldukça kızdırır ve kıskançlığını ne yazık ki dizginleyemez. Bir gün mutlaka bu cariyeye Suphi’nin gönlünü kaptıracağına inanır ve bu inanç günden güne kalbini soğutur. Kadının yaratılışından mıdır bilinmez lakin, Zehra’nın tüm bu yersiz kuruntularının hepsi doğru çıkmakla beraber evliliğinin bitmesine neden olacaktır. Derseniz ki yuva yıkanın yuvası olur mu? Ne yazık ki olmaz. Bu kitapta hırslı, kıskanç ve zeki bir kadının, kendisini aldattığı için sevdiği adamdan intikam alışının hikayesini okuyoruz. Elbette intikam kısmını tasvip etmemekle beraber Suphi’nin hazin sonuna “oh olsun” demedim değil.
Özetle ben bu kitabı çok beğendim. Doğrusu kitabın yazarı oldukça iyi bir iş çıkarmış. Tüm okurlara tavsiye ediyorum.
Bu kitabı ben de okumuştum. İnceleme yazınız gayet güzel.. Fakat ben hazin sona biraz üzüldüm. Sanki Zehra adamı -istemeden- bu sona yönlendirmişti gibi hatırlıyorum. İş Bankası Kültür Yayınları'nın bu serisinin "Günümüz Türkçesi"ne çevirileri çok iyi olduğu için bu tür eski öykü ve romanların da gençler tarafından okunma oranı artıyor. Yayınevinin de eserlerin sevilmesinde katkısı olduğunu düşünüyorum.