Belki de aslında acı çekmenin, baş etmenin, tüm o felaketleri yaşamaktan daha zor olan, bütün bunları tek başına sırtlandığını kimsenin görüp bilmemesiydi.
Kimsenin gözlerinin içine şefkatle bakmaması. Kimsenin nasıl bir savaş verdiğinden haberinin olmaması. İnsan bazen yardım etmeseler de savaştığının görülmesine ihtiyaç duyar... Her şeyin üstesinden gelse bile bunun takdir edilmesine muhtaç... Yalnızlıkla başa çıkıyor ama ne kadar yalnız olduğunun bilinmesini ister. Zaten yalnızlık dediğimiz buydu işte, kimsenin bilmemesi. Bilseler yalnızlık kırılır, o küçük bakış, o tek kelime kaybedilen savaşları bile tersine çevirirdi.