"Annemin bir hayata ihtiyacı vardı ve özgür olmak istediğini söylüyordu ama aslında tutsak kalmak istiyordu. Belki de yeterince cesur değildi. Annemin onca yıl bu işkenceden kurulmak için geçerli bir sebep bulamaması beni yaralıyordu. Beni, öz oğlunu, yeterli bir sebep olarak görmüyordu. Babamı gördükçe hepimizin içinde iki yarının olduğunu anlamıştım, bizi iki farklı yöne çeken iki uç noktamız var. Bir şeyi bütün gücümüzle sevebiliyoruz ama içimizde daima uyanmayı bekleyen karanlık bir taraf oluyor. Babam annemi seviyordu ama ondan nefret ediyordu. Annem ise babamdan nefret ediyordu ama onu seviyordu da."