Bir Kitap Meselesi

Bir Kitap Meselesi
@1kitapfelsefesi
“”"Süslü diploma ne ki, irfana muhtacız biz. ”""
İbn_i Hazm der ki, "Ruhlarınızı rahatlatıp dinlendirin, çünkü demirin paslandığı gibi onlar da paslanırlar.
Reklam
Sevdâ sarayında ihtilâl oldu Âsî kâlbim sana geldi; görmedin Eşiğinde boyun büküp lâl oldu İnâd ettin, kapısından girmedin Bilse idim karanlığın içini İşler miydim bu garipler suçunu Hâinlere tarattığın saçını Benim için bir kez bile örmedin Hasretinle ırmağımı taşırdın Kötürümdüm; sıra dağlar aşırdın Gözlerinin âteşinde pişirdin Yanar oldum; bir damla su vermedin Derdim aktı gece gündüz kelâmdan Mezarıma su taşıdım elemden Seni suâl ettim bütün âlemden Sen beni ölümden bile sormadın Yüreğimi yerden yere vurdun da Bir ben kaldım, bir de zulüm ardında Neyim varsa kırdın gönül yurdunda Minnettârım; zincirimi kırmadın ... Nurullah Genç ...
Ya Settâr! Sana karşı olan mahcubiyetim bana yeter. Başkasının önünde beni mahcup etme. Beni sen kaldır ki, kimseler düşürmesin. Sadi Şirazi
Müminlerin annesi Cüveyriye (r.a.) rivayet edildiğine göre, Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.) bir gün sabah namazından sonra hanımı Cüveyriye’nin yanından erken ayrıldı. Kuşluk vakti tekrar onun yanına döndüğünde Cüveyriye (r.a.) hala namaz kıldığı yerde oturup zikretmekteydi. Fahr-i Âlem (s.a.v.) ona, “Sen, yanından ayrıldığımdan beri burada mı oturuyorsun?” diye sordu. O da: “Evet oturuyorum.” dedi. Bunun üzerine Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.) şöyle buyurdu. “Ben senin yanından ayrıldıktan sonra şu dört cümleyi üç defa söyledim. Bu dört cümle senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılsa, elbette sevâbı onlardan fazla olurdu: <Subhanallahi ve bihamdihi, adede halkıhî ve rıdâ nefsihi ve zinete arşihi ve midâde kelimâtihi> >Ben, Allah’ı onun yarattığı varlıklar sayısınca, Zatının hoşnut olduğunca, Arşın ağırlığı miktarınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince yüceliğine yakışmayan bütün kusurlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. (Müslim, Zikr, 79, nr.2726) ‏Duanın arapçası: سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ عَدَدَ خَلْقِهِ وَرِضَا نَفْسِهِ وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ
Bir kere şu konuda anlaşalım: Şâirler mutsuz insanlardır. Mutlu insanlar şiir yazamaz. İbrahim Tenekeci