Emin olmak nedir? İnsan neden emin olabilir şu hayatta? Emin olmadıkça azap çekiyor ruhum ama hayat, emin olmak duygusuna sırtını yaslayacak rahatlığı kimseye sunmuyor! Ruhumuzun değiskenliginin boyutlarını yaş aldıkça fark ediyorum. Sevgiden bile bazen emin olamıyor insan. Gün içinde bile rüzgarın yön değiştirmesi gibi kalbimizin kanallarında farkli duygular akmaya, coşmaya bazen yapış yapış bir hal alıp bizi bunaltmaya başlıyor. Ya da bir şarkı günün bir anında dinleyince insanı yollara, yürümeye savuruyor, yalın ayak, kilometrelerce, hızlı hızlı...
En çok ihtiyaç duyduğumuz yerden terk etmeye başlıyor hayat bizi, çünkü işte o bağlanıp tutunduğumuz yer, incelmeye başlıyor zaman geçtikçe. Sevdiğimiz yerden hırpalamaya başlıyoruz herkesi, her şeyi. O yüzden istemiyorum bu bağları. Tek başıma dengede durmak istiyorum. Tutunmak alışmayı getiriyor, alışmak birden düşüşü.
Varken yok olmak, yürürken yürümez olmak, gülerken bütün kaslarının öylece durması... Ve işte böyledir, biri ölür ve geride kalır biri. Ölüm, bir yüzde neyi değiştirir?
Karar vermekte zorlanan insanlara 'kalbinin sesini dinle' dememiz gelişi güzel söylenmiş bir söz değildir. Bizler, kalbin temiz yaratıldığına; ne kadar yıpratılmış olursa olsun o kalbin içinde muhakkak bir bereket kırıntısı olacağına ve o bereketi kalbimizde hissetmeye çalışırsak muhakkak doğru yola koyulacağımıza inanmış insanlarız.
Tam da bu sebepten dolayı kalbi olan her insana son nefesine kadar umut bağlarız.