“Hayat dediğin başka nedir zaten? Ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.”
“Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?”
“…İnsan bir kitaba neden gömülür?
Öldüğü için değildir. Yaşamaya fazlasıyla maruz kaldığı içindir belki. Bir türlü öldüremediği yanını insanlardan kaçırıp sayfaların arasına saklamak için. Yaşayan bir ölü olmasına rağmen bunu kimselere fark ettiremediği için. Dünyaya bir türlü katlanamadığı ama bir kağıt gibi kendi içine katlanarak hayata da katlanmayı öğrendiği için. Bunun bilincine varıp her saniye tükendiği için. Tükenirken ve mürekkep damla damla akarken, kefene değil bembeyaz bir sayfanın dört dörtlük sonsuzluğuna sarılmak istediği için. Oracıkta yer bulmak, kendini var ederek yok olmak, yok ederek var olmak, varla yok arası mekik dokuyarak yaşamak, hikayenin sonunda kitabın kapanacağını bilmesine rağmen inadına yaşamak için…”