N.

N.
@1nurse_n
Hayal et ve çabala.
40 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
@1nurse_n·
·
sabitlendi
Bahaneleri bir kenara bırak, gideceği yeri bilene, dünya kenara çekilip yol verirmiş. Üstün Dökmen
Her zaman yaptığı gibi küçük kâğıtlara not almaya, düşüncelerini yazmaya başladı: "Herkes sürükleniyor," diye yazdı. "Doğulu ve İslami geçmişinin ahlaki değerler sisteminden kopmuş, Batılılaşma politikaları uyguladığı halde Batı değerleriyle bütünleşememiş köksüz bir toplumda referans noktalarının kayboluşu... Toplumu bir arada yaşatan, yazılı olmayan kurallar dizisi burada yok. Nihilist bir dönemden geçiyoruz; sadece ben ve çevrem değil, herkes böyle. Kimse hayatından memnun değil. Herkes derin bir huzursuzluk içinde kıvranıyor; daha iyi bir hayata ulaşmak istiyor ama o yeni hayatın ne olduğunun da farkında değil. Tarifi yok; dolayısıyla toplumun mitolojisi ve ideali de yok. Bu yüzden bir nehrin suları bizi önüne katmış götürüyor. İnsanlar akıntıdan kurtulmak için kıyıdan sarkan dallara tutunmaya çalışıyorlar. Kimi din dalına tutunuyor, kimi milliyetçilik, kimi Kürtçülük; kimi ise nihilizme gömülüyor." "İikinci bardağını doldururken ise, "Nutuk atıyorsun oğlum!"dedi kendi kendine. "Laf kalabalığı yapıyorsun, senin derdin başka. Korkularını itiraf et, rahatla!"
Meryem uykuya dalmadan önce, "Bibi," dedi, "niye horozlar ötmüyor artık?" "Horozlar hep öter!" dedi bibisi, 'Ama bazı insan duyar, bazısı duymaz." Meryem, "Ben artık duymuyorum," dedi. "Sabah olmasını istemiyorsun da ondan," diye yanıtladı onu Gülizar Ebe.
İşte yine o kutsal sözcük çıkıyordu ortaya: Bilimsellik. Ara sıra kendisinin de yaptığı gibi, Türkiye'de herhangi bir düşünceyi savunabilmek için cümlenin başına, 'bilimsel olarak' klişesini yerleştirmek gerekiyordu. 'Bilimsel olarak' diye açıklanmayan görüşlerin hiçbir değeri yoktu bu toplumda. Ama bunu yapabilmek için de, kişinin adının önünde Profesör Dr. ya da Doçent Dr. gibi bir sıfatının olması gerekliydi. Bu yüzden, tekkeyi bekleyen çorbayı içer misali, üniversitede belli bir yıl geçiren herkesin unvan sahibi olduğu bu ülkede profesörden geçilmiyordu. İrfan Kurudal bir televizyon programında bu konuyu ele almış ve, "Ana dilini telaffuz etmekten aciz, son derece cahil profesörlerden söz etmek gafletinde bulunmuştu. Nâzım Hikmet'in Afrikalı Taranta Babu'ya yazdığı şiirde kullandığı, "Sen ki cahilsin herhangi bir hukuk-u düvel profesörü kadar" dizesini eklemeyi de unutmamıştı.
“Olur öyle şeyler çiçeğim, Üzerler, kırarlar dünyadayız."