Ozan

Yalnızca bir gülümsemeydi, hepsi bu. Her şeyi düzeltmiş değildi. Hiçbir şeyi düzeltmemişti. Belli belirsiz bir tebessüm. Minicik bir şey. Ormandaki bir yaprak; ansızın havalanan bir kuşun kıpırdattığı bir yaprak. Ama kollarımı ardına kadar açıp onu kucaklayacağım. Bağrıma basacağım. Çünkü bahar gelince, karların tek tek, tane tane eridiğini biliyorum; belki de ilk kar tanesinin eriyişine tanık oldum. Koştum. Peşinde avaz çığlık bir çocuk sürüsü, deliler gibi koşan, yetişkin bir erkek. Ama umurumda bile değil. Yüzümü kamçılayan rüzgâra karşı, dudaklarımda Pençer Vadisi kadar geniş bir tebessüm, koştum. Koştum.
Sayfa 440·Kitabı okudu
Sabahın ilk saatlerine kadar öyle, sarmaş dolaş kaldık. Silah sesleri, patlamalar bir saatten de az sürdü, ama ödümüzü koparmıştı, çünkü o güne kadar hiç silah sesi duymamıştık. O sıralarda bu tür sesler bize yabancıydı. Bombaların, makineli tüfeklerin sesiyle büyüyen Afgan çocukların kuşağı henüz doğmamıştı. Yemek salonunda birbirimize sokulduk, güneşin doğmasını bekledik; hiçbirimiz, bir yaşam tarzının sona erdiğinin farkında değildik. Bizim yaşam tarzımızın. Henüz sona ermemişti belki, ama sonun başlangıcıydı. Sonu, yani resmi sonu, önce Nisan 1978'de komünistlerin darbesiyle, sonra da Aralık 1979'da, Rus tankları Hasan'la oyun oynadığımız sokaklara girdiği, tanıdığım Afganistan'ı öldürdüğü ve hâlâ sürüp giden kanlı dönemi başlattığı gün geldi.
Sayfa 43·Kitabı okudu

Ozan

, bir kitap okudu
10/10
·168 syf.·
Beğendi
·
27 saatte okudu
·
2022 52. kitabı
Mihail Bulgakov
8.2/10 · 31,9bin okunma
“Bu kadar çok hastanızın olmasını trakeotomiye borçlusunuz. Köylerde ne diyorlarmış biliyor musunuz? Lidka'nın boğazının yerine çelikten bir boğaz koyup dikmişsiniz. Kızı için özellikle o köye gidiyormuş insanlar. Ününüz yayılmış işte doktor, kutlarım." Çelik boğazla mı yaşıyormuş güya?" diye sordum. Evet, öyle. Ama gerçekten fevkaladeydiniz. Çalışırken soğukkanlısınız ki, pes doğrusu!" Her nedense, "Hmm, evet... Öyleyimdir, hiç telaş etmem,” dedim, yorgunluktan kızarıp bozaramıyordum bile, ancak bakışlarımı kaçırabildim. Sonra vedalaşıp odama gittim. Lapa lapa yağan kar her yeri kaplamıştı. Fener yanıyordu, evim sessiz, huzurlu ve muhteşem görünüyordu. Ve tek isteğim uyumaktı.
Sayfa 43·Kitabı okudu