Genç bir kadının otoriter ve baskıcı bir ailede kendi prangalarından kurtulup hayallerine ulaşmasını, ilk defa aşık olmasını ve tam aşkı kaybettiğini sandığı anda aslında sevdiğine aşkı öğretmesini anlatan sıcacık bir hikaye. Okurken Nesrin’i sarıp sarmalamak isteyeceğiniz, "Herkesin hayatında Hande gibi bir arkadaşı olmalı" diyeceğiniz, hepimizin aileden kalma yara izleri olabileceğini ve bazen kaybetmenin aslında bizi yepyeni bir hayata hazırladığını göreceğiniz bir kitap bu.
Kitabın ismi ise kalbinize apayrı bir yerden dokunuyor. Oralet bizim için sadece çocukluğumuzun o rengarenk içeceği değil; karakterleri de çocukluklarına götüren ve bir dostla içilen kahve kadar değerli bir simge...
Okurken kendinizden çok fazla parça bulacağınıza ve son sayfalarda gözlerinizin dolacağına eminim. Gerçek olabilecek kadar tanıdık izlerle dolu, son derece samimi ve duygusal...