Bir hidayet rehberi olan Kur'an 'ın kelime anlamlarından biri " Okumak" demektir. En çok okunan ve okunması gereken kitap olduğundan dolayı ona. Okumak , okunması gereken kitap anlamında olmak üzere KUR'AN ismi verilmiştir.

"Yaratan Rabbinin adıyla oku. " (Alâk Sûresi 1. ÂYET)

"O İnsanı bir kan pıhtısından yarattı." ( Alâk Sûresi 2.ÂYET)

" Oku, O keremine son olmayan Rabbindir."( Alâk Sûresi 3.ÂYET)

" O , kalem ile yazmayı öğretendir." ( Alâk Sûresi 4.ÂYET)


Kur'an'ın yirmi üç yıl boyunca değişik sebeplere ve şartlara göre ve farklı zamanlarda inzal buyurulması, onun İrşat ve ıslah etmek istediği insanın psikolojisine uygun bir terbiye usulü izlenmesi ile yakından ilgilidir. Çünkü akıl, serbest irade ve düşünce sahibi olan insan;
- Öğrenme,
- Anlama,
- intibak etme kabiliyetindedir.
Onun, herhangi bir şeye alışabilmesi gibi, alışkanlık haline getirdiği bir davranışı terk etmesi de bir zaman gerektirir. İşte Kur'an'ın bir defada değil de, zaman zaman inmesi buna dayanır.

Kur'an çeşitli özellikleriyle değişik şekillerde tarif edilmiştir. Bunlar arasında onu şu şekilde tarif etmek mümkündür:

"Kur'an, Hz. Muhammed (s.a.v) ' e yirmi üç yıllık peygamberlik süresi içinde arapça olarak indirilen, lafzı ve manasıyla vahiy kaynaklı olan, Fatiha suresiyle başlayıp Nas suresiyle biten, Mushaflarda yazılı, mütevatir olarak nakledilegelen ve tilavetiyle ibadet edilen Yüce Allah'ın mucize kelamıdır."

Ayetlerde ifade edildiği gibi Kur'an, sadece Araplara değil , aksine tüm insanlığa gönderilmiştir.

Lafız ve manasıyla mucize Kur'an'ın bir benzerinin insanlar tarafından meydana getirilmesi mümkün değildir. İnzali, kıraati, yazılması, asliyetini muhafaza etmesi, ayet ve surelerinin tertibi, meseleleri ele alış tarzı, ahiret âleminden haber vermesi, verdiği tüm haber ve bilginleri doğru çıkması ona ait dikkat çekici özelliklerdendir.


Bugün dünyada her gün çok sayıda insan,ya Kur'an'ın aslını okumak ve dinlemekle ya da tefsirlerine yönelmekle Müslüman olmaktadır. Bu durum, bir yandan Kur'an'ın nasıl bir kitap olduğunu gösterirken, öte yandan insanlığa haykırmaktadır.


Not: Kur'an-ı Kerîm ve Türkçe Meâli'nin önsözünden alıntıdır.

Benim Kur'an-ı Kerim hakkında bir şeyler söylemem ne haddime, benden daha bilgili kişilere bırakıyorum.


Kur'an-ı Kerîm'den kişisel gelişim konuları:

İsra 37:Kibirli olma, alçakgönüllü davran!
Müddesir 1-5:Kendini fazla abartma!
Tekvir 25-27:Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma!
Bakara 156:Çaresizlik tuzağına düşme! Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma!
Beled 5-6:Her şeye hâkim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme!
Hücûrat 10:Büyüklük kompleksine kapılıp insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma!
Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap!
Rum 21:Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster!
Vakıa 83-87:Ölümden korkmak yerine ölüm gerçeğiyle yüzleş!
Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut! Anlatarak onları kıymetsizleştirme!
Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine öfkenin dinmesini bekle!
İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur! İhtirasını törpüle!
Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma! Söyleyeceklerini iyi tart!
Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma!
Rahman 7-9: Çıkarcı olma! Adil davran!
Tekasür 1-2:Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme!
Tevbe 40:En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma!

Fecr 27-28:En sevdiğin şeyleri başkalarıyla paylaşmanın keyfine var!
Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için
asla feda etme!
Haşr 10:Muhatabına güvenmek istiyorsan önce sen güvenilir ol!
Kalem 1-2:Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma!Gücünü insanların yararına kullan!
Münafikûn 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil!
Saff 2:Yalandan uzak dur!
Yusuf 32-33:Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin hayatını esir almasına izin verme!
Ankebut 41:İyi bir dostun paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma!
Âl-i İmran 92:İyilik yapma arzunu şarta bağlama! Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma!
En'am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme!
En'am 60:Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler hayatının kâbusu olmasın!
Felak 1-5:Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç!
Hacc 46:Kendini hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullanma!
İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme!
İsra 23:Anne ve babana ‘off' bile deme!
Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur!
Yunus 12:Vazgeçilmez olmadığını kabul et!
Enfal 56:Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma!
Furkan 43:Heveslerini kendine ilah edinme!
Necm 3: İnanma duygunu diri tut!"

Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi

Zynp Arı, Kur'an Okumaları 2'ı inceledi.
 07 Nis 14:40 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kuran okumaları 2

HENÜZ İNMEMİŞ AYETLER

HZ Peygambere bir gün sahabilerden biri sorar ;
Ya Resulallah kalplerin cilası nedir ?
Resulallah yanıt verir :
Kuran okumak ve ölümü hatırlamak.

Hızla gelişen dünya da tek tip bireylerin çoğaldığı herkesin birbirine benzediği şu günlerde , kendimizi dünya hayatına öyle bir kaptırmışız ki sanırsınız her dem bu dünya da kalınacak. Beyinlerimize hemen hemen her gün , kitle iletişim araçları olsun , gerek sosyal medya gerek birebir sözel ve yazılı olarak zehirler pompalanmaktadır . Bu zehirler bizi tek dünya hayatına adapte edip sürekli tüketen ama düşünemeyen varlıklar olma yolunda sürü haline getirmiş durumda . Çok az kişi bunlardan kavli bir iman ile sıyrılabilmiş durumda . Ama tehlike korkunç boyutta . Kalplerimiz ilahi vahyin eseri olan Kuran’ı hakime kapanmış içindeki mesajlardan gafil kalınmış. Hadid suresi’nin 16. Ayettinde yüce Yaradan kullarına şöyle seslenmekte . “ iman edenler için öyle bir zaman gelmedi mi ki Allah’ın zikrine ve hak olarak indirilen Kur’ana karşı kalpleri yumuşamasın da onlar daha önce kendilerine kitap indirilen ve zaman geçtikçe kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasın .” Zira dönemin katı ve zorba bir adamı olan Fudayl, bir gece yarısı aşık olduğu cariyeyi görmek için komşu evlerden birine tırmanırken başka bir evden hafızın okuduğu kuran ayetlerini işitir . Hafız yukarda da yazılan Hadid suresini okumaktadır . Bunu işiten Fudayl tir tir titrer , “ geldi ya rabbi ! Geldi ya rabbi !” Diye duvardan atlayıp tövbekar olur . Kuran’ın tedavi edici ve arındırıcı nefesinin bir numunesini görmüşlerdir . Tek bir kuran ayeti bile ölmüş bir kalbi dirilmeye yetmektedir .
Ve kıssa bizi şöyle bir soru sormaya sevketmektedir. Altıyüz bin küsur ayetten kaçı hayatımıza ve kalbimize inmiş durumda ? Kaç ayet Fudayl gibi zamanının zorbalarının kalbini titretiyor . Henüz hayatınıza İnmemiş onca ayet varken , bütün sıkıntımız bundan . Kuran’ı hayatlarımıza ve kalplerimize indiremediğimizden bunca ruhsal hastalık mevcut .

Yine kuran’ da en çok zikredilen ayrı bir vakıa’da İblis’in emri ilahiye karşısındaki isyanı ve temerrüdüdür. İlgili ayetlerde anlatıldığı üzere , Kadir’i Zülcelal Adem’i yaratıp meleklerden ve iblisten ona secde etmesini emrettiğinde , melekler itaat etmiş , lakin iblis ise isyana yönelmiştir . Kibri karşısında itaatsizlik edip yüce emre karşı gelince önünde iki yol belirmiştir . Ya işlemiş olduğu bu yanlıştan , kabul ve itiraf ile tevbe istiğfar edip rabbinin rahmetine sığınacak ; yahut yaptığının doğru olduğunu ileri sürüp rabbinin gadabını celbedecek. Bilindiği üzere iblis ikincisini tercih eder . Ululuk ve üstünlük taslayan iblis ateşin topraktan üstün olduğunu savunup kibre sapan ve kibirle saptıracak olan bir mahluk olarak kendisini haklı görür . İş bununla da bitmeyecek elbette . Adem’i yasak meyveden yemeye ikna edip yoldan çıkarıp Allah’ın gazabına maruz bırakacak. Lakin düğümler tamda bu nokta da çözülecektir . İki yanlış , iki duruş ortaya çıkacaktır . Adem yaptığı yanlıştan dolayı tevbe ve istiğfar ile af dileyecek yanlışını kabul edip Rabbi’ni yüceltecektir . Bu vakıa ile olaya bakınca ; evet
bizler her an yanlışa sapmaya , yoldan çıkmaya ve kibre kapılmaya müsait varlıklarız . Lakin ; bu yanlışlardan dönmeyi ve bize tövbe kapılarını her daim açık bırakan Kadir’i Zülcelal bakın ilgili ayette bize neler diyor .
Bakara Suresi, 160. ayet: Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.

Kuran’ı Hakim kıssaların en güzelinde Yusuf kıssasında yine bize ibretler ile yüklü Mesajlar bahşetmektedir . Bilindiği üzere Yusuf kardeşleri ile büyük bur imtihan ile karşı karşıya kalmış . Kardeşlerinin Yusuf’un üstünlüğünü anlayıp ondan kurtulmak üzere planlar yaptığı derken en büyük kardeşlerinin kuyuya atılması fikrinde birleştiği ve Yusuf’un karavancılara bir kaç dirheme satılıp Mısır’da kölelikten , iffette ve bir yığın musibetlere gark olduğu anlatılmaktadır. Yakup as. Aynı şekilde üzüntüden ama olduğuna ve olaylarının iç yüzünü bildiğinden şöyle bir nida’ da bulunmuştur . “ ben keder ve üzüntümü ancak Allah’a anlatırım “. Yusuf’un ölümüne her daim Ümit ile bakıp ayrılığa karşı sabır ve Allah’tan yardım dilemiştir . Derken Yusuf’un zindana atılışı , kralın karısının iftirası karşısında zorlu süreçler geçirip Allah’ın dilemesiyle Mısır’a Aziz olup kardeşlerini tövbeye davet etmesi ve en nihayetinde kutsal bir vuslat ile son bulan kıssaların en kutsisi bizlere çok güzel mesajlar vermektedir . İlki : üzüntü ve kederin yalnızca Allah’a arz edilmesi . İkincisi : bana düşen artık yalnızca sabırdır ayeti ile musibetler karşısındaki duruş ve tavrımızın çizgisi . ve üçüncüsü : Allah’ın kullarını feraha ve rahata erdirmesinden asla Ümit kesmeyiniz . Zira kafir toplumdan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez . Harika bu üç mesajı alıp hayatımızın ve dertlerimizin ortasına koyduğumuzda olaylara bakışımız ve duruşumuz değişecektir . Yıllar önce yazmış olduğum Yusuf kıssasını okumak isteyen arkadaşlarım için buraya link koyuyorum belki bu kıssa ile ruhlarının hastalıklarından arınıp şifa bulurlar .

http://sosyologlar.net/...-yusuf-zuleyha-yakup


Altı bin küsür okunmamış mesajınınız var diye bir ibare belirse telefonumuzda acaba kaçımız açmadan ne kadar durabileceğiz ! Sanıyorum ki bir saat bile dayanamadan açıp okumak isteriz . Hele bu mesajlar birde sevdiklerimizden geliyorsa değmeyin keyfimize . Peki, elhamdulillah müslümanız diyip bize 1400 yıl öncesinden yollanan 6 bin okunmamış mesajımız varken bu rahatlık neden ? Merak edip seni yoktan var eden sana şekil ve suret veren ve ayetle bunu bildirip biz insanı en güzel şekilde yarattık diyen yüce yaratıcının bu mesajlarını okumandan seni alıkoyan nedir? Zira bir başka ayette : ey insan ! İhsan’ı bol Rab’bine karşı seni aldatan nedir ? Yine diyanetin yapmış olduğu bir araştırma gerçekleri gün yüzüne çıkarmaktadır . TÜİK’in yaptığı araştırmada bakın veriler neler söylüyor .

Hangi dine mensupsunuz: İslam 99.2 
- ‘Ameli’ olarak hangi mezhebe mensupsunuz: Hanefi 77.5, Şafi 11.1, Caferi 1, hanbeli 0.1, Maliki 0.03. 
- Allahın varlığına inanıyor musunuz: İnanıyorum 98.7 
- Kur’an gerçektir: 96.5 
- Ölümden sonra diriliş ve hesap vermek vardır: 96.2 
- Vakit namazlarını kılarım: Her zaman 42.5, çoğunlukla 12.9, arasıra 18.1, nadiren 8.8, hçbir zaman 16.9  
- Cuma namazı kılarım: Her zaman 57.4, çoğunlukla 17.6, arasıra 12.7, nadiren 4.4, hiçbir zaman 7.2 
- Bayram namazı kalıram: Her zaman 77.1, çoğunlukla 9.1, arasıra 5.1, nadiren 2.4, hiçbir zaman 5.6 
- Oruç tutarım: Her zaman 83.4, sağlığım elvermediği için tutamıyorum 7.3, arasıra tutarım 6.1, tutmam 2.5. 
- Kurban keserim: Her sene 71.3, arasıra 13.9, maddi durumum uygun değil 12.3, kesmem 1, fakire yardım ederim 0.4 
- Zekat veririm: Her zaman 71.9, bazen 11.1, maddi durumum uygun değil 14.6, vermem1.1
- Kur’an okumayı bilirim: 41.9, okuyamam 57. 
- Kur’an okumayı isterim: 74.2, istemem 25.8. 
- Dua ederim: Sebepsiz her zaman 92.5, şükretmek istediğimde 55.4, sıkıntı anında 47.3, dünyalık bir talebim olduğunda 38.6, bir yakınım vefat ettiğinde 43, uhrevi bir talebim olduğunda 35.2, korktuğumda 39.8, mutlu olduğumda 38.8, asla 0.2
- Evden çıkarken başını örten: 71.6, örtmeyen 27.2
- Dini bilgilerin en çok öğrenildiği yaş grubu: 6-10 yaş 47.4, 11-13 yaş 30.3, 14-16 yaş 9.4. 
-Dini bilgileri öğrenme kaynağı: Aile ve çevre 91.8.
-Hayatımı dindarlık belirler: Her zaman 64.9, arasıra 28.3, asla 4.6
-Çocuklarımı islami hassasiyete uygun yetiştirmek isterim: Evet 87.1, hayır 1.7
-Günah işleyince pişman oluyorum: Her zaman 90.1, arasıra 7.9, hiçbir zaman 0.9
-Devlete verilen vergi zekat yerine geçer: Katılmıyorum 67.1, kısmen katılıyorum 4.4, katılıyorum 11.68
-Sarhoş oluncaya kadar içki günah değildir: Katılmıyorum 87.6, katılmıyorum 6.4
-İslam evlilik öncesi iletişimi sınırlar: Katılıyorum 68, kısmen 10, katılmıyorum 14
-Eş seçiminde önceliğim dindarlık: Katılıyorum 68.4, kısmen katılıyorum 15.4, katılmıyorum 13.4
-Çevreye zarar vermek inanca aykırıdır. Katılıyorum 81.9, kısmen katılıyorum 9.6, katılmıyorum 5
 
Müslümanların bu denli çok olduğu bir ülke de ;

Tecavüzün, savaşın , ihanetin kol gezdiği bu coğrafya da sözde müslüman olduğumuzu kabul edelim . Hala kelime-i şehadetin anlamını ve manevi ruhunu idrak edememiş binlerce insanın en büyük sorunlarından biri belkide binlercesi kurandan uzak düşüp , sünnete uygun yaşamayıp kuran ahlaki ile uzak düştüğümüz içindir . Bunca huzursuzluk tahammülsüzlük belkide henüz üzerimize inememiş ayetler içindir . Bilenle, bilmeyenin aynılaştığı , doğrunun yanlışa bulaştığı bu çağda bizi yalnızca bu ayetler kurtarabilecek ! Hayatımıza inerseler tabi ki .

Sonsöz: serinin ikinci kitabını da Allah’ın izni ile bitirmiş bulunmaktayım. Yazdıklarım yalnızca denizde katre bunun gibi çok güzel ibretler almak istiyorsanız bu kitaplardan istifade ediniz lütfen . Bir önceki inceleme de yazmış olduğum gibi belkide bu inceleme yalnızca bir kere okunup satır arasında kaybolacak. Belki de hiç okunmayacak ! Ama lütfen hiç değilse ömrünüzde bir kere olsun size binlerce yıl öncesinden gelen mesajlarınızı açıp okuyun . Ve ayet ayet hayatınıza nakşedin. İste bu muhteşem serinin ikinci kitabı olan henüz İnmemiş ayetler bunun sırrını ve imkanlarını bize sunuyor. Allah hepimizden razı ve yardımcımız olsun . Dua ve sevgi ile ...

Slh TRHL, Hz. Muhammed'i inceledi.
 08 Mar 00:44 · 7/10 puan

Es-Selam..
Kitabı okudum ve özellikle hadis bölümüne geldiğimde en büyük eksikliğin sahih olup olmama noktasında ''Tahrîc'' yapılması gereğini hissettim.
İncelemelere baktığımda da arkadaşlarımız teknik bakımından gerekli bilgileri vermişler, bu yüzden içeriğe hiç dokunmadım.
Şu şekilde bir yöntem izledim;
Önce hadisleri klasik kaynaklarda tarama yapıp sahih olup olmadığına baktım,
varsa değişik varyansları kaynaklarda olduğu gibi aldım,
hadis zannı ile yazılan ayetlerin metinlerini yazdım,
açıklama bölümünde mümkün mertebe bilgi vermeye çalıştım,
ve çalışmayı 'usul olmadan esas olmaz' prensibi doğrultusunda usul-ü hadis ilkeleri kapsamında değerlendirdim.
Dil sürçer, Kalem de , göz de bakış açısı da...
İnsan gibi.
Var ise bir hatamız affola.

Keyifli okumalar...

-"Hurma ağacının altında uyumuş olan Hz. Muhammed uyanınca, elinde bir kılıçla habersizce başucunda dikildi ve; "Ey Muhammed, seni benden kim kurtaracak?" dedi. Hz. Muhammed: "Allah!" diye cevap verdi. Dü'sûr'un kılıcı yere düştü. Onu Rasülullah aldı ve; "Asıl şimdi seni benden kim kurtaracak?" dedi. Dü'sûr, "Hiç kimse!" dedi. Rasülullah onu serbest bıraktı ve "Kalk işine git" dedi. Dü'sûr giderken, "Sen benden daha hayırlısın" dedi. Resul-i Ekrem: "Ben buna senden daha hak sahibiyim" dedi. Dü'sûr: "Ben de Allah'tan başka ilâh olmadığına ve senin Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ediyorum" diyerek Müslüman oldu. Hz. Muhammed'in de en sadık arkadaşlarından biri oldu."(l).( Ahmet Davutoğlu, Sahih-i Müslim tercüme ve şehri. )
AÇIKLAMA: Bu rivayet Asım KÖKSAL ın İslam Tarihi isimli meşhur eserinde de geçmesine rağmen hadis literatüründe böyle bir hadise şerife rastlamadım.
Bu yüzden sahih bir kaynaktır diyemiyoruz.

-Allah'ım! Sana olan sevgimi, bana bağışla. Sevdiklerinin sevgisini de kalbime koy. Öyle yap ki, ben senin layık Tolstoy bildiğin, sevdiğin işlerin uygulayıcısı olayım. Öyle yap ki, senin sevgini benim için, bana, aileme ve servetime olan sevgimden üstün eyle." "Allah'ım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli istiyorum. Allah'ım! Senin sevgini nefsimden, ailemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl."(2). Tirmizi, Davut 74. -SAHİH-
-"Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin!"(3). Tirmizi, Fiten 26. -SAHİH-
-"Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et." Bir adam: "Ya Rasülallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse nasıl yardım edeyim, söyler misiniz?" dedi. Resul-i Ekrem: "Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir" buyurdu.(4) Buhari, Mezalim 4 –SAHİH-
- "Kim bir hayır işlerse, ona onun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da onun misli vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım." (5). Müslim, Zikir 22 –SAHİH -
- "Bir insanın gerçek zenginliği , onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.."(6). Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA:
Hadis Literatüründe Kütüb-ü Sitte diye bir kaynak muteber değildir.

- "İhtiyaç içinde bir mümine darlıkta olmasına rağmen ve gönülden yardım eden bir mümin Allah’ın rızasını umabilir."(7). Tergib ve Terhib Tercümesi
Tergib ( İyiliklere teşvik ) –Terhib ( kötülüklerden sakındırma ) hadis kitabı Münziri’nindir ve bu eserde maalesef zayıf rivayetler de mevcuttur. Bu bağlamda hadisin de sahih olduğuna dair delil mevcut değildir.
- "Allah rızası için incitici ve alaycı söz duyup ve buna sabreden bir kişi Allah katında en sevimlisidir.."(8). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz."(9).Buhari İman 7, Müslim İman 71-72 –SAHİH-
- "Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmışhr."(10).Buhari Rikak 28 –SAHİH -
- Allah Teâlâ buyurmuştur ki: "Ey insan! Yalnız benim kanunlarıma uysan, bana uyar ve benzersin. ‘’Ol dersin o da olur..."(11) kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

-Yani aşırı yemek yiyerek ve içerek kendi nefislerinizi öldürmeyin."(12). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah arzı yarattığı zaman, arz sallanmaya (tıpkı bir hurma ağacı gibi sağa sola) yalpalar yapmaya başladı, bunun üzerine dağlarla onu sabitleştirdi ve böylece arz istikrarını bvıldu. Melekler dağların şiddetine hayrette kaldılar. "Ey Rabbimiz, dediler, dağlardan daha şiddetli bir mahlûk yarattın mı?" "Evet, buyurdu. Demiri yarattım." "Demirden daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ: "Evet! Dedi. Ateşi yarattım." "Ateşten daha ağır bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet, dedi, suyu yarattım!" "Sudan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ tekrar cevap verdi: "Evet, rüzgârı yarattım." "Rüzgârdan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet insanoğlunu yarattım" dedi ve devam etti: "Eğer o, sağ eliyle sadaka verir, sol eli görmeyecek kadar gizlerse (daha şiddetlidir)."(13). Tirmizi, Tefsir, Muavvizateyn 2
AÇIKLAMA:
Böyle bir rivayete rastlamadım bu yüzden soru işareti ?

-Allah Teâlâ buyurur: "Ben, gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanı yarattım."(14)El-Acluni, Keşfül-Hafa 132.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kimseyi kırma. Biri seni kırar ve ayıplarını, kötülüklerini açığa vurursa, sen de onun kötülüklerini açıklayıp yayma."(15) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- Hz. Muhammed "Allah Teâlâ bazı şeyleri farz kıldı, onları ihmal etmeyin. Bazı günahlara yaklaşılmaması için sınırlar koydu, o sınırları aşmayın. Bazı şeyleri haram kıldı, o haramları çiğnemeyin. Bazı şeyleri de unuttuğu için değil size olan merhameti sebebiyle dile getirmedi, onları da araştırıp kurcalamayın."(16).Darekutnı, Es-Sünen 184.
AÇIKLAMA: Delil yeterli değildir.Darekutni de de zayıf rivayetler mevcuttur.
- "Kim Allah'ın yarattıklarına karşı merhametli olursa, Allah da ona merhametli olur. İnsanların iyilik ve kötülüklerine bakmayarak onlara iyilik et. Başkalarına iyilik yap ki kö- tülüklerine engel olasın" (17). Tirmizi, Birr 16 -SAHİH- tir.
- "Hz. Muhammed'den sordular ki: "Dinin esası ne üzerine kurulmuştur?" O da şöyle cevap verdi: "Kendiniz için istediğinizi başkaları için de isteyin; kendiniz için istemediklerinizi başkaları için de istemeyin." (18). Buhari İman 6, Müslim İman 71 -SAHİH- tir.
-"Bir Müslüman'ın samimiyetinin ölçüsü, onun gücünün yetmediği şeylerde çaresiz kalmasıdır." (19) Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, her iki tarafına duvarlar yapılmış birtakım yollar yapmış, duvarların üzerlerinde perdeler asılmış, açık kapılar kurulmuş, bir yol yapmıştır. Bu yolun başlangıcında durmuş bir bekçi, kapılara doğru gidenlere şöyle diyor: "Doğruca gidin ve hiçbir tarafa sapmayın." Sonra yukarıda duran bekçi: "Şu kapıdan içeri girmeyin, yoksa içine dü- şersiniz." Bu yol, hayat yoludur. Açık kapılar Allah Teâlâ tarafının tehlikeli görülmüş amellerdir. Kapıları kapatan perdeler Allah'ın koyduğu sınırlardır. Birinci bekçi Allah'ın kelâmıdır. İkinci bekçi ise, her insanın kalbindeki Allah korkusudur." Tolstoy (Ç.n.: Tolstoy'un derlemesine koyduğu bu hadiste tercü- me ve nakil hatası ile ilaveler var. Hadisin kaynağından yaptığımız tercümesi şöyledir.) Bir adam; "Sırat-ı müstakim (doğru yol) nedir?" diye sordu. Hz. Peygamber ona şu cevabı verdi: "Hz. Muhammed, bizi sırat-ı müstakimin bir başında bı- raktı. Bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır. Bu ana yolun sağında ve solunda başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başında bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine saparsa, yol onu ateşe götürecektir. Kim de sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) giderse, o da cennete ulaşacaktır." İbnu Mes'ud bu açıklamayı yaptıktan sonra şu âyeti okudu: "İşte bu benim sırat-ı müstakimimdir, buna uyun. Başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırırlar..."(20). En’am, 6: 152
AÇIKLAMA: Delil yetersiz olup İsrailiyattan olma ihtimali mümkündür.
- "Her Müslüman'ın sadaka vermesi gerekir" buyurdu. Kendisine: "Ya bulamayan olursa?" diye soruldu. "Eliyle çalışır, hem şahsı için harcar, hem de sadaka verir" cevabını verdi. "Ya çalışacak gücü yoksa?" diye soruldu. "Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sahibine yardım eder" dedi. "Buna da gücü yetmezse?" dendi. "İyiliği veya hayrı emreder" dedi. "Bunu da yapmazsa?" diye tekrar sorulunca: "Kendini başkasına kötülük yapmaktan alıkoyar. Zira bu da bir sadakadır" buyurdu.(21) .Buhari, zekat 30, Edep 33 -SAHİH -tir.
- "Şehvetle bakmak zinadır. Erkek olan meclise bir kadı- nın kendini göstermek için süslenip gitmesi ve ihtirasla bakması da zinadır."(22).Müslim Kader 20, Ebu Davut, Nikah 44 -SAHİH- tir.

- Hz. Muhammed Vâbisa İbni Ma'bed diyor ki, Resul-i Erkem'in huzuruna varmıştım. Bana: "İyiliğin ne olduğunu sormaya mı geldin?" dedi. "Evet" dedim. O zaman şunları söyledi: "Kalbine danış." "İyilik, kalbin uygun gördüğü ve yapılmasını onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye nice nice fetvalar verse bile içinde şüphe ve tereddüt uyandı- ran şeydir."(23). Ahmet B. Hanbel,Müsned 227-228- SAHİH- tir.
-"İman etmedikçe cennete giremezsiniz ve Allah rızası için birbirnizi sevmedikçe kamil imana ulaşamazsınız." (24). Tirmizi, Kıyamet 46. Müslim, Cennet 63 -SAHİH -tir.
- "Alçakgönüllülük ve tevazu imandandır, boş sözler ve boş ameller riyakarlıktandır." (25) Tirmizi, Kıyamet 64, Tirmizi ,Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Zalimlerle birlikte olmaktansa, kendi başına, yalnız kalmak daha iyidir. Kendi kendine olmaktansa hayırlı insanlarla birlikte olmak daha iyidir. İlim öğrenmek isteyene ilim öğretmek susmaktan iyidir. Boş konuşmaktansa susmak iyidir." (26). Tergib ve Terhi Tercümesi, 431-446.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Öfkelendiği zaman öfkesini yenenleri Allahu Teala mükâfatlandırır." (27). Taberani, Mücemü’s Sağir Tercüme ve Şehri 289.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Herkesin ameli, onun davranışlarındaki niyetine göre değerlendirilir. (Ameller niyetlere göredir)" (28).İman 41,Nikah 5, Eyman 23, Talak 24, Eyman 19 –SAHİH- tir.
-"Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenleri sever."(29).Mürşid, 3.0, Hadis no:7212
AÇIKLAMA.SAHİH değildir.
- "Zorluklarda ve hastalıklarda sabreden ve küsmeyen kimse kamil imana erişen kimsedir. (30). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"Gerçek tevazu, bütün iyiliklerin başıdır." (31). Tirmizi, Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Tevazu ve anlayış olmadan iman olmaz." (32). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"İyilikleri paylaşma konusunda ısrarlı olun." (33). Kaynağı bulunamadı.SAHİH değildir.
- "Nura ulaşmak isteyen nurun içindedi. (34). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "En hayırlınız odur ki, iyilik bulunca Allah'a şükreder, kötülüğe maruz kalınca sabreder. O daima Allah tarafından mükâfatlandırılır." (35). Müslim, Zühd 64. SAHİH tir.
-"Hidayeti bulanlar tartışmalardan uzak dursunlar." (36). Tirmizi, Tefsir, Zuhruf, İbnu Mace. SAHİH tir.
- "Allah'ın en büyük düşmanları, mü'min oldukları halde fitne çıkaran ve insanların kanını akıtan kimselerdir. (37). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Kabir, sonsuzluğa ilk basamaktır.( 38) Tirmizi, Zühd 5. SAHİH tir.
-"En büyük cihad, (nefse) karşı yapılan cihattır. (39) Fedaiıu’l- Cihad 2. SAHİH tir.
- Allah rızası için geçirilen bir saat, boş geçirilen bir yıldan daha değerlidir. (40). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- "İbadet, dua eden mü'minin ruhunun yükselmesi ile Allah'a kavuşmasıdır." (41) Tirmizi, Daavat 112.SAHİH tir.
- "Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur." (42). Süyuti, Kabir Alemi Tercümesi S.39.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Allah bütün işlerde yumuşaklığı sever." (43) Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Mü'min, Allah ‘a tevekkül ederek ve bağışlanacağını umarak ölür. " (44)Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Gözlerin zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır. Nefis de temenni eder ve iştah duyar. Uzuvlar da bunu doğrular veya yalanlar."(45)Buhari, İsti’zan 12,kader 9, Müslüm, kader 20. SAHİH tir.
-"Zina yapan kadın ve erkekler Allah’a ibadet etmekten kaçınanlar, Allah’ın sevmediği kimselerdir." (46)Buhari, tefsir, nun ve’l- kalem2. –SAHİH- tir.
- "Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenlere merhamet eder, dilenerek geçinenlere değil." (47).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Kim daha çok sıkıntı içindeyse, onun mükâfata da bir o kadar büyük olur. Kim daha fazla belâlara maruz kalmışsa onun mükâfatı daha fazladır. Gerçekten Allah Teâlâ, kimi daha çok severse onu daha fazla belâlara uğratır." (48) Muvatta,kelam 8, Tirmizi. SAHİH tir.
- Hz. Muhammed namazını kılınca arkasından âdeti olarak şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Sana imanımın sağlamlığı için dua ediyorum. Doğru yolla gideceğime hazır olduğum için dua ediyorum. Senin merhametine ve yardımına güvenerek sana secde ediyorum. Sana dua ediyorum ki, beni hatalarımdan temizleyip, temiz bir kalp, doğruyu konuşan bir dil verdin. Sana dua ediyorum ki, bana iyilik yapmayı tavsiye edip kötülükten ve hatalardan koruyorsun. Senden gizli ve açık yaptığım günahlarımı bağışlamanı istiyorum." (49). Buhari, Teheccüt 1, Daavat 10 Tevhid 8, 24,35.SAHİH tir.
- İmana zarar veren kimseleri size bildireyim mi? Ayetleri yanlış tefsir edenler, yalan sözler söyleyen münafıklar ve dalalete düşen yöneticiler."(50). Benzer bir hadise rastlanmadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kadın helal olan erkeğin ikinci parçasıdır."(51). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"İlim, unutulursa kaybolur, liyakatsizlerin elinde yok olur. Gerçek âlim odur ki, bilgisini hayata tatbik eder." (52) Buhari, ilim 34, İ’tisam 7, ilm 13. SAHİH tir.

- "Bir kulun sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke yudumundan Allah katında sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur." (53). Mace, cilt 10 Syf.462.
AÇIKLAMA: Delil yetersizdir ve kaynak teşkil etmez.
- "Öyle günler gelecek ki, kendi dininizin adından başka bir şey kalmayacak. Kur'an'dan, onun görüntüsünden başka bir şey kalmayacak. O zaman camilerde artık ilim ve din öğrenilmeyecek, Allah'a kulluk yapılmayacaktır. Din adamları, ilim adamları, insanların en kötüsüne dönecek, münakaşa ve münazaralar onlardan çıkacak ve insanlar dinden çıkıp geri dönecekler." (54). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "İlim öğrenmek her Müslüman'a farzdır. İlmi, ehil olmayana öğretmek, domuzların boyunlarına cevher, inci ve altın takmaya benzer." (55). İbnu Mace ve Diğerleri, Tergib ve Terhi Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Üç çeşit nasihat vardır: Şüphesiz hakikat içeren nasihatlarıdr. Bunlara kulak ver. Doğru yoldan saptıran nasihatlardır.Bunlardan uzak dur.Belirsiz nasihatlardır.Bunların açıklanmasını Allah’tan iste’’ (56). Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Hiçbir beşer ölmez. Ölümden sonra ahirette ebedi olarak yaşamaya devam eder." (57). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- ". ..Peygamber (SAV) bana: "Ya Hakim! Şüphesiz bu mal yeşildir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis güzelliği ile hırssız olarak alırsa, o mal kendisi için bereketli, meymenetli kılınır. Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile, hırsla alırsa, mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi yiyip de hiç doymayan (köpek açlığı hastalığına tutulmuş) kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden hayırlıdır!" buyurdu. " (58). Sahih-i Buhari, Cilt 14 Syf. 6376.
AÇIKLAMA:Her ne kadar kaynak olarak Sahih-i Buhari gösterilse de usul-ü hadiste SAHİH lik için geçerlilik şartlarını taşımıyor,bu yüzden soru işaretini ( ? ) uygun gördük.
- "Allah'a tevekkül et (güven), ancak deveni sağlam kazığa bağlamayı da ihmal etme." (59). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Dünya ve dünyanın bütün nimetleri değerlidir. Ancak onun nimetleri içinde en değerlisi, Saliha (iyi) kadınlardır." (60). Müslim, Rada 64. SAHİH tir.
- "Biliyorum ki, 'Allah'tan başka her şey fanidir.' Sözünü 'Lebid'den başka kimse söylememiştir." (61). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir hadis olmayıp orijinali şu şekildedir;
Sahih hadis kitaplarında nakledildiğine göre Arapların söylediği en doğru söz, şair Lebîd’in;
Elâ küllü şey’in mâ hala’llâhu bâtıl.
“Biliniz ki Allah’tan başka her şey boş ve batıldır.
Ayrıca;
Lebîd, hem cahiliye devrini hem de İslâmiyet’i idrak etmiş, uzun ömürlü bir Arap şairidir; muallâka sahibidir. Bu mısranın devamı şöyledir: "Ve küllü na’îmin lâ mehâlete zâ’il” (Her nimet ve saadet de hiç şüphesiz fâni ve yok olucudur).
Bk. Buhârî, “Edeb”, 90; Müslim, “Şi’r”, 2-6; Tirmizî, “Edeb”, 70, hadis no: 2849; Ahmed b. Hanbel, II, 248, 391, hadis no: 7377, 9072.

- "Her zaman hakikatten yana ol, yalandan kaç!" (62). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Mü’min olan kimse başkasının gıybetini yapmasın, başkasını lanetlemesin,boş söz söylemesin." (63) Tirmizi, Tefsir, Hucurat, Ebu Davud, Edeb 71. SAHİH tir.
- "İnsanların kusurlarını, özellikle böyle kusurlar kendinde varsa, onların yüzüne vurmaktan sakın!" (64). Buhari, Edeb 57-58, Müslim, Birr28-34.SAHİH tir.
"-Ya doğruları söyle ya da sus." (65). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-Altı şeye dikkat edin: "Konuşunca doğru söyleyin; söz verince yerine getirin; borçlarınızı ödeyin; kendi fikir ve işlerinizde sapıklığa düş meyin; ellerinizi israftan ve kötü şeylerden koruyun." (66).Buhari , İman 24, Mezalim 17.SAHİH tir.
- "Allah Teâlâ, tevekkülü,saygılı,gururdan uzak ,başkalarını ezmeyen kulu sever." (67).Buhari, İstitabe 4, edeb 35; Müslim , Birr 48. SAHİH tir.
- "Kötülük yapan ,zalimlerden yana olan,küfür adına ölen kimse bizden değildir." (68).Müsli, İman ,164. Tirmizi , Büyü 74.SAHİH tir.
-"Boş söze dalmak, insanı sevdiğine karşı sağır ve dilsiz yapar." (69).Ebu Davud, Edeb 125.SAHİH tir.
- Allah katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır.Allah nezdinde en sevimsiziniz arkadaşların arasını açanlardır"(70). İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.


- "Boş sözden men etmeyen , temiz kalpli ve güzel sözlü olmayan kimse iman etmiş olamaz."(71). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Çirkin söz eden birisinin ibadetleri kabul edilmez.72).Tirmizi , Birr 85.SAHİH tir.
-"Allah kardeşler arasını düzelten kimseyi sever. Bu tutum, namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetten sayılır."(73).Tirmizi Salat266. Müslim Birr 36. SAHİH tir.
-"Allah Teâlâ, akıl ve zekâdan daha güzel, daha iyi bir şey yaratmamıştır. İnsanlara verdiği nimetleri de onların hatırına veriyor. Allah'ı anlamak da akıldan doğar."(74).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, halimdir, halim olanı sever,ona bol ecir verir. Gaddar kimseyi de mükafatlandırmaz ." (75). Buhari, İstitabe 4, Müslim, birr 48. SAHİH tir.
- "Güçlü olan,insanları yenen değil,öfkelendiği zaman öfkesini yenendir."(76).Buhari, Edeb 76, Müslim, Birr 107. SAHİH tir.
-"Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile istişare ederse ALLAH onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar."(77) Kütüb-ü Sitte 16. Cilt.
AÇIKLAMA:
En muteber hadis kitabı dahi olsa bu şekilde genel bir kaynak geçersizdir.

-Kim dünyada bir müminin ayıbını örterse , kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter.."(78) Ebu Davud, Edeb,39. SAHİH tir.
- "Kendinizden fazla zengin ve güzel insanları seyrederken, kendinizden aşağıda olanları da unutmayın." (79).Tirmizi Kıyamet 59. SAHİH tir.
- "Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir.Böbürleneni Allah alçaltır.Allah’ı çok ananı Allah sever" (80).İmam Gazali, cilt.4,s.655.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.

- "Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar.Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. (81) Müslim. Birr 33 SAHİH tir.
-"İnsanın her bir eklemi için her Allah'ın günü bir sadaka vermesi gerekir: Hz. Muhammed İki kişinin arasını bulman, (haklarında adaletle hükmetmen) bir sadakadır. Bir kimseye bineğine binerken yardımcı olman veya yükünü hayvanına yüklemesine yardım etmen bir sadakadır. Güzel bir söz söylemek sadakadır. Namaza giderken attığın her adıma bir sadaka sevabı vardır. Gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi yoldan alıp atman bir sadakadır."(82) (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56) SAHİH .tir.
-Beni seveni kulağından işitirim, gözlerinden görürüm,kolunu hareket ettiririm,ayaklarını yürütürüm.." (83). (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56)SAHİH tir.
- "Yerin sürtünme kuvvetiyle demiri temizlediği gibi, Allah Teâlâ'yı bilip iman etmek de insanın kalbini temizler." (84)
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Her bir maruf (iyilik) sadakadır." Başka bir rivayette: "Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur (iyiliktir)." Şeklindedir. (85).Müslim, Zekat 52, Buhari, Edeb 68. –SAHİH- tir.
- "(Bir keresinde) Rasülullah'a (ayrı düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolayı rastladığı her çocuğu kucaklayan, göğsüne bastırıp emziren bir kadının da aralarında bulunduğu bir esir grubunu getirdiler. Resul-i Ekrem çevresindekilere (o kadını işaretle): "Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?"diye sordu. "Asla, atmaz!" dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "İşte Allah Teâlâ kullarına, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir" buyurdu. (86).Buhari, Edeb 18.-SAHİH- tir.
- "Başkalarının malllarını yiyen kimse günahkar ve fasıktır." (87). Buhari, İstikraz2 , Buhari, Hums 7. -SAHİH- tir.
- "İşçinin hakkını alnının teri kurumadan (yorgunluğu geçmeden) veriniz."(88). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: Kaynak yanlış verilmiş olup doğrusu İBN MACE/ 2-817 olup SAHİH tir.
-"İnsanlara nezaketli ol, kabalık etme. Onlarla iyi geçin, onlardan nefret etme. Sana Yahudiler ve Hıristiyanlar rast gelip cennetin anahtarını sorsalar, onlara anlat ki, cennetin anahtarı, 'Allah'ın varlığına ve birliğine, şahadet etmektir' de." (89) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Kardeşine karşı göstereceğin tebessümün bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır."(90)Tirmizi,Birr 36.-SAHİH- tir.
- Allahı seviyorsanız, müminleri de sevin!" (91). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:Böyle bir rivayet SAHİH olmayıp Al-i imran 31.ayet mevcuttur.
‘’De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin’’

-"Kalbini yumuşamasını sever misin? Yetime merhamet et, başını okşa,ona yediğinden yedir.Kalbin yumuşar." (92).Abdülaziz Bekkine, cilt 1, 11-9.
AÇIKLAMA: Net SAHİH bir rivayete rastlamadım kaynaklar ravi ile sınırlı kalmış.
- "Allah katında en sevimliniz size kötülük yapanı bağışlayan kimsedir. (93). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir rivayet olmayıp bu konu babında ilgili ayet şu şekildedir;
"İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz." (Fussilet, 41/34-35)

Mü’minler Kimlere Karşı Merhametli Olmalı :
Mü’minler Kimlere Karşı Merhametli Olmalı?
İblis gibi hatasında ısrar eden; kendisi O’nun rahmetinden umudu kestiği gibi, başkalarını da O’nun rahmetinden uzaklaştırmak için her tür şeytanlık düşünen kimseler ilahi rahmetten ebediyyen mahrum kalacaklardır.

Mü’minler Kimlere Karşı Merhametli Olmalı?

“ Muhammed (sav) Allah’ın elçisidir ve onun safında olanlar kâfirlere karşı eşidda/çok çetin/kararlı ve ödünsüz, ruhama/birbirlerine karşı ise çok merhametlidirler. Onları hep rükû ve secde halinde Allah’ın kerem ve rızasını ararken görürsün; onların nişanları yüzlerindeki secde izleridir. Bu onların Tevrat’taki temsilidir. Bir de onların İncil’deki temsili var: Onlar filiz vermiş tohum gibidir; derken o filizi (Allah) güçlendirir ve kalınlaştırır ki kökü üzerine dimdik dursun da üreticiyi sevindirsin. Böylece o, kâfirleri kinlerine mahkûm etmiş olur. Allah onlardan iman eden ve ıslah edici eylemler ortaya koyanlara limitsiz bir bağış ve büyük bir ödül vaat etmiştir.” (Fetih, 48/29)

Giriş

Ayetin indiği dönemin arka planında Hudeybiye Anlaşması vardır. Ayet, Hudeybiye’de “Allah’ın Rasulü” ifadesini anlaşmadan sildiren Mekke elçisi Süheyl b. Amr’ın şahsında tüm kâfirlere yapılmış ihtar niteliğindedir. Rıdvan Biatı’yla mü’minlerin dosta ve düşmana karşı gösterdiği onurlu, kararlı duruşu ifade etmekte, adeta deklarasyon yayınlamaktadır.

Birbiriyle uyumlu iki tavır vardır yukarıdaki ayette: Birincisi “eşidda”dır; sert, kararlı, ödünsüz ve çetin. İkincisi ise “ruhama”dır; merhametli ve şefkatli. Bu iki tavır aynı zamanda iki sınırı ifade ediyor. Bu sınırlar; ilkeler ve mücadele yöntemiyle ilgilidir. Yoksa insan ilişkilerinde, dar alandaki toplumsal ilişkilerde, medeni münasebetlerde mü’minlerin kâfirlere karşı merhametle, şefkatle muamele etmesi hiçbir ayette yasaklanmış değildir.

Bu iki tavır ve iki sınır bir kabileyi, bir ırkı, sırf kendi renginden, kendi takımından olduğu için her halükârda tutan ırkçıların tutumundan farklıdır. Çünkü bir peygamberin safında bulunmak, onun yanında saf tutmak, doğuştan elde edilmiş bir paye değildir; kazanılmış, elde edilmiş bir haktır.

İlahi övgüye mazhar olan bu iki tavır, emekle elde edilmiş bir ürün gibidir: Kökleri üzerinde dimdik duran hoş bir ekin, güzel bir filiz. Tevrat ve İncil’de de aynı tasvirler, önceki peygamberlerin zamanındaki mü’minler için yapılmıştır.1

Bu Kur’anî bilinçlenme yolculuğumuzda iki nur diğerlerinden daha parlak bir şekilde önümüzü aydınlatacaktır. Bunlardan biri hududullah2 diğeri ise vasat ümmet’tir.3

Biz vahye iman eden mü’minler için Allah’ın hayatımız çerçevesinde çizdiği güvenlik sınırları çok önemlidir. Biz o sınırlara riayet ettiğimizde dünya ve ahirette tehlikelerden korunacağımıza iman ediyoruz. Diğer yandan ruhama ve eşidda kavramları üzerinden, insan ilişkilerini itidal ekseninde ele alacağımız bu çalışma için “vasat ümmet” vurgusu da çok önemlidir. Çünkü her şeyi çift kutuplu olarak yaratan Yüce Allah, itidalin, dengenin ve vasatın nerede durduğunu da vahiyle bize beyan edip yol göstermiştir.

Kur’an bir bakıma gazaptan kurtuluşun, iç huzurun ve manevi mutluluğun güvencesidir:

“Çünkü o (Kur’an) da, insanlar için bir rehber ve rahmettir.” (Neml, 27/77)

Kur’an rahmetullah’tır. Ancak kim için rahmetullah’tır? Bu sorunun cevabını araştıracağımız çalışmamızda ruhama’nın sınırlarını Rabbimiz nasıl çizmişse onu ortaya koymak niyetindeyiz.

Ruhama’nın ve eşidda’nın da sınırlarını adalet ekseninde çizecek olan ötekisi olmayan Allah Teâlâ’dır. Çift kutuplu ve zıt kutuplu olan insanoğlu ise, itidali tayin konusunda sınırları doğru çizmekten acizdir. Sınırları doğru tayin etmek, ancak vahyin rehberliğinde mümkündür. İşte biz bu çalışmamızda bunun imkânlarını araştırmak ve ortaya koymak istiyoruz. Üzerinde duracağımız ana soru şudur:

Mü’minlerin merhameti ve sertliği kime karşı nereye kadardır?

A- Ruhama’nın Tefsiri ve Sınırları

“Mü’minler sadece kardeştirler; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci ile hareket edin ki, O’nun merhametine nail olasınız.” (Hucurat, 49/10)

Ruhama’nın sınırlarını tayin etmek için Kur’an’da mü’minlerle diyalogun ilkelerini, Müslümanlar arasındaki münasebetlerin ölçülerini ana çizgilerle ortaya koymak gerekir.

Yüce Allah’ın er-Rahman, er-Rahim isimleri ve özümüze yerleştirdiği rahmet duygusuyla ilgili Kur’an’ın rehberliğine başvurduğumuzda, önümüz vahyin nuruyla aydınlanmaktadır.4

Allah’ın rahmeti geniştir. Ama buna rağmen bundan yararlanma konusunda inatçı ve nankör kesilenler imtihan dünyasının bir gerçeğidir. Allah’ın rahmetinden kimler umut keser? Allah’ın rahmetinden kâfirler umut keser. (12/87) Umutsuzluk İblis’in asli özelliğidir. Allah’ın rahmetinden umut kesmek mü’minlere yakışmaz. (39/53) “Mü’min kimse Allah’ın azabının miktarını bilseydi cenneti umut edemezdi, kâfir de Allah’ın rahmetinin ne kadar çok olduğunu bilseydi, O’nun rahmetinden umudunu hiç kesmezdi.” (Müslim)

Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. (A’raf, 7/156) O, Ğafur ve Rahim’dir. (A’raf, 7/167) Mağfiret, Aziz, Hakim sıfatlarının şahididir. (5/118.) Rasulullah’ın hadisteki tefsiriyle ifade edersek: “Allah’ın kullarına merhameti annenin çocuğuna merhametinden fazladır.”5

Peki, Allah’ın rahmetinden nasıl yararlanacağız?

Küçük kusurların affedilmesi büyük günahlardan kaçınmaya bağlıdır. (Şura, 42/37; Necm, 53/32)

İnsan ilişkilerinde cezalandırma arzusunu öne çıkarmak doğru değildir; affı esas almak gerekir: Cahillerden yüz çevirenin affı esas alması elzemdir; dolayısıyla affı davranış biçimi olarak benimsemeyenler cahillere benzemiş olurlar. Çünkü cahiller duygu ve düşüncelerini davranışlarını kontrol altında tutamaz, fevri hareket ederler. (A’raf, 7/199)

Kötülüğü kötülükle değil, iyilikle savmak lazımdır. (Ra’d, 13/22; Fussilet, 41/34-35) Zulümle mücadelenin yöntemi zulüm olamaz; meşru olmalı, adaleti esas almalıdır. (Şura, 42/40-43) Mesela zulme karşı tepkide amacı aşıp saldırganlık yapmak haramdır. (Bakara, 2/190)

Öte yandan Rahman ve Rahim’in diğer kutbunda yer alan el-Kahhar sıfatı, Kur’an’da bunlar kadar sıklıkla vurgulanmamıştır.6 Allah daha iyisini bilir; ancak bu karşılaştırmadan şöyle bir sonuç çıkarmamız mümkündür: Yüce Allah’ın şefkat ve merhameti kahrından daha önde, ön planda durmaktadır.

Yüce Allah el-Ğafur/affedici ve er-Rahim’dir/merhameti kendisine ilke edinmiştir. Rahman, rahim, rahmet, merhametle aynı kökten türeyen ve mü’minlerin bir sıfatı olarak beyan edilen “ruhama” sadece yukarıdaki ayette geçmiştir. (Fetih, 48/29)

Rahmetini dilediği kimselere dağıtma hakkına sahip olan Rabbimiz, şefkatin de merhametin de asıl kaynağıdır; kime isterse şefkat ve merhametle muamelede bulunur.7

Rabbimizin rahmetini dağıtmadaki adaleti, biz mü’minler için en temel ilkelerdendir. Hiç şüphesiz biz insanlar mutlak adaleti uygulama imkânından mahrumuz. Ancak ne kadar adaletli olursak, o kadar Rabbimizin merhametine layık olduğumuzu ortaya koymuş oluruz.

Nefsimizin kötülüklerine karşı direnme kabiliyetini özümüze yerleştirmesi, hemen cezalandırmaması, ihmal etmemesi ama imhal etmesi/ertelemesi de bu rahmetinin bir eseridir.8

Merhamet ve şefkatle muamele eden Yüce Rabbimizin insanları darlık ve sıkıntıdan kurtarması, zorlukla beraber kolaylığı da yaratması,9 merhametinin, şefkatinin şahitleridir.

B- Allah’ın Rahmeti Kimler İçindir?

Her şeyi belli bir ölçüye göre yaratan Rabbimiz rahmetini de adaletli bir şekilde dağıtmaktadır. Küfrü, nifakı, zulmü ve fıskı hayat tarzı haline getiren, bir kimlik olarak yüreğinde taşıyan, tüm benliğini küfr, nifak, zulüm ve fısk ile kirletenler O’nun rahmetinden mahrum kalacaktır.

Rabbimiz Kur’an-ı Mubin’de rahmetini kimlere indireceğini beyan etmiştir. Bize düşen ilahi mesaja kulak vermek, gönül vermek ve gereğini ifa etmektir.

Allah rahmetini ilkesiz ve ölçüsüz bir şekilde mi dağıtır? Kesinlikle hayır; her şeyin kaderini yaratan Rabbimiz rahmete bir kader/ölçü yaratmıştır. Bu nedenle Allah, rahmetini bazı kimselerden esirger.

İyilerin nimette olması Allah’ın rahmetinin bir şahididir. Öte yandan O’nun rahmetinden yararlanmayı iradesi ile reddedenlerin cehenneme gitmesi kendilerine yaptıkları bir zulümden ibarettir. (İnfitar, 82/13-14)

Rahmet ve adaletle kullarına muamele eden Yüce Allah ihmal etmez, imhal eder; imtihan için gereken süreyi vermeden cezalandırmaz. (Nahl, 16/61) Yüce Allah kâfirlerden zulümde ileri gidenleri, günahta ısrar edenleri cezalandırır. (Sebe, 34/17) Ebedi azap, bile bile yalanlayan, yüz çeviren nankörler içindir. (Taha, 20/48)

Peki, Allah’ın rahmeti kimler içindir?

1. Allah’a Gönülden Teslim Olanlar

“O gün kim azaptan esirgenirse, kesinlikle Allah ona rahmet etmiştir. Bu ise apaçık bir kurtuluş demektir.” (En’am, 6/16)

Allah’ın rahmeti, kendisine gönülden teslim olanlaradır. Allah’ın çizdiği sınırları ihlal eden, inatla kırmızıçizgileri geçen, günahı bir hayat tarzı olarak sürdürenler, tavır ve duruşlarıyla Âlemlerin Rabbi’ne karşı savaş açmış sayılırlar. Bu savaştan hiçbir insanın kazançlı çıkma ve zaferle çıkma ihtimali yoktur; böyle kimselerin payına düşecek olan mutlak bir hezimet ve ebedi hüsran boyunlarına ateşten halkalar olarak takılacaktır.

2. Kötülüklere Karşı Mallarıyla Canlarıyla Cihad Edenler

“Rabbimiz! Onları ve onların atalarından eşlerinden ve nesillerinden iyi ve dürüst olanları güzelliğin merkezi olan cennetlere yerleştir! Çünkü Sen, evet Sensin her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden! Ve onları tüm kötülüklerden koru! Ki Sen o gün birini kötü duruma düşmekten korursan, bu rahmet ettiğin anlamına gelir: En büyük başarı işte budur.” (Mü’min, 40/8)

Şefkat ve merhameti sonsuz ve sınırsız olan Rabbimizin rahmeti; kendisini seyyiatlardan/kötülüklerden koruyan, kötü fiillerden koruyanlar içindir. Yukarıdaki ayet bunu bir dua formunda beyan etmektedir.

Ebedi hüsrandan, ebedi helakten kurtuluş için Allah’ın rahmetine dünyada sığınmak gerekir; Hz. Musa ve yetmiş arkadaşının yaptıkları gibi.

“…Rabbimiz bize acıyıp da bizi bağışlamazsa, işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olacağız, diye dövündüler.” (A’raf, 7/149)10

Bize merhamet etmesi ve mü’minlere merhametle muamele etmeyi başarabilmemiz için özümüzle, sözümüzle, amellerimizle Rabbimize yakarmalıyız:

“…Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bundan dolayı bizi sorguya çekme! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükü bize taşıtma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim mevlâmızsın; Kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et!” (Bakara, 2/286)

Allah’ın rahmeti, zalimlere karşı kesintisiz cihad sürdürenler içindir. Bu rahmetten bir peygamber çocuğu olduğu halde, Nuh Peygamber’in oğlu yararlanamamıştır. Hatta baba şefkatinin etkisiyle, manevi aileden sayılmayan kâfir oğlunu Felah Gemisi’ne davet ettiği için Nuh Peygamber’in istiğfar dilemesi gerekmiştir.11

Allah’ın rahmeti, İslami mücadeleyi hayat tarzı haline getirenleredir. Ebedi hüsrandan kurtuluş ilahi rahmetledir ve Allah’ın rahmeti, Nuh Peygamber gibi, zalimlere karşı Allah’ın rahmetine sığınarak kesintisiz mücadele yürütenler içindir.

3. Tevbe Edenler

“Her ikisi de (Âdem ve eşi) dediler ki: Rabbimiz! Biz kendi kendimize zulmetmişiz, eğer bizi bağışlamaz ve bize acıyıp esirgemezsen, ebediyyen manevi iflasa sürüklenenlerden oluruz.” (A’raf, 7/23)

Allah’ın rahmeti Âdem ve eşi gibi özeleştiri yapan, hata yaptıktan sonra ısrar etmeyip hemen tevbe ederek hakka dönen kimseler içindir. İblis gibi hatasında ısrar eden; kendisi O’nun rahmetinden umudu kestiği gibi, başkalarını da O’nun rahmetinden uzaklaştırmak için her tür şeytanlık düşünen kimseler ilahi rahmetten ebediyyen mahrum kalacaklardır.

C- Mü’minlerin Merhametle Muamele Etmesi Gereken Kimseler

1. Allah’a ve İndirdiklerine İman Edenler

İman etmek; dünya ve ahirette Allah’ın güvencesi altına girmektir. Bu güvence nefsimizin kötü arzularına karşı kendimizi güvence altına almayı, çevremizin bizim elimizden dilimizden emin olmasını da içerir. İman bir te’liftir aynı zamanda; mü’minlerle aramızdaki bir kaynaşma, pekiştirme aracıdır. Vahye iman beyyinat ile, kin, nefret, bağy gibi nefsin öteki kutbunda bulunan vahdeti bozan kötülükleri de önler.12

Aramızdaki ihtilaflarda hakem olarak Allah’ı ve vahyini; Rasulullah’ı ve sünnetini tayin etmeliyiz. Kur’anî ilkelerden olan şura ve istişare vahdeti ortadan kaldıran fitnelere karşı alınmış İslami tedbirlerdir.13

Uhuvveti mü’minlere has kılmak gerekir. Akrabalar ile medeni ilişkiler ve nezaket her mü’minin şiarıdır. Ama uhuvvet anlamı taşıyan yakınlıklar kurmak caiz değildir. Ancak kâfirlerle müşriklerle arkadaş olmanın bir sakıncası yoktur. Nitekim Kur’an’da Rasulullah’tan söz ederken Necm Suresi’nde “arkadaşınız” denilmektedir. (Necm, 53/2)

Bir mü’min, imanı ve ilkeleri söz konusu olduğunda ailesini değil davasını seçmek zorundadır.14 Kâfirler insanlıkta kardeşimizdir; ama dar anlamda ailemizden biri değildirler. Rabbimiz Nuh Peygamber’e, oğlu için, “O senin ailenden değil!” buyurmuştur. O yüzden canından kanında da olsa, oğlunu Felah Gemisi’ne alma hakkı kendisine verilmemiştir. Hz. İbrahim’in babası onun ailesinden değildir; o, babasına kayıtsız şartsız itaat etmek zorunda değildir. Hz. Lut’un eşi helak edilenler arasındadır.15 Gerçek aile, mü’minlerden oluşur. Çünkü asıl olan, kalıcı olan, ebedi olan kan bağı değil din bağıdır. (Hucurat, 49/10) Bu nedenledir ki, nikâh da mü’minlerle yapılır; kâfirlerle evlenmek, mü’minlere haramdır.16

İlkeli siyasi emaneti tevdi etme anlaşması olan biatin taraflarının mü’min olması gerekir. (Fetih, 48/10)

Kâfirlerle olan ilişkiler şirk, küfr, nifak anlamı taşıyorsa onlarla velayet ihtiva eden bir zeminde münasebet kurmak anlamına gelir. Ki, şirk, küfr, nifak, fısk ihtiva eden ilkelere ve emirlere itaat etmek bir mü’min için haramdır. Harama itaat de haramdır.17

Kâfirlerle birlikte olup mü’minlere karşı pakt oluşturmak, onlarla velayet ilişkisi kurmak anlamına geleceği için haramdır. Çünkü “doğrularla beraber olmak” akidevî görevlerimizden biridir.18

Biat ve velayeti mü’minlere has kılmak gerekir. Kâfirlere eman vermek eman almak caizdir; ama onlarla biatlaşmak; onları veli edinmek haramdır.19 Diğer yandan veli edinmemek diyalogu kesmeyi gerektirmez. Çünkü mü’min olmak, ne olursa olsun kendi tarafını tutan bir tür ırkçılık değildir. “Bir kavme olan düşmanlığımız bile bizi adaletsizliğe sevk etmemeli”dir.

Medine Vesikası ekseninde konuyu inceleyelim: Bu vesika, Peygamberimizin Hicret’ten sonra bir tarafında mü’minlerin olduğu, diğer tarafında kâfirlerin olduğu ilginç bir belgedir. Bu belge ilkelerin tartışmaya açıldığı bir anlaşma değildir, münasebetleri adalet ekseninde düzenleyen ortak hukuk oluşturan, bir tür “anayasa” niteliğindeki örnek bir anlaşma metnidir.20

Ma’ruf olan bir şey hakkında söz verdiğimizde kişinin mü’min olup olmaması önemli değildir. Diğer yandan Yahudiler ümmilere -kendilerinden olmayanlara- karşı sorumluluk hissetmezler.21 Ama mü’minler ma’ruf bir temelde verdikleri sözün muhatabı kim olursa olsun yerine getirme konusunda kendilerini sorumlu hissederler. Kendilerinden olmayanlara karşı sorumluluk hissetmemek, karanlık güçlerin özelliğidir ve bir Yahudileşme örneğidir.22

Tevhide iman etmek; sınır çizmeksizin tüm hayatımız üzerinde tasarruf hakkını Allah’a tanımayı gerektirir. Bir başka deyişle O’nu kendimiz için ve içinde yaşadığımız hayatın Rabbi olarak görmektir. Tevhide iman ilahi rahmetin de ön koşullarının başında gelir. Yani ilahi rahmet; tüm âlemlerin ve şuhud’un da gayb’ın da rabbinin Allah olduğu bilinciyle yaşayanlaradır:

“Kendilerine ‘sizi bekleyen (ahiret) ve geride bıraktığınız (hayattan) dolayı sorumluluktan tir-tir titreyin ki, ilâhi rahmete nail olabilesiniz’ denildiğinde (insanların çoğu yüz çevirdiler).” (Yasin, 36/45)

2. Allah’a ve Elçisi’ne İtaat Edenler

Allah’a ve Elçisi’ne itaat edenlere karşı merhametli olmalıyız. Allah’a ve Elçisi’ne itaat edenlere Allah merhamet eder; biz de merhametimizi öncelikle dinde kardeş olanlar için seferber etmeliyiz:

“Allah’a ve elçisine tabi olun ki, rahmete mazhar olasınız!” (Ali İmran, 3/132)

3. Vahye Gönül Veren Takva Sahipleri

İlahi vahyin geliş amaçlarından biri de insanların rahmetten yararlanmasını sağlamaktır:

“Ne yani, sizi uyarsın, sorumluluğunuzu hatırlatsın ve bu sayede rahmete nail olasınız diye içinizden bir adam eliyle Rabbinizden size bir bildiri gelmesinde şaşılacak ne var?” (A’raf, 7/63)

Kur’an’ı can kulağı ile dinleyen, ona can-ı gönülden bağlanan, vahyin konuştuğu yerde kendi görüşünden vazgeçen, susup dinleyen, peygamberlerin yoluna tabi olan takva sahiplerine merhamet olunur:

“İşte bu da Bizim indirdiğimiz mübarek bir kelamdır: Şu halde ona uyun ve takva sahibi olun ki, rahmete nail olasınız.” (En’am, 6/155)

“Artık Kur’an okunurken onu can kulağıyla dinleyin ve sesinizi kesin ki rahmete nail olabilesiniz.” (A’raf, 7/204)23

İlahi rahmet hayatını Allah’a karşı sorumluluk bilinci ile sürdüren muttakileredir. Ki, muttakiler bozguncuların, fitnecilerin ve zalimlerin oyunlarını bozarlar. Bu sebeple biz de merhametimizi göstereceğimiz kimselerin başına, kardeşlerinin arasını düzelten muttakileri almalıyız. (Hucurat, 49/10)

4. Namazında Devamlı ve Kararlı Olanlar

“Şu halde namazı hakkını vererek kılın, zekâtı gönülden verin ve Rasul’ü izleyin ki merhamete mazhar olmayı umut edebilesiniz.” (Nur, 24/56)

Bu ayete göre merhamete nail olmanın şartları; namazı gereğince kılmak, gönülden zekât vermek ve bu konularda Rasululullah’ı model almak, onun şahitliğine tabi olmaktır.

Biz mü’minler de namazında devamlı ve kararlı olan; onu diğer yükümlülüklerle -zekâtla- takviye edenlere karşı merhametli olmalıyız.

5. Kendilerini Tevbe, İstiğfar ile Arındıranlar

“(Salih) şöyle dedi: Ey kavmim! Niçin iyi olan dururken kötü olanın çabucak gelmesini istiyorsunuz? Niçin Allah’tan bağışlanma dilemiyorsunuz? Belki affedilirsiniz.” (Neml, 27/46)

Salih Peygamber’in dilinden ilahi kelama yansıyan bu ayetin mesajına göre; merhametle muamele etmenin ve merhameti hak etmenin ön şartı istiğfardır.

Merhamet, nefislerini arındırmak için fırsatı ganimet bilenleredir. Günahta ısrar etmeyip, hatasını anlayınca kararlı bir şekilde dönen, nefsini kirliliklerden arındırmaya çaba sarf eden mü’minlere karşı merhametle muamele etmeliyiz. (Neml, 27/46)

6. Anne-Baba

“(Ey insan!) Allah ile birlikte başka bir ilah edinme! Sonra kınanmış olarak bir köşeye atılıp orada bir başına kalakalırsın. Zira senin Rabbin, başkasına değil yalnızca kendisine kulluk etmenizi emreder. Bir de anne babaya iyilik etmeyi… Eğer onlardan biri, ya da ikisi senin yanındayken yaşlanırsa, sakın onlara ‘öf’ bile deme ve onları azarlama! Aksine onlara gönül okşayıcı şeyler söyle! Dahası, o ikisine alçak gönüllü davranarak merhametle kol-kanat ger ve de ki: Rabbim! O ikisinin beni küçüklüğümde sevgiyle görüp gözettikleri gibi, Sen de onları merhametinle kolla!” (İsra, 17/22-24)

Eğer anne-babamızı bir köşeye atar ilgilenmez isek, Allah Teâlâ da ahirette bunun adaletli sonucu olarak, bizi bir kenara atar, bizimle ilgilenmez. Nasıl anne baba küçükken bize merhametle muamele ettiyse biz de empati yaparak yaşlanıp küçük bir çocuk gibi ruhî hassasiyet kazandıklarında onlara merhametle muamele etmeliyiz.24

7. Allah İçin Hicret ve Cihad Edenler

“İmanda sebat eden, zulüm diyarından göç eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden ve onlara kucak açıp yardım edenlere gelince: İşte bunlar birbirlerinin gerçek dostudurlar. Ama iman etmiş fakat zulüm diyarından göç etmemiş kimselerin, göç edinceye kadar korunup gözetilmeleri konusunda size hiçbir sorumluluk düşmez. Şu var ki, eğer dini baskıya karşı sizden yardım isterlerse, bu durumda size düşen yardım etmektir; yeter ki kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın: Çünkü Allah yaptıklarınızı tümüyle görmektedir.” (Enfâl, 8/72)

İmanını hicretle takviye eden, ispat eden mü’minlere karşı merhametle muamele etmeliyiz. İman edip hicret eden, imanının ortaya koyduğu fedakârlıklarla imanını takviye eden mü’minlere kucak açmak, kol kanat germek, dostluk ve himayemize almak mü’min olmanın gereğidir.

Sözün Özü

Asla kaba ve nezaketsizlik anlamına gelmeyen, sadece maddi değil manevi duruşu da içeren eşidda; daha geniş bir çalışmanın konusudur ve kâfirlerle diyalogun nasıl olması gerektiğine ilişkin ipuçları taşımaktadır.

Eşidda ve ruhama arasındaki itidalli tavır; vasat ümmet olan Müslümanların insanlık önündeki dengeli duruşunu özetlemektedir: Şedid ama merhametli; merhametli ama şedid!

Eşidda ile ruhama arasındaki dengeyi doğru kurmak önemlidir. Mehmet Akif’in şiirindeki Müslümanca duyarlılık, bu iki duruş arasındaki dengeyi özetlemekte, şiir tadında tefsir etmektedir:

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

Dipnotlar:

1-Kitab-ı Mukaddes/Ahdi Atik, Tevrat, Tesniye, 33/1-3; Ahdi Cedid/İncil, Matta, 13/31-32; Markos, 4/26-27.

2-Dokuz ayette geçen hududullah tamlamasının tamamı, Kur’an’da Allah’a nispet edilmektedir. Hayatın her alanıyla ilgili mü’minler için çizilmiş güvenlik sınırlarını ifade etmektedir. Allah’ın sınırlarını çiğneyenler bedeviler ve nezaketten haktan hukuktan bihaber katı yürekli kâfirlerdir. Allah’ın sınırlarına riayet edenler ise cennetle müjdelenmektedir; bkz. Tevbe, 9/112. Bedeviler Allah’ın sınırlarını korumada şehirlilere göre daha katı ve fevridir; Tevbe, 9/97. Oruç, Ramazan ve i’tikafla ilgili sınırlar için bkz. Bakara, 2/187. Boşanma ve aile hukukuyla ilgili sınırlar için bkz. Bakara, 2/229-230; Mücadele, 58/4; Talak, 65/1. Mirasla ilgili Allah’ın sınırlarının ihlali isyan anlamı taşımakta ve ateşle uyarılmaktayız; bkz. Nisa, 4/13-14.

3-İslam ümmetine Rasulullah tevhid ve adaletin şahididir; biz de insanlığa şahit olmakla yükümlüyüz; bkz. Bakara, 2/143.

4-Sadece marifesi geçen, nekrası bulunmayan er-Rahman Kur’an’da 57 defa geçmektedir. Er-Rahim ise marife olarak 34 defa, nekra olarak 81 defa geçmektedir. Yaklaşık doksan ayette, özel olarak Yüce Allah’ın merhameti bu sıfatlarla vurgulanmaktadır.

5-Allah’ın kullarına merhameti annenin çocuğuna merhametinden daha fazladır. (Buhari, Müslim; Riyazu’s-Salihin, 444-491) Allah’ın rahmeti gazabının önündedir; rahmeti gazabına galiptir. (Buhari, Müslim) Allah rahmetini yüze bölmüş, birini yeryüzüne indirmiş, doksan dokuzunu kıyamete saklamıştır. (Buhari, Müslim)

6-“Galip, saltanat ve hükümdarlık sahibi, sözünü ve emrini dinletme sıkıntısı çekmeyen güç sahibi” anlamlarına gelen Kahhar sekiz ayette geçmektedir: Yusuf, 12/39; Ra’d, 13/16; İbrahim, 14/48; Sad, 38/65; Zümer, 39/4; Mü’min, 40/16.

7-Şefkat ve merhametin Rabbi de dağıtıcısı da Yüce Allah’tır: İsra, 17/54; Mü’minun, 23/109, 118; Ankebut, 29/21; Mülk, 67/28.

8-Kral’ın karısı şöyle dedi: “Bununla ben kendimi temize çıkarıyor değilim, o kötülüğü işlemesini ona ben kendim ısrar ettim; ne var ki Rabbimin rahmeti bunu temizler; şüphesiz Rabbim rahmeti sınırsız bir bağışlayıcıdır.” (Yusuf, 12/53)

9-Allah hayatı tümüyle zorluk ve meşakkatlerle formatlamamıştır; her zorluğun yanında kolaylığı da yaratmıştır; nice zorluğa rağmen bir çıkış yolu her zaman vardır: Mü’minun, 23/75; İnşirah, 94/1-8.

10-Hz. Musa, “Buzağı Heykeli”ne tapan toplumun işlediği zulmün toplumsal bir cezaya dönüşmemesi için en dürüst olanlarla Allah’tan bağışlanma talep etmiştir: “Ve Musa, belirlediğimiz bir zaman ve mekânda hazır olmak üzere toplumu arasından yetmiş iki adam seçti. O zaman onları derin bir sarsıntı tutunca, şöyle dedi: Rabbim! Dileseydin bunları ve beni daha evvel helak ederdin. Şimdi içimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri de helak eder misin? Bu Sen’in sınamandan başka bir şey değil, onunla dilediğini sapıklığa terk eder, dilediğini doğru yola yöneltirsin! Sen’sin bizim velimiz: O halde bizi bağışla, bize merhamet et! Çünkü Sen bağışlayanların en hayırlısısın.” (A’raf, 7/155)

11-Nuh Peygamber, oğlunu “Felah Gemisi”ne davet ettiği için Allah’tan istiğfar dilemek zorunda kalmıştır: Hud, 11/446-48.

12-İman mü’minlerle aramızı te’lif eder: Enfal, 8/63. Beyyinata rağmen aramızda bağy olmamalı; kıskançlık vahdeti bozar. (Bakara, 2/213; Ali İmran, 3/19; Şura, 42/14; Casiye, 45/29) Eğer araya kin, nefret, bağy, adavet, ihtilaf, itikadın farklılaşması gibi fitneler girerse Ehli Kitab’a benzemiş oluruz. (Maide, 5/64; Yunus, 10/93; Meryem, 19/37; Mü’minun, 23/52-53; Fussilet, 41/45; Zuhruf, 43/65; Haşr, 59/14)

13-Anlaşmazlıkları çözerken Allah’a ve Rasulü’ne müracaat etmek gerekir: Nur, 24/48, 51; Neml, 27/78. Bir mü’min diğer bir mü’mini hata ile olması dışında öldüremez; bilerek öldürmek onu ebedi cehennemlik kılar: Nisa, 4/92. İşlerimizi aramızda başına buyruk bir şekilde dayatma ile değil şura ve istişare ile yürütmemiz, Allah’a ve Rasulü’ne itaat anlamına gelir: Şura, 42/38. Yöneticilere mü’min olması, helali esas alması, ma’ruf olanı emretmesi, münkerden sakındırması koşuluyla itaat edilir. (Nisa, 4/59; Haşr, 59/8)

14-Mus’ab b. Umeyr (r) Bedir’deki esirler arasında yer alan ailesinden birisi -kardeşi- için “Onun ailesi zengindir, çok fidye alırız, onu mutlaka yakalayın, dikkat edin!” demiştir.

15-Bizim asıl ailemiz mü’minlerdir: Tevbe, 9/23, 113; Hud, 11/46; Lokman, 31/15; Hucurat, 49/10; Mümtehine, 60/3.

16-Nikâh akdini mü’minlerle sınırlamak gerekir. Çünkü kâfirlerle, müşriklerle evlilik anlaşması yapmak haramdır. (Bakara, 2/221; Nur, 24/3) Ehli Kitab’la evlilikler azimet değildir; şartlı ve ruhsatlıdır. Erkekler kalbini İslam’a ısındırmak için mevzii evlilikler yapabilirler. Ancak bu, örnek bir model değildir. Hz. Ömer yerinde bir kararla şartların değişmesiyle nasıl Müellefe-i Kulub’a zekâttan pay vermeye son verdiyse Müslümanların Ehli Kitab’la yapacağı evlilikler de reel şartlara göre gözden geçirilmesi gereken bir ruhsattır. Diğer yandan her Hıristiyan ve Yahudi olma iddiasında olan kimse de Ehli Kitabp çerçevesinde değerlendirilmemelidir. Mesela din konusunda mü’minlerle savaşan, çatışan ve kavga eden bir kimse Ehli Kitab sayılmaz.

17-Bir mü’min haram olan bir emre kimden gelirse gelsin itaat etmek zorunda değildir: Maide, 5/51, 54; Lokman, 31/15; Nur, 24/22.

18-Mü’min olmak kendimiz gibi olanlarla dayanışmayı gerektirir; doğrularla beraber olmak Allah’ın üzerimize yüklediği sorumluklardandır: Ali İmran, 3/28; Nisa, 4/1, 139; Tevbe, 9/23, 71.

19-Kayıtsız şartsız itaat anlamında kâfirlerle anlaşma yapmak caiz değildir. Kâfirlerle canımızı, malımızı, namusumuzu, neslimizi ve dinimizi emanet edecek derecede güvenmeyi gerektiren velayet ilişkisi kurmak caiz değildir: Bakara, 2/257; Mücadele, 58/22.

20-Hamidullah Muhammed, İslam Peygamberi, s. 188-201, İrfan Yayıncılık, 1991, İstanbul.

21-Yahudiler kendilerinden olmayanlara karşı sorumluluk hissetmezler; bu nedenle kendi aralarında faiz alış verişi yapmazlar ama diğer insanlarla bu ilişkiyi meşru görüler; bkz. Maide, 5/1.

22-İslamoğlu Mustafa, Yahudileşme Temayülü, Denge, 1995, İstanbul.

23-İlahi rahmet; ilahi vahye sahip çıkanlar içindir. (Hud, 11/119)

24-Mekke müşrikleri kendilerine ma’rufu emreden Hz. İbrahim’e asi olmuş evlat durumuna düşmüşlerdir: Kehf, 18/80-81