• Ülkemizde kandil geceleri diye bilinen geceler takvim sıralamasına göre; Rebiulevvel ayının 12. gecesi Mevlid, Recep ayının ilk cuma gecesi Regâip, yine Recep ayının 27. gecesi Mirac, Şaban ayının 15. gecesi Berat ve Ramazan ayının 27. gecesi olan Kadir gecesidir.

    Bu geceler Osmanlılar döneminde II. Selim (1566-1574) zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için “Kandil” olarak anılmaya başlamıştır.[1]

    Bu çalışmada kandillerin tarihi ile ilgili bilgi verilip dinimizin bunlara bakışı ortaya konulmaya çalışılacaktır.



    1. Kadir Gecesi

    Kadir gecesi ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de müstakil bir sûre bulunmaktadır. Bu sûrede Allah Teala, Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdiğini ve bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğunu bildirmiştir. Bakara suresinin 185. ayetinde de Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiği beyan edildiği için Kadir gecesinin Ramazan ayında bulunduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır. Fakat bunun Ramazanın 27. gecesi olduğuna dair kesin bir delil yoktur. Kadir gecesi ile ilgili hadislere bakıldığında Hz. Peygamber’in mü’minlere tavsiyesi, Kadir gecesini Ramazanın son on gününde ve özellikle de tek gecelerinde aramaları şeklinde olmuştur.[2] Buna göre Kadir gecesi Ramazanın yirmi bir, yirmi üç, yirmi beş, yirmi yedi veya yirmi dokuzuncu gecelerinden herhangi biri olabilir. Yani Kadir gecesi, zamanımızda Müslümanlarca ihya edilmeye çalışıldığı gibi herkesçe bilinen sabit bir gece olmayıp, aksine gizlenmiştir. Konuyla ilgili sahih rivayetlerden anlaşıldığına göre Resûlullâh dahi Kadir gecesinin Ramazanın kaçıncı gecesi olduğunu bilmiyordu![3]

    Kadir gecesinin değerlendirilmesi/ihyası ile ilgili olarak Hz. Peygamber’den bir dua haricinde herhangi ibadet tavsiye edilmemiştir. Fakat Aişe radıyallâhu anhâ’nın bildirdiğine göre Resûlullâh, Ramazan ayında diğer aylardan daha çok ibadet ederdi. Son on günde ise ibadetlerini biraz daha artırır, geceleri ihya eder, ailesini de geceyi ihya etmeleri için uyandırırdı.[4]

    Bir gün Hz. Âişe, Resûlullâh’a: “Ey Allah’ın elçisi! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu anlarsam o gece nasıl dua edeyim? ” diye sormuş, O da: “Şu duayı oku” buyurmuştur:

    اَللّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي

    “Allahım! Sen affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin. Beni de affet.”[5]



    2. Berat Gecesi / Kandili

    Berat “kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelen Arapça berâe-berâet kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Şaban ayının on beşinci gecesinde Müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yükünden kurtulacağı ümit edilerek bu geceye Berat gecesi denilmiştir.[6]

    Berat gecesinin fazileti ile ilgili olarak Hz. Peygamber’den nakledildiği bildirilen birkaç rivayet bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesinde Allah’ın bu gecede dünya semasına tecelli edeceği, Kelb kabilesinin koyunlarının kılları adedince (çokluk belirtmek için kullanılmış bir ifade) insanı bağışlayacağı ve kendisine edilen tüm duaları kabul edeceği anlatılmaktadır.[7] Fakat bu rivayete kitabında yer veren İmam Tirmizî (ö. 279/892) ve onun hocası İmam Buhârî (ö. 256/870) başta olmak üzere birçok âlim, bu hadislerin rivayet zincirlerinde problem bulunduğunu, dolayısıyla hadislerin zayıf olduğunu ve bunlarla amel edilemeyeceğini belirtmişlerdir.[8]

    Berat gecesinin faziletine dair Sünen-i İbn Mâce’de geçen iki rivayet daha bulunmaktadır.[9]Hadis âlimleri o rivayetlerin de “zayıf” olduğunu belirtmişlerdir.[10]

    Müfessirlerden Ebû Bekir İbnu’l-Arabî (ö. 543/1148) bu gecenin fazileti hakkında bir tek sağlam hadisin bile gelmediğini, dolayısı ile bu konu ile ilgili olarak hadis diye dolaşan sözlere itibar edilmemesi gerektiğini söylemiştir.[11]

    Gerçekten de Hz. Peygamber’in ve sahabe-i kiramın mescitlerde bu geceyi ihya etmek için toplandıkları, özel dualar ettikleri, bugün özellikle ülkemizde olduğu gibi bu geceye has namaz kıldıkları şeklinde tek bir rivayet dahi gelmemiştir.

    Bazıları Duhân sûresinde geçen: “O gecede her hikmetli buyruk ayrılır ve katımızdan bir emirle ilgilisine yollanır.” (Duhân, 44/4-5)ayetlerine bakarak o gecenin Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi olduğunu söylemişlerdir. Buna dayanarak da Allah’ın o gecede kulların rızıklarını taksim, ecellerini tayin ve bir sonraki Şaban ayının on beşine kadar olacak tüm olayları takdir ettiğini, dolayısıyla bu gece yapılacak olan dua ve ibadetlerin mutlaka kabul edileceğini iddia etmişlerdir. Böylece Hz. Peygamber ve ashabının yapmadığı, bu geceye has bir takım ibadetler ortaya çıkmıştır. Hâlbuki Allah Teâlâ o sûrede şöyle buyurmaktadır:

    “Hâ Mîm. Andolsun o apaçık kitaba ki biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyız. O gecede her hikmetli buyruk ayrılır ve katımızdan bir emirle ilgilisine yollanır.” (Duhân, 44/1–5)

    Görüldüğü gibi Allah, işlerin taksim edildiği gecenin Kur’an’ın indirildiği gece olduğunu bildirmektedir. Kur’an’ın da Şaban ayının on beşinde değil; Ramazan ayında ve Kadir gecesinde nazil olduğu şu ayetlerde açıkça ifade edilmiştir:

    “Ramazan ayı ki o ayda insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an indirilmiştir.”(Bakara, 2/185)

    “ Muhakkak ki biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik.” (Kadir, 97/1)

    Âlimlerin büyük çoğunluğu da Duhân suresinde geçen “mübarek gece”nin kadir gecesi olduğunu söylemişlerdir. Ebû Bekir İbnu’l-Arabî bu konuda şöyle demiştir:

    “Bu ayette geçen mübarek gecenin Kadir gecesi değil de başka bir gece olduğunu iddia edenler, Allah’a büyük bir iftirada bulunmuş olurlar!”[12]

    Bir de Berat gecesi ile alakalı olarak halk arasında “Berat gecesi namaz”ıveya“Salâtu’l-Hayr” olarak bilinen bir namazdan söz edilir. 100 rekât olan bu namazın her rekâtında Fatiha ve on defa İhlâs suresinin okunması gerektiği söylenmektedir.[13] “Kaynakların be­lirttiğine göre Berat gecesine ait özel bir namaz yoktur. Gazzâlî, bu gece her rekâtında Fatiha’dan sonra on bir İhlâs okunmak suretiyle kılınacak yüz rekât veya her rekâtında Fatiha’dan sonra yüzİhlâs okunan on rekât namazın çok se­vap olduğuna dair bir rivayet nakletti­ği halde (İhyâ, 1/203), İhyâ-u Ulûmi’d-dîn'deki hadisleri tenkide tâbi tutan Zeynüddin el-Irâkî ile Nevevî bunun aslının olmadığını söyle­mişlerdir. Bu namazın bir bid’at oldu­ğunu kaydeden Nevevî, bu konuda Kûtü’l-Kulûb ve İhyâ-u Ulûmi’d-dîn'de geçen rivayete aldanılmaması gerektiği­ni söylemekte (el-Mecmû’, 4/56), Ali el-Kârî de bu rivayetin uydurma olduğunu belirterek Berat gecesi namazının h. 400 (m. 1010) yılından sonra Kudüs’te ortaya çıktığını kaydetmektedir. Bu namazın ilk defa h. 448 (m. 1056) yılında Kudüs’te Mescid-i Aksâ’da kılındığına ve zamanla yaygınlık ka­zanarak sünnet gibi telakki edildiğine dair bir rivayet de nakledilmektedir.”[14]



    3. Regâip ve Mirac Kandilleri

    İkisi de Recep ayında kutlanan Regâip ve Mirac kandilleri ve bu gecelerin kutlanması gerektiğine dair öne sürülen şeylerin de herhangi bir delili bulunmamaktadır. Özellikle tasavvufi eserlerde yer alan, Hz. Peygamber’in Regâip gecesinde ana rahmine düştüğü (!), Recep ayının ilk Perşembe günü oruç tutup gecesinde Regâip namazı adıyla bir namaz kılmanın sevap olduğu ve bu gecenin birçok faziletinin bulunduğu yönündeki rivayetlerin “asılsız” olduğu hadis âlimlerince belirtilmiştir.[15]

    Bir de halk arasında “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şa’ban ve Ramazan ayları hakkında rivayet edilen: “Recep Allah’ın ayıdır, Şa’ban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” sözü hakkında âlimlerin çoğu “bu uydurmadır” demiştir. Ayrıca yine Recep ayının fazileti hakkında: “Kim o ayda şu kadar namaz kılarsa ona şu kadar sevap verilir, kim o ayda istiğfar ederse ona şu kadar ecir verilir.”şeklinde hadis diye rivayet edilen sözlerin hepsi mübalağadır, hepsi âlimler tarafından tekzip edilmiştir.[16] Özellikle Regâip gecesi ile ilgili olarak halk arasında meşhur olan Regâip namazıyla ilgili rivayeti, 1023 (h. 414) yılında vefat eden Ali b. Abdullah b. Cehdâm isimli Mekkeli sûfî bir zatın ihdas ettiği / ortaya çıkardığı kaynaklarda belirtilmektedir.[17] Yine kaynaklarda Regâip gecesiyle ilgili özel ibadet ve kutlamaların hicri 5. yüzyılda (miladi 11. yy) ortaya çıktığına ve bu gecenin ilk defa hicri 448 (m. 1056) yılında Kudüs’te, 480 (m. 1087) yılında da Bağdat’ta “kandil” olarak kutlanmaya başladığına dikkat çekilmektedir.[18]

    “İslam âlimlerinin büyük bir kısmı Hz. Peygamber, sahâbe ve tâbiîn dönemlerinde Regâip kandilinin bilinmediğini, kandil geceleri kutlanmasının diğer dinlerin tesiriyle ortaya çıktığını, dolayısıyla bu gecede özel bir ibadet yapmanın dinde yeni ibadet ihdası anlamına geleceğini, Resul-i Ekrem tarafından genel olarak bidatlerin yasaklanmasının yanı sıra Cuma günü ve gecesi özel bir ibadet yapılmasının da yasaklandığını[19], bu sebeple Regâip günü ve gecesinde muayyen ibadetler yapmanın dinen sakıncalı olduğunu belirtmişlerdir.”[20]

    Yalnız Recep ve Şa’bân ayları hakkında bir kaç söz söylenmesi gerekmektedir: Recep ayı “dört haram ay”dan bir tanesidir. Diğerleri Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Bu aylarda savaşmak haram kılınmıştır. Dolayısıyla bu ayların diğer aylara göre bir fazileti bulunmaktadır. Âlimler bu aylarda oruç tutmanın müstehab olduğunu söylemişlerdir. Fakat Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashab-ı kiram’dan “özellikle” bu ayda oruç tutmanın faziletine dair herhangi bir sahih rivayet nakledilmemiştir.

    Şa’bân ayına gelince: Sahih rivayetlere göre Hz. Peygamber’in Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Şa’bân ayıdır.[21]Sahabeden Üsâme b. Zeyd (ö. 54/674) şöyle bir hadis rivayet etmiştir:

    “Resûlullâh, Şa’bân ayında tuttuğu oruç kadar hiçbir ayda oruç tutmamıştır. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü! Senin, Şa’bân ayında tuttuğun orucu başka bir ayda tuttuğunu görmedim" dedim. O da şöyle buyurdu:

    “Şaban, Recep ile Ramazan arasında insanların gafil bulunduğu ve amellerin, âlemlerin Rabbi olan Allah’a yükseldiği aydır. Ben de amelimin Allah Teala’ya oruçlu olduğum halde yükselmesini seviyorum.”[22]

    O halde bu ayda oruç tutmanın Hz. Peygamber’in güzel bir sünneti olduğu rahatlıkla söylenebilir.



    4. Mevlid Kandili

    “Doğum yeri” ve “doğum zamanı” anlamına gelen Mevlid, Hz. Peygamber’in doğum günü kutlamalarına denildiği gibi aynı zamanda bu kutlamalarda okunmak üzere kaleme alınan eserlerin ortak adıdır. Hz. Peygamber, Ashâb-ı Kirâm, Emevî ve Abbâsîler dönemlerinde herhangi bir kutlama örneğine rastlanmayan Mevlid kandili, ilk kez hicretten yaklaşık üç yüz elli yıl kadar sonra Mısır’da, Şii Fâtimî Devleti döneminde kutlanmıştır.[23]

    Eyyûbîler döneminde birçok tören ve bayram kaldırılmış; fakat Mevlid kutlamaları başta olmak üzere bunlar Erbil Atabegi Begteginli Muzafferuddin Kökböri (ö. 629/1232)tarafından büyük törenlerle yeniden kutlanmaya başlamıştır.[24] Fâtımîler dönemindeki kutlamalar daha çok devlet erkânı arasında olup resmi nitelikli iken Kökböri dönemindeki kutlamalara halkın da katılımı sağlanmış, büyük ziyafetler ve şölenler tertiplenerek adeta bir bayram havası estirilmiştir. Muzafferuddin Kökböri’nin bu kutlamaları yeniden başlatmasının ardında ise Musullu sûfi Ömer b. Muhammed el-Mellâ’ın bulunduğu belirtilmektedir.[25]

    Hz. Peygamber’in doğum günü olan bu günün/gecenin birtakım ibadetlerle kutlanmasına yönelik herhangi bir delil mevcut değildir.

    Ebû Şâme el-Makdisî, Şehâbeddin el-Kastallânî, İbn Hacer el-Askalânî ve Celâleddin es-Suyûti gibi bazı âlimler Hz. Peygamber’in dünyaya gelmesi sebebi ile sevinmenin, bu gün münasebetiyle muhtaçlara yardım etmenin, şiirler (mevlid gibi) okumanın güzel birer amel olduğunu söyleyerek, bu gibi Mevlid kutlamalarının “bid’at-ı hasene” (güzel bid’ât) sayılması gerektiğini söylemişlerdir. Mâlikî fakihi İbnu’l-Hâc el-Abderî, Ömer b. Ali el-Lahmî el-Fâkihânî, İbn Teymiyye, Muhammed Abduh, Abdulaziz İbn Bâz ve Hammûd b. Abdillah et-Tuveycîrî gibi âlimler ise Mevlid kandili kutlamalarına “bid’at-i seyyie” (kötü bid’ât) gözüyle bakmış ve buna şiddetle karşı çıkmışlardır.[26]



    Değerlendirme

    Hz. Peygamber ve Ashâb-ı Kirâm dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hatta bir benzeri olmayan ve İslam’dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve ibadet kabul edilen görüş ve ameller, sünnete aykırı davranışlara bid’at denilir.

    Dinde sonradan ortaya çıkan ve hakkında herhangi bir delil bulunmayan bu gibi durumlar hakkında Resûlullâh şöyle buyurmuştur:

    “İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenler / ortaya çıkarılanlardır.”[27]

    “Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir”[28]

    “Her bidat dalalettir, her dalalet de ateştedir.”[29]

    İmam Malik’in konuyla ilgili şu sözünü hatırlamakta da büyük fayda vardır:

    “Kim, bu ümmet içerisinde (din adına) geçmişte olmayan bir şey ihdas ederse (ortaya çıkarırsa) bu kişi, Hz. Peygamber’in Allah tarafından kendisine verilen risalet (elçilik) görevine ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü Allah Teala “…Bugün dininizi olgunlaştırdım; size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı uygun gördüm...”(Mâide, 5/3) buyurmuştur. Bu yüzden, o gün din olmayan (dine dâhil olmayan) şey bugün de din olamaz!”[30]

    Sonuç olarak şunlar söylenebilir:

    Kur’an’da da sünnette de bugün geniş halk kitleleri tarafından kutlandığı şekliyle kandil gecelerine işaret yoktur.Mübarek kabul edilen bu geceler, Hz. Peygamber ve ashabından çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.

    Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir.Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir. Neyin ibadet neyin gelenek olduğunun Müslümanlarca bilinmesi de elbette ki zaruridir.



    YAYIMLANDIĞI YER: Kitap ve Hikmet Dergisi, Nisan-Haziran 2015, Sayı: 9, s: 18-22.

    [1] Nebi Bozkurt, “Kandil”, Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul, 2001, c: 24, s: 300.

    [2] Buhârî, Fadlu Leyleti’l-Kadr 2, 3, İtikâf 1, 9, 13; Müslim, Sıyâm 213, (1167).

    [3] Bir önceki dipnotta belirtilen hadislerde Resûlullâh Kadir gecesinin kendisine unutturulduğunu söylemiştir.

    [4]Buhârî, Fadlu Leyleti’l-Kadr 5, Müslim, Îtikâf 8, (1175); Ebu Dâvûd, Salât, 318; Tirmizî, Savm, 73; Nesâî, Kıyâmu' l-Leyl, 17.

    [5] Tirmizî, Daavât, 84.

    [6] Halit Ünal, “Berat Gecesi”, DİA,İstanbul, 1992, c: 5, s: 475.

    [7] Tirmizî, Savm, 39; İbn Mâce, İkâmet, 191

    [8] Bkz: Tirmizî’nin Savm, 39’da bu hadisten sonra yer alan açıklaması ile Muhammed Fuad Abdulbaki’nin İbn Mâce, İkâmet 191’de yer alan açıklamaları.

    [9] Bkz: İbn Mâce, İkâmet, 191.

    [10] Bkz: Muhammed Fuad Abdulbaki’nin İbn Mâce, İkâmet 191’de yer alan açıklamaları.

    [11] Bkz: Ebu Bekir İbnu’l-Arabî, Ahkâmu’l-Kur’ân, 2. Bs., y.y., 1968, c: 4, s: 1678 (Duhân Sûresi, 2. ayetin tefsiri)

    [12] İbnu’l-Arabî, a.g.e., c: 4, s: 1678.

    [13] Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, İstanbul, 1986, s: 188.

    [14] İhyâ, el-Mecmû ve el-Esrâru’l-Merfûa gibi kaynaklardan naklen: Ünal, “Berat Gecesi”, DİA, c: 5, s: 475.

    [15] Hamdi Tekeli, “Regâip Gecesi”, DİA, İstanbul, 2007, c: 34, s: 535.

    [16] Bkz: Yusuf el-Kardâvî’nin Recep ayı ile ilgili bir fetvası: http://www.islamonline.net/...FFatwaAAskTheScholar

    [17] İsmail b. Ömer İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-Nihâye, Beyrut, trs., c: 12, s: 16; Bozkurt, “Kandil”, DİA, c. 24, s: 301; Hamdi Tekeli, “Regâip Gecesi”, DİA, İstanbul, 2007, c: 34, s: 535.

    [18] Tekeli, “Regâip Gecesi”, DİA, c: 34, s: 535.

    [19] Müslim, Sıyâm, 146 (1143).

    [20] Tekeli, “Regâip Gecesi”, DİA, c: 34, s: 535.

    [21] Buhârî, Savm, 52; Müslim, Sıyâm, 176; Tirmizî, Savm 36; İbn Mâce, Sıyâm, 30.

    [22] Nesâî, Sıyâm, 70.

    [23] Ahmet Özel, “Mevlid”, DİA, c. 29, s. 475.

    [24] Özel, a.g.e., aynı yer.

    [25] A.g.e. s. 475-476. Ahmet Özel'in, tarihi kaynaklara dayandırarak naklettiği bilgilere göre Kökböri döneminde Mevlid kutlamaları için her yıl yaklaşık 300.000 dinar para harcanmakta idi. Bir dinar paranın 4,25 gr altına denk geldiği hesap edilirse Mevlid kutlamaları için sadece bir yılda 1 ton 275 kg altın gibi oldukça yüksek miktarlarda harcama yapıldığı anlaşılmaktadır.

    [26] Özel, a.g.e., s. 477-478; Özel, “Mevlid: Tarihi ve Dini Hükmü”, Dîvân İlmî Araştırmalar Dergisi, Bilim ve Sanat Vakfı, İstanbul, 2002/1, sayı: 12, s: 243-246.

    [27] Müslim, Cuma, 43.

    [28] Nesâi, Îdeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7.

    [29] Müslim, Cuma, 43; Ebû Dâvûd, Sünnet, 6.

    [30] Ebû Muhammed İbn Hazm, el-İhkâm, fî Usûli’l-Ahkâm, Dâru'l-Hadîs, Kahire, 1984, c: 6, s: 225.

    Yazar : Dr. Yahya Şenol
  • 1) Ahmet Arslan - İslam Felsefesi Üzerine
    2) A.G. Roemmers - Genç Prensin Dönüşü
    3) Amin Maalouf - Arapların Gözünden Haçlı Seferleri
    4) Anthony Burgess - Otomatik Portakal
    5) Arthur Schopenhauer - Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
    6) Arzu Kadumi - Gazoz Kapakları Birliği
    7) Ayşe Şasa - Bir Ruh Macerası
    8) Balzac - Goriot Baba
    9) Banu/Onur Ertuğrul - Lugat365
    10) Cahit Zarifoğlu - İşaret Çocukları
    11) Cahit Zarifoğlu - Menziller
    12) Cahit Zarifoğlu - Sütçü İmam
    13) George Orwell - Hayvan Çiftliği
    14) Cevdet Said - Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
    15) Dino Buzzati - Tatar Çölü
    16) Dostoyevski - Başkasının Karısı
    17) Dostoyevski - Yeraltından Notlar
    18) Dostoyevski - İnsancıklar
    19) Dr. Abdurrahman Kasapoğlu - Carl Gustav Jung'un Kehf Sûresi Tefsiri
    20) Dr. Mehmet Akar - Kehf Suresi Tefsiri
    21) Dr. Mehmet Akar - Yasin Suresi Tefsiri
    22) Ebû Bekir Râzî - Ruh Sağlığı
    23) Emre Bilgiç - Emre ile Emmare
    24) Eugène İonesco - Kırallar Da Ölür
    25) Frederic Gros - Yürümenin Felsefesi
    26) Friedrich Nietzsche - Ruhların Alacakaranlığı
    27) George Orwell - 1984
    28) Georges Perec - Uyuyan Adam
    29) Gogol - Palto
    30) Gökhan Özcan - Ruh Yordamı
    31) Gökhan Özcan - Gözağrısı
    32) Güzide Ertürk - Öbür Dünya Öyküleri
    33) Halil Cibran - Meczup
    34) Hans Fallada - Ayyaş
    35) Haris el Muhasibi - Allah'ı Arayış
    36) Haris el Muhasibi - Kalb Hayatı
    37) Haris el Muhasibi - Mahşer Günü
    38) Haris el Muhasibi - Nefsini Bilen Rabbini Bilir
    39) Haris el Muhasibi - Nefsin Terbiyesi
    40) Haris el Muhasibi - Riya ve Korunma Yolları
    41) İbn Haldun - Mukaddime cilt 1
    42) İbn-i Kesir Tefsiri - Fatiha, Bakara, Ali İmran Suresi
    43) İbrahim Tenekeci - Geldik Sayılır
    44) Jacques Derrida, Mustafa Şerif - İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma
    45) Jack London - Martin Eden
    46) Joanna Greenberg - Sana Gül Bahçesi Vaadetmedim
    47) J.R.R. Tolkien - Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair
    48) J.R.R. Tolkien - Tehlikeli Diyardan Öyküler
    49) Karatay Belediyesi 23 Nisan İmam Hatip Ortaokulu 8-A Sınıfı Öğrencileri - İnci Taneleri
    50) Knut Hamsun - Açlık
    51) Lao Tzu - Öğretiler
    52) M. Nakib El-Attâs - İslâm Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi
    53) Mehmet Kara - Bir Başka Açıdan Kutadgu Bilig
    54) Mustafa Akar - Berhayat
    55) Mustafa Kutlu - Tarla Kuşunun Sesi
    56) Necip Fazıl Kısakürek - İbrahim Ethem
    57) Necip Fazıl Kısakürek - Reis Bey
    58) Necip Fazıl Kısakürek - Yunus Emre
    59) Necip Fazıl Kısakürek - Abdülhamîd Han
    60) Nouman Ali Khan - Dirilt Kalbini
    61) NTV Çizgibilim Serisi - Bilinç
    62) NTV Çizgibilim Serisi - Zaman
    63) NTV ÇizgiBilim Serisi - Nietzsche
    64) NTV ÇizgiBilim Serisi - Felsefe
    65) Oğuz Atay - Tutunamayanlar
    66) Oliver Sacks - Karısını Şapka Sanan Adam
    67) Patrick Suskind - Koku
    68) Plutarkhos - Lykurgos'un Hayatı
    69) Ray Bradbury - Fahrenheit 451
    70) Rasim Özdenören - Çok Sesli Bir Ölüm
    71) Rasim Özdenören - Eşikte Duran İnsan
    72) Rasim Özdenören - Kafa Karıştıran Kelimeler
    73) Rasim Özdenören - Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
    74) René Descartes - Yöntem Üzerine Konuşmalar
    75) Robert Louis Stevenson - Dr. Jekyll ile Mr. Hyde - Tuhaf Bir Vaka
    76) Serkan Üstüner - Hükmen Mağluplar
    77) Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece
    78) Stefan Zweig - Korku
    79) Stefan Zweig - Amok Koşucusu
    80) Stuart Sutherland - İrrasyonel
    81) Susanna Tamaro - Kökler, Yollar ve Yitik Benler
    82) Taha Kılınç - Kırmadan İncitmeden
    83) Taha Kılınç - 365 Günde Peygamberimin Arkadaşları, (1-37 Gün)
    84) Tolstoy - Efendi ile Uşağı
    85) Ümmü Reyhane - Çocuk Eğitiminde Zayıflık Her Şeydir


    - Psikiyatri -

    1) Orhan Öztürk - Ruh Sağlığı ve Bozuklukları
    2) Tahir Özakkaş - Bütüncül Psikoterapi
    3) James Morrison - DSM-5'i Kolaylaştıran Klinisyenler İçin Tanı Rehberi
    4) A. Winston, R. N. Rosenthal, H. Pinsker - Destekleyici Psikoterapiye Giriş
    5) Alfred Adler - Bireysel Psikoloji
    6) Dennis Diclaudio - Hastalık Hastası, Beden Sağlığından Şüphe Duyanların El Kitabı
    7) Wolfgang Schivelbusch - Keyif Verici Maddelerin Tarihi
    8) Victor Frankl - Duyulmayan Anlam Çığlığı
    9) Victor Frankl - İnsanın Anlam Arayışı
    10) Carl Gustav Jung - Psikoloji ve Din
    11) Carl Gustav Jung - Keşfedilmemiş Benlik
    12) Saffet Murat Tuna - Beynin Gölgeleri
    13) Hal Edward Runkel - Bağırmayan Anne Baba Olmak
    14) Kemal Sayar / Feyza Bağlan - Koruyucu Psikoloji
    15) Gerhard Wehr - Carl Gustav Jung
    16) Maudsley - Psikiyatride Reçeteleme Rehberi (3/4)
    17) Yusuf Karaçay - Bir Psikiyatristle Sohbetler
    18) Dr. Malik Babikir Badri - Müslüman Psikologların İkilemi
    19) Hatice Kübra Tongar - Fıtrat Pedagojisi 2
    20) Prof. Dr. Robert Frager - Manevî Rehberlik ve Benötesi Psikolojisi Üzerine Paylaşımlar

    [ Dergi ]
    Psikeart - Sadizm
    Psikeart - Panik
    Psikeart - Kibir
    Psikeart - Annelik
    Psikeart - Empati
    Psikesinema - Fellini Sineması
    Psikesinema - Sinema ve Mazoşizm

    - İngilizce -

    1) George Graham - The Disordered Mind, An İntroduction to Philosophy of Mind and Mental İllness
    2) Walter A. Kaufmann - Nietzsche: Philosopher, Psychologist, Antichrist
    3) Alexander Nehamas - Nietzsche Life as Literature
    4) Victor Hugo - The Hunchback of Notre Dame
    5) Rita Wilensky - Waiting for Godot, MAXnotes Literature Guides
    6) Paulo Coelho - The Alchemist
    7) David Lieberman - You Can Read Anyone
    8) Tom Butler-Bowden - 50 Psychology Classics
    9) Alfred R. Mele - Why Science Hasn't Disproved Free Will


    - Blinkist -

    1) Michael Shermer - Why People Believe Weird Things
    2) Leonard Mlodinow - Subliminal
    3) Kevin Horsley - Unlimited Memory
    4) Daniel Levitin - This Is Your Brain On Music
    5) Robin S. Sharma - The Monk Who Sold His Ferrari
    6) Kevin Kelly - The İnevitable
    7) Donna Jackson Nakazawa - Childhood Disrupted
    8) Daniel Nettle - Personality
    9) Simon Sebag Montefiore - Jerusalem

    - Bebek/Çocuk Kitapları -

    1) Özkan Öze - Enes'in Bir Sırrı
    2) Özkan Öze - Güzel Bir Koku
    3) Özkan Öze - Zeyd'in Uyku Duası
    4) Özkan Öze - Umeyr'in Yavru Kuşu
    5) Samed Behrengi - Küçük Kara Balık
    6) Şermin Çarkacı Yaşar - Çok Hayal Kuran Çocuk
    7) Jane Foster - İlk Sözcüklerim
    8) Jane Foster - 1 2 3
    9) Pearson Bebek Dokun ve Hisset;
    - Hayvanlar
    - Oyun Zamanı
    - İlk Kelimeler
    - Vınn! Vınn!
    10) Pearson Bebek Dokun Öğren;
    - Renkler
    - Oyun Zamanı
    - Şekiller
    - Neşeli Saklambaç
    11) Erich Kästner - Don Kişot
    12) Helen Stratton Would - Ayı Kim Çaldı

    - Webnovel -

    1) The Kings Avatar (3700 sayfa)
    2) Reincarnation Of The Strongest Sword God (2500 sayfa)
    3) Chaotic Sword God (1500 sayfa)
    4) Virtual World: Close Combat Mage, (1000 sayfa)
    5) Release That Witch (2250 sayfa)
    6) The Strongest System, (1200 sayfa)
    7) Shadow Hack, (450 sayfa)
    8) Night Ranger, (2500 sayfa)
    9) Mmorpg: Martial Gamer, (1350 sayfa)
    10) Forty Millenniums of Cultivation, (1800 sayfa)
    11) Legend of the Perfect Emperor (150 sayfa)
    12) Last Wish System (400 sayfa)
    13) Number One Dungeon Supplier (200 sayfa)

    Her ne kadar son 2 ayda diyetimi az biraz bozmuş olsam da 1 yıl önce bilgisayar ve telefon oyunlarını bıraktığım günden beri 120 küsür kitap ve yarıdan fazlası kalitesiz 19000 sayfa Çin romanı okumuşum. Onun yerine bir sürü başka kitap okunurdu, çok olmuş biraz :)
  • Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarından çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de hâlâ buna şahitlik etmektesiniz.
    Türkiye Diyanet Vakfı
    Sayfa 14 - Diyanet İşleri Başkanlığı