• 160 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    1879’da Musul'da doğan, el-Ubeydî lakabını Ubeydullah olan dedesinden alan, Muhammed Habîb El-Ubeydî, şair/hatip yeteneği yanında Farisî ve Türkî edebiyatı eğitimi almış, önemli bir simadır. İyi bir eğitim alması, onu Bab-ı Ali'de önemli yerlere gelmesine de neden oldu. Musul ve çevresinde doğduğu bu ortamda iyi eğitimle taçlandırması, ileri zamanlarda Musul için önemli görevlere sahip olup, önemli işler yapmasına ortam hazırlayacaktı.

    İlim almak için, 1910-1912 yıllarında İstanbul bulunmuştu. İlk siyasi faaliyeti 1914’te başlamıştı. Bu tarihte Suriye’ye gelerek, Salih Yafı Efendi, Salih eş-Şerif et-Tunusî gibi isimlerle İttihâd-ı İslâm siyasetinin önemli savunucuları oldu. Bu yıllar Birinci Cihan Harbin gerçekleştiği yıllar olması, el-Ubeydî’nin Suriye-Filistin Cephesine gelerek, İngiltere ve Fransa saldırılarına karşı halkı birlik bilinci oluşturmaya çalışmıştır. Üzerinde duracağımız “Payitahtta Nutuklarım” adlı eseriyle Cemal Paşaya ithaf ettiği risalesi, Suriye’de Cemal Paşa hakkında yazılan itiraflara cevap ve doğru olanı yazmak için bu dönemde yazmıştır. Bu cephe ortamında Cemal Paşanın yanında olan El-Ubeydî, halk ile Osmanlı askerlerinin arasında birlik ve yardımlaşmayı sağlamak için önemli görevler yerine getirmeye çalışmıştır.
    Cemal Paşa, önemli bir Osmanlı Subayı ve diplomattır. 6 Mayıs 1872’de Midilli'de doğmuştur. 1890’da Kuleli Askerî Îdâdîsi'nden ve 1893’de Mekteb-i Harbiye-i Şâhâne'den mezun olmuştur. Cemal Paşanın Birinci Cihan Harbi öncesinde yaptığı görevleri iki kısma ayıra biliriz. Birinci Meşrutiyet döneminde eşkıya takibi, demir yolları müfettişi ve askeri yollar inşasının çabuklaştırılması görevini kapsar. İkinci dönemi ise İkinci Meşrutiyetin ilanı yani 31 Mart Olayıyla başlar.

    “Payitahtta Nutuklarım” eserini hazırlayan Nevzat Artuç, kitabın giriş başlığında 31 Mart'ın hemen ardından Adana'da patlak veren ve binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan olayların yaralarını sarmak amacıyla, 1 ağustos 1909’da Adana'ya vali olarak atanan Cemal Paşa, yeni göreviyle asayişi sağlamaya çalışmıştır. Böylece İstanbul’dan Anadolu’ya ilk faal çalışmaları başlamış oldu. Adana da asayişi sağladıktan sonra İbrahim Hakkı Paşa Hükümeti, ikinci valilik görevi olarak, Cemal Paşayı 14 Haziran 1911’de Bağdat valiliğine tayin etmiştir. Geniş yetkilerle Bağdat’a gelen Cemal Paşa, bir yıl boyunca Bağdat’ta İngiliz etkisini kırmak, yanlış yönetimi düzeltmek için çaba göstermiştir. Bu süreç devam ederken, ortaya çıkan Birinci Balkan Savaşı ile Cemal Paşanın valilik görevinden Konya Redif Fırkası komutanlık göreviyle savaşa katılır. Cemal Paşa ayrıca bu savaşta yaşadıklarını ve tespitlerini bir kitap hâline getirerek, Sur Les Lignes de Feu (Ateş Hatlarında) adıyla 1914’te Paris’te kitap olarak bastırmıştır. Anadolu’da iki valilik görevini yapan Cemal Paşa, Adana’da önemli bir yönetim sergilerken Bağdat’ta ise fikirlerine ters düşen Kamil Paşa Hükümetiyle sorunlar yaşar.

    Kamil Paşa Hükümetinin ittihatçı karşıtı politikası sebebiyle Cemal Paşanın Talat ve Enver Paşalarla politik birlik kurmalarına sebep olur. Böyle zor günlerde önemli görevler yapan ittihatçılar ile Kamil Paşa Hükümetinin çatışması uzun süremezdi. Bu durumlar, 23 Ocak 1913’te gerçekleşen Bab-ı Ali Baskınına sebep olmuştur. İlk defa ittihatçılar, Osmanlı Hükümetine tam hakim oldular. Cemal Paşa ise asayişi koruma göreviyle muhalefetin darbe yapmasına engel olurken topluma yönelik çağdaşlaşma hamlelerini yapmaya çalışmıştır. Bu görevlerle, Cemal Paşa, ilk kez hükümette yer aldı.

    29 Haziran 1913’te ise İkinci Balkan Savaşında Edirne’yi de tekrar geri almak için büyük uğraşlar vermiştir. Osmanlının Birinci Cihan Harbine girmesiyle, Cemal Paşa Dördüncü Ordu Komutanı olarak Mısır Cephesinde ilk görevini yapmaya başladı. Bu görevle Ortadoğu’da ki ilk aktif görevi, şekillenen siyasi yapı acısından çok önemliydi. Ancak asıl görev yeri olan Suriye’ye 8 Aralık 1914’te giderek üç yıl dört gün tamamlayarak, başarılı bir şekilde bölgenin güvenlik ve asayişini sağlamaya çalışmıştır.

    Suriye’de Usûl-i Idâresini Arap, Türk, azınlıkta olan Ermeni, Dürzî ve Mârûnî vatandaşlarıyla çokça iyi geçinmiş, güvenlerini kazanmıştı. H. Edip Adıvar’a göre Cemal Paşa ittihatçılar arasında gayrimüslim vatandaşlara en fazla saygı gösteren şahıslardan biri olarak göstermiştir. Cemal Paşanın bu üç yıllık süre zarfında Habîb El-Ubeydî’nin bir nutkunda, Suriye için kaptanı bulunmuş gemiye benzetir.
    Habîb El-Ubeydî, “Payitahtta Nutuklarım” başlığı, altı başlıkla diplomatlardan oluşan meclis ve toplantı gibi ortamlarda; Ahmet Cemal Paşa’nın şahsına, başarılarına, hizmetlerine ithafen Türk Arap kardeşliğini, Osmanlı devletine bağlılığını coşkulu mübalağalarla yazdığı ve okunduğu metinlerdir. İlki Harbiye’de Askerliğin Fazileti, konusuyla yazılmış, Bahriyede, iki tanesi Şahin Paşa Otelinde, beşincisi Beyrut’ta Vecîbe-i Şükran adıyla takdim edilirken, son nutuk ise Çanakkale Cephesi için Beyrut’ta yazılmıştır.

    Es-Seyyid Muhammed Habîb El-Ubeydî, Payitahtta Nutuklarım, Hazırlayan: Nevzat Artuç, Kronik Kitap, Nisan 2018, İst.

    24 Ocak 2020, Cuma, Yunus Özdemir.
  • 🌙
    "Ağlamak;
    Taklit edilmesi en zor şey."

    °📽 Zavallı (2018)
  • Ana sayfa
    AZaP
    AZaP profil resmi
    AZaP kapak resmi
    AZaP
    AZaP
    Unut Gitsin
    Lise
    Şırnak
    Şırnak, 5 Mart 1982
    Erkek
    562 gösterim
    9 okur puanı
    31 Tem 2018 tarihinde katıldı.
    DAHA FAZLA GÖSTER
    Duvar
    599
    Kitapları
    0
    Takip ettikleri
    374
    Takipçileri
    63
    Beğendikleri
    747
    Yorumları
    30
    Her şey
    İncelemeleri
    0
    Alıntıları
    0
    İletileri
    183
    AZaP
    AZaP
    AZaP·16 sa.
    six feet under namlı dizinin bir yerinde esas oğlanın esas kıza ettiği cümledir.
    "-karısı ya da kocası ölene dul derler.
    -annesi ölene öksüz derler.
    -babası ölene yetim derler.
    -çocuğu ölene ne derler? o kadar korkunç bir şey ki, dünyanın hiç bir dilinde hiç kimse isim koymaya cesaret edememiş."
    duyduğumda o bölümün devamını ağlamaktan zor bela seyredebildiğim laftır, ağırdır, hele ki babanız çocuğunu, oğlunu, neticede kardeşinizi elleriyle gömdüyse zamanında, ve siz o kapı gibi, kale gibi adamı hayatında ilk defa atkısını yüzüne kapatmış, çocuk gibi ağlarken gördüyseniz eğer, kıçına alt tarafı iki paralık bi kazık girdi diye "içime evlat acısı gibi oturdu" diyen arkadaşınızın ağzını yüzünü dağıtmak istersiniz.
    dağıtamazsınız, sadece, fısıldayarak, allah korusun dersiniz.
  • 168 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Şermin Yaşar’ın Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu kitabı özellikle kitaba ismini veren öyküyle çok hoşuma gitti. Geçenlerde İrvin Yalom’un ölüm üzerine kitaplarını incelerken daldan dala atlayıp kendimi Montaigne’nin ölüm üstüne denemelerini okurken bulmuş ve çok etkilenmiştim.Şermin Yaşar 2018 yılında eşini kaybettiği zaman sadece 3 aylık evliydi.Şermin Hanım eşi rahmetli olmadan birkaç ay önce bir yakınlarının cenazesine gidiyor ve yakasına rahmetlinin siyah beyaz fotoğrafını takıyor ve eve geldikten sonra da bu kitabın ismini koyan ve benim de en çok beğendiğim öyküyü yazıyor.Nitekim bu öyküyü yazdıktan birkaç ay sonra da eşini kaybedip bu sefer de onun fotoğrafını yakasına takıyor.Bu haberi okuduğumda benim dikkatimi çeken şeyse yazarın şu cümleleri olmuştu.”Taziye için gelen pek çok kişi “Sözün bittiği yerdeyiz”dedi.İnsan ne diyeceğini bilemiyor evet,ama benim için belki de sözün başladığı yerdeyiz.” Sonuçta böyle bir kayıpla harmanlanan bir yaşam ,kalemi gerçekten kuvvetli bir yazarın elinden anlatıldığında içimize ilmek ilmek işlenen bizden hatıralara,kayıplara,acılara dönüşüyor. Kitap daha çok ölüm üzerine öykülerden oluşmakta.Özellikle Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu,Muzaffer Bey ve büyük düşmanı,Baba Malı,Son Durak hikayelerini çok başarılı buldum.Eğer öykü tarzında kitaplar okumayı sevmeyen biri olduğunuzu düşünüyorsanız bir de Şermin Yaşar okuyun derim ben.
  • 112 syf.
    ·Beğendi·8/10
    İş dünyasındaki arkadaşların takip etmesine inandığım mecmualardan biridir.
    Bu sayısında beğendiğim bir cümleyi paylaşmak istedim.
    "Bir firmanın müşteri tabanının değeri mevcut ve gelecek müşterilerinin değerlerinin toplamıdır." syf.49