Devlet rakı satıyor; sarhoş mudur; aslâ!... Demek ki, lâisizmayı anlamayan değil, anlamayanlara anlatılmasına rağmen anlamak istemiyen, Falih Rıfkı Atay’dır. Büyük demagocya üstadı Bay Falih Rıfkı! Her akşam, yatağınızın başucundaki elektrik lâmbasıyla beraber söndürdüğünüz vicdanınızı hiç zahmete sokmayınız! Allahın mühürlediği kalbinizi açabilmek kimin haddi? Büyük Doğu Dergisi 10 Mart 1944, S.22, sh.8-9
Vallahi de cennet
Bu adada çok büyük sıcaklar yaşamadık. Orada kalışımız boyunca ısıölçer 22°'den daha yukarı çıkmamıştır, bazen 18° olmuştur. Güneş tabii, daha şimdiden 8 ya da 9 derece ekvatorun ötesine geçmişti. Ama bu adanın paha biçilmez bir özelliği, dönence ülkelerinde bir işkence niteliğindeki o korkunç böcek sürüleriyle istila edilmemiş oluşudur, ayrıca hiçbir zehirli hayvan da görmedik. Öte yandan iklim öylesine sağlıklıdır ki, orada gerçekleştirdiğimiz zorlu çalışmalara rağmen ve her ne kadar adamlarımız sürekli olarak su içinde ve güneş altında kalmışlar, çıplak toprak üzerinde ve yıldızların altında uyumuşlarsa da hiç kimse hastalanmamıştır. Orada karaya çıkardığımız iskorbütlü hastalarımız, tek bir sakin gece geçirmemiş olsalar bile güç kazanmışlar ve o kadar kısa sürede iyileşmişlerdir ki, bunların bir bölümü ondan sonra gemide tam sağlıklarına kavuşmuşlardır. Kaldı ki, buranın havasının sağlığa yararı ve sakinlerinin beslenme alışkanlıklarının iyiliği konusunda, her tarafı bütün rüzgârlara açık evlerde yaşayan ve yattıkları toprağı sadece birkaç yaprakla örten adalıların sağlığından ve gücünden, hiçbir rahatsızlık geçirmeden mutlu yaşlılığa ulaşmalarından, bütün duyularının inceliğinden ve çok ileri yaşlara kadar koruyabildikleri dişlerinin olağanüstü güzelliğinden daha iyi bir kanıt bulunabilir mi?
Reklam
Bir Japon atasözü
Eğer aşk gerçekse, çiçekbozuğu bile bir gamze kadar sevimlidir.
Hiç kimse...
Kim hayatını değiştirecek bir anın yaklaştığını önceden kestirebilir ki?
Alıntı
22 Mart 1938
22 Mart 1938 Avusturya artık tamamıyla Hitler'in avucunun içindeydi. Ülkedeki herkes gibi devletin başındakiler ve bilimadamları da Hitlere yemin etmek zorundaydı. Hans Eppinger de yemin etti. Ancak ettiği yemin bu kez Hipokrat değil, Faşist Lider Hitler'in kölesi oluşuna dairdi: "Yemin ediyorum: Alman İmparatorluğu'nun ve halkının lideri Adolf Hitler'e sadık ve itaatkar olacağım. Kanunlara dikkat edecek ve bulundu­ğum mevkideki vazifelerimi vicdanlı yerine getireceğim. Tanrım bana yardım etsin.
Destek Yayınları·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Reklam