Tazeleniş ihtiyacını karabasanlar kabzederken
Saplıyor çiçeksiz duvarlara gönlünün tam en orta yerini
Duvarlarını yıkıp çiçek tarlalarında koşmak istiyor yeniden
Duvarlar bir bir onu yıkıp devirmeden...
Bir yıldıza bakarken Söylenen
Bir yıldıza baktığınızda, rüzgar
Hangi yalnızlıkları getirir ötelerden
Uğultulu tepeler mi bir akşam
Bırakmıştır rüzgara susuz kalan yolcunun
Yüreğinde büyüyen sapsarı çiçekleri
Bir yıldıza baktığınızda, gözlerinden
Matemli bir ırmağın aktığını
Görebilir misiniz
Nice hıçkırıklar büyütmüştür
Gece mavisine boyanan kirpiklerini
Yıldız, bir denizden ayrılmanın
Kaçıncı resmini saklar aynalarında
Belki bir nakkaş arar
Bir hattat
Bir ebruzen
Bir yıldızı kim görür düşerken vadiye
Bir yıldızı kim anlar
Umudu taşıyorum içimde
Yanımda safa duran, seccadesi kendi gibi minik, yüreği koskocaman bir çocuğun bana verdiği umudu
Gözlerimin içine bakıp bana el sallarkenki gülümseyişinin içime kattığı umudu...
İslam devleti kurulduğunda bana yine bakar mısın böyle güzel yüzlü çocuk...
Acaba diyorum cennette de yine böyle koşturur musunuz
Tepe taplak düşüşlerinizde bu defa canınız yanmadan ve gülerek
Hatta diyorum bu defa beraber koşarak geçeriz belki hayal ettiğimiz engelleri
Olur ya cennet orası kocaman kaydıraklardan da kayarız belki...
Sonra duruyorum ve şükrederlen bir anda ağlayıveriyorum
Gazzedeki bebekler hiç böyle özgür koşamadı ki diyorum kendime
Onların renkli çocuk seccadesi de olmadı ki
Ve onlar teravih çıkışı dondurma da hiç yemedi...
Ama biliyorum bir gün biz umutların çocuklarıyla tüm o rüyaları büyütücez
Gülerek koşuşturan çocukları bu defa aksa avlusunda seyredicez
Aydınlığı bombalarla değil kendi ışıklarımızla öğrenicez
Ve renkli seccadelerimizle aksada saflar olup birleşicez
Sizin renkli ve çizimli seccadelerinizi ben hediye etmeyi ne çok isterim... (Lotus)