• TADEUSZ KOWALSKİ
    1889-1948
    Polonyalı Şarkiyatçı ve Türkolog.
    Polonya’nın yetiştirdiği en meşhur şarkiyatçı ve Türkologlarının başında gelir Tadeus Kowalski. Jagiellon Üniversitesi’nde Türkoloji çalışmaları, dünyaca ünlü Doğu bilimci ve Polonya’nın modern Türkolojisinin öncüsü olan Prof. Tadeusz Kowalski ile başlar.
    Fransa’nın Châteauroux şehrinde doğdu. Henüz lisedeyken Doğu bilimlerine ilgi duyarak Arapça ve İbrânîce öğrendi. 1907’de Viyana Üniversitesi’ne girdi ve David von Heinrich Müller, Maximilian Bittner, H. Junker ve R. Geyer’in derslerine devam etti. 1911 yılında “Der Dīwān des Kais ibn al-Hatim” adlı teziyle doktor unvanı aldı. 1912-1914 yıllarında Viyana’da Doğu Enstitüsü’nde çalıştı. 1914’te Jagellon Üniversitesi’nde doçent, 1919’da kadrosuz profesör, 1921’de de kadrolu profesör ve Doğu Dilleri Semineri’ne müdür oldu. (1)

    Prof. Kowalski, I Dünya Savaşı zamanında doçent olarak Osmanlıca-Türkçe dersleri vermiştir. Aynı anda Galiçya Cephesi’nde yaralanan ve Krakov hastanesinde tedavi gören 15. Kolordu askerlerine tercüman olarak hizmet veren Prof. Kowalski, askerlerden derlediği dil materyallerini bilim çalışmalarının kaynağı olarak kullanmıştır. 1919 yılında profesörlük unvanını aldıktan sonra aynı sene Doğu Dilleri Kürsüsü’nü kurmuştur. Arapça ve Farsçanın yanı sıra Osmanlıca-Türkçe dersleri vermiştır, Karayca gibi Türk lehçeleri, Türk diyalektolojisi, kültürü, edebiyatı ve folkloru ile de ilgilenmiştir. İki Dünya Savaşı arasında Doğu Dilleri Kürsüsü’nde öğretim gören Doğu bilimcilerinden birçoğu sonradan çeşitli akademik merkezlerde çalışmıştır. Mesela Prof. Kowalski’nin öğrencisi ve kısa bir süre asistanı olan Ananiasz Zajączkowski, 1932 yılında Varşova Üniversitesi’ne geçerek oradaki Türkolojinin kurucularından biri olmuştur. (2)

    Polonya’da ilk Türkoloji kürsüsü, daha öncede değinildiği gibi 1919 senesinde Krakov'daki Jagellon Üniversitesi'nde Profesör Tadeusz Kowalski tarafından kuruldu. Buradaki Doğu çalışmaları, pek çok Avrupa üniversitesinde önceden kurulu sisteme dayanarak örgütlendi. Burada karmaşık bir sistem söz konusuydu. Türkoloji öğrencileri Türkçe'nin yanı sıra Arapça ve Farsça da öğrenmek zorundaydılar. Profesör Kowalski en başta Türk halklarının dili, tarihi ve kültürünün teorik bir bilgisinden sonra ancak günümüz Türkiye Cumhuriyeti'nde konuşulan konuşma diline geçileceğine inanıyordu. Öte yandan edebi Türkçe, Türk çalışmalarında ana konulardan biri olarak öğretiliyordu; bunlar arasına Türk şivelerini, halk edebiyatını, Eski Türkçe'yi ve diğer Türk dillerini -örneğin Karaim dili gibi- eklemeliyiz.

    Kowalski, Jagellon Üniversitesi’nde II. Dünya Savaşı’ndaki kesintiler dışında ölünceye kadar Arap, Fars ve Türk dilleri, edebiyat, tarih, coğrafya ve kültürleri üzerine ders verdi ve seminerler yönetti; ayrıca Krakow’daki Yüksek Ticaret Okulu’nda Arapça ve Türkçe okuttu. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından hapse atılan ve toplama kamplarında tutulan, maaş alamadan görev yaptığı işgal yıllarında evinin bahçesinde yetiştirdiği sebzeleri satarak ailesini geçindiren Kowalski 1940’ta Ankara Üniversitesi’nin, savaştan sonra da Londra’daki School of Oriental Studies’in profesörlük tekliflerini geri çevirmiştir. 5 Mayıs 1948 tarihinde bağırsak kanserinden öldü. Polonya İlimler Akademisi ile (Polska Akademia Umiejetnosci) Polonya Şarkiyatçılar Cemiyeti’nin (Polskie Towarzystwo Orientalistyczne) üyesi olan ve bu kurumların başkanlıkları dahil çeşitli idarî kademelerinde görev yapan Kowalski, yurt dışında da Şam’daki Arap Akademisi’nin, Helsinki’deki Fin-Ugor Cemiyeti’nin ve Prag’daki Orientální Ústav’ın şeref üyesiydi. (3)

    Çok iyi yetişmiş, edindiği bilgileri verdiği derslerle, yaptığı uygulama ve araştırmalarla geliştirmiş bir şarkiyatçı olan Kowalski Arap, Fars ve Türk dilleriyle edebiyatlarını çok iyi bilmesine rağmen çalışmalarını zamanla yalnız Türkoloji alanında yoğunlaştırmıştı. Türk diyalektolojisi ve folkloruyla ilgili çalışmalarına 1916’da Avusturya hastanelerinde bulunan yaralı Türk askerlerini dinleyerek başladı. Daha sonra bu konuyla ilgili çalışmalarını Balkanlar’dan ve Türkiye’den derlediği malzemeyle daha geniş bir şekilde sürdürdü. 1923-1924, 1927-1928, 1936, 1947 yıllarında Türkiye’ye geldi ve Anadolu’da dil, halk edebiyatı, folklor ve etnografya araştırmaları yaptı. Bu araştırmalarında yalnız Osmanlı sahasında kalmayarak Türkoloji’nin bütün meseleleriyle ilgilendi.

    Eserleri.
    Der Dīwān des Kais ibn al-Hatim (Leipzig 1914); Türkische Volksrätsel (Kraków 1919); Studien über Poesieform der türkischen Völker (Kraków 1922); Karaimische Texte im Dialekt von Troki (Kraków 1929); Omar Chayyam (Kraków 1934); Na szlakach Islamu (Kraków 1935); Un poème de Ka‘b ibn Zuhair (Dımaşk 1936); Zur semantischen Funktion des Pluralsuffixes -lar/lär in den Türksprachen (Kraków 1936); Sir Aurel Stein’s Sprachaufzeichnungen im Äinallu-Dialekt aus Südpersien (Kraków 1937); Relatio İbrâhim ibn Ja‘qûb de itinere Slavico, quae traditur apud al-Bekrî (Kraków 1946); Le dīwān de Ka‘b ibn Zuhair. Edition critique (Kraków 1950); Studia nad Şâhnâme, I-II (Kraków 1952).

    Makalelerinden bazıları şunlardır:
    “Nase und Niesen im arabischen Volksglauben und Sprachgebrauch” (WZKM, sy. 36 [1924], s. 193-218); “Die ältesten Erwähnungen der Türken in der arabischen Literatur” (KCs.A, sy. 2 [1926], s. 38-41); “Zu den türkischen Monatsnamen” (Ar.O, sy. 2 [1930], s. 3-26); “Türkische Volksrätsel aus Nordbulgarien” (Festschrift für Georg Jacob, Leipzig 1932, s. 128-145); “Türkische Volksrätsel aus Kleinasien” (Ar.O, sy. 4 [1933], s. 295-324); “Les turcs et la langue de la Bulgarie du Nord-Est” (Prace Komisji Orientalistyeznei, sy. 16 [1933], s. 1-28); “Türk Dilinin Komşu Millet Dilleri Üzerindeki Tesiri” (Ülkü, sy. 20 [Ankara 1934], s. 98-105); “Kasīdetün sāniyetün li-sāhibi kasīde (Bânet Süʿâd)”, (RAAD, sy. 14 [1936], s. 12-22). Başlıcaları yukarıda verilen eserlerinin sayısı iki yüzden fazladır (tamamının listesi için bk. RO, sy. 17 [1951-1952], s. XVII-XXXVI). (4)

    Derleme; Dr.AA

    KAYNAKLAR
    1. Varşova Üniversitesi, Doğu Çalışmaları Enstitüsü, Türkoloji Bölümü,Prof. Dr. Tadeusz MAJDA
    2. https://tr.wikipedia.org
    3. Varşova Üniversitesi, Doğu Çalışmaları Enstitüsü, Türkoloji Bölümü,Prof. Dr. Tadeusz MAJDA
    4. Ahmet Caferoğlu, “Tadeusz Kowalski”, TDED, III/3-4 (1949), s. 245-255; J. Klima, “In memoriam Tadeusz Kowalski”, Ar.O, sy. 16 (1949), s. 322-323; A. Zajaczkowski, “Tadeusz Kowalski ve Şark Hakkındaki Eserleri”, Türk Dili Belleten, III. seri, sy. 12-13, İstanbul 1949, s. 93-97
  • 624 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Merhaba arkadaşlar. İlk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının, Halk Fırkası karşına çıkmasıyla başlıyoruz. Siyasetten de içeriğinden de nefret ediyorum ama Kurtuluş Savaşı gibi kutlu bir savaşın başlangıcını yapan 7 kişiden 5 tanesinin bu partiden olması sadece Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün diğer partide olması beni şüpheye düşürdü. Sonuç olarak demek ki Halk Fırkası içinde yanlış gidenler vardı. Zaten kitapta da okuyoruz bunları işte o yüzden en nefret ettiğim konuyu hiç uzatmayacağım.
    => 17 Kasım 1924 – Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Kuruluşu
    => 5 Haziran 1925 – Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Kapatılışı

    Hemen akabinde bir kadın çatışması var. Fikriye hanımı belki duymuşsunuzdur. Atatürk’e candan bağlı onun için canını bile verebilecek bir kadın. Bir de Latife Hanım var, bir türlü kanımın ısınmadığı bir türlü huyunu suyunu beğenmediğim. Bunun karşılaştırması var kitapta. Fikriye hanım aşkından ve onun umutsuzluğundan en sonunda canına kıyarken Latife hanımın utanmazlığının aştığı sınırları Paşa da görmüştür diye düşünüyorum. Daha sonradan Latife Hanım’ın bir yazısı var ki ayrıldıklarında, artık onu kendiniz araştırın, benim Mustafa Kemal Paşa hakkında böyle bir yorum yapmamın erkekliğe, adamlığa, delikanlılığa sığar hiçbir yanı yok. Böyle bir sözü usumdan geçirmek bile beni kahrediyor ve Paşa’nın eşi diyerek susuyorum. Keşke Fikriye Hanım eş olsaydı da Latife o Çankaya’dan içeri girmeseydi. Diyeceklerim bu kadar bu konuda.
    Ayrıca gene doyamadım yazmam lazım. Yahu bu Fikriye Hanım çok güzel arkadaşlar. Cumhuriyet döneminde merak edip baktığım kadınlar arasında da en güzeli Fikriye. Şu saf şu duru güzelliğe bir bakar mısınız ya? Resmini paylaşıyorum burada ayrıca. Neyse bir yerde o hepimizin eski yengesi şimdi abartmayalım.
    https://i.hizliresim.com/Z506nZ.jpg
    => 31 Mayıs 1924 – Fikriye Hanım, aşkına dayanamayarak İNTİHAR ETTİ.

    Bu konunun arkasından büyük ve oldukça çetrefilli bir diğer durum ile karşılaşacağız. Nesturîler. Bu insan azmanları 1. Dünya Savaşı ile beraber isyan etmişler, sürekli isyana hazır durmuşlar ve en sonunda İngilizlerin Petrol ve Musul düşünceleri nedeniyle onların baskısı altında isyan ettiler. Bu dönemde Amerikan uçaklarının sınırlarımızı geçerek savaş tehdidi verdi ve bir MANDA (nasıl anlarsanız anlayın) olan Irak’a döndü. İsyan çok güzel bir şekilde güzel bir ortaklıkla bastırıldı.

    => 7 Ağustos 1924 & 26 Eylül 1924 – Nesturî Ayaklanması
    Şimdi burada apayrı bir konuya değineceğim. İskilipli Atıf Hoca yüzünden birtakım karaktersiz, kişiliksiz insanlar asla erişemeyecekleri yerde erişemeyecekleri yüce bir komutana laf atıyorlar. Şimdi öncelikle şunu belirteyim ki burası kitapta yok ama Şapka Kanunu nedeniyle onun idam edildiği söyleniyor. Şapka Kanunu çıkmadan 1,5 yıl evvel yazdığı bir yazı dolayısıyla bu durum başına geliyor. Olmayan bir kanun hakkında kanun geldikten sonra işlem görüyor yani. İlginç. Her neyse bunu kitapla nerede bağdaştıracağım? Mecliste ilk zamanlarda silahla giriliyordu. Herkesin belinde silahla bir meclis hayal edin, hele ki günümüzde. Neyse burada Kel Ali denen bir adam var, kendisi komutan ve tabiri caizse ejderha gibi bir adam. Özellikle kendi mevkidaşı ve generallere karşı tutunduğu tavır çok acayip ve tabiri caizse kıskançça. Deli Halit Paşa var zamanında kafasına sıkılıyor ama ölmüyor, öyle bir adam. Bunu bu konuda tehdit ediyor sen bize laf mı dedin gibisinden ve her neyse işte bu kanımın ısınmadığı Kel Ali de zaten herkes tarafından huyu suyu bilinen bir adam. İstiklal Mahkemesinin başına getiriliyor. İdam kararı verdiği adamsa Atıf Hoca maalesef ki. Yani o dönem öyle bir irdelenmeli ki çok büyük araştırmalar, çok büyük yazılar bulunmalı. O dönemin en karanlık dönem olduğunu söylemekten çekinmiyorum. Hani ben bunu derken bir başkası aynı olayı daha farklı yorumluyor. Bu yüzden karanlık. Tarih net olmalıdır, muğlak kabul etmez. Ayrıca Deli Halit Paşa’m da 9 Şubat 1925’te meclis koridorunda vurularak şehit edilecektir daha sonra. Halit Paşa’mın size bir özelliğini söyleyip öyle bitireyim de onun karakterini daha iyi anlayın. Düşmanlarımızı yakaladığında NAMUSLU dediği sağ tarafında taşıdığı silahıyla; askerden kaçan hainleri yakaladığında ise sol tarafında taşıdığı NAMUSSUZ adı verdiğiyle vuran komutanımızdır o bizim. Nerede şimdi böyle asker, nerede şimdi böyle komutanlar? Varsa da zaten adını duyurmaz, ordu şerefi taşıyan insanlar kendini belli etmez, reklamla uğraşmaz, salt işine bakar zaten. Hepsinin ruhları şad olsun.
    => 22 Aralık 1914 & 17 Ocak 1915: Kars Sarıkamış Operasyonu ve burada şehit düşenlerimizi de bugünün (dünün) anlam ve önemiyle bir analım istiyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

    Hemen akabinde sıkça bahsettiğimiz bir konu olan Papa Eftim meselesi geliyor. Bu güzel Papaz ne din ne de devlet düşmanıdır. Artık bunu Rumlar bile kabul ettiğine göre konuşabiliriz. Kimseye bir fiske vurmamış, sadece sevgi ve onun diliyle iş yürütebileceğini kanıksamış bir devlet adamıdır. Bugün İstanbul’da ikamet ediyorsanız ve Eminönü taraflarına gezmeye gidebiliyorsanız sahilden biraz içeride bir Meryem Ana Kilisesi göreceksiniz. Tabi bir Meryem Ana Kilisesi daha var ama o Balat taraflarında ve bir Rum kilisesi. Yakın zamanda o taraflara geçtiğimden biliyorum bunları. Sosyal medyada burada çekilmiş resmimi bulabilirsiniz. Neyse biz bizim çocuklara ait olana gelelim. Artık Zeki Erenerol adını alacak olan bu kutsal insan (bu arada ben Müslümanım, yazılarımdan dolayı yanlış anlaşılabilir ama hepsi saygın ve vefat etmiş insanlardır, kutsallıkları da yaptıkları işler nedeniyledir) vefatı olan 1968’den 6 yıl önce 1962’e kadar görevinde kalmıştır. Şimdi de -sanırım torunu- Ümit Erenerol tarafından halen varlığı devam etmektedir. Katolik kilisesi tarafından tanınmaz, gerçi kimin umurunda değil mi?
    => Papa Eftim (Zeki Erenerol) <---> 1884 -14 Mart 1968

    Sırayla gidiyoruz ve konumuz hepimizin de yakından duyup bildiği bir devletçik (!) hayaliyle yanıp tutuşanların en sonunda Şeyh Sait isyanını hazırlamasıydı. Ne demiş Ata? Türkiye devleti şeyhlerin, dervişlerin memleketi değildir. Ne kadar haklı. Şeyh Sait’in bu amacını daha sonraları şu aralar İmralı Cezaevinde halen neden nefes aldığını bile anlamadığım bir insan (!) devam ettirmeye çalışacaktı. Şubat ve Nisan arasında devam eden bu ayaklanmada Şeyh yakalanmış ve 29 Haziran 1925’te idam edilmiştir. Teşekkürler Türkiye Cumhuriyeti. Hiçbir Müslüman sırf o da Müslüman olduğu için onu destekleyemez. Önce araştırır, işin arkasını öğrenir, ondan sonra desteklemeye devam ederse ya Türk değil ya da Türkiye düşmanıdır. Bu konuda tavrımız her zaman nettir, net olacaktır. Ayrıca bilinsin ki mahkeme kayıtları ve tutanaklardan elde edilen sonuçlardan birisi şudur. Şeyh Sait denilen gudubet 1910 yılında Şeyh Yusuf öldükten sonra onun karısını kendisine nikahlamıştır. Yani tam olarak açık konuşalım mı? KENDİ ANNESİNİ KENDİNE NİKAHLAMIŞTIR. Ben buraya içimden geçen lafları yazamıyorum sizler de içinizde tutunuz, internette de yazdıklarımızdan sorumluyuz. Ayrıca bu dönem yine bu yapılanlar göz önüne alınarak tekke ve zaviyelerin kapatıldığı da kanunlaşmıştır.
    => 29 Haziran 1925 – Şeyh Sait İdam Edildi.
    => 13 Aralık 1925 – Tekke ve Zaviyeler Kapatıldı.

    Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı ve benim belki de bir türlü anlam veremediğim bir olay vardır. Şapka meselesi. Onun yaptığı bunca işin arasında belki en gereksiz gördüğüm de budur. Okuduğum tüm tarihçiler de görüşleri ne kadar birbirinden farklı olursa olsun bu konuda ortak fikirdedir. Her neyse bu inadı içinden bir türlü atamayan Kemal Paşa bir gün iyice kendi kendini gaza getirir ve bütün gezdiği ulusun tek gitmediği yeri olan Kastamonu’ya gitmeye karar verir. Bakın şimdi burası önemli. Hiçbir şey olmasa bile kesin bir şey oldu gibi önemli hemi de. Kastamonu’da halkın karşısına başı çıplak çıkar. Çünkü halk onu ilk defa görecektir. Bu da bunun fırsatından yararlanacaktır. Öncelikle onu gören fesli, sarıklı, kalpaklı erkekler saygıdan bunları çıkarırlar. Sonradan elinde bir Panama Şapka ile görüntülenecektir ki bu şapka da sahiden acayip afilli. Şimdi bunu takıp gezmek de yürek ister, millet insanlar ne der nasıl bakar diye giyemiyor da. Her neyse.
    => 28 Kasım 1925 – Şapka Devrimi

    Gelecek dönem bir aile toplantısı yapılır. Latife Hanım ve ailesi ile Mustafa Kemal arasında geçer bu toplantı ve dünürü Muammer Bey ile kafa kafaya vererek Cumhuriyetin ilk bankasını kurmak üzere anlaşırlar. Bu banka İş Bankası’dır.
    => 26 Ağustos 1924 – İş Bankası Kuruldu.

    Geliyoruz suikastların tabiri caizse piri olmuş Mustafa Kemal Paşa’ya. İttihat ve Terakki zamanında Selanik’te Halil Paşa’ya öldürtülmek istendi, olmadı. İki kere Ethem Bey tarafından öldürülmek istendi, olmadı. Direksiyon’daki odasında, yatağında, Taşhan önünde, olmadı, olmadı, olmadı… İngilizlerin casusu Mustafa Sagir denedi olmadı. Samsun’a çıktığında bir İngiliz oyuna bir Kürt tarafından öldürülüp ülke iyice karıştırılmak istendi gene olmadı. Yani bir nevi şükürler olsun ki ölmüyordu ama suikastlar da bir türlü bitmiyordu. Bu kervana son olarak ve en çetrefilli ve sistemli olarak Ziya Hurşit katılmıştı. Onun planı olsun anlatımı olsun kitabın 130 sayfası bu suikasta ayrılarak ne kadar mühim bir olay olduğunu anlatıyordu. Bir tarih kitabında sadece 1 konu için 130 sayfa ayırmak ne demek az çok tarihçiler bilir. Ayrıca geçen de bahsettiğim TRT’de oynanan Kurtuluş dizisini hatırlarsınız, burada Ziya Hurşit’i hepimizin ekranlarda Testere Necmi olarak bildiği geçen aylarda vefat eden rahmetli Tarık Ünlüoğlu canlandırmıştır. Ayrıca 5-6 sayfalık bir ara sonrası gene bu İstiklal Mahkemeleri üzerinden devam eden konuya 83 sayfa daha ayrılmış, bu idamlar konuşulmuş ve bu konuya ne kadar önem verildiği de 200 sayfanın üstünde bir yazıyla kanıtlanmıştır.
    => 14 Temmuz 1926 – Ziya Hurşit Asıldı.

    Sonra konu İstanbul’a dönüşe geliyor. Vatan kurtarılmış, yeni bir Cumhuriyet kurulmuş, savaşlar ve görüşmeler yapılmış derken 1919 sonrası takvimler 1 Temmuz 1927 yılını gösterdiğinde 8 yıl aradan sonra Gazi tekrar İstanbul’a dönecektir. Dolmabahçe Sarayı’nı kendisine alacak ve Riyaset-i Cumhur Makamı olarak kullanacaktır. Ayrıca burada hepimizin -en cahiliniz benim bile- adını duyduğu NUTUK kitabını kafasında oluşturacaktır. 1919-1927 arası yaşadıklarının özeti olarak bilinen o mükemmel konuşmayı yapacaktır ileride mecliste de. Ayrıca ine buradan içerik verirsek 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde yaptığı bu konuşma ile Kültür Bakanlığı tarafından 900 sayfalık bir metinin oluşturulmasına yardımcı olmuştur. Halen tam metin baskısını bulamamış olmanın verdiği üzüntü içerisindeyim. Bulamıyorum.
    => 1 Temmuz 1927 – Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’a Dönüşü

    Şimdi gelelim kitabımızın sonuna. En son bölümün adı Havuzdaki Çıplak Kadınlar. Bunu yazarın niye anlattığını bir türlü anlamıyorum. Sürekli olarak Paşa’nın kadınlarla al birini vur ötekine gibi bir yaşantısı varmış gibi anlatıp durmasını hoş karşılamadığım gibi açıkçası böyle bir şeye de inanmıyorum. Benim güzel Fikriye’m ve Latife Hanım dışında bir kadınla ilişkisi olduğuna da inanmıyorum zaten.
    Paşanın dinlediği sanatçıları da merak eden bir kardeşimiz vardı onu da es geçmek istemiyorum. Denizkızı Eftalya, Safiye Ayla, Nubar Tekyay, Selahattin Pınar ve Hafız Yaşar.
    Böylelikle serinin artık son kitabına geçeceğiz. Nasipse onu da bitirip bu yıl ki okumama her an son verebilirim. Malum final haftalarına giriyoruz, girdik, gireceğiz derken biraz ayrılık vakti. Hepimize bol keyifli okumalar diliyorum, esen kalın efendim..
  • *Gılgamış Destanı
    *Ardavirafname-Ardaviraf
    *Kayıp Cennet-John Milton
    *HOMEROS
    İlyada Destanı
    Odysseia Destanı
    *HERODOTOS -Tarih
    *DANTE ALİGHİERİ
    Yeni Dünya
    İlahi Komedya
    *Dönüşümler-Ovidius
    *Aenas Destanı-Vergilius
    *Ütopya -Thomas More
    *Binbir Gece Masalları
    *WİLLİAM SHAKESPEARE
    Hamlet
    Macbeth
    Romeo ve Juliet
    Othello
    Bir Yaz Gecesi Rüyası
    On İkinci Gece
    Kral Lear
    Venedik Taciri
    Kış Masalı
    *FRANCİS BACON
    Denemeler
    Yeni Atlantis
    * Robinson Crusoe -Daniel Defoe
    *Gulliver'in Gezileri -Jonathan Swift
    *Clarissa-Samuel Richardson
    *Tom Jones - Henry Fielding
    *JANE AUSTEN
    Akıl ve Turku
    Aşk ve Gurur
    Mansfield Parkı
    İkna
    Emma
    *MARY Shelley
    Frankenstein
    Son İnsan
    *GururDünyası-William Makepeace Thackeray
    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi
    Oliver Twist
    Kasvetli Ev
    Büyük Umutlar
    *Jane Eyre - Charlotte Bonte
    *Uğultulu Tepeler-Emily Bonte
    *GEORGE ELİOT (Mary Anne Evans)
    Kıyıdaki Değirmen
    Silas Marner
    Middlemarch
    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    Çılgın Kalabalıktan Uzak
    Adsız Sansız Bir Jude
    *HENRY JAMES
    Daisy Miller
    Bir Kadının Portresi
    Yürek Burgusu
    *Karanlığın Yüreği -Joseph Conrad
    *HERBERT GEORGE WELLS
    Zaman Makinesi
    Ay’da İlk İnsanlar
    *İyi Asker-Ford Madox Ford
    *Howards End-Edward Morgan Forster
    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri
    Mrs. Dalloway
    Kendine Ait Bir Oda
    *AGATHA CHRİSTİE
    Doğu Ekspresinde Cinayet
    On Küçük Zenci
    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya
    Krom Sarısı
    Ses Sese Karşı
    * GEORGE ORWELL (Eric Arthur Blair)
    Hayvan Çiftliği
    Bin Dokuz Yüz Seksen Dört -1984
    *Sineklerin Tanrısı -William Golding
    *Otomatik Portakal - John Burgess Wilson- Anthony Burgess
    *Bir Son Duygusu- Julian Barnes
    *Kefaret-IAN MCEWAN
    *Denemeler –Montaigne
    *Le Cid- Pierre Corneille
    *Fablla- Jean de La Fontaine
    *MOLİERE
    Cimri
    Kibarlık Budalası
    Hastalık Hastası
    *İskender-Jean Racine
    *JEAN-JACGUES ROUSSEAU
    Toplum Sözleşmesi
    İtiraflar
    *Memoirs of a nun (Bir Rahibenin Anıları)-Denis Diderot
    *Devrimler Üzerne Denemeler-François-Rene de Chateaubrıand
    *LAMARTİNE
    Şairane Duyuşlar
    Graziella
    *STENDHAL – (Marie-Henri Beyle )
    Kırmızı ve Siyah
    Parma Manastırı
    **HONORE DE BALZAC
    Vadideki Zambak
    Goriot Baba
    Eugénie Grandet
    **ALEXANDRE DUMAS (baba DUMAS)
    Monte Kristo Kontu
    Üç Silahşörler
    *ALEXANDRE DUMAS (Oğul DUMAS)
    Kamelyalı Kadın
    **VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu
    Sefiller
    İdam Mahkumunun Son Günü
    *Bir Zamane Çocuğunun İtirafları-Alfred de Musset
    *GUSTAVE FLAUBERT
    Madam Bovary
    Bilirbilmezler - Bouvard ile Peuchet
    *CHARLES BAUDELAİRE
    Kötülük (Elem) Çiçekleri
    Yapay Cennetler
    *CONCOURT KARDEŞLER
    Germinie Lacar-teux
    Charles Demailly
    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem
    Dünya Merkezine Yolculuk
    Denizin Altında 20bin Fersah
    *EMİLE ZOLA
    Meyhane
    Germinal
    *ALPHONSE DAUDET
    Değirmenimden Mektuplar
    Pazartesi Hikayeleri
    *Hirodias-Stephane Mallarme
    *Zühal Şiirleri-Paul verlaine
    *GUY DE MAUPASSANT
    Ay Işığı
    Tombalak
    *ARTHUR RİMBAUD
    Cehennemde bir mevsim
    Tanrısal Esinler
    *ADRE GİDE
    Ayrı Yol
    Pastoral Senfoni
    Kalpazanlar
    **MARCEL PROUST
    *Kayıp Zamanın İzinde
    1) Swann'ların Tarafı
    2) Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3) Guermantes Tarafı
    4) Sodom ve Gomorra
    5) Mahpus
    6) Albertine Kayıp
    7) Yakalanan Zaman
    *LOUİS ARAGON
    Paris Köylüsü
    Elsa’nın Gözleri
    *RENE DESCARTES
    Yöntem Üzerine Konuşma
    Felsefenin İlkeleri
    Ruhun Tutkuları
    *ALEKSANDR PUŞKİN
    Maça Kızı
    Yüzbaşının Kızı
    *NİKOLAY VASİLYEVİC GOGOL
    Ölü Canlar
    Palto
    Bir Delinin Hatıra Defteri
    *Zamanımızın Bir Kahramanı-Mihail Lermontov
    *İVAN TURGENYEV
    Rudin-İlk Aşk
    Babalar ve Oğullar
    *FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ
    İnsancıklar
    Ölüler Evinden Anılar
    Yeraltından Notlar
    Suç ve Ceza
    Budala
    Karamazov Kardeşler
    *LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY
    Savaş ve Barış
    İnsan Ne ile Yaşar
    İvan İlyiç'in Ölümü
    Anna Karenina
    Kreutzer Sonat
    Diriliş
    *ANTON ÇEHOV
    Martı
    Vişne Bahçesi
    *Oblomov-İvan Gonçarov
    *MAKSİM GORKİ
    Ana
    Artamonov Ailesi
    *İVAN ALEKSİYEVİÇ BUNİN
    Teneke kaplı İvan
    Mitya’nın Aşkı
    *ANDREY BELY
    Petersburg
    *BORİS PASTERNAK
    Doktor jivago
    İnsanlar ve Haller
    *MİCHAEL BULGAKOV
    Usta ile Margarita
    Kol Manşetinde Notlar
    *Sönüyor Al Kanları Günbatımının- Sergey Yesenin
    * Ve Durgun Akardı Don-Mihail Şolohov
    *İvan Denisoviç’in Bir Günü-Aleksandr Soljenitsin
    *JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
    Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları
    Genç Werther'in Acıları
    Faust
    Gönül Yakınlıkları
    Pandora
    *SİCHİLLER
    Haydutlar
    Wilhelm Tell
    Don Carlos
    Mutluluk Şarkısı
    *Romantizm Okulu-Heinrich Heine
    *Danton’un Ölümü-Karl Georg Büchner
    *THOMAS MANN
    Buddenbrook Ailesi
    Venedik’te Ölüm
    Büyülü Dağ
    *Orpheus’a Soneler-Rilke
    *HERMANN BROCH
    Kader Ağıtları
    Vergilius'un Ölümü
    *HERMANN HESSE
    Siddhartha
    Bozkırkurdu
    Boncuk Oyunu
    *Niteliksiz Adam – Robert Musil
    *STEFAN ZWEİG
    Satranç
    Amok Koşucusu
    Bir Kadının Hayatından 24 Saat
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    Geçmişe Yolculuk
    *FRANZ KAFKA
    Dönüşüm
    Dava
    Şato
    Milena’ya Mektuplar
    *ELİAS CANETTİ
    Marakeş'te Sesler
    Körleşme
    *Teneke Trampet-Günter Grass
    *EDGAR ALLAN POE
    Öyküler
    Kuyu ve sarkaç
    *Tom Amca'nın Kulübesi-Harriet Beecher Stowe
    *Moby Dick -Herman Melville
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer’in Maceraları
    Huckleberyry Finn’in Maceraları
    Mississippi’de Hayat
    JACK LONDON
    Martin Eden
    Beyaz Diş
    Demir Ökçe (Distopya-ütopya)
    *THOMAS STEARNS ELİOT
    Çorak ülke
    Boş Adamlar
    Edebiyat Üzerine Düşünceler
    *JOHN STEİNBECK
    Kenar Mahalle,Bitmeyen Kavga
    Fareler ve İnsanlar
    Gazap Üzümleri
    *SAUL BELLOW
    Boşlukta Sallanan Adam
    *DAN BROWN
    Da Vinci Şifresi
    Dijital Kale
    Melekler ve Şeytanlar
    *JORGE LUİS BORGES
    Kum Kitabı
    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği
    *ROBERT LOUİS STEVENSON
    Define Adası
    Dr jekyll ve bay Hyde
    Kara Ok
    *URSULA K. LE GUİN
    Mülksüzler
    Yerdeniz Üçlemesi
    Lavinia
    *JRR TOLKİEN
    Yüzüklerin Efendisi
    Silmarillion
    *JOSEPH CONRAD
    Nostromo
    Karanlığın Yüreği
    *HENRY FİELDİNG
    Tom Jones (İlk basımı 1749 - Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri)
    Joseph Andrews
    *WİLKİE COLLİNS
    Beyazlı Kadın
    Aytaşı
    *MARCEL ALLAİN-PİERRE SOUVESTRE
    Fantoma 1 : Suç Dehası
    Fantoma 2: Boş Tabut
    *EDUARDO GALEANO
    Yaratılış /Ateş Anıları 1
    Yüzler ve Maskeler / Ateş Anıları: 2
    Rüzgarın Yüzyılı / Ateş Anıları: 3
    *GEORGES PEREC
    Kayboluş
    ŞEYLER
    w ya da bir çocukluk hatırası
    Yaşam Kullanma Kılavuzu
    *PAUL AUSTER
    New York Üçlemesi
    Ay Sarayı
    Şans Müziği
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer'ın Maceraları
    Huckleberry Finn ‘in Maceraları
    *JAMES JOYCE
    Ulysses
    *ITALO CALVİNO
    Bir kış gecesi eğer bir yolcu
    *ITALO SVEVO
    Senilita Yaşlılık i
    *PATRİCK SÜSKİND
    Güvercin
    Koku

    ****************************************
    *Don Kişot -Miguel de Cervantes
    *Zorba-Nikos Kazancakis
    *Tiffany’de Kahvaltı- Truman Capote
    *Uyanış - Kate Chopin
    *Şeker Portakalı -José Mauro de Vasconcelos
    *Çavdar Tarlasında Çocuklar -Jerome David Salinger
    *Pal Sokağı Çocukları -Ferenc Molnár
    *Genc Bir Köy Hekimi -Mihail Bulgakov
    *Küçük Prens -Antoine de Saint-Exupéry
    *Fahrenheit 451 -Ray Bradbury
    *Gora -Rabindranath Tagore
    *Rüzgâr Gibi Geçti -Margaret Mitchell
    *Kuzey ve Güney -Elizabeth Gaskell
    *Bülbülü Öldürmek -Harper Lee
    *Küçük Kadınlar -Louisa May Alcott
    *Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı -Robert M. Pirsig
    *İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog -Galileo Galilei
    *Muhteşem Gatsby -F. Scott Fitzgerald
    *Özgür İnsanlar -Halldor Laxness
    *İnsanlık Durumu -Andre Molraux
    *Sofi’nin Dünyası - Jestein Gaarde
    *Tatar Çölü -Dino buzzati
    *Oyunun kuralı-Leonardo Sciascia
    *Yetenekli Bay Ripley- Patricia Highsmith
    *Şemsiye -Will Self
    *Mezhaba Beş -Kurt Vonnegut
    *Devlet -Platon
    *Prens -Niccola Machiavelli
    *Martı Jonathan Livingston -Richard Bach
    *Küçük Kara Balık -Samed Behrengi
    *Yüreğinin Götürdüğü Yere Git-Susanna Tamaro
    *Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom
    *Böyle Buyurdu Zerdüşt -Friedrich Nietzsche
    *Nehirler Kızıl Akar - Jean Christophe Grange
    *Düşlerin Yorumu-Sigmund Freud
    *Sevgili- Marguerite Duran
    *Gülün Adı-Umberto Eco
    *Beydeba -Kelile ve Dimne
    *Yüzüklerin Efendisi- John Ronald Reuel Tolkien
    *Huzursuzluğun Kitabı -Fernando Pessoa
    *Otostopçunun Galaksi Rehberi (Edebiyat serisi) -Douglas Adams, Eoin Colfer
    *Dorian Gray'in Portresi -Oscar Wilde
    *Carmen -Prosper Merimee
    *Ekmekçi Kadın -Xavier de Montepin
    *Sol Ayağım - Christy Brown
    *Kızıl Ölümün Maskesi - Edgar Allan Poe
    *Gecenin Sonuna Yolculuk -Louis-Ferdinand Celine
    *Beyaz Zambaklar Ülkesi -Grigory Petrov
    *Michael Kohlhaas -Heinrich von Kleist
    *Operadaki Hayalet -Gaston Leroux
    *Guguk Kuşu -Ken Kesey
    *En Mavi Göz – Toni Morrison
    *Effi Briest – Theodor Fontane
    *Sherlock Holmes-Arthur Conan Doyle
    *Maldoror’un Şarkıları - Comte de Lautréamont
    *Hindistan’da Bir Geçit-Edward Morgan Forster
    *Candide ya da İyimserlik - Voltaire
    *Sırça Fanus - Sylvia Plath
    *Wittgenstein'ın Yeğeni: Bir Dostluk - Thomas Bernhard
    *Tehlikeli İlişkiler - Choderlos de Laclos
    *Kent ve Köpekler - Mario Vargas Llosa
    *Kör Baykuş - Sadık Hidayet
    *Atları da Vururlar - Horace Mccoy
    *Derviş ve Ölüm - Mehmet Selimoviç
    *Piyanist - Elfriede Jelinek
    *Schindler'in Listesi - Thomas Keneally
    *Gün Doğarken Bülbül Susar- Elsa Triolet

    *********************************

    *CENGİZ AYTMATOV
    Gün Olur Asra Bedel
    Selvi Boylum Al Yazmalım
    Cemile
    *OĞUZ ATAY
    Tutunamayanlar (1972)
    Tehlikeli Oyunlar (1973)
    Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
    Korkuyu Beklerken (1975)
    Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
    Günlük (1987)
    Eylem bilim (1998)
    *YUSUF ATILGAN
    Aylak Adam
    Anayurt Oteli
    *AHMET HAMDİ TANPINAR
    Saatleri Kurma Enstütüsü
    Mahur Beste
    Huzur
    *HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
    Aşk-ı Memnu
    Mai ve Siyah
    *SABAHADDİN ALİ
    Kuyucaklı Yusuf
    Kürk Mantolu Madonna
    İçimizdeki Şeytan
    *LATİFE TEKİN
    Sevgili Arsız Ölüm
    Berci Kristin Çöp Masaları
    *ATİLLA İLHAN
    Kurtlar Sofrası
    Ben sana Mecburum
    *AZİZ NESİN
    Zübük
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    *PEYAMİ SAFA
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    Fatih Harbiye
    *HALİDE EDİP ADIVAR
    Sinekli Bakkal
    *REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    Çalıkuşu
    Yaprak Dökümü
    Dudaktan Kalbe
    Acımak
    *ORHAN KEMAL
    Bereketli Topraklar Üzerinde
    Gurbet Kuşları
    Hanımın Çiftliği
    *YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
    Yaban
    Kiralık Konak
    *KEMAL TAHİR
    Devlet Ana
    Esir Şehrin İnsanları
    *YAŞAR KEMAL
    İnce Memed
    Yer Demir Gök Bakır
    Orta Direk
    Binboğalar Efsanesi
    *SAİT FAİK ABASIYANIK
    Medarı Maişet Motoru
    Alemdağ'da Var Bir Yılan

    **************************************

    *MEVLANA -Mesnevi
    *YUNUS EMRE-Divan
    *EVLİYA ÇELEBİ-Seyahatname
    *Dede Korkut Kitabı
    *Üç İstanbul - Mithat Cemal Kuntay
    *Eylül - Mehmet Rauf
    *Yılanların Öcü - Fakir Baykurt
    *Puslu Kıtalar Atlası -İhsan Oktay Anar
    *Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
    *Kendi Gök Kubbemiz -Yahya Kemal Beyatlı
    *Ben Ol da Gör -Seyit Göktepe
    *47’liler, Füruzan
    *Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
    *Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik
    *Ağır Roman, Metin Kaçan
    *İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit
    *Mel’un – Selim İleri
    *Araba Sevdası Recaizade Mahmud Ekrem
    *Küçük Ağa-Tarık Buğra
    *Fikrimin İnce Gülü-Adalet Ağaoğlu
    *Safahat -Mehmet Akif Ersoy
    *Çile-Necip Fazıl Kısakürek
    *Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    *Otuzbeş Yaş (Bütün Şiirleri)-Cahit Sıtkı Tarancı
    *Drina’da son gün-Faik Baysal
    *Gazoz Ağacı- Sabahattin Kudret Aksal
    *Gülistan -Sadi-i Şirazi
    *Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacib
    *Sergüzeşt- Samipaşazade Sezai
    *Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-Hüseyin Rahmi Gürpınar
    *Ömer Seyfettin (Kaşağı-Falaka-Ferman-Külah-Perili Köşk-Yalnız Efe-Yüksek Ökçeler)
    *Kültürden İrfana - Cemil Meriç
    *Şah ve Sultan - İskender Pala
    *Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli
    *Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay
    *Sevda Sözleri - Cemal Süreya
    *Aganta Burına Burınata –( Halikarnas Balıkçısı- Cevat Şakir Kabaağaçlı

    *************************************
    NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALAN TÜM YAZARLAR VE YAZARLARIN ÖNEMLİ ESERLERİ :

    1901
    Sully Prudhomme (16 Mart 1839, Paris, Fransa – 6 Eylül 1907)
    1902
    Theodor Mommsen (30 Kasım 1817, Garding, Almanya – 1 Kasım 1903)
    1903
    Bjørnstjerne Bjørnson (8 Aralık 1832, Kvikne, Norveç – 26 Nisan 1910)
    1904
    Frédéric Mistral (8 Eylül 1830, Provence, Fransa – 25 Mart 1914)
    José Echegaray y Eizaguirre (19 Nisan 1832, Madrid, İspanya – 14 Eylül 1916)
    1905
    Henryk Sienkiewicz (5 Mayıs 1846, Polonya – 15 Kasım 1916) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Ateş ve Kılıç”
    1906
    Giosuè Carducci (27 Temmuz 1835, Pietrasanta, İtalya – 16 Şubat 1907)
    1907
    Rudyard Kipling (30 Aralık 1865, Mumbai, Hindistan – 18 Ocak 1936) – “Dilek Evi”
    1908
    Rudolf Christoph Eucken (5 Ocak 1846, Almanya – 15 Eylül 1926) – Alman felsefeci. “Hayatın Anlamı’’
    1909
    Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858, Mårbacka, İsveç – 16 Mart 1940) – İsveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları”, “Nils Holgersson’un Serüvenleri”
    1910
    Paul Heyse (15 Mart 1830, Berlin, Almanya – 2 Nisan 1914) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Andrea Delfin”
    1911
    Count Maurice Maeterlinck (29 Ağustos 1862, Gent, Belçika – 6 Mayıs 1949,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mavi Kuş”
    1912
    Gerhart Hauptmann (15 Kasım 1862, Polonya – 6 Haziran 1946) – “Atlantis”
    1913
    Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861, Kalküta, Hindistan – 7 Ağustos 1941) – “Gora”,
    1914
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1915
    Romain Rolland (29 Ocak 1866, Fransa – 30 Aralık 1944) – “Yaşama Sevgisi”
    1916
    Verner von Heidenstam (6 Temmuz 1859, Olshammar, İsveç – 20 Mayıs 1940)
    Henrik Pontoppidan (24 Temmuz 1857, Danimarka – 21 Ağustos 1943)
    1917
    Karl Adolph Gjellerup (2 Haziran 1857, Danimarka – 13 Ekim 1919)
    1918
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1919
    Carl Spitteler (24 Nisan 1845, İsviçre – 29 Aralık 1924)
    1920
    Knut Hamsun ( 4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952) –: “Açlık”
    1921
    Anatole France (16 Nisan 1844, Paris, Fransa – 12 Ekim 1924) – Kırmızı Zambak”
    1922
    Jacinto Benavente (12 Ağustos 1866, Madrid, İspanya – 14 Temmuz 1954)
    1923
    William Butler Yeats (13 Haziran 1865, İrlanda – 28 Ocak 1939) – “Dibbuk”
    1924
    Wladyslaw Reymont (7 Mayıs 1867, Polonya – 5 Aralık 1925)
    1925
    George Bernard Shaw (26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950) “Ölümsüzlüğün Sırrı”
    1926
    Grazia Deledda (28 Eylül 1871, İtalya – 15 Ağustos 1936)
    – İtalyan kadınyazar. “Sardinya Efsaneleri”
    1927
    Henri Bergson (18 Ekim 1859, Paris, Fransa 4 Ocak 1941) – “Madde ve Bellek”
    1928
    Sigrid Undset (20 Mayıs 1882, Danimarka – 10 Haziran 1949) – Norveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen kitabı: “Her Kadın Gibi”
    1929
    Thomas Mann (6 Haziran 1875, Lübeck – 12 Ağustos 1955) – Alman yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Venedik’te Ölüm”, “Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü”, “Büyülü Dağ”, “Yusuf ve Kardeşleri”
    1930
    Sinclair Lewis (7 Şubat 1885, Minnesota, ABD – 10 Ocak 1951) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Vahşi Aşk”
    1931
    Erik Axel Karlfeldt (20 Temmuz 1864, Karlbo, İsveç – 8 Nisan 1931,)
    1932
    John Galsworthy (14 Ağustos 1867, Kingston, Birleşik Krallık – 31 Ocak 1933)
    1933
    Ivan Alekseyevich Bunin (22 Ekim 1870, Voronej, Rusya – 8 Kasım 1953) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mitya’nın Aşkı”
    1934
    Luigi Pirandello (28 Haziran 1867, Agrigento, İtalya – 10 Aralık 1936) – “Gölge Adam
    1935
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1936
    Eugene O’Neill (16 Ekim 1888, Longacre Square – 27 Kasım 1953) – ABD’li oyun yazarı. Türkçeye çevrilen kitabı: “Allahın Ayısı”
    1937
    Roger Martin du Gard (23 Mart 1881, Fransa – 22 Ağustos 1958) – “Thibault’lar
    1938
    Pearl Sydenstricker Buck (26 Haziran 1892, Batı Virginia, ABD – 6 Mart 1973) – Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Amerikalı kadın. “Sürgün
    1939
    Frans Eemil Sillanpää (16 Eylül 1888, Finlandiya – 3 Haziran 1964) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Taşra Kızı”
    1940 –1941-1942- 1943
    Bu yıllar arasında kimseye ödül verilmemiştir.
    1944
    Johannes Vilhelm Jensen (20 Ocak 1873, Danimarka – 25 Kasım 1950,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Kralın Düşüşü”
    1945
    Gabriela Mistral (7 Nisan 1889, Vicuña, Şili – 10 Ocak 1957) – Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga. Kadın şair, eğitimci, diplomat. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Gabriela Mistral Şiirlerinden Seçmeler”
    1946
    Hermann Hesse (2 Temmuz 1877, Calw, Almanya – 9 Ağustos 1962) – “Bozkırkurdu”, Siddhartha”,“Boncuk Oyunu”
    1947
    André Gide (22 Kasım 1869, Paris, Fransa – 19 Şubat 1951) – “Pastoral Senfoni”, “Kalpazanlar”, “Ayrı Yol
    1948
    Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888, St. Louis, Missouri, ABD – 4 Ocak 1965) – ”, “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”
    1949
    William Faulkner (25 Eylül 1897, New Albany, Mississippi, ABD – 6 Temmuz 1962) – “Ses ve Öke”, “Köy’’
    1950
    Bertrand Russell (18 Mayıs 1872, Birleşik Krallık – 2 Şubat 1970) – “Eğitim Üzerine”, “İnsanlığın Yarını
    1951
    Pär Lagerkvist (23 Mayıs 1891, İsveç – 11 Temmuz 1974) – “Yeryüzü Sürgünü”
    1952
    François Mauriac (11 Ekim 1885, Bordeaux, Fransa -1 Eylül 1970) –”, “Yılan Düğümü”
    1953
    Winston Churchill (30 Kasım 1874, Birleşik Krallık – 24 Ocak 1965) – Politikacı.
    1954
    Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899, Illinois, ABD – 2 Temmuz 1961) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, “Yaşlı Adam ve Deniz”
    1955
    Halldór Laxness (23 Nisan 1902, Reykjavík, İzlanda – 8 Şubat 1998) – “Özgür İnsanlar”
    1956
    Juan Ramón Jiménez (24 Aralık 1881, Moguer, İspanya – 29 Mayıs 1958) –”, “Ruhsal Sone”
    1957
    Albert Camus (7 Kasım 1913, Fransız Cezayiri – 4 Ocak 1960) – “Yabancı”, “Veba”, “Düşüş, “Yaz”
    1958
    Boris Pasternak (10 Şubat 1890, Moskova, Rusya – 30 Mayıs 1960) – Boris Pasternak, Sovyetler Birliği Hükümeti’nin baskısı üzerine bu ödülü reddetmek zorunda kalmıştır. “İnsanlar ve Haller
    1959
    Salvatore Quasimodo (20 Ağustos 1901, İtalya – 14 Haziran 1968) Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Güngünüstüne”
    1960
    Saint-John Perse (31 Mayıs 1887, Guadeloupe – 20 Eylül 1975) – Fransız şair ve diplomat. Türkçeye çevrilen eserleri: “Sözcükler Denizi”
    1961
    Ivo Andric (9 Ekim 1892, Travnik, Bosna-Hersek – 13 Mart 1975) – Türkçeye çevrilen kitapları: “Drina Köprüsü”, “Travnik Günlüğü”
    1962
    John Steinbeck (27 Şubat 1902, Kaliforniya, ABD – 20 Aralık 1968) -“Fareler ve İnsanlar”, “Gazap Üzümleri
    1963
    Giorgos Seferis - (13 Mart 1900 – 20 Eylül 1971) – Urla doğumlu Yunan şair. Daha çok Yorgos Seferis olarak bilinir. “Üç Kırmızı Güvercin”
    1964
    Jean-Paul Sartre (Reddetti) (21 Haziran 1905, Paris, Fransa – 15 Nisan 1980) – Kendisine verilen diğer tüm resmi ödülleri reddettiği gibi Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Bulantı”, “Varoluşçuluk”, “Varlık ve Hiçlik”, “Akıl Çağı
    1965
    Mihail Şolohov (24 Mayıs 1905, Vyoshenskaya, Rusya – 21 Şubat 1984) – “Durgun Don
    1966
    Shmuel Yosef Agnon (17 Temmuz 1888, Buchach, Ukrayna – 17 Şubat 1970) –
    “Tılsım”
    Nelly Sachs (10 Aralık 1891, Schöneberg, Almanya – 12 Mayıs 1970) – Alman asıllı İsveçli kadın yazar ve şair. “Akkor Bilmeceler
    1967
    Miguel Ángel Asturias (19 Ekim 1899, Guatemala – 9 Haziran 1974) – “Kasırga”
    1968
    Yasunari Kawabata (11 Haziran 1899, Osaka, Japonya – 16 Nisan 1972) –Karlar Ülkesi
    1969
    Samuel Beckett (13 Nisan 1906, Foxrock, İrlanda – 22 Aralık 1989) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Üçleme”, Üçleme 2″,Üçleme 3” Godot’ yu Beklerken
    1970
    Aleksandr Soljenitsin (11 Aralık 1918, Kislovodsk, Rusya – 3 Ağustos 2008) –”, “İvan Denisoviç’in Bir Günü’’
    1971
    Pablo Neruda (12 Temmuz 1904, Parral, Şili – 23 Eylül 1973) – “Sevdiğime Seslenir Gibi”
    1972
    Heinrich Böll – (21 Aralık 1917, Köln, Almanya – 16 Temmuz 1985) – “Fotoğrafta Kadın da Vardı”, “İlk Yılların Ekmeği”, “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”, “Dokuz Buçukta Bilardo”, “
    1973
    Patrick White – (28 Mayıs 1912, Londra, Birleşik Krallık – 30 Eylül 1990) – “Çöl”
    1974
    Eyvind Johnson (29 Temmuz 1900, İsveç – 25 Ağustos 1976) – “Yaşamak Dediğin”
    Harry Martinson (6 Mayıs 1904, İsveç – 11 Şubat 1978)
    1975
    Eugenio Montale (12 Ekim 1896, Cenova, İtalya – 12 Eylül 1981) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Xenia”
    1976
    Saul Bellow (10 Haziran 1915, Lachine, Kanada – 5 Nisan 2005) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: ‘’ Boşlukta Sallanan Adam’’
    1977
    Vicente Aleixandre (26 Nisan 1898, Sevilla, İspanya – 14 Aralık 1984) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kılıçtan Keskin Dudaklar”
    1978
    Isaac Bashevis Singer (21 Kasım 1902, Leoncin, Polonya – 24 Temmuz 1991) – Polonya kökenli Amerikalı yazar. “Toplu Öyküler”
    1979
    Odysseas Elytis (2 Kasım 1911, Kandiye, Yunanistan – 18 Mart 1996) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Övgüler Olsun Sana”
    1980
    Czeslaw Milosz (30 Haziran 1911, Litvanya – 14 Ağustos 2004) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Tutsak edilmiş Akıl”
    1981
    Elias Canetti (25 Temmuz 1905, Rusçuk, Bulgaristan – 14 Ağustos 1994) – Eserlerini Almanca yazmıştır. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Körleşme’’, İnsanın Taşrası,
    1982
    Gabriel García Márquez (6 Mart 1927, Kolombiya – 17 Nisan 2014) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”,
    1983
    William Golding (19 Eylül 1911, Newquay, Birleşik Krallık – 19 Haziran 1993) – “Sineklerin Tanrısı”
    1984
    Jaroslav Seifert (23 Eylül 1901, Žižkov, Çek Cumhuriyeti – 10 Ocak 1986)
    1985
    Claude Simon (10 Ekim 1913 – 6 Temmuz 2005) – Fransız yazar. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Tramvay”
    1986
    Wole Soyinka – 13 Temmuz 1934, Abeokuta, Nijerya doğumlu.
    1987
    Joseph Brodsky (24 Mayıs 1940, St. Petersburg, Rusya – 28 Ocak 1996) – Rus asıllı Amerikalı şair.
    1988
    Necip Mahfuz (11 Aralık 1911, Kahire, Mısır – 30 Ağustos 2006) “Ezilenler
    1989
    Camilo José Cela (11 Mayıs 1916, İspanya – 17 Ocak 2002)– Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Arı Kovanı
    1990
    Octavio Paz (31 Mart 1914, Meksika – 19 Nisan 1998) – “Öteki Ses
    1991
    Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 13 Temmuz 2014) – Güney Afrikalı kadın yazar. “Başka Dünyalar"
    1992
    Derek Walcott - (23 Ocak 1930, Saint Lucia – 17 Mart 2017) – Saint Lucialı şair, yazar ve ressam.
    1993
    Toni Morrison – 18 Şubat 1931, Ohio doğumlu ABD’li kadın yazar. “En Mavi Göz”
    1994
    Kenzaburo Oe – 31 Ocak 1935, Japonya doğumlu yazar. “Kişisel Bir Sorun”
    1995
    Seamus Heaney – (13 Nisan 1939, Castledawson – 30 Ağustos 2013), İrlandalı yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kuzey”
    1996
    Wislawa Szymborska (2 Temmuz 1923, Kórnik – 1 Şubat 2012) Polonyalı kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Başlıksız Olabilir”.
    1997
    Dario Fo -(24 Mart 1926, Sangiano, İtalya – 13 Ekim 2016), İtalyan yazar. “Sıradan Bir Gün ve Diğer Oniki Komedi”
    1998
    José Saramago (16 Kasım 1922 – 18 Haziran 2010) – Portekizli yazar. “Görmek”, “Körlük
    1999
    Günter Grass – 16 Ekim 1927, Gdansk, Polonya doğumlu Alman yazar. Teneke Trampet
    2000
    Gao Xingjian – 4 Ocak 1940, Ganzhou, Çin doğumlu yazar, çevirmen, eleştirmen ve ressam. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Ruh Dağı”, “Yalnız Bir Adamın Kitabı”
    2001
    Vidiadhar Surajprasad Naipaul – 17 Ağustos 1932, Trinidad doğumlu Britanyalı yazar. “Büyülü Tohumlar”
    2002
    Imre Kertész – 9 Kasım 1929, Budapeşte, Macaristan doğumlu. “Kadersizlik
    2003
    John Maxwell Coetzee – 9 Şubat 1940, Güney Afrika doğumlu yazar ve akademisyen. “Utanç
    2004
    Elfriede Jelinek – 20 Ekim 1946, Avusturya doğumlu, kadın feminist oyun yazarı ve romancı. “Piyanist
    2005
    Harold Pinter – 10 Ekim 1930, Londra doğumlu İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör. “Ay Işığı”
    2006
    Orhan Pamuk – 7 Haziran 1952, İstanbul doğumlu. Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar. Kitapları: “Kara Kitap”, “Kar”, “Cevdet Bey ve Oğulları”, “Yeni Hayat”, “Beyaz Kale”
    2007
    Doris Lessing – 22 Ekim 1919, Kirmanşah, İran doğumlu Britanyalı kadın yazar (İngiltere/Britanya). “Son Aydınlık Yaz”
    2008
    Jean-Marie Gustave Le Clézio – 13 Nisan 1940, Nice, Fransa doğumlu. “Çöl”
    2009
    Herta Müller – 17 Ağustos 1953, Romanya doğumlu Alman kadın yazar.“Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’’
    2010
    Mario Vargas Llosa – 28 Mart 1936, Peru doğumlu. “Yeşil Ev”
    2011
    Tomas Gösta Tranströmer – 15 Nisan 1931, Stockholm, İsveç doğumlu şair, psikolog ve çevirmendir. “Hüzün Gondolu”, “İzmir Saat Üç”
    2012
    MoYan (Guan Moye) – 17 Şubat 1955, Gaomi, Çin doğumlu. Gerçek adı Guan Moye’dir, ancak Çince “sakın konuşma!” anlamına gelen Mo Yan mahlasını kullanır. Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhurudur. “Kızıl Darı Tarlaları”
    2013
    Alice Munro – 10 Temmuz 1931, Kanada doğumlu kadın yazar. “Sevgili Hayat”
    2014
    Patrick Modiano – 30 Temmuz 1945, Boulogne-Billancourt, Fransa doğumlu. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “En Uzağından Unutuşun”
    2015
    Svetlana Aleksiyeviç – 31 Mayıs 1948, İvano-Frankivsk, Ukrayna doğumlu kadın yazar. Kızıl İnsanın Sonu”
    2016
    Bob Dylan – 24 Mayıs 1941, ABD doğumlu. Asıl adı: Robert Allen Zimmerman.
    2017
    Kazuo Ishiguro – 8 Kasım 1954, Japonya doğumlu İngiliz romancı. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Beni Asla Bırakma”, “Günden Kalanlar”
    2018
    Olga Tokarczuk- 29 Ocak 1962 Polonya – ‘’Koşucular
    2019
    Peter Handke - 6 Aralık 1942- Avusturya - ‘’Hiçkimse Koyu'nda Bir Yıl’’


    ***************************************************************************
  • KADIN TARİHİNDEN NOTLAR

    31 Ağustos 1900: İstanbul Fransız Ticaret Odası’nın aylık bülteninde Sivas ve kazalarda yaklaşık 10.000 dokuma tezgâhı olduğu, kadın işçilere 20 para ile 1 kuruş arasında ücret ödendiği belirtildi.

    16 Haziran 1903: Müslüman Türk kadınları fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başladı. Cibali Sigara Fabrikası’nda kadın işçilere sataşıldığına dair ele geçen bir belgede Fatma isimli bir kadının adı kanıt olarak gösterildi.

    19 Aralık 1904: Çıkan bir kanunla yatılı Kız Sanayi Mektebi’ne gündüzlü öğrenci alınması esası getirildi.

    24 Mart 1906: Müdürlüğünü Şefika Hanım’ın yaptığı Alem-i Nisvan Dergisi yayın hayatına başladı. Haftalık ve resimli çıkan dergi İsmail Gasprisnki’nin çıkardığı Tercüman Gazetesi’nin ilavesi olarak verilmekteydi. Derginin yazı işleri müdürü İsmail Gasprisnki’nin kızı Şefika Hanım‘dı.

    21 Kasım 1907: Trabzon Rusumat Nezareti’ne yapılan bir ihbarla Trabzon Gümrüğü’nde kadınlar aracılığı ile kaçak eşya kaçırılmakta olduğu haberi verildi. İhbarda Hadide isimli Osmanlı vapurundan çıkan dört kadının üzerlerinde dört tabanca ile çok sayıda kurşun yakalandığı belirtiliyordu. Bu ihbar üzerine gümrüğe kadın kolcu atanmasına karar verildi.

    26 Şubat 1908: Trabzon Gümrüğü’nden kadın kolcu atanmasına dair padişah iradesi çıktı. Aylık 250 kuruş maaşla gümrüğe kadın kolcu atandı.

    13 Eylül 1908: Türk ve Ermeni kadınlar İttihat Cemiyet-i Hayriyesi kuruldu.

    30 Kasım 1908: Hilal-i Ahmer Kadınlar Şubesi İstanbul Gülhane Seririyet Hastanesi’nde “Hilal-i Ahmer Hıdemat-ı Fahri Dersleri “adı ile dershane açtı. Eğitim için Asaf derviş Paşa ve Refik Münir
    Bey’in görevlendirildi.

    2 Şubat 1909: Kastamonu İnas Rüşdiyesi’nden emekli olan Hafız Zeliha Hanım, Deveciler Camii’nde yapılan hafız toplantısında duadan sonra kürsüye çıktı ve 3.Ordu’daki askerlerin kışlık ihtiyaçlarını anlatarak yardım istedi.

    7 Nisan 1909: Meclis-i Mebusan’da Tatil’i Eşgal Kanun Layihası görüşmeleri sırasında, Erzurum Temsilcisi Vartkes Efendi kadın işçilerin zor koşullar altında çalıştırılması ile ilgili şu konuşmayı
    yaptı:“Bazı yerlerde kadınlar bile çalışıyor. Hatta hamile oldukları vakit bile, erkekler gibi, on on iki saat çalışmak mecburiyetinde kalıyorlar. Çocuklarını evlerini terk ederek mütemadiyen çalışıyorlar.”

    12 Nisan 1909: Beyazıt’ta Midhat Paşa’nın akrabası Cemal Bey’in himayesinde Ana Mektebi açıldı. Kurucularının arasında İsmet Haydar Hanım’ın bulunduğu mektepte ev idaresi, biçki-dikiş, sağlık, çocuk büyütme, aile muaşereti, alaturka ve alafranga müzik, edebiyat , beden eğitimi ve resim dersleri okutulmasına karar verildi. Ana Mektebi’nin asıl amacı “çocukları harap eden asıl analarından alıp yetiştirmek“idi. 7 yıllık eğitimden sonra başarılı olan öğrenciler bakanlık tarafından ödüllendiriliyordu.

    18 Eylül 1909: Basında, sokakta açık saçık dolaşanların Dahiliye Nezareti tarafından takibata alınacaklarına dair haber çıktı.

    11 Eylül 1911: Hükümetin gayrimüslim kızları bir aylık öğrenim için Avrupa’ya yollaması ve bu haktan Müslüman kızları yoksun bırakması basında şiddetle eleştirildi. Duygularını “Avrupa’ya Talebe İz’amı” başlıklı yazısında dile getiren Mehmet Hadi Bey:” İlim Çin’de olsa bile gidiniz diyen İslam’a rağmen, biz kızlarımızı değil Çin’e burnumuzun dibindeki Avrupa’ya bile yollayamıyoruz.” dedi.

    28 Mart 1912: Hüseyin Kami, Zekâ Dergisi’ne yazdığı “Kadınlığın Mevkii” başlıklı yazısında kadın eğitimine ayrılan ödeneğin yeterli olmadığını belirtti ve konu hakkında şu bilgileri verdi:
    “Toplam 1.600.258.000 kuruş olan Osmanlı devlet vergilerinin %67’sini erkekler , %33’ünü kadınlar ödemektedir. Oysa resmi istatistiklere göre, hükümetin kız okullarına 1.328.600 kuruş, erkek okullarına 56.905.060 kuruş harcadığı anlaşılmıştır. Aradaki farkın ne kadar büyük olduğu ortadadır. “

    7 Nisan 1913: Malumat-ı Dahiliyye İstihlakı Kadınlar Cemiyeti kuruldu. Melek Hanım tarafından kurulan cemiyetin amacı kadınlar arasında yerli malı kullanımını teşvik etmek ve yerli üretimi yaymaktı.

    9 Mayıs 1913: Fransız Telefon İdaresi’nde çalışmak üzere başvuran Bedra Osman ve dört arkadaşının, Fransızca ve Rumca bilmedikleri gerekçesi ile işe alınmamaları Kadınlar Dünyası Dergisi’nde şiddetle eleştirildi. Telefon idaresi bir süre sonra kendilerine hakaret edilmediklerini açıklayarak 7 kadın memuru
    işe aldı. İşe başlayan kadın memurlar:” Hamiyet Derviş, Bedia Şekip, Bedra Osman, Mediha Enver, Refika Mustafa, Semiha Hikmet ve Neziha Mustafa Hanımlar idi.”

    12 Mayıs 1913: Emine Seher Ali Hanım Kadınlar Dünyası Dergisi’ne yazdığı “İş Görebiliriz” başlıklı yazısında, kadınların bir araya gelerek tasarruflarını birleştirmelerini ve bir iş sahibi olmalarını önerdi.
    16 Haziran 1913: Kadınlar Dünyası’nın yazarlarından Atiye Şükran, ticaret yapmak için çok paraya gerek duyulmadığını belirterek kadınlara şu öneriyi yaptı: “250 mecidiye ile 10 kadın bir araya gelerek içlerinden birini reise seçebilir. Birinci defada 2’şer mecidiye verilebilir ve altı ay müddetle bu para toplanabilir.” Atiye Şükran örnek olarak kendisini gösteriyordu. Böyle bir şirkete sahip olduğunu ve matbaa işiyle uğraştığını da ilave ediyordu.

    21 Şubat 1914: Üniversitelerin konferans salonlarında açılan hastabakıcılık kursları kadın basını tarafından desteklendi. Açılan kurslar saray tarafından da takdirle karşılandı. Hilal-i Ahmer Cemiyeti fahri başkanı Veliaht Yusuf İzzeddin Efendi, Kadırga hastabakıcılık kursunu bitirenlere diplomalarını bizzat kendisi vererek takdirlerini de bir konuşma ile dile getirdi.

    6 Ağustos 1914: Biçki Yurdu ilk mezunlarını verdi. Darülfünun Konferans Salonu’nda düzenlenen bir törende diplomalarını alan terziler bir mankene 40 dakikada bir korsaj, bir etek ve bir manto dikerek hünerlerini sergilediler. Biçki yurdu Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti tarafından İstanbul Çiftesaraylar Caddesi 21 numarada özellikle yoksul Türk kızlarına terzilik öğretmek amacıyla kurulmuştu. Yeni tekniklerle terziliğin öğretildiği dernekteki öğrencilere yardımcı olmak üzere Behire Hakkı Hanım dört biçki kitabı yayınlıyordu. Behire Hakkı Hanım hizmetlerinden dolayı Maarif ve Sanayi nazırları ve Ziraat Nazırı tarafından “Üçüncü rütbeden Maarif Nişanı “ile ödüllendirildi.
    10 Mayıs 1915: İktisadiyat Dergisi’nde kadın işçi arandığına dair bir ilan yayınlandı. İlanda Beyazıt, Fatih, Beyoğlu ve İzmir belediyelerinde temizlik veya inşaat işlerinde çalışacak kadınlara 300 kuruş maaş verileceği belirtiliyordu.
    11 Ocak 1918: Silah altına alınan erkeklerden boşalan ticaret sahasını doldurmak için kadınlardan oluşan yeni bir esnaf takımı “Bir Kadın Tüccarlar Pazarı” açıldı. Vakit Gazetesi verdiği haberde konu ile ilgili şu bilgileri verdi:” Bu kadınlar Mudanya-İzmir yoluyla İstanbul’a getirebildikleri eşyayı Galata Rıhtımının arkasında teşhir ederek, burasını bir pazar haline koymuşlar.”
    8 Şubat 1918: Vakit Gazetesinde çıkan bir ilanda Kadınları Çalıştırma Cemiyeti tarafından İstanbul’da oluşturulan I. Kadın İşçi Taburu için 18-30 yaş arası güçlü, namuslu, kucakta taşınır çocuğu olmayan hanımlar alınacağı bildirildi.
    5 Ekim 1918: Meclis-i Vükela kadınların tıp, dişçilik ve eczacılık öğrenimi yapmasına izin verdi. Karar 4 gün sonra Sıhhiye Nazırlığı’na bildirildi. Haber kadın basınında sevinç yarattı.
    20 Kasım 1918 : Kadıköy kadınları adına gazetelere bir yazı gönderildi ve hükümet adına Meclis’te söylenen :‘ Yenik düştük, istediklerini yaparlar.’ sözü şiddetle eleştirildi. Yazıda: ‘ Milli haklarımızı ve ismetimizi muhafaza edecek hükümet ve erkek yoksa biz varız! ‘ denildi.
    20 Şubat 1919: Osmanlı Sosyalist Partisi kuruldu. Kadın ve çocukların ağır işlerde ve gece çalıştırılmalarının yasaklanması, çalışma yaşının kız çocuklarda 16 olması maddeleri de tüzüklerinde yer aldı.
  • Nuriye Hanım...
    O asılan bir adamın eşidir.
    İttihat ve Terakki döneminde önemli görevler üstlenmiş ama Atatürk’e suikast girişimde bulunanlar arasında yer aldığı gerekçesi ile yargılanarak asılan İsmail Canpulat’ın eşi...
    I.Dünya Savaşı sırasında “Asker Ailelerine Yardımcı Hanımlar Derneği”nin (kuruluş tarihi 2 Mart 1918) başkanı Nuriye Canpulat... Canpulat’ın, Dahiliye Nazırlığına getirilmesini Talat Paşa istemişti. Mithat Şükrü Bleda ise bu kararın yerinde olduğunu dile getiren isimlerden biridir. Görevinde uzun süre kalamayışına da açıklama getirir: “Canpulat dürüst, akıllı ve mert bir insandı. Talat bu atamayı yaparken yerinde bir karar almıştı. Ne var ki Canpulat bütün iyi niyetine ve çalışmalarına rağmen bu mevkide uzun süre kalamadı ve istifa etmek zorunluluğunu hissetti. Talat gibi uysal tabiatlı değildi. Ondaki yumuşaklık ve meseleleri kolaylıkla halletme yetenekleri yoktu. Sık sık Enver Paşa ile tartışmalara giriyor, karakteri gereği sert ve haşin olan
    Enver ile anlaşamıyordu. İşte bu sebeplerden dolayı görevinden ayrıldı.” Bekirağa bölüğünde tutulan 250 kişiden biriydi. Malta’ya gönderilecek ilk kafile arasında da yer almıştı. Amiral Webb 59 kişilik ilk listeyi hazırladığında, General Milne’ye vermeden bir seçme daha yapmış, 19 kişinin isimlerinin yanına bir yıldız koymuştu. Bu işaret en tehlikeli olanlar anlamını taşıyordu. İsmail Canpulat da “İstanbul mebusu, asayişi bozmak”tan yıldız almıştı.
    Ancak Amiral Calthorpe onu “ikinci sınıf” saydığı sürgünler arasına katmıştı. 28 Mayıs günü gönderilen 41 kişiden biriydi. Suçu zulüm yapılmasına göz yummaktı. ‘B’ sınıf suçlular arasına alınmıştı. Malta’daki numarası 2692 idi. Sevr Antlaşması’nın imzalanmasından sonra 230’ncu maddeyi öne süren İngilizler Müttefikler arası mahkemenin kurulması ve Malta sürgünlerinin burada yargılanması için İngiltere’den onay istemişti.
    Ancak İngiliz Başsavcılığı:”Türk barış antlaşmasının bugünkü durumu karşısında bir karşılık verme olanağı şimdilik yoktur.” diyecek, belirlenen 58 kişi arasındaki Canpulat’ın yargılanması da ertelenecekti. İngilizler, oluşturduklar dosyada Canpulat hakkında şu bilgileri yazmıştı: “Çerkez asıllıdır. Babası Türk ordusunda bir Çerkez subayıydı. Kuleli Askeri Lisesinde okudu. 1899’da Harbiye’yi bitirdi. Meşrutiyetten önce Selanik’te jandarma kolağasıydı. Gizli İttihat ve Terakki Komitesine girdi. Serüvenci bir tiptir. Atak, gözü pek ve acımasızdır. İttihat ve Terakki’nin en kötü
    liderlerinden biridir. Kamil Paşa Kabinesi zamanında tutuklandı. Kendisini cezaevine götüren polis memurunu vurup kaçtı. Romanya’ya sığındı. İttihatçılar iktidara gelince İstanbul’a döndü. Aralık 1912 Nisan 1914 arasında Dahiliye Nazırlığı İstihbarat Bürosu Müdürlüğü yaptı. Şubat 1915’ten Nisan 1916’ya
    kadar İstanbul Valisi ve Belediye Başkanıydı. Nisan-Aralık 1917 tarihleri arasında Stokholm’de Osmanlı elçisi olarak kaldı ve aynı yerde yapılan Sosyalist Kongre’de Türkiye’yi temsil etti. Talat Paşa kabinesinde Temmuz-Ekim 1918 tarihleri arasında Dahiliye Nazırlığı yaptı. İttihat ve Terakki Kerkez Komitesi üyesiydi. Tutuklanmadan önce Vali Reşid Bey’in Bekirağa bölüğünden kaçması planlarını hazırlayanlardandır.”

    Görüldüğü üzere İngilizler Canpulat hakkında bilinmesi gereken her şeyi dosyalarına kaydetmişlerdir. Malta’ya getirildikten sonra Salvatore Kalesi’ne hapsedilmişti. 29 Temmuz 1919 günü İngiltere Başbakanı Lloyd George’ye bir mektup yazıyordu:
    “Ne İngiltere’ye, ne de başka bir devlete verilecek hiçbir hesabım yoktur.” İngiltere ne yapmıştı?
    Canpulat hakkında tutulan dosyaya yeni bir bilgi eklemişti:
    “İttihat ve Terakki’nin en belalılarından biridir. Gizli Polis Şefi ve Dahiliye Nazırı olarak Türkiye Hıristiyanlarının çektikleri ıstıraptan geniş ölçüde sorumluluk payı vardır. Kendisini serbest bırakmak
    için hiçbir neden yok.” Ahmet Emin Yalman da Malta sürgünlerindendir ve anılarında birlikte kaldığı arkadaşlarının günlük yaşamları da yer vermiştir. Canpulat’ın tamamen inzivaya çekildiğini belirtir:
    “Odasından pek nadir çıkar, pek az adamla görüşür, odasında olmadığı zamanlar vaktini bahçesinde geçirirdi. Bahçede kendine mahsus bir kısım ayırmıştı. Orada çiçek sebze yetiştirirdi. Bu çalışmasını sadece vakit öldürmekle ilgili basit bir uğraşma olarak görüyordu. Niyeti kurtuluştan sonra kendini ziraata vermekti. Planlar yapardı.” Küskünlüğünün nedenini ise şöyle anlatmıştı:
    “Kanundan başka ölçü tanımayarak memlekete hizmet ettim. Harp zamanında bu hizmetim herkes tarafından beğenildi. Ancak mütarekeden sonra haksız hücumlara uğradım. Bu nedenle çok üzgünüm.”
    Londra Antlaşması Malta tutsakları için bir dönüm noktasıydı. Görüşmeler sırasında ilk kez 7 Mart 1921 günü ele alınmıştı. Bekir Sami Bey, Malta’da kalacakların sayısını mümkün olduğu kadar azaltmaya çalışıyordu. 11 Mart günü listeye 27 kişi daha ilave etmişti. İsmail Canpulat da bunlardan biriydi. Sonrasında tahliyeler başlayacak, İsmail Canpulat’ın da dahil olduğu 33 kişi 30 Mayıs 1921 günü Hibiscus ve Chrysanthemum isimli İngiliz gemileri ile İtalya’ya getirilecek ve Taranto limanında indirilecekti. Sonrasında Türkiye’deydi.
    Atatürk’e suikasttan tutuklananlar arasında Al Fuat Cebesoy da vardır. İfadesinin ardından Sultanahmet Cezaevinde birkaç saat tutulmuş, ardından Gülcemal Vapuruna bindirilmişti. Kamarasının
    açık olan penceresinden rıhtımda bir kadının sağa sola koşuştuğunu görmüştü. Yüzünü döndüğünde Canpulat’ın eşi olduğunu fark ediyordu. Cebesoy, anılarında aralarında geçen konuşmaya da yer vermiştir: “Beni tanıdı. Pencereye doğru yaklaşarak Paşam, Canpulat Bey vapurda mı? diye bağırdı. Ben
    vapurda daha kimlerin bulunduğundan haberdar değildim. Polis memuruna sordum. Olumlu karşılık verdiler. ‘Evet, Nuriye Hanım vapurdaymış’ dedim. Gülcemal ağır ağır rıhtımdan uzaklaşırken İsmail Canpulat’ın eşi o şaşkın hali ile rıhtımda hareketsiz duruyor ve uzaklaşan vapurun arkasından dalgın gözlerle bakıyordu.”
    11 Temmuz 1926 günü Savcı Necib Ali Bey iddianamesinde küreğe mahkûm edilmesini istemiş, savunma için duruşma bir gün sonraya ertelenmişti. Canpulat ise arkadaşlarına haksızlık olduğunu, bu töhmet altında yaşamak istemediğini ifade ediyordu. Ertesi günü savunmasında suçsuz olduğunu belirtmiş,
    beraatini talep etmişti. Ancak 10 yıllık kürek cezası idama çevrilecekti. 13 Temmuz Salı günü mahkeme binası olarak kullanılan Elhamra Sinemasının önü hıncahınç dolmuştu.
    İdam kararı onaylanan Canpulat gece yarısı asılacaktı.
  • 28 Haziran 1914 günü Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun veliahdı Ferdinand ve eşinin
    Saraybosna’da bir Sırplı tarafından öldürülmesiyle dünya dört yıl süren zorlu bir döneme adım atıyordu.
    Milyonlarca kişinin ölümü, sınırların alt üst oluşunda Osmanlı Devleti de tarafsız kalamamış, Almanya ile
    yapılan ittifak sonrası savaşın mağlup tarafında yer almıştı.
    Yurt içinde de bir başka karışıklık Ermeni meselesiydi ve Dahiliye Nazırı olarak Talat Paşa’nın
    çözüm arayışı kaçınılmazdı. Van isyanı ile alınan küçük tedbirler yetersiz kalmış, Müslüman halkın
    katledilmesi ile tehcir zorunlu olmuştu. İsyanı bastırmak için bölgede bulunan Ermeniler başka illere
    gönderilmişti. İşte bu nakil sırasında yaşanan bazı olaylar Talat Paşa’yı hedef yapacaktı.
    Şinasi Oral ve Süreyya Yüce’nin “Ermenilerce Talat Paşa’ya Atfedillen Telgrafların Gerçek Yüzü”
    (TTK, Ankara 1983) isimli kitabı döneme ait birçok telgraf ile Talat Paşa’ya yapılan suçlamalara ışık
    tutar. Telgraflar incelediğinde isyana katılan, yataklık edenlerin ayrılarak bölgeden uzaklaştırılmasının
    istendiği görülür. Savaş tüm hızı ile sürerken Doğu cephesinde Rus kuvvetlerinin ilerlemesini durdurmak
    böylesi bir tedbirle mümkün olabilirdi.
    Bulundukları bölgeden isyan edenleri uzaklaştırma kararı Van’daki Ermeni isyanı ile alınmıştı. Ancak
    yolculuk sırasında uyulması gerekenler de belirtilmişti. Talat Paşa’nın 23 Mayıs 1915 tarihli telgrafı buna
    bir örektir:
    “... Nakli gereken Ermenilerin sevk ve iskânlarının sağlanması yerel idare memurlarına aittir. İskân
    yerlerine sevk edilen Ermenilerin can ve mallarının korunması ile beslenme ve istirahatları yollarında
    bulunan idare memurlarına aittir. Nakledilen Ermeniler bütün taşınabilir mal ve eşyalarını birlikte
    götürebilir.”
  • Uykusuzluğa , baş ağrılarına ve üzüntülere karşın belki her zamankinden daha iyi durumdayım.