• 346 syf.
    ·2 günde
    Beni Mine Söğüt ile tanıştıran bu kitap adı gibi gerçekten harikulâdeydi.Okuyunca yazarla bizzat tanışmak,onunla 2 gün geçirmek ve bu eserin sonunu O'nun ağzından dinlemek gibi güzel arzularım oluştu.Normal bir insanoğlu nasıl böyle bir ruh haline bürünüp,böyle kelime oyunları yaparak, bilinçaltından böylesine dem vurur,inanın tahayyül etmekte bile zorlandım.

    "Şahbaz" kelimesinin anlamı sözlükte karşımıza "kartalgillerden bir doğan türü" ya da " atılgan,becerikli,iş başaran" olarak çıkıyor.Ancak kitaba konu olan Şahbaz,belki bir cin,belki bir şeytan,belki bir ölüm,belki de bir içses,bu tamamen sizin yorumlamanıza bağlı...

    Aslında 225 sayfa olan kitabımız,121 sayfa 1979 yılı Almanak eklentisi ile totalde 346 sayfa.Bahsi geçen bu almanak en can alıcı kısım zaten,zira yapboz parçaları edasındaki bir sürü minik hikâyenin ,zihnimizde şekillenip tamamlanması büyük oranda bu almanağa bağlı.

    Nevi şahsına münhasır,özgün bir edebi dille,
    12 Eylül dönemi arefesinde yaşananları, ensest unsurlar ,ideolojik gruplar ve bir cinayet ekseninde kaleme almış Mine Söğüt.Tabi bu cinayet öyle sıradan bir cinayet değil elbette ki:

    "Beni ağam delirtti,
    Karnımda onun kötü dölü
    Biri beni öldürsün,
    Biri beni öldürsün"

    Herbiri 1 aylık süreçlerden oluşan 12 ana bölümden oluşan,masalsı bir anlatıma sahip olan bu kitap bana Binbir Gece Masalları'nı,başkarakter Şahbaz ise direk Şehrazat'ı anımsattı.Yazar oryantalizm,fantasizm ve anarşizm üçlemesini harmanlayarak bir şaheser çıkarmış ortaya.Mesela , Şahbaz'ın anlattıkları sayesinde değişen,acılarını kısmen de olsa unutan işkence mağduru bir kadın mevcut eserde. Ben bunu 80 sonrası türeyen,devrimci geçinen çakma solculara bir ironi olarak yorumladım.Ayrıca ikiz çocuklar gibi sembolik bir olgu hakim metinlere ki ,bu ikizlerin de 80 li ve 2000 li yılları temsil ettiğini,savaş ve barış unsurları için bir metafor olarak kullanıldığını düşünüyorum.

    Sonuç olarak bu eseri ile tanışmış bulunduğum Mine Söğüt bende fazlasıyla kabul buldu.Edebi donanımı ve politik bilinci gerçekten takdire şayan.İlk kez Söğüt okuyacaklar için bence tam 12'den isabet olacak,kıymetli bir eser...
  • 346 syf.
    ·13 günde·7/10
    1979 yılı, gerçekten de, göründüğü gibi 1 Ocak Pazartesi günü başlayıp, 31 Aralık Pazartesi günü mü bitti?
    .
    ‍️12 Mart Muhtırası (1971) ile başlayıp, Kanlı 1 Mayıs (1977) ile alevi körüklenen, 12 Eylül Darbesi (1980) ile kontrol altına alınmaya çalışılan bir süreç. Kitap 2 bölümden oluşmakta olup ikinci bölümde (1/3’lük kısım) ay-gün şeklinde 1979 yılı Almanağı bulunmaktadır. İlk bölüm ise (2/3’lük kısım) o yıl yaşanan olayların kurgulanması ile anlatılan asıl kısımdır. Yazarın kurgu gücünün yanı sıra edebi özelliğini de ustalıkla kullandığını görüyoruz.
    .
    ‍️Günümüz Türkiye siyasetinin temelinin atıldığı ve siyasi görüş ayrılıkları yüzünden oğulun babayı, kardeşin kardeşi öldürdüğü kayıp zamanlar... Roman hem almanak kısmında hem de kurgu kısmında 12 Eylül Darbesi öncesi yaşanan siyasi temelli acıları, sürgünleri, işkenceleri, ölümleri... tüm gerçeklikleri ile iç yakıcı şekilde gözler önüne seriyor.
    .
    Yaradılış, bir şeyler ölsün ki yenileri doğsun diyen bir düzenlemedir. Ölürken de doğarken de kana akar, unutma...
    .
    Biliyor musunuz, Tanrının varlığı tartışılabilir ama kaderi inkâr etmeye kimsenin gücü yetmez.
    .
    Bir gün ben olmayacağım. Sen de olmayacaksın. Ama hayat devam edecek. Ne inanılmaz değil mi? Oysa hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Ölüme inansak, ölmek için doğduğumuzu kabul etsek, şu anda yeryüzünde olan hiçbir şey olmaz. Biliyor musun, öldürmekte ölüme bir isyandır. İnsanlar birbirlerini, hatta kendilerini öldürürken ölümü reddederler. Korkularının üstüne giderler.
    .
    346 sy. - Yapı Kredi Yayınları - 2007
    7/10