Tenime bu kez dokunan, karanlık gecede oturduğum masanın camından süzülen rüzgârdı. Sakin ve ahenkli bir şekilde içeri giriyor, saçlarımdan yüzüme, oradan da ruhuma işliyordu. Sanki gökyüzünün bana
Gecenin karanlığında yatağıma uzanıp derin düşüncelere dalma zamanı gelmişti. Gün boyu üzerime yüklenen yorgunluk, sessizliğin kanatları altında hafiflemeye başlamıştı. Yan binadan gelen ince sesler
Bazen insan kendi yolunu kaybeder. Acılar, birer pusula gibi yönümü tayin ediyor gibiydi; her nereye baksam, önüme çıkan yolun taşlarını onlar dizmişti. Oysa ben hep yıldızlara güvenirdim. Onlar bana
Zifiri karanlığın içinde yoluma ışık olan tek şey, gökyüzünde seçmiş olduğum kutup yıldızıydı. Öylesine derin bir sessizlik ve karanlık vardı ki, insanın içine işliyor, nefes almayı bile