Ayrıntılı olarak tanımlamak gerekirse,bizim gibiler yani hayalperestler, insan değildir; bilirsin onlar bir çeşit, tam ortada kalmış, üçüncü bir türdür. Sanki gün ışığından bile saklanmak ister gibi, genelde erişilmez köşelerde yaşarlar. Bir kere köşesine çekildiğinde, o köşeye tıpkı bir salyangoz gibi yapışıverirler. Hayalperestler, bu açıdan bakıldığında, canlıyla yuvanın bir arada olduğu, kaplumbağa denilen o harika hayvana daha çok benzer. Hayalperest kesinlikle yeşile boyanmış, kirli, kasvetli ve tütün dumanıyla kaplanmış kendi dört duvarını neden böylesine çok sever?