• Atatürk, 1922'de Büyük Zafer'in ardından Büyük Millet Meclisi'nde yapmış olduğu konuşmasına Allah'a hamd ederek başlamıştır:

    ''Arkadaşlar! Kalbimde derin bir tahassür tevlid etmiş olan ayrılıktan sonra tekrar size mülaki olduğumdan dolayı, pek mesudum.

    Cenabı Hakka hamd ederim ki, ordularımızın silahlarına emanet ettiğiniz aziz ve mübarek maksat, arzu ettiğiniz veçhile emniyet ve itimadınızın mahalline masruf (sarf edilmiş) olduğunu gösteren mesut bir neticeye vasıl oldu.” (44)

    (44) Mahmut Esat BOZKURT, Atatürk İhtilali, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003, s. 381
  • BU TOPLUMUN ANLADIĞI MANADA … NAMAZIN GÜNLÜK … AYLIK … YILLIK … KAZASI DİYE BİR ŞEY VAR MI … ? … !!!

    VEYA DA … BU TOPLUMUN … NAMAZI TERK ETMEK İÇİN ÖNE SÜRDÜĞÜ MAZERETLERİ … İSLAM MAZERET OLARAK KABUL EDİYOR MU …. ? … !!!

    Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki İnsanoğlu,“ la ilahe illallah ” sözüyle yaradanının varlığına, birliğine ve O’nun İlahlığına şehadet ettikten sonra muhakkakki Rabbinin önünde boyun eğme ve O’na itaat etme mecburiyeti vardır… Taki kullanmış olduğu “ la ilahe illallah ” sözünün gerçek manası yerini bulmuş olsun…

    Kulun, “ la ilahe illallah ” şehadetinden sonra Rabbine takdim ecedeği en azim ibadeti ise Namazıdır… Uyku, unutma ve ay hali hariç kim bu ibadeti bilerek terk ederse şüphesiz ki İslamdan çıkıp şirk ve küfre düşmüş olur… Ki bu konuda yığınlarca delil vardır…

    İslam, Namaz ibadetinin üzerinde çok ciddi bir şekilde durmuş ve hatta kulun kıyamet günü ilk hesabını vereceği amelinin de Namaz olduğunu haber vermiştir…

    "..... عن عبد الله بن قرْط رضي الله عنه قال : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : أول ما يحاسب عليه العبد يوم القيامة الصلاة ، فإن صلحت صلح سائر عمله وإن فسدت فسد سائر عمله

    { … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kulun, kıyamet gününde ilk hesabını vereceği ameli “ namazıdır “ . Eğer namazından salah bulursa, sair amellerinden de salah bulur. Eğer namazı ifsad olmuş ise, sair amelleri de ifsad olur. }

    Taberani Mu’cemul Kebir : 10435.n - Ahmed : 4 / 103 - el Albani Silsiletü’s Sahiha : 1358 - 1748.n - Sahih’i Terğib ve Terhib : 376.n

    Değerli kardeşlerim … ! bu konuda üzülerek şunu ifade edebilirim ki ; Namaz gibi azim bir ibadetin bilinçli bir şekilde terk edilmesiyle şirk ve küfre düşüleceğini anlatan birçok delillere rağmen, meseleyi hala sağa sola çekerek, bunun şirk ve küfür olmayacağını savunanlar olmuştur …

    Hatta bir takım te’villerle bu ibadeti, “ Nasıl olsa kaza ederim “ diyerek terk edenler olduğu gibi … “ Nasıl olsa kaza edersiniz “ diyerek cahilce fetvalar neticesinde terk edilen bu namazları günlük, aylık, yıllık, hatta seneler sonra kaza etmeye çalışan insanlar da yaygınlaşmıştır…

    Şimdi bu noktada duruyor ve şöyle bir soru soruyoruz … Acaba gerçekten onların iddia ettiği gibi, Namazı bilinçli bir şekilde vaktinden çıkarıpta onu başka bir zamanda eda edebilir mi bir Müslüman … ?

    Akşama kadar iş-güc bahanesiyle terk edilen namazlar, acaba akşam olunca hepsi bir arada kılınabilir mi … ?

    Veya da ; - yine bu insanların iddia ettikleri ve yaptıkları gibi – 10 – 15 sene namaz kılmayıpta, seneler sonra bu namazları kaza edebilir mi bir Müslüman … ?

    İşte bu dersimizde bu konudan bahsedip meselenin Kur’an ve Sünnet çizgisinde meşru olup olmadığına bakacağız… Çünkü biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, bu konu gerçekten çok hassas ve önemli bir konudur…

    Değerli kardeşlerim … ! meseleye namazın terkiyle alakalı bilinen gerçekleri hatırlatarak girecek olursak, konu daha da güzel anlaşılacaktır inşaAllah … Bu gerçeklerden bir tanesi de bilindiği gibi, bir vakit de olsa namazı bilerek terk eden kimsenin bütün amellerinin iptal olacağıdır.

    وقال أبو الدرداء‏ :‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏ :" ‏من ترك الصلاة متعمداً فقد حبط عمله‏ " ‏‏ ‏
    ‏رواه أحمد ورجاله رجال الصحيح‏.‏

    { … Ebû'd-Derda r.a'dan. O şöyle dedi : Allah Rasulü s.a.v buyurdu ki : " Her kim ki bilerek namazı terkederse bütün amellerini ibtal etmiştir." }

    Bu Hadis'i Ahmed Müsned'in de rivayet etmiştir. Heysemi Mecmau'z-Zevaid de bu rivayetin ravileri Sahih'in ravileridir demiştir.

    Heysemi Mecmau’z Zevaid : 1 / 295 . 1639.n

    “ ..... أن أبا المليح حدثه قال : كنا مع بريدة في يوم ذي غيم، فقال: بكروا بالصلاة فإن النبي صلى الله عليه وسلم قال : من ترك صلاة العصر حبط عمله "

    { … Ebu’l Melih’den,şöyle dedi : Biz Bureyde r.a ile bulutlu bir günde gazada bulunuyorduk. Bureyde r.a bize hitaben şöyle dedi : İkindi namazını vaktinde kılınız, çünkü Rasulullah s.a.v buyurdular ki : “ Kim ikindi namazını terk ederse onun bütün amelleri boşa gitmiştir “ }

    Buhari : 2.c.617.s - Nesei : 1.c.473.n

    Öyleyse ey Müslüman … ! Durum bu kadar ciddi iken Namazı bilinçli olarak nasıl terk edebilirsin ki …? … Veya başka bir ifadeyle ; terki olmayan bir amelin kazası nasıl yapılabilir ki … ?

    Ben her şeyden önce Müslüman kardeşlerimin dikkatine şunu sunmak istiyorum :

    “ Eğer bir müslümanın bilinçli olarak terk ettiği namazının kazası olmuş olsaydı, kadınlar ay hali gördüklerinde terk ettikleri namazlarını temizlendikten sonra kaza ederlerdi. Çünkü bilindiği gibi kadın hastalandığı zaman namazı da orocu da terk eder. “

    Ama İslam, kadınların temizlendikten sonra oruçlarını kaza etmelerini emretmiş, Namazlarını ise kaza etmelerini emretmemiştir…

    { … Ebu Said el-Hudri r.a’dan. Rasulullah s.a.v : … Kadın hayız gördüğü zaman namaz da kılmaz oruç ta tutmaz ………… }

    Buhari : 4.c.1820.s

    { … Aişe r.anha’dan. Şöyle demiştir : Biz, peygamber s.a.v’in yanında iken ramazanda adet görürdük. Temizlendikten sonra bize orucu kaza etmemizi emrederdi. }

    İbni Mace : 4.c.1670.n

    { … Muaze el-Adevi r.a’dan rivayet edildiğine göre kadının biri Aişe r.anha’ya : “ Hayız gören bir kadın namazı kaza edecek mi ? “ diye soru sordu. Aişe r.anha : “ Sen harurilerden misin ? . Biz Rasulullah s.a.v’in yanında hayız gördüyümüz zamanlarda namaz kılmazdık ve kazasıyla da emrolunmazdık “ diye cevap verdi. }

    Tirmizi : 1.c.130.n - Nesei : 1.c.381.n

    Görüldüğü gibi zikredilen bu delillerde, namaz gibi azim bir ibadet terkedilmesine rağmen – ki hanımların bunu terk etmelerini zaten İslam emrediyor – temizlik sonrasında eda edilmesi kendilerinden istenmemiştir.

    Bunun nedeni ise, şer’i özür olmadan bir müslümanın bilinçli bir şekilde Namazını asla terk edemeyeceğidir…

    Şer’i özür ise, insanların belirlediği şeyler değil , İslam’ın belirlediği şeylerdir… Bunlar da ; kadınlarda hastalanma - yani ay hali - , Umumen kadın ve erkeklerde ise, uyuma ve unutma halidir… Bunların haricinde hiçbir mazeret, Namazın terki için özür kabul edilmez.

    Basiretli bir müslümanın bu hususta şu kaideyi asla aklından çıkarmaması gerekir… O da ; “ Allah indindeki özrün tayini, insanların seçtikleri ile değil , Allah’ın seçtikleri iledir.”

    Yani, özür ancak Allah’ın belirlediği şeylerdir… Dolayısıyla bizim özür olarak gördüğümüz veya belirlediğimiz şeyler, Allah katında özür olarak kabul edilmez,

    Öyleyse tekrar altını çizerek ifade edelim ki, bu hususta bir Müslüman için özür ancak, “ ay hali “ “ unutma hali “ ve “ uyku hali “ dir.

    Ay hali olan kadının namazı terk edeceği ve bu halinin de şer’i bir özür olduğu, biraz önce zikredilen delillerde anlatılmıştır… Şimdi ise Uyku ve unutma halinin şer’i özür olduğunu anlatan delilleri zikredelim…

    … عن أنس بن مالك ؛ أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال :من نسي صلاة فليصلها إذا ذكرها. لا كفارة لها إلا ذلك .

    { … Enes İbni Malik r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Her kim bir namazı kılmayı unutursa onu hatırladığında kılsın. Onun bundan başka kefareti yoktur. }

    Buhari : 2..648.s – Müslim : 2.c.684.n

    …. “ عن أنس بن مالك قال: قال نبي الله صلى الله عليه وسلم " من نسي صلاة أو نام عنها ، فكفارتها أن يصليها إذا ذكرها

    “ … Enes İbni Malik r.a’dan. Rasulullah s.a.v dedi ki : Her kim bir namazı kılmayı unutur veya onu uyuyarak kaçırırsa, artık o namazın kefareti, hatırladığında - veya uyandığında - onu kılmasıdır. }

    Müslim : 2.c. 684 / 315.n

    { … Ebu Katade r.a dedi ki : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : “ …… Dikkat edin ! şu muhakkak ki uyku ile namaz kaçırmakta bir taksirat yoktur. Taksirat ancak diğer bir namaz vakti girinceye kadar namazını kılmayan için vardır. Binaenaleyh her kim vakti çıkana kadar bir namazdan uyku sebebiyle gafil olursa, uyandığında bu namazı kılsın. Ertesi gün olduğunda ise, o namazı kendi vakti içerisinde kılsın …… }

    Müslim : 2.C.681.N - Tirmizi : 1.C.177.N – Ebu Davud : 1.C.437. N - Nesei : 1.C.615.N – İbni Mace : 2.C.698. n - Ahmed : 5 / 298 - İbni Huzeyme : 989 - İbni Hibban : 1460 - Abdurrezzak : 2240 – Dare kutni : 1/386 - Beyhaki : 1/376

    Bu delillerde de açıkça görüldüğü gibi, Allah Rasulü s.a.v uyku ve unutmayı şer’i özür kabul etmiş ve bu sebeplerden dolayı kılınamayan namaza da, uyanmayı ve hatırlamayı vakit tayin etmiştir…

    ALLAH’U TEALA SAVAŞTA BİLE NAMAZ KILMAYI EMRETMEKTEDİR …

    Değerli Müslümanlar … ! unutmayalım ki Allah’u Teala savaş gibi ölüm korkusunun yaşandığı en şiddetli bir ortamda bile Müslümanlara cemaatle Namaz kılmalarını emretmiştir…

    Rabbimiz bu hususta kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

    وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلاَةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُواْ فَلْيَكُونُواْ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَى لَمْ يُصَلُّواْ فَلْيُصَلُّواْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَاحِدَةً وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْ ضَى أَن تَضَعُواْ أَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُواْ حِذْرَكُمْ إِنَّ اللّهَ أَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَاباً مُّهِيناً

    “ İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsın ; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da korunma araçlarını ve silahlarını yanlarına alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız - yani, erzak ve mühimmatınızdan - ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır. “

    Nisa : 102.Ay.

    Şimdi hazır yeri gelmişken sormak gerekir ; acaba bugün Namazlarını terk edenlerin bundan daha önemli bir mazeretleri olabilir mi … ?

    El cevap : elbette ki olamaz … Öyleyse düşünmemiz gerekmez mi …? Allah’u Teala savaş gibi vahim bir ortamı dahi Namazı terk etmek için bir mazeret kabul etmezken, bizler nasıl olurda havadan sudan şeyleri kendimize mazeret kabul ederek namazı terk ederiz… ?

    Acaba bizim mazeret diye öne sürdüğümüz şeyleri Allah’u Teala mazeret olarak kabul eder mi … ? Elbette ki etmez… Neden … ? Çünkü Rabbimiz nelerin mazeret olacağını Rasulünün dili ile bizlere beyan etmiştir… Onları ise az önce okumuştuk…

    Eğer Allah Rasulü s.a.v’in Hendek savaşında birkaç namazı güneşin batımından sonra kılmasını, namazın kaza edileceğine delil sayanlar varsa, bunların bu iddialarına da birçok yönden reddiye vardır.

    BİRİNCİSİ : Her şeyden önce bu namazların vaktinin dışında kılınma sebebi ihmal değil, o anki savaşın şiddetiydi…

    Bundan dolayıdır ki Allah Rasulü s.a.v o gün onlara şu şekilde beddua etmiştir :

    " ملأ الله قبورهم وبيوتهم نارا. كما حبسونا وشغلونا عن الصلاة الوسطى . حتى غابت الشمس".

    “ Allah onların kabirlerini ve evlerini ateş doldursun . Zira onlar, ta güneşin batışına kadar bizi hapsettiler ve ikindi Namazını kılmaktan alıkoydular. “

    Müslim : 2.c.627.n

    İKİNCİSİ : Korku Namazı ile ilgili Ayet henüz nazil olmamıştı… Yani, Müslümanlar savaşta dahi olsalar Namazlarını mutlaka kılmaları gerektiğini anlatan Ayet henüz inmemişti o zaman... Bundan dolayıdır ki, konu ile alakalı Ayet’lerin inzalinden sonra Allah Rasulü s.a.v ve onun ashabı, savaşta dahi Namazlarını kılmışlar ve onu vaktin dışına asla çıkarmamışlardır…

    { … Rasulullah s.a.v ile beraber Zatu’r Rika gününde korku namazı kılanlardan Sehl İbni Hamse şöyle anlatıyor : “ Askerin bir kısmı Rasulullah s.a.v ile beraber Namaz için saf bağladı. Öbür kısmı da düşmanın karşısında saf bağladı. Rasulullah kendisi ile beraber bulunanlara bir rekat kıldırdı. Sonra Rasulullah s.a.v ayakta sabit kaldı. Kendisi ile beraber bir rekat kılanlar kendi başlarına kılarak tamamladılar. Sonra çekildiler ve düşmanın yüzüne karşı saf bağladılar. Ve öbür taife gelip Rasulullah’ın geri kalan bir rekat Namazını onunla birlikte kıldılar. Sonra Rasulullah s.a.v oturmakta devam etti. Cemaat da bir rekat kendi başlarına kılıp tamamladılar. Sonra Rasulullah bunlarla beraber selam verdi.” }

    Müslim : 2.c.842.n

    ÜÇÜNCÜSÜ : Bu olay, savaş sebebiyle kılınamayan Namazın kaza edileceğine de delil olamaz… Neden …? Çünkü ümmet ilk defa böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya gelmişlerdi ... Dolayısıyla, böyle anlarda Namazı nasıl eda edeceklerini de bilmiyorlardı. Ne zaman ki Allah’u Azze ve Celle bu gibi durumlarda Namazın nasıl kılınacağını Rasulüne vayyetti, artık bundan sonra vahyin doğrultusunda hareket edilmiştir…

    { … Ebî Sa'îd el-Hudrî'den, O da babasından haber verdi ki, O şöyle dedi : Hendek Savaşında, geceden uzun bir zaman geçinceye kadar - Namaz kılmaktan - alıkonulduk. Nihayet bize kifayet edildi, - yani biz, savaştan kurtarıldık - Bu, yüce Allah'ın şu sözünde - açıklanan durumdadır - : " Allah savaşta - yardımıyla - müminlere yetti. Allah güçlüdür, üstündür " Bunun üzerine Peygamber s.a.v Bilâl'i çağırdı ve O'na emretti de, O kamet getirdi de öğle Namazını kıldırdı ve onu, vaktinde kıldırdığı gibi güzelce edâ etti. Sonra O'na emretti de ikindi Namazı için kamet getirdi, O da onu kıldırdı. Sonra O'na emretti de akşam Namazı için kamet getirdi, O da onu kıldırdı. Sonra O'na emretti de yatsı Namazı için kamet getirdi, O da onu kıldırdı. Bu - olay - ; " Fakat bir tehlikeden korkarsanız, yaya yahut binmiş olarak kılın " Ayetinin inmesinden önce olmuştu. }

    Ahmed : 3 / 67 . 11250.n - Darimi : 3.c.1532.n - Tirmizi : 1.c.179.n

    DÖRDÜNCÜSÜ : Bilindiği gibi ibadetlerde asıl olan taabbudiliktir…Yani, bir ibadet Allah’ın istediği ve Rasulünün de gösterdiği şekilde yapılır. Dolayısıyla, Namaz hususunda her şey en ince ayrıntısına varana kadar tarif edilmişken, insanların kendi kafalarına göre öne sürdükleri tarifler ve mazeretler asla kabul edilemez.

    Özellikle namazın terki için kabul edilen şer’i özürler İslam tarafından anlatılmışken, hiç kimse kendi kafasına göre özür tayin edip, namazını nilinçli bir şekilde terkedemez…

    BEŞİNCİSİ : Sohbetimizin başında da zikrettiğimiz gibi ; “ Allah indindeki özrün tayini, insanların seçtikleri ile değil , Allah’ın seçtikleri iledir.”

    Yani, bizim özür olarak gördüğümüz veya belirlediğimiz şeyler Allah katında özür kabul edilmez, özür kabul edilecek şeyler ancak Allah’ın belirlediği şeylerdir…

    Öyleyse tekrar altını çizerek ifade edelim ki, bu hususta bir Müslüman için özür ancak, “ ay hali “ “ unutma hali “ ve “ uyku hali “ dir… Bunun haricinde hiçbir özür, şer’i bir özür kabul edilmez.

    Hulasa, sözü daha fazla uzatmaya gerek yoktur… Benim bu hususta problemi olan insanlara nasihatim şudur :

    “ … Unutmayın ki Namaz, insanın kıyamet günü hesabını vereceği ilk amelidir. Eğer Namaz hususunda hesabınız kolay olursa, sair amelleriniz hususunda da hesabınız kolay olacaktır. Eğer Namaz konusunda sınıfı geçemez iseniz unutmayın ki, diğer ameller hususunda da sınıfı geçemeyeceksinizdir… “

    “ … Öyleyse hiç vakit kaybetmeden Allah’ın Kitabına ve Rasulü’nün sünnetine koşun … Ve sakın bu konularda Radyo ve televizyonlarda şarlatanlık yapanlara da aldanmayın… Çünkü bu zavallı kağıt karalama alimleri, hiçbir delile dayanmadan sizlere gülük, aylık, yıllık, hatta 10-15 senelik de olsa, Namazın kazasından bahsedeceklerdir … “

    Sizler Allah Rasulü s.a.v’in şu hadisi şeriflerine güvenerek Allah’a yönelin ve Namazınıza başlayın… Eğer Namazınızı ara sıra da olsa ihmal ediyor idiyseniz, sakın bundan sonra Namazınızı şer’i bir özür olmadan terk etmeyiniz.

    Bakınız Allah Rasulü s.a.v ne buyurmaktadır :

    “ Adem oğullarının hepsi günah işler, günah işleyenlarin en hayırlısı ise çokça tevbe edenlerdir “

    İbni Mace : 10.c.4251.n

    "... قَالَ رَسثولً اللهِ صلى الله عليه وسلم : التَّائِبُ مِنَ الذَّنْبِ، كَمَنْ لاَ ذَنْبَ لَهُ

    “ … Allah Rasulü s.a.v yine şöyle buyurmaktadırlar : Günahından tevbe eden kimse, tıpkı günahı olmayan kimse gibidir. “

    İbni Mace : 10.c.4250.n

    Öyleyse bu fırsatı kaçırmadan Rabbine yönel, O’na tevbe et ve Namazına başla… Ve asla onu terk etme.

    Allah’u Azze ve Celle bizlere, hakkı hak bilip ona ittiba eden ve batılı da batıl bilip ondan uzak duran kullarından olmamızı nasip eylesin... Amin

    Vel hamdu lillahi rabbil alemin

    Tacuddin el Bayburdi
  • 42 yaşındaydı...

    Ama BİR KADIN ile...
    Her şey bir KADIN ile başladı ...

    Çok yoğun çalışıyordu, bir şirkette terzilik yapıyordu.

    Amerika'nın Montgomery şehrinde yaşıyordu, adı Rosa Parks'tı.

    O günlerde zenciler otobüsün arka kısımlarında oturuyorlardı, beyazlar ayakta seyahat etmezlerdi, beyazlara ayrılan yerler bittikten sonra sırayla zencilerin olduğu yere gelir, zenci kalkar yerini beyaza verirdi.

    Günlerden 1 Aralık 1955 Perşembe'ydi.

    Rosa yine çok yorgun bir şekilde otobüse bindi, kendisine ayrılan yere geçti ve oturdu.

    Beyazlar binmeye başladı, bir süre sonra beyazların yeri bitince, zencilerin olduğu yere geldi beyazlar.

    Bir, iki, üç zenci kalktı yerini beyazlara verdi.

    Yer verme sırası Rosa'ya gelmişti.

    Rosa yerinden kalkmadı.

    Şoför arabayı durdurdu ve Rosa'ya kalkması gerektiğini söyledi, Rosa kalkmadı.

    Kalkmıyorum diye yanıt verdi, çünkü kalkıp yerimi bir başkasına vermem gerektiğine inanmıyorum diye devam etti.

    Bunun üzerine şoför otobüsü durdurdu, polis çağırdı ve polis Rosa'yı tutukladı.

    Kefaletle serbest kaldığında aslında bu eylem çok umursanmadı.

    Ancak Alabama Üniversitesindeki bir profesör olaydan haberdar oldu, bu olayın üstüne gitmeye karar verdi ve Montgomery halkını otobüsleri boykot etmeye çağırdı.

    Boykot başarılı olunca, zenciler devam kararı aldılar ve birlik oluşturmaya karar verdiler, bu birliğin başına da kimi getirdiler?

    26 yaşındaki genç vaiz Martin Luther King.

    Zencilerin hayatını değiştiren büyük adam böyle bir olay sayesinde Dünya ile tanıştı.

    Mahkeme günü geldiğinde ABD'nin, tüm zencilerin, beyazların ve siyasilerin gözü bu mahkemedeydi.

    Rosa 14 Dolar para cezası aldı ama artık bu boykot engellenemezdi.

    Tam 381 gün tek bir siyah bir daha otobüse binmedi, kilometrelerce yürüdüler ama hiç otobüse binmediler. Otobüs firmaları battı, beyazlar da destek verdi bu boykota, birçok zenciyi kendi arabaları ile işe getirip götürdüler...

    Ve 1956 yılında ABD Anayasa Mahkemesi, otobüslerde renk ayrımını kaldırdı, artık otobüste zenci - beyaz isteyen istediği yere oturacaktı, kimse kimseye yer vermeye mecbur değildi.

    Martin Luther King daha sonra aldı başını gitti, onu anlatmayacağım...

    Ama BİR KADIN ile...
    Her şey bir KADIN ile başladı ...

    Neler olduğunu belki daha önce okumayan, bilmeyen arkadaşlarım için anlatmak istedim....

    Gücümüzün fakında olalım ...
  • "42 yaşındaydı...
    Çok yoğun çalışıyordu, bir şirkette terzilik yapıyordu.
    Amerika'nın Montgomery şehrinde yaşıyordu, adı Rosa Parks'tı.
    O günlerde zenciler otobüsün arka kısımlarında oturuyorlardı, beyazlar ayakta seyahat etmezlerdi, beyazlara ayrılan yerler bittikten sonra sırayla zencilerin olduğu yere gelir, zenci kalkar yerini beyaza verirdi.
    Günlerden 1 Aralık 1955 Perşembe'ydi.
    Rosa yine çok yorgun bir şekilde otobüse bindi, kendisine ayrılan yere geçti ve oturdu.
    Beyazlar binmeye başladı, bir süre sonra beyazların yeri bitince, zencilerin olduğu yere geldi beyazlar.
    Bir, iki, üç zenci kalktı yerini beyazlara verdi.
    Yer verme sırası Rosa'ya gelmişti.
    Rosa yerinden kalkmadı.
    Şoför arabayı durdurdu ve Rosa'ya kalkması gerektiğini söyledi, Rosa kalkmadı.
    Kalkmıyorum diye yanıt verdi, çünkü kalkıp yerimi bir başkasına vermem gerektiğine inanmıyorum diye devam etti.
    Bunun üzerine şoför otobüsü durdurdu, polis çağırdı ve polis Rosa'yı tutukladı.
    Kefaletle serbest kaldığında aslında bu eylem çok umursanmadı.
    Ancak Alabama Üniversitesindeki bir profesör olaydan haberdar oldu, bu olayın üstüne gitmeye karar verdi ve Montgomery halkını otobüsleri boykot etmeye çağırdı.
    Boykot başarılı olunca, zenciler devam kararı aldılar ve birlik oluşturmaya karar verdiler, bu birliğin başına da kimi getirdiler?
    26 yaşındaki genç vaiz Martin Luther King.
    Zencilerin hayatını değiştiren büyük adam böyle bir olay sayesinde Dünya ile tanıştı.
    Mahkeme günü geldiğinde ABD'nin, tüm zencilerin, beyazların ve siyasilerin gözü bu mahkemedeydi.
    Rosa 14 Dolar para cezası aldı ama artık bu boykot engellenemezdi.
    Tam 381 gün tek bir siyah bir daha otobüse binmedi, kilometrelerce yürüdüler ama hiç otobüse binmediler. Otobüs firmaları battı, beyazlar da destek verdi bu boykota, birçok zenciyi kendi arabaları ile işe getirip götürdüler...
    Ve 1956 yılında ABD Anayasa Mahkemesi, otobüslerde renk ayrımını kaldırdı, artık otobüste zenci - beyaz isteyen istediği yere oturacaktı, kimse kimseye yer vermeye mecbur değildi.
    Martin Luther King daha sonra aldı başını gitti, onu anlatmayacağım...
    Ama BİR KADIN ile...
    Her şey bir KADIN ile başladı ...
    Neler olduğunu belki daha önce okumayan, bilmeyen arkadaşlarım için anlatmak istedim....
    Gücümüzün fakında olalım ...
    Sevgilerimle,
    Not : Karedeki kadın gerçek Rosa Parks, sonra o otobüs müzeye kondu, Obama'da aynı Rosa'nın karşı çıkıp kalkmadığı koltukta poz verdi ..."
  • Diğer okurlarında kolay kitap seçmesi açısından şimdiye kadar okuduğum kitaplardan beni en çok etkileyen kitapların bir listesini oluşturmak istedim. Seçtiğim kitapların genelde kurgu kitap olmasına özen gösterdim. Sizde listeyi kontrol ederek bu konuya destek verebilirsiniz. Listedeki sıralama tamamen karışık hazırlanmıştır. Konuyu paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

    1- Denizin Çağrısı
    2- Uçurtma Avcısı
    3- Çocuk Soğuk - Bir Soyutlama Kiler Neden Nefes
    4- Sıfır Noktasındaki Kadın
    5- İntihar
    6- Uyuyan Adam
    7- Huzursuzluk
    8- Zaman Makinesi
    9- İlk Öğretmenim
    10- Tuhaf Kütüphane
    11- Fırın Saldırısı
    12- Yüzbaşının Kızı
    13- Müfettiş
    14- Kabuk Adam
    15- Vanya Dayı
    16- Lyon'da Düğün
    17- Vişnenin Cinsiyeti
    18- Zamanımızın Bir Kahramanı
    19- Bir Delinin Anıları
    20- II. Edward
    21- Karanlığın Yüreği
    22- Usta ve Margarita
    23- Bir Yaz Gecesi Rüyası
    24- Asturya'da İsyan
    25- Sis
    26- George Dandin
    27- Lord Arthur Savile'in Suçu
    28- Hoşgör Köftecisi
    29- Sesler Adacığı
    30- Martin Eden
    31- Yavaşlık
    32- Elveda Gülsarı
    33- Uyku
    34- Beyaz Diş
    35- İntihar Dükkanı
    36- Hileli Tartı
    37- Kumarbaz
    38- Dorian Gray'in Portresi
    39- Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları
    40- Semerkant
    41- Siddhartha
    42- Küçük Kara Balık
    43- Olağanüstü Bir Gece
    44- Haydut
    45- Bir İdam Mahkumunun Son Günü
    46- İçimizdeki Şeytan
    47- Kendine Ait Bir Oda
    48- Yakıcı Sır
    49- Alemdağ'da Var Bir Yılan
    50- Katip Bartleby
    51- Seni İçime Gömdüm
    52- Dr. Jekyll ile Bay Hyde
    53- Ayaktakımı Arasında
    54- Toprak Ana
    55- Venedik'te Ölüm
    56- Korku
    57- Semaver
    58- Casus
    59- Son Kuşlar
    60- Kürklü Venüs
    61- Otomatik Portakal
    62- Süper İyi Günler
    63- Kuyucaklı Yusuf
    64- Denemeler
    65- Kreutzer Sonat
    66- Sokrates'in Savunması
    67- Genç Bir Doktorun Anıları
    68- İvan İlyiç'in Ölümü
    69- Yeraltından Notlar
    70- Babalar ve Oğullar
    71- Böğürtlen Kışı
    72- Ermiş
    73- Senden Önce Ben
    74- Aylak Adam
    75- Echo'nun Kemikleri
    76- Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
    77- Hamlet
    78- Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    79- Çavdar Tarlasında Çocuklar
    80- Açlık
    81- Hayvan Çiftliği
    82- Genç Werther'in Acıları
    83- Kırmızı Pazartesi
    84- Bülbülü Öldürmek
    85- Suç ve Ceza
    86- Sol Ayağım
    87- Mrs. Dalloway
    88- Momo
    89- Beyaz Gemi
    90- Amok Koşucusu
    91- Köpek Kalbi
    92- İnsan Neyle Yaşar?
    93- Yaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı)
    94- Kör Baykuş
    95- Palto
    96- Fareler ve İnsanlar
    97- Küçük Prens
    98- 1984
    99- Kadınsız Erkekler
    100- Satranç
    101- Kabil
    102- İnci
    103- Albaya Mektup Yok
    104- Martı Jonathan Livingston
    105- Yabancı
    106- Veronika Ölmek İstiyor
    107- Kürk Mantolu Madonna
    108- Simyacı
    109- O Muydu?
    110- Mustafa Kemal
    111- Düğüne
  • 381 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Üç ciltlik serinin ilk kitabı Yaratılış. Kıtanın keşfinden başlıyor ve 1700'lü yıllara dek kısa anekdotlarla tarihini anlatıyor. Deneme türünde. Duygusal insanlara önerilemeyecek bir kitap bence. Bolca acı, zulüm, kan, gözyaşı var. 381 sayfa. Çevirisini Süleyman Doğru yapmış. Emeğine sağlık.