• 144 syf.
    ·3 günde
    Ocak ayı deyince insanın aklına birçok şey gelir. Yeni yılın başlangıcı, zemheri ayının bitişi, vergilere harçlara gelen zamlar…
    Benim aklıma bir de Uğur Mumcu’nun hayatını kaybettiği gün geliyor: 24 Ocak 1993. Bugün de tarihler yine 24 Ocak’ı gösteriyor. Sene ise 2020. 27 sene geçmiş aradan. 27 senede, neler olmadı ki bu ülkede? Post-modern darbeler ile beraber bir de darbe girişimi, terör olayları, seçimler, yolsuzluklar, ekonomik krizler… Yani sizin anlayacağınız değişen bir şey yok.

    Aslında var. Haksızlık etmeyelim. İleriye değil de, geriye doğru gidiyoruz. Hani mehter gibi iki ileri bir geri gitsek yine şükür edeceğiz. İki geri bir ileri gitmekten devamlı geriye gider olduk. Üstüne bir de ortak paydalarda buluşacağımız yerde, kutuplaşmalarımız arttı. Bu süreçte ülkenin “aydın” kesimi de, kendi ekmeğine bakar oldu. Dini sömüremeyen, Atatürk’ü sömürür oldu. Tabii bizim Atatürkçü gezinen kesimimiz de çanak tutunca dünü arar hale geldik. Bunu neden söylüyorum, Mumcu gibi yazarları neden –daha çok– okumamız, aslında okumamız da değil anlamamız gerektiğini açıklamak adına.

    Uğur Mumcu, Bir Uzun Yürüyüş adlı bu eserinde TİP Genel Başkanlığı ve Milletvekilliği yapmış Behice Boran ile uzun bir söyleşi gerçekleştiriyor. Üstelik de Behice Boran sürgünde olmasına rağmen bunu başarıyor. Behice Boran kimdir, nedir sorusuna cevap vermeden önce isterseniz şöyle bir mütareke dönemine, 1900’lerin başına doğru bir geri dönelim.

    Mütareke dönemi, malumunuz 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi ile başlayıp, 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması ile sona eren bir dönem. Yaklaşık 4 yıl süren bu dönemde, Türkiye toprakları önce işgal edildi, ardından da Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Kurtuluş Savaşı verildi. Bu incelemede uzun uzun Kurtuluş Savaşı’nı anlatacak değilim. Bahsedeceğim konu bu aradaki dönemde kurulan iki sosyalist parti: Şubat 1919’da “Türkiye Sosyalist Fırkası”, Eylül 1919’da “Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası”.

    Bu partilerden ilki, yani “Türkiye Sosyalist Fırkası”, Hüseyin Hilmi Bey’in liderliğinde kurulan ve 1922’de kapanan partidir. Hüseyin Hilmi Bey’in önce partiden uzaklaştırılması, ardından da şüpheli bir cinayete kurban gitmesi ile parti tarihin tozlu sayfalarına gömülmüştür. İkinci parti, “Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası”, Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen sosyalistler tarafından kurulan partidir. Balkan ve I. Dünya Savaşlarında doktor yüzbaşı olarak görev yapan Şefik Hüsnü Bey de bu partinin genel başkanlığını yapmıştır. Bu iki sosyalist parti ile beraber 1920 yılında ilk yasal komünist siyasi parti olan Türkiye Komünist Partisi kurulmuştur.

    Mütareke döneminden, Cumhuriyet dönemine geçelim. Cumhuriyet’in ilanından sonra çok partili hayat denemeleri gerçekleştirilse de kalıcı olmamıştır. 1946 yılındaki genel seçimlere kadar tek parti olarak devam eden dönem, 14 Mayıs 1950 günü yapılan seçimler ile iktidar ilk kez el değiştirmiş, Demokrat Parti iktidara gelmiştir. 27 Mayıs 1960 sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülke yönetimine el koyması ile Demokrat Parti iktidardan düşürülmüş ve Cemal Gürsel başkanlığında yeni bir hükümet kurulmuştur. Bu sürecin devamında 1961 Anayasası’nın kabulü ile 1924 Anayasası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu anayasanın getirdiği ortamda, 12 sendikacı Türkiye İşçi Partisi’ni kurmuştur. Kurucu üyeler 1962 yılında Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Adnan Cemgil gibi aydınları partiye davet etmişlerdir. Mehmet Ali Aybar konusuna, yine Mumcu’nun bir eseri olan Aybar ile Söyleşi eserinde daha uzun değineceğim için konuyu doğrudan kitabın konusu olan Behice Boran’a getirmek istiyorum.

    Behice Boran, nüfus kâğıdında yazdığı kadarıyla 1 Mayıs 1910 tarihinde dünyaya gelir. Annesinin dediğine göre mayıs ayında değil de, kasım ayında dünyaya gelen Boran, 1890’larda Çarlık Rusya’sının Kazan yöresinden göç eden Bursalı bir ailenin kızıdır. Behice Boran, Kurtuluş Savaşı sırasında ailesiyle beraber Bursa’dan İstanbul’a göç eder. 1931 yılında Amerikan Kız Koleji’nden mezun olur. İstanbul Üniversitesi’ne devam ederken, kolejde öğretmen vekili olarak görev yapar. Ardından Michigan Üniversitesi’nde sosyoloji doktorası yapmaya başlar. Marksizm ile de sosyoloji bölümündeki profesörlerden birinin yine sosyoloji bölümünde doktora öğrencisi olan oğlu sayesinde tanışır. Doktora öğrenimini tamamladıktan sonra, 1938 yılında yurda döner. 1948 yılına kadar akademisyen olarak görev yapan Behice Boran, siyasi görüşleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılır. 1950 yılında Kore Bildirisi’nden dolayı 15 aya mahkûm olur ve memuriyet hayatı sona erer. 1962 yılında Türkiye İşçi Partisi’ne üye olur. 1965 yılında Şanlıurfa’dan milletvekili seçilir. 1969 yılında Aybar genel başkanlıktan istifa eder. Parti iki tane genel başkan değiştirdikten sonra, 1971 yılında Boran genel başkan seçilse de 12 Mart 1971 muhtırası ile partisi kapatılıp, tutuklanır. 1974 yılında ilan edilen genel aftan yararlanarak serbest kalır. 1975’te tekrar kurulan TİP’in genel başkanlığına seçilir. 12 Eylül 1980 ihtilali ile yurtdışına çıkan Boran, 1981’de vatandaşlıktan çıkarılır. 10 Ekim 1987 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybeder. Behice Boran’ın Bir Uzun Yürüyüş’ü kısaca böyledir.

    Behice Boran’ın hayatından bahsederken, Kore Bildirisi olayını tek bir cümle ile geçiştirmek doğru olmaz. Konuyu biraz daha açarsak daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim. 1950 yılında Kuzey Kore ile Güney Kore arasında bir savaş patlak verir. Bir tarafta Kuzey Kore, Çin ve Sovyetler Birliği; diğer tarafta Güney Kore, ABD, İngiltere ve Birleşmiş Milletler vardır. Burada bizi ilgilendiren kısım, DP’nin TBMM onayı alınmaksızın Kore’ye asker yollamasıdır. Bu duruma karşı çıkan Behice Boran ve arkadaşları Türk Barışseverler Cemiyeti’ni kurarlar. Askeri birliğin gönderilmesini protesto eden Cemiyet yöneticileri hakkında 161. maddesinin 6. fıkrası gereğince dava açılır. Behice Boran 15 ay, diğer sanıklar da 6-10 ay arasında değişen cezalara çarptırılırlar. Boran ve arkadaşlarına dava açılan 161. maddenin 6. fıkrası 1962 yılında antidemokratik bulunarak kaldırılır.

    Kore Bildirisi olayından sonra TİP dönemlerine geri dönelim ve partinin genel başkanlığını yürüten Aybar ile Boran’ın arasındaki ilk anlaşmazlığa değinelim. Uğur Mumcu, Aybar ve Boran arasındaki anlaşmazlıkların bilinenin aksine Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgalinden dolayı kaynaklanmadığını söylüyor. İlk anlaşmazlık, 1968 yılında, senato seçimlerinden önce MYK’de seçim propagandası için ana teması hakkında çıkar. Aybar, halkın horlanmaktan çok rahatsız olduğunu dile getirir ve ana temanın bu olmasını ister. Boran ve arkadaşları karşı çıkarlar. Aybar, sınıfsal bazdan ayırarak özgürlük ve horlanma konularını işlemeye başlayınca anlaşmazlık büyür. Aynı yıl “güler yüzlü sosyalizm” konusunu işlemeye başlar. Boran ve arkadaşları sosyalizmin güler yüzlü olanı olmayanı gibi bir ayrımı olmadığını, parti yayınlarında da yer almadığını savunur. Boran’a göre, Aybar oy toplama hesaplarına gereğinden fazla önem veriyordur ve yine ona göre önemli olan işçi/emekçi kitlelerinin bilinçlendirilmesidir. Sürecin devamında anlaşmazlıklar çözüme kavuşmaz, Aybar genel başkanlıktan istifa etmek zorunda kalır.

    12 Mart döneminde TİP yöneticileri hakkında yine dava açılır. Boran, 141. madde gereğince 15 yıla mahkûm olur. 1974 yılında ilan edilen genel afla serbest kaldıktan sonra, 1975 yılında ikinci kez kurulan TİP, 12 Eylül 1980 ihtilali ile son bulur. İhtilal sonrasında yurtdışına çıkan Boran, ölümünden birkaç gün önce TKP ile TİP’in birleştiğini duyurur.

    Kitabın içeriğine dönecek olursak; kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, Uğur Mumcu ile Behice Boran’ın soru cevap niteliğinde olan konuşmalarından, ikinci bölüm ise Uğur Mumcu’nun köşe yazılarından oluşuyor. Behice Boran, açık yüreklilikle ve Mumcu ile bazı konularda tamamen ters düşmesine rağmen karşılıklı saygı çerçevesinde fikirlerini oldukça güzel dile getiriyor. Sovyet rejimi, Avrupa komünist partileri ve Türkiye’deki sosyalist hareketler konusunda güzel tespitlerde bulunuyor. Bazı görüşlerine ve yaptıklarına katılmamış olsam da, Behice Boran Türk siyaset tarihinin önemli bir ismi olduğunu kabul etmemek mümkün değil. Uğur Mumcu ile ilgili söyleyebileceğim çok fazla bir şey yok. Her zamanki gibi açık, dürüst ve tarafsız bir şekilde Behice Boran’ın verdiği cevapları yayınlamaya çalışmış. Çalışmış diyorum çünkü o dönemdeki sansürleri düşünürsek, yaptığı iş kesinlikle büyük bir başarı sayılabilir.

    Sonuç olarak; Türk siyaset tarihinde önemli yere sahip olan Behice Boran ve Mehmet Ali Aybar’ın, Uğur Mumcu ile olan söyleşilerini okumak bana oldukça keyif verdi. Mumcu, TİP günlerini daha iyi anlayabilmek adına güzel iki eser bırakmış.

    İncelemenin Aybar ile ilgili kısmını da okumak isterseniz: #60647426
  • 352 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Persepolis; 1980 İran İslam Devrimi Petrol Savaşları ve ardından gelen İran_Irak Savaşı'nın ülke ve insanları açısından yarattığı büyük yıkımı konu edinen otobiyografik bir çizgi-roman.Yazar ve aynı zamanda ünlü bir grafiker olan Marjane Satrapi çocukluğundan itibaren yaşadıklarını cesur bir şekilde kaleme almış.O zamanın Yenilikçi ailelerinden birine mensup olan Satrapi küçük yaşlarından itibaren hükümete başkaldıran özgürlükçü eylemlere katılıp kadın hakları için çok ciddi mücadeleler vermiştir.14 yaşına gelince erkeklerle eşit şartlarda okumak adına Avusturya'ya giden yazar yaklaşık 4 yıl orada eğitim gördükten sonra ülkesine geri döndükten sonra ülkenin gidişatının tam bir hayal kırıklığı olduğunu görüp üniversite okumak ve hayatının kalan kısmını orada geçirmek için Fransa'ya yerleşmiştir. Dünya genelinde geniş yankı uyandıran ve animasyon bir filme de uyarlanan Persepolis İran tarihinde yaşanan acı olayları halktan birinden dinlediğimiz etkileyici bir çizgi-roman. İyi okumalar...
  • TADEUSZ KOWALSKİ
    1889-1948
    Polonyalı Şarkiyatçı ve Türkolog.
    Polonya’nın yetiştirdiği en meşhur şarkiyatçı ve Türkologlarının başında gelir Tadeus Kowalski. Jagiellon Üniversitesi’nde Türkoloji çalışmaları, dünyaca ünlü Doğu bilimci ve Polonya’nın modern Türkolojisinin öncüsü olan Prof. Tadeusz Kowalski ile başlar.
    Fransa’nın Châteauroux şehrinde doğdu. Henüz lisedeyken Doğu bilimlerine ilgi duyarak Arapça ve İbrânîce öğrendi. 1907’de Viyana Üniversitesi’ne girdi ve David von Heinrich Müller, Maximilian Bittner, H. Junker ve R. Geyer’in derslerine devam etti. 1911 yılında “Der Dīwān des Kais ibn al-Hatim” adlı teziyle doktor unvanı aldı. 1912-1914 yıllarında Viyana’da Doğu Enstitüsü’nde çalıştı. 1914’te Jagellon Üniversitesi’nde doçent, 1919’da kadrosuz profesör, 1921’de de kadrolu profesör ve Doğu Dilleri Semineri’ne müdür oldu. (1)

    Prof. Kowalski, I Dünya Savaşı zamanında doçent olarak Osmanlıca-Türkçe dersleri vermiştir. Aynı anda Galiçya Cephesi’nde yaralanan ve Krakov hastanesinde tedavi gören 15. Kolordu askerlerine tercüman olarak hizmet veren Prof. Kowalski, askerlerden derlediği dil materyallerini bilim çalışmalarının kaynağı olarak kullanmıştır. 1919 yılında profesörlük unvanını aldıktan sonra aynı sene Doğu Dilleri Kürsüsü’nü kurmuştur. Arapça ve Farsçanın yanı sıra Osmanlıca-Türkçe dersleri vermiştır, Karayca gibi Türk lehçeleri, Türk diyalektolojisi, kültürü, edebiyatı ve folkloru ile de ilgilenmiştir. İki Dünya Savaşı arasında Doğu Dilleri Kürsüsü’nde öğretim gören Doğu bilimcilerinden birçoğu sonradan çeşitli akademik merkezlerde çalışmıştır. Mesela Prof. Kowalski’nin öğrencisi ve kısa bir süre asistanı olan Ananiasz Zajączkowski, 1932 yılında Varşova Üniversitesi’ne geçerek oradaki Türkolojinin kurucularından biri olmuştur. (2)

    Polonya’da ilk Türkoloji kürsüsü, daha öncede değinildiği gibi 1919 senesinde Krakov'daki Jagellon Üniversitesi'nde Profesör Tadeusz Kowalski tarafından kuruldu. Buradaki Doğu çalışmaları, pek çok Avrupa üniversitesinde önceden kurulu sisteme dayanarak örgütlendi. Burada karmaşık bir sistem söz konusuydu. Türkoloji öğrencileri Türkçe'nin yanı sıra Arapça ve Farsça da öğrenmek zorundaydılar. Profesör Kowalski en başta Türk halklarının dili, tarihi ve kültürünün teorik bir bilgisinden sonra ancak günümüz Türkiye Cumhuriyeti'nde konuşulan konuşma diline geçileceğine inanıyordu. Öte yandan edebi Türkçe, Türk çalışmalarında ana konulardan biri olarak öğretiliyordu; bunlar arasına Türk şivelerini, halk edebiyatını, Eski Türkçe'yi ve diğer Türk dillerini -örneğin Karaim dili gibi- eklemeliyiz.

    Kowalski, Jagellon Üniversitesi’nde II. Dünya Savaşı’ndaki kesintiler dışında ölünceye kadar Arap, Fars ve Türk dilleri, edebiyat, tarih, coğrafya ve kültürleri üzerine ders verdi ve seminerler yönetti; ayrıca Krakow’daki Yüksek Ticaret Okulu’nda Arapça ve Türkçe okuttu. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından hapse atılan ve toplama kamplarında tutulan, maaş alamadan görev yaptığı işgal yıllarında evinin bahçesinde yetiştirdiği sebzeleri satarak ailesini geçindiren Kowalski 1940’ta Ankara Üniversitesi’nin, savaştan sonra da Londra’daki School of Oriental Studies’in profesörlük tekliflerini geri çevirmiştir. 5 Mayıs 1948 tarihinde bağırsak kanserinden öldü. Polonya İlimler Akademisi ile (Polska Akademia Umiejetnosci) Polonya Şarkiyatçılar Cemiyeti’nin (Polskie Towarzystwo Orientalistyczne) üyesi olan ve bu kurumların başkanlıkları dahil çeşitli idarî kademelerinde görev yapan Kowalski, yurt dışında da Şam’daki Arap Akademisi’nin, Helsinki’deki Fin-Ugor Cemiyeti’nin ve Prag’daki Orientální Ústav’ın şeref üyesiydi. (3)

    Çok iyi yetişmiş, edindiği bilgileri verdiği derslerle, yaptığı uygulama ve araştırmalarla geliştirmiş bir şarkiyatçı olan Kowalski Arap, Fars ve Türk dilleriyle edebiyatlarını çok iyi bilmesine rağmen çalışmalarını zamanla yalnız Türkoloji alanında yoğunlaştırmıştı. Türk diyalektolojisi ve folkloruyla ilgili çalışmalarına 1916’da Avusturya hastanelerinde bulunan yaralı Türk askerlerini dinleyerek başladı. Daha sonra bu konuyla ilgili çalışmalarını Balkanlar’dan ve Türkiye’den derlediği malzemeyle daha geniş bir şekilde sürdürdü. 1923-1924, 1927-1928, 1936, 1947 yıllarında Türkiye’ye geldi ve Anadolu’da dil, halk edebiyatı, folklor ve etnografya araştırmaları yaptı. Bu araştırmalarında yalnız Osmanlı sahasında kalmayarak Türkoloji’nin bütün meseleleriyle ilgilendi.

    Eserleri.
    Der Dīwān des Kais ibn al-Hatim (Leipzig 1914); Türkische Volksrätsel (Kraków 1919); Studien über Poesieform der türkischen Völker (Kraków 1922); Karaimische Texte im Dialekt von Troki (Kraków 1929); Omar Chayyam (Kraków 1934); Na szlakach Islamu (Kraków 1935); Un poème de Ka‘b ibn Zuhair (Dımaşk 1936); Zur semantischen Funktion des Pluralsuffixes -lar/lär in den Türksprachen (Kraków 1936); Sir Aurel Stein’s Sprachaufzeichnungen im Äinallu-Dialekt aus Südpersien (Kraków 1937); Relatio İbrâhim ibn Ja‘qûb de itinere Slavico, quae traditur apud al-Bekrî (Kraków 1946); Le dīwān de Ka‘b ibn Zuhair. Edition critique (Kraków 1950); Studia nad Şâhnâme, I-II (Kraków 1952).

    Makalelerinden bazıları şunlardır:
    “Nase und Niesen im arabischen Volksglauben und Sprachgebrauch” (WZKM, sy. 36 [1924], s. 193-218); “Die ältesten Erwähnungen der Türken in der arabischen Literatur” (KCs.A, sy. 2 [1926], s. 38-41); “Zu den türkischen Monatsnamen” (Ar.O, sy. 2 [1930], s. 3-26); “Türkische Volksrätsel aus Nordbulgarien” (Festschrift für Georg Jacob, Leipzig 1932, s. 128-145); “Türkische Volksrätsel aus Kleinasien” (Ar.O, sy. 4 [1933], s. 295-324); “Les turcs et la langue de la Bulgarie du Nord-Est” (Prace Komisji Orientalistyeznei, sy. 16 [1933], s. 1-28); “Türk Dilinin Komşu Millet Dilleri Üzerindeki Tesiri” (Ülkü, sy. 20 [Ankara 1934], s. 98-105); “Kasīdetün sāniyetün li-sāhibi kasīde (Bânet Süʿâd)”, (RAAD, sy. 14 [1936], s. 12-22). Başlıcaları yukarıda verilen eserlerinin sayısı iki yüzden fazladır (tamamının listesi için bk. RO, sy. 17 [1951-1952], s. XVII-XXXVI). (4)

    Derleme; Dr.AA

    KAYNAKLAR
    1. Varşova Üniversitesi, Doğu Çalışmaları Enstitüsü, Türkoloji Bölümü,Prof. Dr. Tadeusz MAJDA
    2. https://tr.wikipedia.org
    3. Varşova Üniversitesi, Doğu Çalışmaları Enstitüsü, Türkoloji Bölümü,Prof. Dr. Tadeusz MAJDA
    4. Ahmet Caferoğlu, “Tadeusz Kowalski”, TDED, III/3-4 (1949), s. 245-255; J. Klima, “In memoriam Tadeusz Kowalski”, Ar.O, sy. 16 (1949), s. 322-323; A. Zajaczkowski, “Tadeusz Kowalski ve Şark Hakkındaki Eserleri”, Türk Dili Belleten, III. seri, sy. 12-13, İstanbul 1949, s. 93-97
  • 1939-1945 yılları boyunca Türkiye, savaş ekonomisi devresine girmiştir. Bu müddet içinde iki milyon genç askere çağrılmıştır. Askeri harcamalar bütçenin %60'ını meydana getirmekteydi. Yatırım oranı düşmüş, gerçekte yok denecek bir durum almıştı. Diğer taraftan savaşla beraber başlayan enflasyon durmadan artmaktadır. 1944 yılında fiyatlar 4 misli yükselmiştir.
  • 651 syf.
    ·10 günde·Puan vermedi
    Merak duygusunun etkili bir şekilde kullanıldığı ,oldukça sürükleyici fantastik bir kurgu içinde olayların anlatıldığı ,kahramanların bolca müzik,felsefe, psikolojiden beslendiği,Murakami’nin 2005 te yazdığı ve yılın en iyi on romanı arasında seçilmiş, Franz Kafka ödülüne layık görülmüş okunası bir kitap..

    Romanı okurken okuyucu olarak en çok kitabın başlarında II.Dünya Savaşı yıllarında yaşanmış dağda mantar toplarken bilinmeyen bir sebeple bilinçleri kapanan 16 çocuğun başına gelen gizemli ve olağanüstü olayı okumanın etkisiyle anlayabilmek için hikayeyi sonuna kadar götürmek istiyorsunuz..

    Öğrenebildim mi gizemi çözebildim mi, romandaki tüm kahramanların yaşadığı gizemli olayların nasıl ve neden öyle sonuçlandığı ile ilgili kesin bir bilgiye erişemiyorsunuz sadece neden ve nasıl olmuş olabileceği ile ilgili sezgiler veriliyor okuyucuya...Benim için kesin yargılardan hoşlanmayan biri olduğum için olabilir kitap belirsizlikler içinde sonlanmadı bir okuyucu olarak hayal dünyamda onlarca şekilde yorumlayabileceğim olaylar okudum.

    Bu kitabı daha iyi anlayabilmek ve neden yılın en iyi on romanı arasında olduğunu öğrenebilmek için kitap öncesinde Freud ve Jung’ ın bilinç, bilinçaltı, rüyalar, Oedipus felsefesi,eşzamanlılık kuramları hakkında bir iki makale okumakta yarar görüyorum..

    Kitabın konusu; 15 yaşında Kafka Tamura heykeltraş babasının kendisi hakkında Oedipus felsefesi temelli bir kehanet öne sürmesi ile evden kaçmasını konu alıyor..

    Kafka Tamura daha 4 yaşında iken annesi tarafından terkedilmiş ve aklı oldukça karışık cinsellik duyguları ergen olması sebebiyle had safhada bir genç.

    Kehanete göre annesi ve ablası ile birgün karşılaşacak ve ikisiyle de çiftleşecektir.
    Kafka bu kehanetten kaçmak için doğum gününde bir sırt çantası ile evden kaçar.

    Roman içerisinde özellikle Nakata isimli 60 yaşında her sözüne -Bendeniz Nakata akıllı biri değilimdir diyerek başlayan bir ihtiyarcık var ve okuyucu olarak hikmetli davranışları ve çok açık sözlü olması sizi rahatlatıyor tıpkı ona eşlik eden tır şoförü Hoşino gibi Nakata’ın bölümlerini okumaktan hiç sıkılmıyorsunuz.

    Nakata ,bilincini kaybeden ve uzun süre uyanmayan o on altı çocuktan biridir uyandığında birtakım yeteneklerini kaybettiği gibi normal insanlarda olmayan bazı yeteneklerde kazanmış bir kişidir.

    Şimdiki zamanı yaşayan,hayatında çok belirgin olaylar dışında anı biriktirmeyen, ne zaman ne yapması ve nereye gitmesi gerektiğine içinde sebebini bilmediği yol gösterici bir bilgi ile karar veren günümüzde böyle biriyle karşılaşsak velî diyebileceğimiz bir adam Nakata.

    Gökyüzünden sülük, istavrit, sardalye yağdırabilen ve korunmak için daime şemsiyesi işe gezen hikmetli bir adam.

    Kitabın kahramanları bilinç hallerinde karşılaşmasalarda bilinç dışı bir zaman ve mekanda aralarında bir bağ var ve tanışıyorlar aslında..

    Kitap, öz itibariyle korkunç bir kehaneti yaşayacağı ve bundan kaçamayacağını bildiği halde kendini bulma çabasındaki bir gencin hikayesi.
    Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey biz türkler gerçekten asabi insanlarız dedirtecek derecede roman kahramanları nezdinde Japonların belirgin bir biçimde metanetli ve sabırlı olduklarını gözlemledim,

    Kitabı okurken pamuk gibi yumuşuyorsunuz ve her şey olacağına varır teslimiyeti bir duyguya bürünüyorsunuz..

    Keyifli bir kitap,İyi okumalar dilerim...
  • 348 syf.
    ·6/10
    İki kardeşin birbirlerine gönderdikleri mektuplar, bir adama tesadüfi biçimde ulaşmaktadır. Fakat bu iki kardeş 2.Dünya savaşı sırasında yaşamışlardır.

    Konu ilgi çekici olarak başlayıp, karakterler gittikçe derinleştikçe konu da dallanıp budaklanıyor. Nermin Yıldırım iyi bir yazar. Kelimeleri ve psikolojik çözümlemeleri çok iyi kullanıyor. Buraya kadar hiç bir problem yok. Fakat öyle bir dallandırıyor ki bu kitapta olayları, 3-4 kitaba yetecek ayrı durumlar ortaya çıkıyor. Yarısından sonra devam etmekte zorlandım. Beni kitaptan koparan başka bir durum ise hemen hemen tüm kitaplarında aynı psikolojik bozuklukları anlatması. Kabak tadına yaklaşıyor artık her romanda farklı karakterlerin aynı durumlarda bulunması.

    Başka bir kabak tadı da Nermin hanımın her yeni kitapta kullandığı yeni bir kelime. Önceki kitaplarında "Halbuse" vardı mesela hatırladığım, bu kitapta "Hülasa". Neredeyse 50 kez kullanılmış. Çok fazla uzaklaştıracak etken olsa da sonuna kadar gelebildim. Çünkü anlatım dili çok başarılı.
  • Abel Sánchez -Tutkulu Bir Aşk Hikâyesi- / Tula Teyze
    Aforizmalar
    Aforizmalar – Ciltli
    Aias
    Aias Ciltli
    Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
    Akıl Çağı
    Akıl Çağı Ciltli
    Akıl ve Tutku
    Akıl ve Tutku Ciltli
    Aktörlük Üzerine Aykırı Düşünceler
    Alçakgönüllü Bir Öneri
    Alçakgönüllü Bir Öneri Ciltli
    Alman Göçmenlerin Sohbetleri
    Almanya Üzerine
    Almanya Üzerine – Ciltli
    Amphitryon –Molière’den Esinlenmiş Bir Komedi-
    Anabasis – On Binler’in Dönüşü –
    Andromakhe
    Anna Karenina
    Antigone
    Antigone Ciltli
    Antonius ve Kleopatra
    Argonautika
    Argonautika – Ciltli
    Ars Poetica –Şiir Sanatı-
    Âşık Şeytan
    Aşk Sanatı
    Aşk Sanatı Ciltli
    Aşk ve Anlatı Şiirleri
    Aşkın Emeği Boşuna
    Atebetü’l-Hakayık
    Atinalı Timon
    Atinalıların Devleti
    Atomcu Felsefe Fragmanları
    Avcının Notları
    Ayı -Dokuz Kısa Oyun-
    Babalar ve Oğullar
    Bâbil Hemeroloji Serisi
    Bâbil Yaratılış Destanı –Enuma Eliş-
    Bakkhalar
    Bakkhalar Ciltli
    Başkanın Ziyafeti – Parasızlık – Bekâr
    Baştan Çıkarıcının Günlüğü
    Beyaz Geceler
    Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine – İnziva Üzerine
    Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev
    Binbir Hayalet
    Binbir Hayalet Ciltli
    Bir Delinin Anı Defteri Palto-Burun -Petersburg Öyküleri ve Fayton-
    Bir Havva Kızı
    Bir İdam Mahkûmunun Son Günü
    Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları
    Bir Yaz Gecesi Rüyası
    Bizans’ın Gizli Tarihi
    Boris Godunov
    Böyle Söyledi Zerdüşt
    Budala
    Bütün Fragmanlar
    Bütün Şiirleri -Veronalı Catullus’un Kitabı-
    Büyük Oyunlar
    Büyük Timurlenk I-II
    Cardenio
    Carmilla
    Cennetin Anahtarları – Seçme Şiirler –
    Çifte İhanet ya da Dertli Âşıklar
    Çimen Yaprakları
    Cimri
    Çocukluk
    Coriolanus’un Tragedyası
    Cymbeline
    Cyrano De Bergerac
    Danton’un Ölümü
    David Copperfield
    David Strauss, İtirafçı ve Yazar Zamana Aykırı Bakışlar-1
    Dede Korkut Hikâyeleri – Kitab-ı Dedem Korkut
    Dedektif Auguste Dupin Öyküleri
    Değirmenimden Mektuplar
    Deliliğe Övgü
    Denemeler
    Denemeler – Güvenilir Öğütler ya da Meselelerin Özü
    Deniz İşçileri
    Devlet
    Dhammapada
    Dhammapada – Ciltli
    Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları
    Dillerin Kökeni Üstüne Deneme
    Dionysos Dithyrambosları
    Diriliş
    Dîvân
    Dîvân-ı Kebîr
    Doksan Beş Tez (Latince – Türkçe)
    Dorian Gray’in Portresi
    Dörtlükler -Rubailer-
    Dostluk Üzerine
    Düello -Bütün Öyküler-
    Duino Ağıtları
    Duino Ağıtları (Almanca-Türkçe)
    Duman
    Düşünceler
    Düzyazı Fabllar
    Ecce Homo – Kişi Nasıl Kendisi Olur
    Ecinniler
    Efendi ile Uşağı – Bir Toprak Sahibinin Sabahı –
    Eğitici Olarak Schopenhauer Zamana Aykırı Bakışlar-3
    Elektra
    Emile
    Enkheiridion
    Ermiş Antonius ve Şeytan
    Eşekarıları, Kadınlar Savaşı ve Diğer Oyunlar
    Eugénie Grandet
    Ev Sahibesi
    Evde Kalmış Kız
    Evlenme Kumarbazlar
    Ezilenler
    Felsefe Konuşmaları
    Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe
    Figaro’nun Düğünü veya Çılgın Gün
    Fırtına
    Fragmanlar
    Frankenstein ya da Modern Prometheus
    Galib Dîvânı
    Gargantua
    Geceye Övgüler (Almanca-Türkçe)
    Genç Werther’in Acıları
    Gençlik
    George Dandin veya Bir Koca Nasıl Rezil Edilir?
    Germinal
    Gezgin Satıcı
    Gezgin ve Gölgesi – İnsanca, Pek İnsanca-2
    Gılgamış Destanı
    Gılgamış Hikâyeleri
    Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine
    Gorgias
    Goriot Baba
    Gulliver’in Gezileri
    Gülme
    Gülşen-i Râz (Metni ve Şerhi)
    Gurur ve Önyargı
    Güvercinin Kanatları
    Güzel Dost
    Hacı Murat
    Hafız Dîvânı
    Hagakure: Saklı Yapraklar – Mücadele, Şeref ve Sadakat
    Ham Toprak
    Hamlet
    Hançer -Seçme Şiir ve Manzumeler-
    Hastalık Hastası
    Hayat Bir Rüyadır
    Hayvanlaşan İnsan
    Hırçın Kız
    Hırçın Kız Ciltli
    Hitopadeşa (Yararlı Eğitim)
    Hitopadeşa (Yararlı Eğitim) Ciltli
    Hophopname (Seçmeler)
    Hophopname (Seçmeler) Ciltli
    Hükümdar
    Hükümdar Ciltli
    Hüsn ü Aşk
    Hüsn ü Aşk Ciltli
    İdeal Devlet
    İdeal Devlet – Ciltli
    II. Edward – Ciltli
    II. Richard
    II. Richard Ciltli
    II.Edward
    III. Richard
    III. Richard Ciltli
    İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog
    İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog Ciltli
    İki Kıyının Avaresi
    İki Kıyının Avaresi – Ciltli
    İki Oyun Brand-Peer Gynt
    İki Oyun Brand-Peer Gynt Ciltli
    İki Soylu Akraba
    İki Soylu Akraba – Ciltli
    İlâhiname
    İlâhiname Ciltli
    İlimlerin Sayımı
    İlimlerin Sayımı – Ciltli
    İlkgençlik
    İlkgençlik – Ciltli
    Illuminations (Fransızca-Türkçe)
    Illuminations (Fransızca-Türkçe) Ciltli
    İlyada
    İlyada Ciltli
    İnsan Neyle Yaşar?
    İnsan Neyle Yaşar? – Ciltli
    İnsanca, Pek İnsanca-1
    İnsanca, Pek İnsanca-1 Ciltli
    İnsandan Kaçan
    İnsandan Kaçan Ciltli
    İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
    İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma – Ciltli
    İphigenia Aulis’te
    İphigenia Aulis’te – Ciltli
    İphigenia Tauris’te
    İphigenia Tauris’te – Ciltli
    İran Mektupları
    İran Mektupları – Ciltli
    İskender – Sezar
    İskender – Sezar – Paralel Hayatlar – Ciltli
    İskendernâme
    İskendernâme – Ciltli
    IV. Haçlı Seferi Kronikleri
    IV. Haçlı Seferi Kronikleri Ciltli
    İvan İlyiç’in Ölümü
    İvan İlyiç’in Ölümü Ciltli
    İyinin ve Kötünün Ötesinde
    İyinin ve Kötünün Ötesinde – Ciltli
    Joseph Andrews
    Joseph Andrews Ciltli
    Judith
    Judith – Ciltli
    Julius Caesar
    Julius Caesar Ciltli
    Kaderci Jacques ve Efendisi
    Kaderci Jacques ve Efendisi Ciltli
    Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi
    Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi Ciltli
    Kadın Mebuslar
    Kadın Mebuslar – Ciltli
    Kadınlar Mektebi
    Kadınlar Mektebi Ciltli
    Kafkas Tutsağı
    Kafkas Tutsağı Ciltli
    Kamelyalı Kadın
    Kamelyalı Kadın Ciltli
    Kanlı Düğün (İspanyolca-Türkçe)
    Kanlı Düğün (İspanyolca-Türkçe) Ciltli
    Kanunların Ruhu Üzerine
    Kanunların Ruhu Üzerine – Ciltli
    Karabasan Manastırı
    Karabasan Manastırı – Ciltli
    Karamazov Kardeşler
    Karamazov Kardeşler Ciltli
    Karışık Kanılar ve Özdeyişler – İnsanca, Pek İnsanca-2
    Karışık Kanılar ve Özdeyişler – İnsanca, Pek İnsanca-2 Ciltli
    Kartaca Kraliçesi Dido
    Kartaca Kraliçesi Dido – Ciltli
    Katıksız Mutluluk -Bütün Öyküler-
    Katıksız Mutluluk -Bütün Öyküler- Ciltli
    Kâtip Bartleby
    Kâtip Bartleby – Ciltli
    Kaygı Kavramı
    Kaygı Kavramı Ciltli
    Kazaklar
    Kazaklar – Ciltli
    Kendime Düşünceler
    Kendime Düşünceler – Ciltli
    Kerem ile Aslı
    Kerem ile Aslı Ciltli
    Kibarlık Budalası
    Kibarlık Budalası – Ciltli
    Kırmızı ve Siyah
    Kırmızı ve Siyah Ciltli
    Kış Masalı
    Kış Masalı Ciltli
    Kısa Romanlar, Uzun Öyküler
    Kısa Romanlar, Uzun Öyküler Ciltli
    Kısasa Kısas
    Kısasa Kısas Ciltli
    Kitap Adı
    Kitlelerin Ayaklanması
    Kitlelerin Ayaklanması Ciltli
    Klara Miliç
    Klara Miliç – Ciltli
    Köpeğiyle Dolaşan Kadın
    Köpeğiyle Dolaşan Kadın – Otuz Yedi Seçme Öykü Ciltli
    Körler Üzerine Mektup
    Körler Üzerine Mektup – Sağır ve Dilsizler Üzerine Mektup Ciltli
    Kötülük Çiçekleri
    Kötülük Çiçekleri – Ciltli
    Kral IV. Henry -I-
    Kral IV. Henry -I- Ciltli
    Kral IV. Henry -II-
    Kral IV. Henry -II- Ciltli
    Kral John’un Yaşamı ve Ölümü
    Kral John’un Yaşamı ve Ölümü Ciltli
    Kral Lear
    Kral Lear Ciltli
    Kral Oidipus
    Kral Oidipus Ciltli
    Kral V. Henry
    Kral V. Henry Ciltli
    Kral VI. Henry – II –
    Kral VI. Henry – III –
    Kral VI. Henry – III – Ciltli
    Kral VI. Henry -I-
    Kral VI. Henry -I- Ciltli
    Kral VI. Henry -II- Ciltli
    Kral VIII. Henry
    Kral VIII. Henry Ciltli
    Kreutzer Sonat
    Kreutzer Sonat Ciltli
    Kritovulos Tarihi (1451-1467)
    Kritovulos Tarihi (1451-1467) – Ciltli
    Kum Adam – Seçme Masallar
    Kum Adam – Seçme Masallar – Ciltli
    Kumarbaz
    Kumarbaz Ciltli
    Kuru Gürültü
    Kuru Gürültü Ciltli
    Kutadgu Bilig
    Kutadgu Bilig – Ciltli
    Lokantacı Kadın
    Lokantacı Kadın – Ciltli
    Lorenzaccio
    Lorenzaccio – Ciltli
    Louis Lambert
    Louis Lambert Ciltli
    Lykurgos’un Hayatı
    Lykurgos’un Hayatı Ciltli
    Macbeth
    Macbeth Ciltli
    Madame Bovary
    Madame Bovary – Ciltli –
    Mahşerin Dört Atlısı
    Mahşerin Dört Atlısı Ciltli
    Mālavikā ve Agnimitra
    Mālavikā ve Agnimitra Ciltli
    Maltalı Yahudi
    Maltalı Yahudi – Ciltli –
    Mantık Al-Tayr
    Mantık Al-Tayr Ciltli
    Marianne’in Kalbi
    Marianne’in Kalbi Ciltli
    Masal Irmaklarının Okyanusu -Kathāsaritsāgara- 2 Cilt Takım (Kutulu)
    Masal Irmaklarının Okyanusu -Kathāsaritsāgara- 2 Cilt Takım (Kutulu) Ciltli
    Masallar
    Masallar -Bütün Ezop Masalları-
    Masallar -Bütün Ezop Masalları- Ciltli
    Masallar Ciltli
    Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları (İngilizce-Türkçe)
    Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları (İngilizce-Türkçe) Ciltli
    Matmazel De Scudéry
    Matmazel De Scudéry – Ciltli
    Medea – Euripides
    Medea – Euripides Ciltli
    Medea (Latince-Türkçe)
    Medea (Latince-Türkçe) Ciltli
    Milletlerin Zenginliği
    Milletlerin Zenginliği Ciltli
    Mimoslar
    Mimoslar – Ciltli
    Modeste Mignon
    Modeste Mignon Ciltli
    Monadoloji
    Monadoloji – Ciltli
    Monte Cristo Kontu – 2 Cilt
    Monte Cristo Kontu – Ciltli – 2 Cilt
    Müfettiş
    Müfettiş Ciltli
    Mülkiyet Nedir?
    Mülkiyet Nedir? Ciltli
    Murasaki Shikibu’nun Günlüğü
    Murasaki Shikibu’nun Günlüğü Ciltli
    Mutlak Peşinde
    Mutlak Peşinde Ciltli
    Mutlu Prens – Bütün Masallar, Bütün Öyküler
    Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine
    Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine – Ciltli
    Mutluluğun Kazanılması
    Mutluluğun Kazanılması – Ciltli
    Nana
    Nana – Ciltli
    Nasıl Hoşunuza Giderse
    Nasıl Hoşunuza Giderse Ciltli
    Northanger Manastırı
    Northanger Manastırı Ciltli
    Notre Dame’ın Kamburu
    Notre Dame’ın Kamburu Ciltli
    Oblomov
    Oblomov Ciltli
    Odysseia
    Odysseia Ciltli
    Oidipus Kolonos’ta
    Oidipus Kolonos’ta – Ciltli
    Olmedo Şövalyesi
    Olmedo Şövalyesi Ciltli
    Ölü Canlar
    Ölü Canlar Ciltli
    Ölüler Evinden Anılar
    Ölüler Evinden Anılar Ciltli
    On İkinci Gece
    On İkinci Gece Ciltli
    Önemsiz Bir Kadın
    Önemsiz Bir Kadın – Ciltli
    Öteki
    Öteki Ciltli
    Othello
    Othello Ciltli
    Otranto Şatosu
    Otranto Şatosu – Ciltli
    Özel Günceler
    Özel Günceler – Apaçık Yüreğim – (Ciltli)
    Pantagruel
    Pantagruel – Ciltli
    Para Üzerine Bir İnceleme
    Para Üzerine Bir İnceleme Ciltli
    Paralel Hayatlar – Demosthenes – Cicero
    Paralel Hayatlar – Demosthenes – Cicero – Ciltli
    Paris Sıkıntısı
    Paris Sıkıntısı Ciltli
    Paris’te Katliam
    Paris’te Katliam – Ciltli
    Parma Manastırı
    Parma Manastırı – Ciltli
    Paul ile Virginie
    Paul ile Virginie – Ciltli
    Pazartesi Hikâyeleri
    Pazartesi Hikâyeleri Ciltli
    Pericles
    Pericles Ciltli
    Phaedra (Latince-Türkçe)
    Phaedra (Latince-Türkçe) Ciltli
    Phaidros
    Phaidros – Ciltli
    Philoktetes
    Philoktetes – Ciltli
    Pierrette
    Pierrette Ciltli
    Ploutos (Servet)
    Ploutos (Servet) – Ciltli
    Poetika –Şiir Sanatı Üstüne–
    Poetika –Şiir Sanatı Üstüne– Ciltli
    Pragmatizm –Bazı Eski Düşünme Tarzları İçin Yeni Bir Ad-
    Pragmatizm -Ciltli- Bazı Eski Düşünme Tarzları İçin Yeni Bir Ad-
    Profesör
    Profesör Ciltli
    Putların Alacakaranlığı
    Putların Alacakaranlığı Ciltli
    Pyrrhonculuğun Esasları
    Pyrrhonculuğun Esasları – Ciltli
    Rahibe
    Rahibe – Ciltli
    Rameau’nun Yeğeni
    Rameau’nun Yeğeni Ciltli
    Resos
    Resos Ciltli
    Retorik
    Retorik – Ciltli
    Richard Wagner Bayreuth’ta Zamana Aykırı Bakışlar – 4
    Richard Wagner Bayreuth’ta Zamana Aykırı Bakışlar – 4 – Ciltli
    Rigveda
    Rigveda – Ciltli
    Robinson Crusoe
    Robinson Crusoe Ciltli
    Romalıların Yücelik ve Çöküşünün Nedenleri Üzerine Düşünceler
    Romalıların Yücelik ve Çöküşünün Nedenleri Üzerine Düşünceler – Ciltli
    Romeo ve Juliet
    Romeo ve Juliet Ciltli
    Rubailer
    Rubailer Ciltli
    Rudin İlk Aşk İlkbahar Selleri
    Rudin İlk Aşk İlkbahar Selleri Ciltli
    Sadık veya Kader – Bir Doğu Masalı –
    Sadık veya Kader – Bir Doğu Masalı – Ciltli
    Sağduyu
    Sağduyu – Ciltli
    Sainte-Hermine Şövalyesi
    Sainte-Hermine Şövalyesi – Ciltli
    Şam Tarihine Zeyl
    Şam Tarihine Zeyl – I. ve II. Haçlı Seferleri Dönemi – Ciltli
    Şamdancı
    Şamdancı – Ciltli
    Sanat Nedir?
    Sanat Nedir? Ciltli
    Sapho
    Sapho Ciltli
    Şarkılar
    Şarkılar – Ciltli
    Sarrasine
    Sarrasine – Ciltli
    Savaş Sanatı
    Savaş Sanatı Ciltli
    Savaş ve Barış 2 Cilt
    Savaş ve Barış 2 Cilt – Ciltli
    Seçme Aforizmalar
    Seçme Aforizmalar Ciltli
    Seçme Masallar
    Seçme Masallar Ciltli
    Seçme Öyküler
    Seçme Öyküler Ciltli
    Seçme Şiirler
    Seçme Şiirler (İngilizce-Türkçe) Ciltli
    Sefiller – 2 Cilt
    Sefiller – 2 Cilt Kutulu – Ciltli
    Sevgililer
    Sevgililer Ciltli
    Sevilla Berberi veya Nafile Tedbir
    Sevilla Berberi veya Nafile Tedbir – Ciltli
    Seviyordum Sizi – Seçme Şiirler (Rusça-Türkçe)
    Seviyordum Sizi – Seçme Şiirler (Rusça-Türkçe) Ciltli
    Seyir Defterleri
    Seyir Defterleri – Ciltli
    Şiirler – Bütün Fragmanlar
    Şiirler – Bütün Fragmanlar – Ciltli
    Silas Marner
    Silas Marner Ciltli
    Sis
    Sis Ciltli
    Sistem Olarak Tarih
    Sistem Olarak Tarih Ciltli
    Sivastopol
    Sivastopol Ciltli
    Siyah İnci
    Siyah İnci – Ciltli
    Siyah Lale
    Siyah Lale – Ciltli
    Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri
    Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri Ciltli
    Siyasetname
    Siyasetname Ciltli
    Sokrates’in Savunması
    Sokrates’in Savunması Ciltli
    Şölen – Dostluk
    Şölen – Dostluk Ciltli
    Soneler (İngilizce-Türkçe)
    Soneler (İngilizce-Türkçe) Ciltli
    Stepançikovo Köyü
    Stepançikovo Köyü Ciltli
    Suç ve Ceza
    Suç ve Ceza Ciltli
    Sümer Kral Destanları – Enmerkar – Lugalbanda
    Sümer Kral Destanları – Enmerkar – Lugalbanda – Ciltli
    Suttanipāta
    Suttanipāta – Ciltli
    Suyu Bulandıran Kız
    Suyu Bulandıran Kız Ciltli
    Tao Te Ching
    Tao Te Ching – Ciltli
    Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri
    Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri Ciltli
    Tarih
    Tarih Ciltli
    Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası Zamana Aykırı Bakışlar-2
    Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası Zamana Aykırı Bakışlar-2 – Ciltli
    Theogonia – İşler ve Günler
    Theogonia – İşler ve Günler – Ciltli
    Thérèse ve Laurent
    Thérèse ve Laurent Ciltli
    Theseus – Romulus – Paralel Hayatlar –
    Theseus – Romulus – Paralel Hayatlar – Ciltli
    Tılsımlı Deri
    Tılsımlı Deri Ciltli
    Titus Andronicus
    Titus Andronicus Ciltli
    Toplum Sözleşmesi
    Toplum Sözleşmesi Ciltli
    Toprak Arabacık (Mriççhakatika)
    Toprak Arabacık (Mriççhakatika) Ciltli
    Tragedyanın Doğuşu
    Tragedyanın Doğuşu Ciltli
    Trakhisli Kadınlar
    Trakhisli Kadınlar Ciltli
    Troialı Kadınlar (Latince-Türkçe)
    Troialı Kadınlar (Latince-Türkçe) Ciltli
    Troilus ve Cressida
    Troilus ve Cressida Ciltli
    Üç Ölüm
    Üç Ölüm Ciltli
    Üç Silahşor
    Üç Silahşor Ciltli
    Upanishadlar
    Upanishadlar Ciltli
    Ursule Mirouët
    Ursule Mirouët Ciltli
    Utopia
    Utopia Ciltli
    Vadideki Zambak
    Vadideki Zambak – Ciltli
    Veba Yılı Günlüğü
    Veba Yılı Günlüğü – Ciltli
    Venedik Taciri
    Venedik Taciri Ciltli
    Veronalı İki Soylu Delikanlı
    Veronalı İki Soylu Delikanlı Ciltli
    Windsor’un Şen Kadınları
    Windsor’un Şen Kadınları – Ciltli
    Yakarıcılar
    Yakarıcılar Ciltli
    Yanlışlıklar Komedyası
    Yanlışlıklar Komedyası Ciltli
    Yarat Ey Sanatçı
    Yarat Ey Sanatçı – Şiirler, Roma Ağıtları, Akhilleus (Almanca-Türkçe) Ciltli
    Yasalar Üzerine
    Yasalar Üzerine – Ciltli
    Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
    Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar Ciltli
    Yaşama Sevinci
    Yaşama Sevinci Ciltli
    Yaşamımdan Şiir ve Hakikat
    Yaşamımdan Şiir ve Hakikat Ciltli
    Yaşamının Son Yıllarında Goethe ile Konuşmalar
    Yaşamının Son Yıllarında Goethe ile Konuşmalar Ciltli
    Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine
    Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine – Ciltli
    Yaşlı Denizcinin Ezgisi (İngilizce – Türkçe)
    Yaşlı Denizcinin Ezgisi (İngilizce – Türkçe) – Ciltli
    Yeraltından Notlar
    Yeraltından Notlar Ciltli
    Yergiler – Saturae (Latince-Türkçe)
    Yergiler – Saturae (Latince-Türkçe) Ciltli
    Yerleşik Düşünceler Sözlüğü
    Yerleşik Düşünceler Sözlüğü – Ciltli
    Yeter ki Sonu İyi Bitsin
    Yeter ki Sonu İyi Bitsin Ciltli
    Yüce Sultan
    Yüce Sultan Ciltli
    Yükümlülükler Üzerine
    Yükümlülükler Üzerine Ciltli
    Yunus Emre
    Yunus Emre – Hayatı ve Bütün Şiirleri Ciltli
    Yürek Burgusu
    Yürek Burgusu Ciltli
    Yüzbaşının Kızı
    Yüzbaşının Kızı -Bütün Öyküler Bütün Romanlar- Ciltli
    Zincire Vurulmuş Prometheus
    Zincire Vurulmuş Prometheus Ciltli