Aşk hikâyesi gibi başlayıp felsefi sorgulamaları hafiflik ve ağırlık açısından inceliyor. Hafiflik ve ağırlık bize yabancı gelebilir, belki yazar özellikle bunu seçti belki de çevirmen kitabın kaderini bu şekilde tayin etti bilmiyorum. Tabi felsefe hocası gibi yaklaşmaması, daha çok alaycı, biraz bilgece, entelektüel sayılabilecek şakalar yaparak anlatıyor bu yüzden alegori aranmadan da okunur.
Araya şöyle bi ayrıntı bırakayım unutmadan, bazı incelemelerde 18+ ibaresi gördüm ki öyle değil. Hayatın olağan akışında olan, filmlerde denk geldiğimiz gelişi güzel sahnelerin betimlemesinden kaçınılmamış.
Karakterler? Hepsi ayrı ayrı empati beklemek için kurgulanmış. Tomas mı haklı, Tereza mı doğru, Sabina mı özgür? Karar vermek zaman alabilir. Dönemin şartları da düşünülebilir ama konular böyle evrenselken kendi açınızdan yorumlamakla da yetinebilirsiniz. Aslında Kundera aradığın cevabı hayatın karmaşıklığına bırakarak vermiş ve “bi cevap aramıyorsun, zaten cevap yoktu” der gibi noktalamış. Okurken bulunduğunuz yaşam sürecine göre can sıkıcı gelebilir. Dili epey akıcı. Kitabı kapattığında bir süre bakışlarını boşluğa dikebilirsin. Ama o boşluk da zaten hayatın kendisi olabilir. Hafif mi, yoksa ağır mı?
Nasıl paragraf ama 3 şık arasında kalmalık Türkçe sorusu gibi oldu ehehe