Kitap ünlü siyahi bir kadın modelin otobiyografisi. Kitabın ilk kısımlarını okurken arka fonda Sezen AKSU Ünzile çalıyor resmen. Şarkıyı bilenler çocuk yaştaki Ünzilenin bizim topraklarda bir kaç
İlk 3 kitabını çok severek okumuştum ama seri gitttikce benim için hayal kırıklığı oluyor ama yine de güzel seri ilk 3 kitap hatrina 8 verdim yoksa 5 6 falan yinede diğer kitaplarini çok merak ediyorum
Başka .
Paris’teki o çiçekçi dükkanında yaşadıkları, yeni bir şehre insanların içine sığma çabaları ve en güzeli de tüm samimiyetiyle iç dünyasındaki duygular..
Bu kitaptaki en çarpıcı bölüm, sevgililer günü arefesinde aldatılmış bir beyfendinin çiçekçiye gelip 50 şahane gülle müthiş bir buket yaptırıp hepsinin kafasını kestirdikten sonra saplarla kalmış buketini alıp hesaplaşmaya gitmesiydi.. film sahnesi gibi (:
Catherine Deneuve’e götürdüğü çiçeklere vere vere 5 euro bahşiş vermeleri bence ayıptı (:
Müge çiçeğinin öyküsünü, kokusunu, şeklini, rengini bile bilmiyor oluşuma üzüldüm, bu da benim ayıbım (: Fransa’da 1 Mayıs’ın sembol çiçeğiymiş ve de..
Başta bir yaz dizisi izliyormuş gibi hissettim. Geri gönderme merkezi müdürü olan kadınının hikâyesini okurken, basit bir aşk acısı bu, bu muymuş bu kadar popüler olan kitap dedim. Ama sonra suskun84 ün hikayeleri girdi devreye. Ağır bir ağıt türküsüne döndü herşey. Özellikle bitişi o kadar ters köşe ve etkileyiciydi ki.. Birçok konuda taşların yerine oturduğu o 3-5 cümlelik son gerçekten mükemmeldi.
1.5 senede okuduğum bu kitaba biraz bişey yazmasam olmaz. Berbat zamanlardımda elimdeydi ve kendisi de pek içi açıcı ya da hafif değil. Her sabahın aynı olduğu tek bir mekanda; sadece düşünsel çatışmaların ve bireysel-psikolojik ince değişimlerin aktarıldığı (ki çok zor bir şey) bir ikinci cilt.
Sonundan inanılmaz etkilendim. Yazar nasıl sabrediyor planladığı sona ta iki cilt ince ince ilerliyor şaşırıyorum. Hans Castorp yüreğimizde kalan karakterlerden biri olacak. Hiçkimse olmayıp biri oluşuyla.