Selamlar. Psikiyatrist okudunuz mu? Benim okurken gerim gerim gerildiğim, Wulf Dorn'la tanıştığım kitaptır kendisi. Kitabın konusundan bahsedeyim biraz:Şiddet mağduru bir kadın hasta, psikiyatrist Ellen Rothun kâbusu haline gelir: Kara Adam tarafından izlendiğini iddia eden hasta, gizemli biçimde, iz bırakmadan ortadan kaybolur.Ardından Ellen Roth'un ilgilendiği hasta tüm gerçekleri ortaya döker.Kitapta yine Dorn beynimizle oynuyor resmen.Baştan sona soluksuz okuyacağınız bir kitap. Gerilim sevenler için harika bir eser.Ben okurken o kadar çok kişiden şüphelendim ki kimden şüphelendiğimi unuttum resmen. Kitaptaki kurgu çok iyiydi bence. Her şey birbiriyle bağlantılıydı son kısımda her şey açıklanıyordu ve tüm sorulara cevap veriyordu yazar bu yönden ekstra sevindim açıkçası. Sonlara doğru tahminlerim biraz tuttu. Tek takıldığım şey kitaptaki olayın gerçekte olup olamayacağıydı.Psikiyatrist olmadığım için böyle bi şey var mı bilmiyorum. Ama olaylar hiçbir zaman durulmadan devam ediyor ve her daim yeni bir şey çıkıyor. Her sayfayı çevirdiğimde yeni bir gerçekle karşılaşıyorsunuz. Ben çok sevdim benim için Dorn'un en iyi 2.kitabı :) İlk sıradaki kitabı zamanı gelince söyleyeceğim. Benden şimdilik bu kadar Okur kalın Hoşça kalın
Selamlar. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Özellikle Dolunayda açan çiçek kitabını okuduktan sonra daha da merak etmiştim kitabı. Alıntılarını sevip okumak istediğim bir kitaptı yani. Kitapta George ve Lennie adında iki arkadaşın hikayesi anlatılıyor. Mevsimlik tarım işçisi olan 2 arkadaşın kendi topraklarına sahip olma hayali ve bu uğurda birbirlerine yoldaşlık ettikleri bir hikaye... Lennie'yi çok sevdim aslında akli dengesi biraz bozuk bir karakterdi ama o hevesi o kadar güzel anlatılmış ki... George karakterini de anlamaya çalışmıştım ama sonda biraz üzüldüm açıkçası ve ne olduğunu tam anlamadım. Sonunu okumak acıttı canımı biraz. Ama herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. İçinde derin anlamlar içeren çok güzel cümleler var. Benden şimdilik bu kadar okur kalın
Merhabalarr Livaneli'nin yazım dilini ne kadar sevdiğimi bilenler bilir. Bu kitabında daha da sevdim,kitap o kadar akıcıydı ki... Kitap Alman asıllı Amerikalı Profesör Maximilian Wagner'in İstanbul'a konuşma yapmak için gelmesi ve İstanbul Üniversitesi'nde halka ilişkilerden sorumlu Maya Duran'la tanışması ve birçok sırrın ortaya çıkmasını konu alıyor. Öncelikle erkek bir yazarın kadın bir karakteri bu kadar iyi ve içten yazması hem şaşırttı hem de çok hoşuma gitti. Maya çok güzel bir karakterdi Kitabın en güzel yanı,çok güzel tarihi bilgiler de vermesi... Livaneli'nin birkaç röportajını izlediğimde çok araştıran biri olduğunu biliyordum ve bu kitapta bunu çok daha iyi anladım. Çok büyük bir emek var kitapta.Ben de kitapta yazan çoğu şeyi araştırmak istedim. Ve tabi ki o kadar güzel,o kadar cesur eleştiriler vardı ki okurken mutlu oldum açıkçası. Eleştirilmesi gereken şeylere susan o kadar kişi varken yazarımız çok ince bir şekilde eleştirmiş. Nazi işkencesinden tutun,ülkemizin kadına bakış açısına kadar çokça acı gerçek gayet güzel dile getirilmiş. Kitabın başından itibaren Profesör'ün hikayesini merakla bekledim ama böyle bir hikaye asla beklemiyordum. Okurken o kadar etkilendim ki... Tarihi birçok olaya ışık tutmakla birlikte inanılmaz güzel bir aşk hikayesi de bekliyor sizi. Mutlaka okumalısınız Okur kalın hoşça kalın