• 294 syf.
    ·5 günde·Puan vermedi
    Merhaba arkadaşlar Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt ve Albert Camus’un Sisifos Söyleni adlı kitaplarından sonra okuduğum en karmaşık ve en zor anlaşılan kitap olarak bunu listeme ekledim. Geçen gün kitabın daha yarısındayken kitabı bırakmak istedim, fakat bir şekilde bırakmayıp, tamamlamış oldum. Her okuduğum bölüm için Google’dan açıp açıp yorumlara baktım sırf insanların fikrini anlamak ve tabi ki de ne anladıklarını öğrenmek için. Yazar cümlelerinde geçmiş zamandan şimdiki zamana atlıyor, şimdiki zamandan geçmiş zamana zıplıyor; o karakterden bu karaktere herkes konuşuyor gibi oluyor ki zaten konuşuyor da herkes :) Fakat ben bir türlü yakalayamadım okurken. Sürekli 5N1K sorularını sorup anlatılmak isteneni bulmaya çalıştım. Tamam anlıyorum yazar bir şeyleri bize aktarmak için farklı bir yöntem kullanmış; zamanı devre dışı bırakıp, bizi biraz zorlamak istemiş fakat ben sevmiyorum böyle kafa patlatarak anlamaya çalışmayı. Bazılarınız “Git o zaman aşk kitabı oku,” demek isteyecektir; adım kadar eminim, olsun eleştirilere açığımdır :) Benim de kapasitem bu tarz kitapları okumaya elverişli değil demek ki. Kitap dört ana, bir ek bölümden oluşmaktadır: Ailenin zihinsel engelli çocuğu Benjamin’in iç sesinin konuştuğu bölüm en karmaşık olan bölümdür. Bu bölümde kaybolan bir çeyreği, gidilmek istenilen bir tiyatroyu, ergenlikte olup erkeklerle yakınlaşan bir kız kardeşi ve sürekli ağlayan bir Benjamin’i okuyacaksınız. İkinci bölümde ailenin Harvardlı oğlu Quentin’in duyguları, duyduğu vicdan azabını falan okuyacaksınız. Üçüncü bölümde ise tüm evin ve hatta kitabın çoğunda araya sıkıştırılan kız kardeş Candace’nin kızının da sorumluluğunu üzerine alan büyük ağabey Jason’un, yeğeni ile çatışmasını okuyacaksınız. Dördüncü bölümde klisedeki töreni, Yeğen olan Quentin’in dayısı Jason’dan kaçmasını ve bu esnadaki gelişmeleri okuyacaksınız. Kitabın son ekinde de Campson ailesinin üyelerinin tek tek özetlenmiş halini bulacaksınız. Kitap kocaman bir tiyatro sahnesi hissiyatı uyandırdı bende. Okurken zorlandım fakat son bölüm hariç. Benim anlamadığım tek şey Milli Eğitim Bakanlığı’nın neye dayanarak bu kitabı 100 Temel Eser arasına aldığıdır. Varsa bir bilginiz ve açıklamanız bana da yazın. İyi akşamlar, iyi okumalar diliyorum...
  • 113 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    CANIM KURBANDIR CANANA
    GEL GİDELİM DOSTTAN YANA..

    Evet, sevgili 1000K dostları,
    Etkinlik kapsamında Barış BIÇAKÇI'nın kaleminden okuduğum ikinci eseri tam da günümüz ortam, eş dost hatta akraba ve topluluklarının ruhuna ithaf olunur gibi nokta atışı "HERKES HERKESLE DOSTMUŞ GİBİ" ... bir isimle okurlara sunulmuş.
    Genel prensip olarak Yazar ve tarzını özümsemek adına bir değil birkaç farklı eserini okumayı yeğleyen bir kitap sever olarak BIÇAKÇI okumaya devam ederken elime aldığım bu eserle ilgili birkaç cümleyle özetlemek adına şunları diyebilirim:

    Kitaba başlangıç bölümünde giriş hikaye, kahraman vb. kim, nerede, ne zaman, neyi, nasıl, ne yapıyor (5N1K) bölümleri biraz zorladı diyebilirim.
    İlk okuduğum "Baharda Yine Geliriz" adlı eseri gibi çekirdek çerez olmadığını söyleyebilirim sipoiler vermemek adına..
    Olsun zoru severim, zira benim için imkansız olan sadece bir zaman meselesidir diyorum :))))
    Yazarı ilk okuyanlar için çok sayfa sayısı olmayan incecik eser, zor görünen ancak ilham veren temalı cümleler içermekte...

    Zaten yazar eserini vakit geçsin, oyalanayım vb tarzda okuru değil sanki sabırlı ve zorlu, dişli bir okur kitlesini hedeflemiş olmalı diye düşündürdü..

    Zira incecik kitaba bu kadar hikaye ve her hikayenin bir sürü baş kahramanı paralel evren gibi teğet geçirtip nasıll yaaa:)) dedirtip sonrasında Hııımmmm dedirdip ardından anladımm!!! afferin bana dedirtip okura bulmaca çözdürmesi hikayedeki ilk yokuş rampasını geçenlere ödül gibi bir akış...

    Barış Bıçakçı nın incecik kitaba konsantre hikaye sığrıdıp okuyunca kocaman bir büyülü, gizemli, bulmacalı dünyada çıkardığı turda okuru aldığı noktaya kaybolmasına izin vermeden zihinsel doygunlukla aldığı noktaya paket servis misali:) sessizce bırakıyor.

    " MIŞ, MUŞ," GİBİ DEĞİL, GERÇEK DOSTLUKLARI Bulmanız dileğiyle Bıçakçı’nın ilginç kalemi ile sunduğu dünyanın keşfine etkinlik sahibi güzel yürek GÜLCAN Hocaya selam verip, keşfe devam diyorum. Ve "Mış Gibi" değil Gerçekten kitabı tavsiye ediyorum. Dostlukla kalın...
  • 128 syf.
    ·Beğendi·10/10
    "Hiç bir yurttaş onu gömmesin, ardından ağlamasın, gömülmeden kalıp ağıt yakılmanın onuruna erişmesin de pusuda bekleyen akbabalara yem olsun..." ⤵ "Doktor, o zaman beni ölümden döndürmüştü. Ona borcumun ne kadar olduğunu sorduğumda şu cevabı vermişti; "Hiç bir borcunuz yok, Albayım. Lâkin bana bir iyilik yapmak isterseniz, bir sabah beni kaskatı bulduğunuzda, üstüme birkaç kürek toprak atın! Atın ki akbabalara yem olmayayım." ⁉ "Cenazeye neden hiç kimse gelmedi bilmiyorum. Yalnızca biz geldik, büyük babam, annem ve ben. (Albay'ın torunu) Aslında tüm hikâye bu üç kısa metin minvalinde başlıyor, şekilleniyor ve sonlanıyor. Fakat alt metinler oldukça dramatik. Tam bir ahlâki- toplumsal çürüme (aynı zamanda çözümleme) örneği diyebilirim. Eserdeki olaylar, ölüm günü haberi iple çekilen; tüm kasabalıların hastalıklı nefret duydukları ve el birliğiyle değersizleştirip ötekileştirdikleri bir doktorun intiharıyla başlıyor. Teknik kısmına gelecek olursam, aynı olayların üç ayrı gözden *( Albay, albayın torunu ve kızı)* aktarılıyor olması biraz karışık bir hikâyeymiş hissi yaratıyor. Fakat üç ayrı gözlem ve geriye dönük bir anlatıma sahip oluşu sizi telaşlandırmasın, ilerleyen sayfalarda gayet anlaşılır hale geliyor. Çünkü hikâye kendini okutturacak ve merak güdünüzü tetikleyecek öyle gizemlere sahip ki; siz, kim ne demiş, ne zaman demiş, neden demiş, niye demiş? (5N1K) diye düşünürken bir an da kasabanın sâkini oluyorsunuz. Fakat kasaba hemen kucaklamıyor , *tarafını seç !¿* tavrıyla karşılıyor. Ve sonra yeniden düşünmeye, taraf seçmeye çalışır hale geliyorsunuz. Acaba kasabalılar mı, yoksa doktor mu haklı ?! 🤔
    Eminim ki büyülü gerçekçilik akımının ustası Màrquez'in müthiş kalemini ve üslûbunu bilenler bu esere hiç yabancılık çekmeyeceklerdir. İlk kez okuyacak arkadaşlarımın da çok seveceğine eminim. 🤗 Keyifli okumalar dilerim. Sevgiyle ve kitapla kalın. #okudumbitti #tekrarokuyorum #minervaokuyor #meltekitabizm #biryerlibiryabanci
  • 112 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Merhabalar sevgili kitap dostlarım.🤗 Sizleri felsefe ve modern dünya edebiyatına ciddi katkılar sağlayan ve Absürdizm akımının Kierkegaard'dan sonraki en önemli temsilcisi Camus'nün YABANCI eseriyle tanıştırmak istiyorum. Fakat öncesinde,
    Kimdir bu yabancı?
    Neden yabancıdır? Ya da Neye yabancıdır? Niçin yabancı olmayı tercih etmiştir, ya da yabancı olmaya toplum tarafından mı itilmiştir?
    Yabancılaştığını ilk nerede, ne zaman fark etmiş, fark ettirmiştir? Ezcümle 5N1K sorularının cevapları hakkında ipuçları vermek niyetindeyim.
    1K~Kahramanımız işlediği suçtan çok, gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için dışlanan, hatta ve hatta dünyaya, kendine ve dahi tüm eylemlerine, hislerine yabancılaşmış bir yabancıdır.
    1N~Yabancı, toplumsal normlara uymayı ısrarla reddeder.(bknz; Durkheim-Anomi)
    2N~ Gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için dışlanması, akabinde toplumdan kendini soyutlamayı getirir. 3N~ Kendi dahil her şeye Yabancı olmak kahramanımızın belki tercihi değildi, fakat farklı olanı ötekileştiren bir toplumda ve dahi dünyada yaşıyorsak bu kaçınılmaz hale gelir.
    4N~ Yabancılaştığını fark etmesi, toplumsallaşma süresince uyumsuzluğunu idrak ettiği andan itibaren başlar. Bu yabancılaşmanın çok net anlaşılması ve yargılanması ise annesinin
    ölümüyle gün yüzüne çıkar.
    Örneğin daha eserin ilk sayfasında kendi dahil her şeye yabancı olduğunu hissettiren cümleler kullanır.
    "Annem öldü bugün. Belki de dün. Bilmiyorum... "Kabahat bende değil."
    Toplumsal-ahlâki-psikolojik-geleneksel- örfî ve vicdanî olarak annesinin ölüm haberini alan bir evlattan beklentimiz, muazzam bir acı duyması, ağır tepkiler vermesi ve ağlayıp kahrolmasıdır öyle değil mi? İşte kahramanımız bunu yapmaz! Çünkü gerçek hisleri toplumun ondan beklediği şekilde değildir. Sahteliği de kendine yakıştıramaz ve âdeta tüm ruhu emilmiş gibi davranır. Hâsılı her şeye tepkisiz kalıp
    olağan karşıladığı icin suçlanan bir adamın hikâyesidir Yabancı...
    ⁉Sizce hangisi daha normal?
    #dipçem : Camus'nün Yabancı eseri Türk-İtalyan yönetmenlerce iki kez 'beyazperde'ye uyarlanmıştır.( bknz;Zeki Demirkubuz - Yazgı )
  • ...bir bilgiyi beynindeki dosyaya kaydederken 5N1K sorularını, yani kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin sorularını sorarak kaydedersen beyninde o dosyayla ilgili bir bağlantı ağı oluşur; o bilgiyi hatırlamaya çalışırken bir bağlantıdan yanıt alamadığında diğer bağlantıya başvurursun ve istediğin bilgiyi rahatlıkla hatırlayabilirsin.
  • Yani bu niye böyle, neden olur, nerede kusurumuz var soruları sorulmadığı müddetçe sadece yazmış olmak için yazılan, 5N1K ’sız haberin faydası olmadığına inanıyorum.