Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir.
59. Yüceliğime yemin olsun ki, Nuh'u kavmine peygamber gönderdik. Vardı da, "Ey toplumum, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka bir ilahınız daha yoktur. Gerçekten ben üstünüze büyük bir günün azabının inmesinden korkuyorum." dedi.
60. Kavminden cumhur cemaat (yani ileri gelen ve göz dolduran seçkin sınıf) dediler ki: "Gerçekten biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz."
61. "Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yok. Fakat ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi.
62. Size Rabbimin mesajlarını ulaştırıyorum ve size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilemeyeceklerinizi biliyorum.
Bir yazar bu görüşe "kişinin hayatının anlamsız olduğunu fark etmesinin doğal sonucunun kendisini öldürmek olacağı fikri bir nebze gülünçtür"60 diyerek burun kıvırır. Aslında sosyal aidiyet yoksunluğu, en azından bazılarına göre intiharın ön göstergelerinden en önemlisidir.61 Sosyal aidiyet yoksunluğu kişinin başka insanların bakış açısından hayatının anlamsız olduğunu algılamasının bir sonucudur.
"Musa, 'Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim. Beni bağışla!' dedi. Allah da onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir."[16] (رَبِّ اِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى فَاغْفِرْ لِى)
"Bunun üzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve 'Rabbim! Doğrusu bana lütfedeceğin her hayra muhtacım' dedi."[24]
(رَبِّ اِنِّى لِمَٓا اَنْزَ لْتَ اِلَىَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِير)
"Size verilen şeyler dünya hayatının geçim vasıtası ve debdebesidir. Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?"[60]
5 yaşındaki çocukların bir günde ortalama 120 soru sordukları, 6 yaşında bu sayının 60 civarına düştüğü, 40 yaşlarındaki yetişkinlerin ise (yeni bir şey öğrenmeye ya da keşfetmeye odaklı) en fazla 3-4 soru sordukları öngörülüyor. Tanıdığım insanları aklımdan geçirince hem yazar hem de iş insanı olarak oldukça geniş bir çevrem olmasına karşın, yetişkinlerin samimi bir keşif heyecanıyla günde 3-4 soru sormasının bile oldukça iyimser bir tahmin olduğu kanısındayım. Maalesef pek çoğumuz belli bir yaştan sonra artık yeni bir şey öğrenmek ya da keşfetmek için herhangi bir heyecan duymuyoruz. Bilakis iletişimde odağımız “başkalarına ders vermek, hatalarını göstererek onlara akıl vermek” oluyor, sorularımız genelde diğer insanları sorgulamaya ve eleştirmeye yöneliyor.