9/10
·312 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:55
Tüm şeffaflığımla şunu söylemek istiyorum ki, kitabın ilk 50-60 sayfasından neredeyse hiç zevk almadım. Sebebi sanırım hikayenin içine girmekte güçlük çekmem oldu. Olay örgüsünü, karakterleri, zamanı anlamam 70. sayfalarda başladı ve devamına hayran kaldım. İlk sayfaları bir haftada zor okurken geri kalan sayfaları tek günde birirdim. Tek kelimeyle BAYILDIM. Bir geçmişi, bir geleceği okuyor oluşumuz, yazarın sade ve akıcı dili, karakterlerin duygularını içimizde hissedişimiz beni kitaba bağladı. Olurda okumaya başlar ve sıkılırsanız sakın elinizden bırakıp da gitmeyin. Yazarla tanışma kitabım oldu ve yazarın diğer kitaplarına olan merakımı artırdı. Ahh Handan Hanım, ahh Halide… Ne de çok içime işledi hikayeleriniz. Okumayı planlayan varsa durmasın, başlasın. Keyifli okumalar dilerim!!!
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258bin okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor,
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,073 okunma
Beklenti üzer...
6/10
·280 syf.··
2026 6. kitabı
Kitapçıda gezerken içimden bir ses o an, "Polisiye veya gerilim okumalısın." dediği için gerilim rafına yöneldim. Tam aradığımı bulamamamın verdiği hayal kırıklığıyla bakınırken yanıma muhtemelen 55-60 yaşlarında olan bir beyefendi yaklaştı ve bana, "Eğer gerilim polisiye istiyorsanız, size bu kitabı şiddetle öneriyorum. Okurken uykunuz kaçacak." dedi. * Adamın bu söyledikleri beni öyle meraklandırdı ki kendimi bir anda kasada kitabı satın alırken buldum. Eve gelip heyecanla okumaya başladım. Ama ne eksikti bilemiyorum; beklentimi karşılamadı. * Tabii benim bu yorumum, kitabın kötü olduğu anlamına gelmez. Kitapta yazar kendi hayatını anlatıyor. Ama dediğim gibi, sayfaları çevirirken eksik olan bir şeyler vardı...
1000Kitap
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0125 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:17
Hamnet kitabından çoğumuz aşinayız aslında yazara. Tabi okumayan bir ben kalmış olabilirim bu kitapla yazarın kalemiyle tanışma fırsatı buldum. Konusundan kısaca bahsetmek istiyorum.. Esme, ailesi tarafından genç yaşta akıl hastanesine kapatılıyor ve tam 60 yıl boyunca orada tutuluyor. Yıllar sonra hastane kapanınca Esme dışarı çıkıyor ve hikaye de başlıyor. Geçmişle şimdi arasında gidip gelerek hem Esme’nin başına ne geldiğini hem de ailenin sakladığı şeyleri yavaş yavaş öğreniyoruz. Yazım tarzı biraz zorlayıcıydı. Sürekli farklı karakterlerin iç seslerini okuyoruz, bir geçmişe gidiyoruz bir şimdiye geliyoruz. Bazen gerçekten odağım kaydı ama dürüst olayım, ben böyle beyni yoran kitapları seviyorum. O yüzden bırakmadım. Ama en çok zorlayan şey soy ağacıydı. Kim kimin nesi, kim neyi biliyor… kafamda oturtmakta baya zorlandım. Esme’nin 60 yıl boyunca tımarhaneye kapatılması zaten başlı başına sarsıcı. Başta tamamen haksızlık olduğunu düşündüm. “Bu kadın suçsuz yere kapatılmış” dedim. Ama ilerledikçe bir an ya gerçekten hasta olabilir mi? diye de düşünmedim değil. Hatta bir noktada şizofren olma ihtimaline ikna oldum. Bu ikilem beni baya düşündürdü açıkçası. Kitabı bitirdim ama hâlâ “Esme nasıl yok oldu?” sorusunun cevabı yok bende. Gerçekten ne oldu? Kim kimin hayatını çaldı? Hiç net değil. Aslında kitap akıcı ve sürükleyici ama ben kendimi tam veremedim o yüzden biraz uzun sürdü bitirmem. Belki daha odaklı okusaydım bazı şeyler daha net olurdu.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,901 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 4. kitabı
Sonunu başından bilmeme rağmen, kitabın bitiriliş şekli, özellikle son 4-5 sayfası çok iyiydi. Kitap Amerika’dan Napoli’ye turist olarak seyahat eden Lise’nin bir gününü anlatıyor. Lise’nin karakteri hakkında pek bir bilgimiz olmuyor kitap boyunca, sadece bazı davranışlarını biliyoruz. Kendisi hakkında verdiği bilgiler çelişkili, gerçek mi değil mi emin olamıyoruz. Sanki onunla denk gelmiş ve onu tanımayan ama hakkında tahminde bulunan insanların onu anlatması gibi, kendini anlatıyor bize. Hafif histerik ve psikolojik problemleri olan biriymiş gibi bir portre çizmiş yazar, aynı tecavüze uğrayan kadınların tecavüz edenin cezasını düşürmek için suçlu ve aranıyormuş, olan her şey onların suçuymuş gibi yansıtılması gibi. Yazarın bunu kasıtlı yaptığı aşikar. Tecavüz edilip ölü bulunan Lise’nin katilinin savunması ise günümüzdeki kadın tecavüzcüsü ve katillerinin kendilerini savunmalarıyla birebir aynı. Kitap ‘70lerde yazılmış, aradan geçen neredeyse 60 yıla rağmen durumun ve olayların ele alınışının geçerliliğini hala koruması ise gerçekten kahredici. Muriel Spark, enteresan bir biçimde bütün kitap boyunca Lise’yi anlatmasına rağmen onun tamamen yok sayıldığı bir şablon oluşturmuş. Bu yönüyle bana Sakar kitabındaki tanık ifadelerini anımsattı. Kitap sonuna kadar beni çok etkilemese de, sonuyla gerçekten her şey yerine oturdu ve bu kitabın neden ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap listesinde olduğunu anladım. Tavsiyedir.
1000Kitap
Sürücü KoltuğuMuriel Spark · Siren Yayınları · 20181,341 okunma
Puan vermedi·326 syf.··
2022 104. kitabı
Alman edebiyatının ve dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biridir. Goethe bu eseri yaklaşık 60 yıl boyunca (1770’lerden 1832’ye kadar) yazmış, Birinci Bölüm 1808’de, İkinci Bölüm ise ölümünden
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,8bin okunma