61061

61061
@61061_
Neden hep en çok sevdiğimi kaybediyorum? neden üzerine titrediğim çiçek solarda ilgilenmediğim otlar büyür? Neden sensiz yapamam dediğim kadın ya da adam arkasına bakmadan gider? Cevap kainatın işleyişindeki o çift taraflı mekanizma da gizlidir. Bu mekanizmanın gökteki adı "Gayretullah' yerdeki adı ise" Güç Dengesi'dir. 1- Göklerin kanunu kalbin sahibi ortak kabul etmez. Sistem (yaradan) kalpte 'şirk' (ortak) istemez. Kalp "Beytullah" tır. (Allahın evi). Sen o kalbin baş köşesine, o tahta, Yaradandan daha fazla bir kulu, bir parayı, bir evladı veya bir eşyaya oturtursan sistemin alarm zilleri çalar. Buna tasavvufta "Gayretullah" (Allah'ın gücüne gitme) denir. Mekanizma bir "Put Kırma Operasyonu' olarak çalışır. Sen bir faniye 'ilahmış gibi' taparsan, sistem sana; 'O kul sadece bir aciz, asıl ilah benim' demek için o putunu kırar. Aynı şekilde bir eşya yani dünyevi olan her şey için geçerlidir. Hz Yakup ve Yusuf Dersi: Tarihin en büyük örneği Hazreti Yakup'tur. Yakup, oğlu Yusuf'u aşırı sevdi. O kadar sevdi ki kainatta Yusuf'tan başkasını gözü görmez oldu. O sevgi bir babalık sevgisini aşıp, kalbi tamamen işgal eden bir beldeye dönüştü. Sonuç? Sistem Yusuf'u ondan aldı. Onu kuyuya attı, köle yaptı, yıllarca babasından ayırdı. Ne zaman ki Yakup o aşırı sevgiyi kalbinden dengeledi, ne zaman ki 'Hasbunallah' (Allah bana yeter) dedi; işte o zaman Yusuf geri geldi. Kural Şaşmaz Kime "O olmazsa yaşayamam" dersen, kader sana "Onsuz da çatır çatır yaşandığını' öğretmek için onu senden söküp alır. 2. Yerin Kanunu En Az Seven Yönetir. Şimdi göklerden inip, İnsan psikolojisinin (hayatın) acımasız gerçeğine bakalım. Tasavvufun' imtihan' dediğine, modern psikoloji 'en az ilgi ilkesi' der. ikisinin de sonucu aynıdır: Aşırı bağlanan kaybeder. Bir ilişkide ipler, her zaman masadan
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayatın gayesini çözemedikçe de insanların, olayların daha beter versiyonları geliyor. Kendimi var edebilmek için kaç kişi öldü ben de bilmiyorum. İçim bir mezarlık dışım ise ne farkeder.
Kalabalıktan kaçmak, hakikate yürümek
Sürü güvenlidir ama Hakıkat her zaman sürüden bulunmaz. İnsan çoğu zaman alıştığı yolda yürür. Hakıkat ise onu alışkanlığından çıkaran sarsıntı ile görülür. Tasavvuf yolu ilerlemekten ziyade ayrılmaktır. Cahiliyedeki peygamberimiz zamanındaki toplum örneği Hakikat kapısından hiçbir zaman topluca geçilmemiş Bildiklerinden, alışkanlıklarından, kalabalıkların doğrularından ayrılmak. Kalabalık huzur Hakikat ise huzursuz eder. İnsan çoğu zaman sürüde kalır. Yanlış da olsa orada kalmak ister. Çünkü konfor alandır sürü. İbni arabi:insanın kaderi çoğunluk tarafından onaylanan çizgide değil kalbin zorlandığı eşikte açılır. Hak yolu halkın yolunu terkle bulunur. Hakikat yoluna yürüyen yalnız olur. Garipleşir.anlaşılmaz olur. Bu yalnızlık bir kayboluş değil bir çağrıya yönelimdir. Kalabalıkta kaybolan kendini bulamaz Yalnız kalan hakikate yaklaşır. Kalabalık düşünmez. Düşünmeyi bırakır. Kalabalık bireylerin iradesini emer. İnsan orada kendisi olmaktan çıkar. Çoğunluğun refleksine dönüşür. Nefsi emmarenin modern karşılığı işte sürü ile düşünen zihin. İbni arabi nefsin en büyük tuzağının insana herkes böyle yapıyor dedirtmek olduğunu söyler. Nefs güveni kalabalıkta arar. Oysa kalp çoğu zaman ters yöne çağırır. Modern insanın içindeki bitmeyen huzursuzluğun kaynağı burada yatıyor. Kafada İçsel çatışmaya döner kalabalık ve Hakikat. Sürüden ayrılma, yalnız kalma, kaybetme, dışlanma korkusu aidiyet travmasına dönüşüyor. İnsan ait olmasa yok olacak manasına geliyor bu travmada.hakikat ise bunun bir yanılsama olduğunu söyler. İbni arabi: insanın hakiki varlığı kalabalıkta değil yalnızlıkta belirir. Kul halktan uzaklaştıkça hakka yaklaşır. Bu bir inziva çağrısı değil. Yalnızlaş çağrısı değil. Bu bir bilinç(şuur) dönüşümü. Tasavvufa göre her ayrılış bir hakikat değilki nefs de bazen insanı
Bizi cepte görenlerin kursağında kalırız. Ağa da paşa da bilmez Padişah neslindeniz. Köprüyü de geçeçek Ayıya da ayı diyeceğiz. Kral da çıplak sözümüz de meclisten içeri.