Bir öykü kitabı düşünün, çok büyük oranda travmatik deneyimlerini gizleyen erkek karakterlerden oluşan. Yazarın ilk öykü kitabı "Güzel Kadınlar Çabuk Tükenir"de hayatlarımıza dokunan kadın kahramanların yeri bu kitapta erkeklere kalmış gibi... Bunun, yazarın bir seçimi olduğunu düşünüyorum... ilk öykü "Yedi Günah Bir Çukur"da, kendi hayatına dipnot bile olamayan bir şairin defin ritüelleriyle tatlı bir gülümsemeye iter yazar bizleri... "Yersiz Yurtsuz" öyküsünün Şerife-Lina-Cemal ekseninde bakıldığında olay örgüsüyle beyaz perdeyi hak ettiğini ifade edebilirim. Düş ile gerçeği karıştıran orta yaş bunalımları yaşayan Selim, tipik bir memur olan "Sidikli Yaşar", erkeklik krizi yaşayan Halis, aldatmayla mayalanmış bir ruh olan Ferdi, şiddet küpü Deli Mahiri öldüren Ezo, ve Anadolu'da hemen hemen her ilde bir benzeri olan kitapçı Adem'in kendisiyle olan ilişkisi... bir bütün olarak bakıldığında karanlıkta bir yerlerde kalan ve içi tırmalayan şeylerle yüzleştiriyor okuru...
"Sana hep adam ol dedik ama sen yanlış anladın. Biz sana erkek ol dedik, sen insan olmaya çalıştın. Yumuşadın, sevdin, anlamaya çalıştın ve sonunda hak ettiğin yerdesin. Gömüyoruz seni. Bizden vazgeçtin, ama biz senden vazgeçmedik, öldürerek adam edeceğiz seni" (s. 12).
"Herkes kadar kördüm, herkes kadar incinmiş. Kaçmak istemiştim bir zamanlar. Neredeyim, kimim, nasıl geldim bu yaşıma bilmiyorum. Üzülüyorum ben, her şeye ayrı ayrı üzülüyorum..." (s.50).