"Yokmuş çaydanlık. Çay da bitmiş"dedim. Kaşları çatıldı. "Niye aldırmamış çay?"
"Yarın aldırırım diye düşünmüş. Neyse... Kahve içelim bari,"dedim.
"Alsın çocuklar gidip çay..."
"Yok canım, bu saatte zahmet etmesinler, içimeyiveririz..."dedim.
"Selim!"diye seslendi Bora, beni umursamadan.
"Gerek yok,"dedim fakat beni dinlemiyordu bile.
"Saniyeler sonra zavallı Selim mutfağa geldi. Nefes nefese kalmıştı. "Buyur, abi?"
"Gönder birini çay alsın."
"Tabii, abi. Hangi marka?"diye sordu Selim.
"Sevim hanım ne aldırıyorsa onu... Ya da dur,"dedi Bora ve bana döndü. "Ne alsınlar?"
"Şu an için farketmez ama bergamotu çok severim, varsa aromalı olabilir," dedim gülümseyerek.
"İşte, en iyisi neyse sorun, baksın, alsın. Bergamot aromalı," dedi Bora, tekrar Selim'e dönerek.
"Şey, Selim bey? Zahmet olmazsa, rica etsem... Bir de atıştırmalık bisküvi falan alabilirler mi?"
"Tabii, yenge, söylerim,"dedi Selim.
"Yengeniz batsın!"diye mırıldandım, ısıtıcıya su doldurmaya başladım.
"Alış buna,"dedi Bora.