“Büyükbabam, herkes
öldüğü zaman geride bir şey bırakmalı, derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir
resim, bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Ya da
ekili bir bahçe. Ellerinin bir şekilde dokunduğu ve ruhunun öldüğün
zaman gidebileceği bir şey, öyle ki insanlar senin diktiğin ağaç ya da
çiçeğe baktığı zaman seni orada görebilsinler. Ne yaptığın önemli
değil, derdi, yeter ki sen ellerini onun üstünden çektiğin zaman, ona
dokunduğun zamanki halini değiştiren bir şey yapmış olasın. Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Otları biçen bir adam orada hiç bulunmamış gibidir,
fakat bahçıvan ömür boyu oradadır.”
Fakat insanlığın en harikulade şeyi bu; hiçbir zaman, her şeyi yeniden yapmasını
engelleyecek kadar cesaretsizliğe veya iğrentiye kapılmaması, çünkü
yaptığı işin ne kadar önemli ve yapmaya değer olduğunu bilir.