“o zamanlar bilmiyordum. birini tekrar düzelemeyecek kadar kötü kırabileceğimi. insan sadece var olarak diğer bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu.”
“seni ötesinde insanın isteyeceği hiçbir şey olmayan iyiliğe yönelten sevgimin orta yerinde; hangi hendeklerle, zincirlerle karşılaştın da daha yukarılara gitme isteğini bir kenara bıraktın? nasıl bir yarar, nasıl bir çıkar buldun da ötekilerde böyle peşine takıldın onların?”
“bir tavanı taşısın diye kimi kez göğüsleri dizkapaklarına inen yontu sütunlar kullanılır ve gerçek olmayan bu acıyı gören büyük bir üzüntüye kapılır ya; ruhların da o durumda olduğunu gördüm dikkatle bakınca. sırtlarındaki yükün hafif ya da ağır oluşuna göre, az ya da çok bükülmüştü
belleri: ve duruşundan daha sabırlı olduğu belli biri, ağlaya ağlaya ‘dayanamıyorum artık’ der gibiydi.”