• 1. Schopenhauer - Say yayınları dizisi
    2. Schopenhauer - İsteme ve Tasarım olarak dünya
    3. Schopenhauer - Aşkın metafiziği
    4. Rudiger Safranski - Felsefenin yaban yılları( Schopenhauer biyografisi)
    5. Nietzsche - Böyle buyurdu zerdüşt
    6, Nietzsche - Putların Alacakaranlığında
    7. Nietzsche - İyinin ve kötünün ötesinde
    8. Nietzsche - Ecce homo
    9. Nietzsche - Trajedyanın doğuşu
    10. Soren Kierkegaard - Korku ve Titreme
    11. Soren Kierkegaard - kahkara benden yana
    12. Soren Kierkegaard - Ölümcül hastalık umutsuzluk
    12. Dostoyevski - Karamazov Kardeşler
    13. Dostoyevski - Ecinniler
    14. Dostoyevski - Yeraltından notlar
    15. Albert Camus - Mutlu ölüm
    16. Albert Camus - Yabancı
    17. Albert Camus - Defterler
    18. Jean Paul Sartre - Bulantı
    19. Jean Paul Sartre - Yaşanmayan zaman
    20. Jean Paul Sartre - Sözcükler
    21. Jean Paul Sartre - Varlık ve hiçlik
    22. Irvin Yalom - Nietzsche Ağladığında
    23. Irvin Yalom - Bugünü Yaşama arzusu
    24. Platon - Sokrates’in savunması
    25. Platon - Devlet
    26. Aristoteles - Poetika
    27. Cicero - Yaşlılık üzerine
    28. Cicero - Ölüm üzerine
    29. Seneca - Teselliler
    30. Augustinus - İtiraflar
    31. Boethius - Felsefenin tesellisi
    32. Epiktetos - Düşünceler ve Sohbetler
    33. Fernando Pessoa - Huzursuzluğun kitabı
    34. Cesare Pavese - Yaşama Uğraşı
    35. L. Ferdinand Celine - Gecenin sonuna yolculuk
    36. Baruch Spinoza - Ethika
    37. David Hume - İnsanın doğası üzerine inceleme
    38. David Hume - Din üzerine
    39. Voltaire - Candide
    40. J. J. Rousseau - Toplum sözleşmesi
    41. J. J. Rousseau - Yalnız gezerin düşleri
    42. J. J. Rousseau - Emile
    43. J. J. Rousseau -İnsanlar arasında eşitsizliğin kaynağı
    44. Sigmund Freud - Psikanaliz üzerine
    45. Sigmund Freud - Mutlu olma ihtimalimiz
    46. Ludwig Wittgenstein - Felsefi Soruşturmalar
    47. Bertrand Russell - Sorgulayan denemeler
    48. Peter Singer - Hayvan Özgürleşmesi
    49. George Orwell - 1984
    50. George Orwell - Hayvan Çiftliği
    51. Hermann Hesse - Bozkırkurdu
    52. Hermann Hesse - Demian
    53. Hermann Hesse - Siddharta
    54. Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri ayarlama enstitüsü
    55. Lermontov - Zamanımızın bir kahramanı
    56. Aldous Huxley - Cesur yeni dünya
    57. Anatole France - Kırmızı zambak
    58. Cemil Meriç - Sosyoloji notları
    59. Cemil Meriç - Bu ülke
    60. Charles Bukowski - Kadınlar
    61. Charles Bukowski - Ekmek arası
    62. Charles Bukowski - Pis Moruğun Notları
    63. Chuch Palahniuk - Dövüs kulübü
    64. Chuck Palahniuk - Gösteri peygamberı
    65. Jack Kerouac - Yolda
    66. Tolstoy - İtiraflarım
    67. Tolstoy - Anna Karenina
    68. Tolstoy - Savaş ve Barış
    69. Tolstoy - İnsan ne ile yaşar
    70. Edgar Allen Poe - Seçme şiirler
    71. Edgar Allen Poe - Seçme öyküler
    72. Eduardo Galeano - Biz hayır diyoruz
    73. Eduardo Galeano - Aynalar
    74. Elias Canetti - Körleşme
    75. Jose Ortega y Gasset - Sevgi üzerine
    76. Max Horkheimer - Akıl tutulması
    77. George Bernard Shaw - Gülen düşünceler
    78. Sabahattin Ali - Kürk mantolu madonna
    79. Sabahattin Ali - İçimizdeki şeytan
    80. Herakleitos - Fragmanlar
    81. Ralph Waldo Emerson - İnsanın görkemi
    82. Richard Dawkins - Tanrı yanılgısı
    83. Richard Dawkins - Kör saatçi
    84. Richard Dawkins - Gen bencildir
    85. Richard Dawkins - Ataların hikayesi, hil yayınları
    86. Richard Dawkins - Yeryüzündeki en büyük gösteri
    87. Jack London - Martin Eden
    88. Marcel Proust - Kayıp Zamanın İzinde (2 cilt)
    89. Vladimir Jankelevitch - Ölümü düşünmek
    90. Slavoj Zizek - Acı çeken tanrı
    91. Marquis de Sade - Yatak odasında felsefe
    92. Simone de Beauvoir - Denemeler
    93. Simone de Beauvoir - Kadın (serisi)
    94. Virginia Woolf - Kendime ait bir oda
    95. Virginia Woolf - Mrs. Dalloway
    96. Michel Foucault - Cinselliğin tarihi
    97. Erasmus - Deliliğe övgü
    98. Paul Lafargue - Tembellik hakkı
    99. Milan Kundera - Varolmanın dayanılmaz hafifliği.
    100.Franz Kafka - Milena’ya mektuplar
    101. Franz Kafka - Dava
    102. Franz Kafka - Aforizmalar
    103. Oscar Wilde - Dorian Gray’in portresi
    104. Sadık Hidayet - Kör baykuş
    105. Carl Sagan - Cosmos (evrenin sırları)
    106. Carl Sagan - Kozmik Bağlantı
    107. Carl Sagan - Cennetin Ejderleri
    108. Carl Sagan - Milyarlarca ve milyarlarca
    109. Alfred Adler - İnsanı tanıma sanatı
    110. Walter Sinnott Armstrong - Tanrısız ahlak
    111. Orhan Hançerlioğlu - Düşünce Tarihi
    112. Nigel Warburton - Felsefenin kısa tarihi
    113. Alain de Botton - Felsefenin Tesellisi
    114. Peter Watson - Fikirler Tarihi
    115. Emil Michel Cioran - Doğmuş olmanın sakıncası üzerine
    116. Emil Michel Cioran - Çürümenin kitabı
    117. Ivan Goncarov - Oblomov
    118. Mark Daniels - Dünya mitolojisi
    119. Gündüz Vassaf - Cehenneme Övgü
    120. Victor E. Frankl - İnsanın anlam arayışı
    121. Montaigne - Denemeler
    122. Wilhem Reich - Dinle Küçük Adam
    123. Karl Marx - Das kapital
    124. Karl Marx - Komünist manifesto
    125. Stephen Hawking - Büyük tasarım
    126. Stephen Hawking - Ceviz kabuğunda ki evren
    127. Stephen Hawking - Zaman ve uzayın doğası
    128. Dante Aligiheri - İlahi komedya
    129. Charles Darwin - Türlerin kökeni
    130. Charles Darwin - İnsanın Türeyişi
    131. Andreas Vesailus - İnsan vücudu üzerine 7 kitap
    132. Claude Levstrauss - Hüzünlü dönenceler
    133. Thomas more - Ütopya
    134. Dave Goldberg - Evren kullanma kılavuzu
    135. John Fardon - Astronomi bilmeniz gereken herşey
    136. William Golding - Sineklerin tanrısı
    137. Tzu - Savaş sanatı
    138. Edward O. Wilson - Doğanın gizli bahçesi
    139. Neil Shubin - İçimizdeki Evren
    140. E. Segal - İnsan nasıl insan oldu
    141. Steven Weinberg - İlk üç dakika
    142. John Gribbin - Derin basitlik
    143. Lester R. Brown - Yer kürenin en güzel tarihi
    144. Stephen Jay Gould - Pandanın baş parmağı
    145. Douglas Adams - Otostopçunun galaksi rehberi
    146. Frank Ashall - Olağanüstü buluşlar
    147. Lawrance M. Krauss - Hiç yoktan bir evren
    148. Eugenie C. Scott - Evrim mi? Yaratılışçılıkmı?
    149. Brian Greene - Evrenin dokusu
    150. Brian Greene - Evrenin Zarafeti
    151. Micheal Shermer - Bilimin sınır bölgeleri
    152. Micheal Shermer - İnanan beyin
    153. Pico Della Mirandola - İnsanın onuru üzerine
    154. Giovanni Boccacio - Decameron
    155. Lorenzo Valla - Zevk üzerine
    156. Botticelli - Venüs'ün doğuşu
    157. Bill Bryson - Hemen herşeyin kısa tarihi
    158. Peter Macinnis - keşifler tarihteki en büyük buluşlar
    159. Kenneth W. Ford - Göremediğimiz dünya hakkında bilmemiz gereken herşey
    160. Goethe - Faust
    161. Gogol - Ölü canlar
    162. Daniel Coleman - Sosyal zeka
    163. Jose R. Dos Santos - Tarının formülü
    164. Pierre Bourdieu - Bilim toplumsal kullanımları
    165. Pierre Bourdieu - Seçilmiş metinler
    166.Richard P Feynman - Fizik yasaları üzerine
    167. Machiavelli - Prens
    168. Rudolf Steiner - Gizli bilim
    169. Champbell, Reece - Biyoloji
    170. Ernest Mayr - Biyoloji budur
    171. Ormiston Walker - Fen ve teknoloji deneyi
    172. Steve Parker - Adımda bilim
    173. Peter V. Brett - Göreliliğin anlamı
    174. Pascal Acot - Bilim tarihi
    175. Jared - Tüfek, mikrop ve çelik
    176. Eddi Anter - Ben benim
    177. Emile Zola - Germinal
    178. Evrim - Douglas J. ,Palme yayınları
    179. Evrimsel Analiz - Scott Freeman, Jon C. Herron, Palme Yayınları
    180. Evrim Kuramı - John Maynard Smith, Evrim Yayınları
    181. Evrim Atlası - Çağlar Sunay, Peter Barrett, Douglas Palmer, Muzaffer Özgüleş, İş Bankası Yayınları
    182. Herkes İçin Evrim, Darwin’in Teorisi Hayata Bakış Açımızı Nasıl Değiştirir? - David Sloan Wilson, Metiş Yay.
    183. Charles Darwin: Evrim Devrimi - Rebecca Stefoff, TÜBİTAK
    184. Darwin Ne Yaptı? - Öner Ünalan, Papirüs Yay.
    185. Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi - Evrensel Yay.
    186. Türlerin Kökeni (Resimli Uyarlama) - Michael Keller, Versus Kit.
    187. İçimizdeki Balık - Neil Shubin, NTV Yay.
    188. Maymundan mı Geldik? - Kolektif - Bilim ve Ütopya Kitaplığı
    189. 50 Soruda Darwin ve Evrim Kuramı - Haluk Ertan, Bilim ve Gelecek Kit.
    190. 50 Soruda Yaşamın Tarihi - Deniz Şahin, Bilim ve Gelecek Kit.
    191. Dersimiz Evrim - İlhan Akalın, Yurt Kitap Yay.
    192. Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği - Bilim ve Gelecek Kit.
    193. Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi: Neyin Gerçek ve Neden Önemli Olduğunu Bilmek - Ardea Skybrek, Yordam Kit.
    194. Evrim ve Yaratılışçılık - Michael Shermer, Varlık
    195. Evrim Kuramı ve Bağnazlık - Cemal Yıldırım, Bilim ve Gelecek Kit.
    196. Bilim ve Yaratılışçılık - Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Görüşü, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA)
    197. Charles Darwin ve Evrim Tartışmaları - Bill Price, Kalkedon Yay.
    198. Yüzyılın Davası - Edward J. Larson, İzdüşüm
    199. Seksüel Seçme - Charles Darwin, Onur Yay.
    200. Sevişen Beyin: Eş bulma süreci insan doğasını nasıl belirledi? - Geoffrey Miller, NTV
    201. Kızıl Kraliçe: Cinsellik ve İnsan Doğasının Evrimi - Matt Ridley, Yapı Kredi Yay.
    202. İnsanın Türeyişi - Charles Darwin, Gün Yay. / Onur Yay.
    203. Neredeyse Bir Balina - Steve Jones, Evrensel Yay.
    204. Evrim Serüveni - Sedat Ölçer, Metiş Yay.
    205. Dünya'nın En Güzel Tarihi - Hubert Reeves, Joel De Rosnay, Yves Coppens, İş Bankası Yay.
    206. Hayvanların En Güzel Tarihi - Pascal Picq, Jean-Pierre Digard, Boris Cyrulnik, Karine Lou Matignon, İş Bankası Yay
    207. Bitkilerin En Güzel Tarihi - Jacques Girardon, Jean-Marie Pelt, Marcel Mazover, Teodore Monod, İş Bankası Yay.
    208. 50 Soruda Yerin Evrimi - Mehmet Sakınç, Bilim ve Gelecek Kit.
    209. Yerkürenin En Güzel Tarihi - Lester R. Brown, Andre Bahic, Paul Tapponier, Jacque Girardon, İş Bankası Yay.
    210. Yaşamın Tüm Çeşitliliği - Stephen Jay Gould
    211. Hayvan Zihni: Hayvanlarda Akıl Yürütme ve Problem Çözme Becerisi Üzerine - James. L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK
    212. Darwin ve Sonrası Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler - Stephen Jay Gould, TÜBİTAK
    213. Darwin ve Darwincilik - Patrick Tort, Dost Yay.
    214. Darwin ve Evrimin Bilimi - Yapı Kredi Yayınları
    215. Kalıtım ve Evrim - Ali Demirsoy, Meteksan
    216. Evrimin Öyküsü - Vural Yiğit, Evrim Yay.
    217. Köken - Vural Yiğit, Evrim Yay.
    218. Gen Çeviktir - Matt Ridley, Boğaziçi Üniveritesi Yay.
    219. Genom: Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi - Matt Ridley, Boğaziçi Üniversitesi Yay.
    220. Türlerin Kökeni - Janet Browne, Versus
    221. Pandanın Başparmağı - Stephen Jay Gould, Versus
    222. Olağandışı Yaşamlar - James L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK
    223. İçimizdeki Maymun: Biz Neden Biziz? - Frans de Wael, Metiş Bilim
    224. Çıplak Maymun - Desmond Morris, İnkılap Yay.
    225. Çıplak Kadın - Desmond Morris, İnkılap Yay.
    226. Çıplak Erkek: Erkek Vücudu Üzerine Bir İnceleme - Desmond Morris, NTV Yay.
    227. Charles Darwin’in Özyaşam Öyküsü - Francis Darwin, Daktylos Yay.
    228. Charles Darwin - Katrin Hahnemann, İş Bankası Kültür Yay.
    229. Darwin ve Beagle Serüveni - Alan Moorehead, TÜBİTAK
    230. Charles Darwin: Bir Doğabilimcinin Evrimi - Richard Milner, Evrim Yay
    231. Biyolojik Evrim Kuramının Arkasındaki Yaşam - Charles Robert Darwin, İş Bankası Yay.
    232. Charles Darwin - Alan Gibbons, İş Bankası Yay.
    233. Charles Darwin Kimdi? - Deborah Hopkinson, Beyaz Balina Yay.
    234. Darwin, Galip Ata - Bilim ve Ütopya Kit.
    235. Meraklısına Darwin - Pascal Picq, Yapı Kredi Yay.
    236. Bilim İnsanlarımız Darwin’i Selamlarken - Alper Dizdar, Yazılama Yay.
    237. Darwin Sizi Seviyor: Doğal Seçilim ve Dünyanın Yeniden Büyülenmesi - George Levine, Metiş Bilim
    238. Darwin ve Beagle Gemisi’yle Yolculuğu - Felicia Law, Optimist Yay
    239. Üçlü Sarmal: Gen, Organizma ve Çevre - Rihard Lawontin, çev. Ergi Deniz Özsoy, TÜBİTAK
    240. Cennetten Akan Irmak: Yaşama Darwinci Bir Bakış - Richard Dawkins, Varlık Yay.
    241. Doğanın Gizli Bahçesi - Edward O. Wilson, TÜBİTAK
    242. Biyoloji Felsefesi - Elliott Sober, İmge
    243. Süreç Kuram ve Kavram Olarak Evrim - Yaman Örs, Kaynak Yay.
    244. Biyolojide Diyalektik Yöntem - İ.T. Frolov, Toplumsal Dönüşüm Yay.
    245. Darwin Kuramı Seçme Yazılar, Eleştiriler - Charles Darwin, Pan Yay. ve TÜBİTAK
    246. Evren ve Evrim - Cihan Türkoğlu, Doruk Yay.
    247. Evrim, Bilim ve Eğitim - Üniversite Konseyleri, Nazım Kitaplığı
    248. Evrim Adamı - Roy Lewis, Dost
    249. Evrim Kuramı Üzerine Sorular - Charles Devillers, Henri Tintant, İletişim yay.
    250. İnsan ve Hayvanlarda Beden Dili - Charles Darwin, Gün Yay.
    251. Modern İnsanın Kökeni - Roger Lewin, TÜBİTAK
    252. Göl İnsanları - Richard Leakey, Roger Lewin, TÜBİTAK
    253. 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi - Prof. Dr. Metin Özbek, Bilim ve Gelecek Kit.
    254. Epikür - özdeyişler, mektuplar ve aforizmalar
    255. lucretius - evrenin yapısı
    256. Thomas Mann
    257. Sevme Sanatı - Erich Fromm
  • Film önerisi isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum..

    1- Yağmur Adam (Otizm)
    2- Benim Adım Sam (Zeka geriliği olan bir baba ve kızı)
    3- Sol ayağım (Fiziksel engeli olan bir adam)
    4- Guguk Kuşu (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    5- Aklım Karıştı (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    6- Akıl Oyunları (Şizofreni)
    7- Wilber Ölmek istiyor (İntihar ve Depresyon)
    8- İçimdeki Deniz (Ötenazi isteyen bir adam)
    9- Kimlik (Çoklu kişilik bozukluğu)
    10- Şanslı
    11- Atlı Karınca
    12- Zenne
    13- Siyah Kuğu (Mükemmliyetçilik psikolojik gerilim)
    14- Gözlerimi de Al (Karı koca ilişkisi)
    15- Karanlıktakiler (Sosyofobi- cinsel taciz)
    16- Otomatik Portakal (Vicdan deneyi- vicdan var mıdır? var edilebilir mi?)
    17- Sineklerin tanrısı (İnsanların medeniyetten uzaklaştıklarında “id” lerinin nasıl devreye giridğini anlatıyor)
    18- Babam Büfe (Fakir bir aile yapısı)
    19- Benny’nin Videosu (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    20- Funny Games (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    21- Hayat güzeldir (Nazi Almanyası, baba oğul ilişkisi)
    22-İnsomnia (Polisiye , gerilim uyuyamayan bir polisin maceraları)
    23- Akıl defteri (Hafıza Kaybı)
    24- Tehlikeli ilişki (Freud- jung)
    25- Dövüş kulübü (Saldırganlık)
    26- Ceket (Psikolojik gerilim)
    27- Truman şov (Kurgu bir yaşamda insan psikolojisi)
    28- Makinist (Uykusuzluk problemi- insomnia)
    29- Gizli pencere (Paranoya)
    30- Nietzsche Ağladığında
    31- Sen ne dilersen (İki kız kardeşin ilişkisi
    32- Dönüş (Aile içi ilişkiler)
    33- Yirmi Üç (Takıntılı kişilik)
    34- Sil Baştan (İki farklı kişiliğin beraberliği- bilinçte yolculuk)
    35- Piyano öğretmeni (Aşırı tutucu bir kişilik ve beraberinde getirdiği cinsel sapkınlığı anlatan bir film)
    36- Takva
    37- Büyük balık (Baba- oğul ilişkisi)
    38-Abim evin tek çocuğu (Aile ilişkileri- özellikle kardeş ilişkisi üzerinde durulmuş)
    39- Beyza’nın kadınları (Çoklu kişilik bozukluğu)
    40- Max ve Mary (Asperger sendromu)
    41- Babam ve Oğlum
    42- Benim Adım Khan / Konusu: Rizwan Khan Otizm türü rahatsızlığı olan sperger sendromu hastasıdır..
    43-Beşir'le Vals
    44- İnception
    45- 3 İdiot
    46- Her Çocuk Özeldir
    47- 28 Gün (Bağımlılık ve Alkol)
    48-Yukarıya Bak (Animasyon)
    49- Sybil
    50- Oğul Odası
    51) Ekim Düşü
    52) Muhteşem Üçlü
    53) Gökten İnen Melek
    54) Son Armağan
    55) Kırmızı Köpek
    56) Tavuklar Firarda
    57) Neşeli Günler
    58) Yumurcak (Yabancı Film)
    59) Altına Hücum
    60) Düşler Ülkesi
    61- Gen
    62- Ölü Ozanlar Derneği
    63- The Game
    64- Black (Kör bir kız çocuğunun hayatı)
    65- Billy Elliot
    66- Forrest Gump
    67- Atlıkarınca
    68- Tavşan Deliği
    69- Herkes Mi Aldatır?
    70- Mozart ve Balina
    71- Good Will Hunting (Can Dostum)
    72- American Psycho
    73- Rüzgar gibi geçti
    74- İn Treatment (Dizi Film, her bölüm bir danışma seansıdır)
    75- Lie To Me (Beden Dilini Anlatmaktadır)
    76- Sherlock Holmes (Psikolojik analizler ve vaka çözümlemeleri)
    77- Umudunu Kaybetme
    78- Zindan Adası
    79- Zoraki Kral
    80- Öğretmenim Mori
    81- Özgürlük Yazarları (Varoş bir okulda bir idealist öğretmenin verdiği mücadele)
    82) The Mentalist (Dizi)
    83- Uçurtmayı Vurmasınlar
    84- Kelebek Etkisi
    85-Çıldırış
    86- Ghajini
    87- Kuzuların Sessizliği
    88- Kır Zincirlerini
    89- Aile Babası
    90- Başkalarının Hayatları
    91) K Pax (Uzaydan geldiğini söyleyen bir adamın ilginç anlatıları)
    92) Shine (Pırıltı) (Sıradışı kabiliyetli bir çocuğun müzikteki başarısı ve ailesini bir arada tutma çabası anlatılmaktadır)
    93) Tabutta Rövaşata (Evsiz barksız bir adamın (hüzünlü) hikâyesini konu edinir)
    94) Anayurt Oteli (Otel müdürünün birbirine benzeyen olaylar içinde, iç dünyasındaki fırtınaları dizginlemeye çalışmasını anlatır)
    95) Kader ve Masumiyet (Hayat kadınına saplantılı bir adam olan Bekir (Haluk Bilginer), hapisten yeni çıkmış amaçsız biri olan Yusuf (Güven Kıraç) ve annesinin hamileyken yediği dayaktan dolayı sağır ve dilsiz doğan Çilem (Melis Tuna) etrafında gelişen sıradan olayları ele alır)
    96) Six Feet Under (Dizi) (Geçimlerini başkalarının ölümlerinden kazanan bir ailenin hikâyesi)
    97) Fil (Elephant) (Okulda şiddeti konu alıyor
    98) Prestij (Önceleri birlikte çalışan iki sihirbazın daha sonra rekabete ve hatta düşmanlığa dönüşen öyküsü anlatılmaktadır
    99) Korkuyorum Anne (İnsan nedir ki? Film bunu merak ediyor)
    100) Mama-Anne-(2013): Anne babalarının öldürülmesinden sonra ormanda kaybolan iki kız kardeşin hikayesi. Kızlar yıllar sonra kurtarılır ancak yeni hayata adapte olabilecekler mi ?
    101) Life Of Pi -Pi'nin Hayatı- (2012): Okyanusun ortasında bir salda mahsur kalan Pi'nin hayatta kalma savaşı. Pi keskin zekası ile bu savaşı kazanacak mı acaba ? Dev kaplan ile birlikte yaşamayı öğrenip adaya varacak mı ?
    102) Lorenzo'nun Yağı(1992): 7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    103) Fil Adam-The Elephant Man (1980): Genetik şekil bozukluğu. John Merrick'in hayatının anlatıldığı filmde John Merrick' in görünüşünden dolayı gördüğü kötü muamele ve biz insanların yapabileceği kötülüğün sınırının olmadığını gözler önüne seren bir baş yapıt.
    104) Yazı- Tura (2004): Doğu Anadolu bölgesinde askerlik yapan iki gencin hayatları boyunca atlatamadıkları travmalarını ele alıyor film.
    105) Cennetin Rengi (1999): Dramatik bir İran filmi. Görme engelli Muhammed'in çevresini sadece dokunarak ve duyarak anlamaya çalıştığı masalsı hikayesi. Baba evlilik planlarını bozacağından korktuğu Muhammed'ten kurtulabilecek mi ?
    106) Cennetin Çocukları (1997): Yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra'nın aynı ayakkabıyı paylaşmasının öyküsü.
    107) Mozart ve Balina(2005): Otizmin bir türü olan Asperger sendromlu olan iki gencin aşk hikayesi. Donalt ve Isabella toplumun baskısını, asperger sendromunun getirdiklerini yenip ortak bir hayat kurabilecekler mi ?
    108) 21 Gram(2003): Bir kaza sonucu yolları kesişen 3 kişinin yaşadıklarını ele alan filmde ayrıca "şans" denen şeyin geçmiş, şimdi ve gelecek zamanda hayatları nasıl etkilediği ele alınmıştır.
    109) Şifre Merkür(1998): 9 yaşında otistik bir çocuğun Amerikan hükümeti güvenlik birimi tarafından yapılan hiç kimsenin çözemeyeceği bir şifre olan "merkür"ü kırması ve başından geçenler anlatılmaktadır.
    110) Maraton-Marathon(2004): otistik Cho-won' un yılmamak ve yorulmamak prensibi ile devam ettirdiği hayatını ele alıyor film.
    111) Kelebekler Hürdür- Butterflies Are Free(1972): Don, ailesinde, toplumdan uzak hayatını devam ettirmeye çalışan bir genç. Yaşadığı yerde hippi bir kız olan Jill ile tanışır aşık olurlar. Jill Don'a yaşama sevinci aşılayabilecek mi ?
    112) Kelebeğin Rüyası(2013): Veremli iki şairin 2. dünya savaşı döneminde halka şiiri sevdirme çabası ve kendi geleceklerini kurabilme adına gösterdikleri çabayı ele alıyor film.
    113) Ben X(2007): Ben otistik bir gençtir. Çevresiyle uyum sorunları yaşamaktadır. Ben, internet ortamında oynanan bir oyunda gerçek hayatında olduğunun tam tersi bir hayat kuracaktır kendisine.
    114) Koro(2005): Müzik öğretmeni Clement yatılı bir okula müdür olarak atanır. Kendisinden bu yatılı okuldaki çocukları rehabilite etmesi beklenilir ancak çocukların umursamazlıkları ve baskıcı eğitim sistemi başlarda onu hayal kırıklığına uğratır ancak Clement müziğin gücünü kullanacaktır.
    115) Ron Clark'ın Hikâyesi-The Ron Clark Story(2006): Gerçek bir hikayeden alınan filmde öğretmen Ron Clark'ın öğrencilerinin hayatını nasıl etkilediğini izleyiciye sunan biyografi filmi.
    116) İnception-Başlangıç(2010) : Rüya içinde rüya. Bilim kurgu ve aksiyon dolu bir film. Filmin başrol oyuncusu Leonardo Dicaprio için zihnin bilinçaltı derinliklerinde saklı değerli bilgileri çalmak için rüya görme anı kadar daha değerli bir an olamaz.
    117) Erkek Severse (1994): Alkolizmin pençesinde bir aile ve bu ailenin bu büyük soruna rağmen sevgi ve aşk ile birbirlerine destek olma çabaları
    118) Saklambaç(2005): Annesi intihar ettikten sonra Emily depresyona girer psikiyatrist olan babası kızına yardımcı olmaya çalışır ancak kendisi de çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Yeni taşındıkları evde Emily hayali bir arkadaş edinmiştir.
    119) Benden Bu Kadar(1997): Udall "obsesif kompülsif" başarılı bir yazardır.
    120) Kevin Hakkında Konuşmalıyız(2011): Çocuk gelişimi ve anne çocuk ilişkisini ele alan filmde anne Eva kariyerini ve planlarını bir kenara bırakarak çocuğu Kevini dünyaya getirir. Ancak Kevin toplumsal normlardan uzak kurallara aykırı bir hayat yaşar, çete gruplarına katılır. Anne Eva çocuğunun davranışlarından dolayı derin bir sorumluluk duymakta ve nerde hata yaptığını sorgular.
    121) Tehlikeli Oyun-Die welle (2008): 1967 yılında Kaliforniya'da geçen gerçek bir olayı perdeye aktaran filmde insanları robotlaştıran ideolojilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkisi ele alınıyor. The Wave grubu ilk başlarda dayanışma, saf bir birliktelik olarak ortaya çıkmışsa da durum kontrolden çıkmaya başlar ve farklı boyutlara ulaşır
    Toplum psikolojisi nasıl harekete geçirilir nasıl bir tehlikeli bir hal alır, bunu anlatıyor. Olay bir lisede geçiyor. Basit bir proje ödevi olarak başlayan hareket, çok tehlikeli bir hale dönüşüyor.
    122) Experiment (Deney): Bir bilim adamı grubunun, hapishane ortamına deney yapmak amacıyla girmesini ve sonrasında işlerin çığırından çıkmasını konu almaktadır.
    123) Billy Elliot(2000): Billy 11 yaşında bir çocuktur ancak yaşına fazlasıyla olgundur. Yeri geldiğinde babası ve abisi ile birlikte grevlere katılmaktadır. Ancak Billy bir gün bale yapmak istediğini söylediğinde ailesi nasıl bir tepki verecektir ?
    124) 12 Kızgın Adam-12 angry man (1957): Grup psikolojisinin, yabancı düşmanlığının kararları vermede ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan bir film. Filmde babasını öldürmekle suçlanan latin amerikalı genci suçlu bulan 11 jüri üyesi ve genci suçsuz bulan 1 jüri üyesinin arasında geçen muhteşem diyologlar.
    125) İçinde Yaşadığım Deri(2011): Tarantula adlı romandan çevrilen filmde Ünlü bir plastik cerrahın kaza sonucu yanan eşine deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşması, eşinin intiharı ve bu intihar sonucu psikolojik travma yaşayan küçük kızını konu alır ancak olanlar sadece bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Plastik cerrahın kızı tecavüze uğrar ve baba intikam için tecavüzcü üzerinde deri deneyleri yapar.
    126) Amedeus (1984):8 dalda Oscar ve birçok ödül kazanan filmde ünlü besteciler Amadeus Mozart ile Antonio Salieri' nin başından geçenlere tanık olacaksınız.
    127) Beethoven'i Anlamak -Copying Beethoven (2006): Beethoven' ı daha iyi, daha yakından tanımak isteyenler için güzel bir film. Sağırlığı giderek artmakta olan Beethoven son bestesini bitirmeyi hedeflediği sürede bitirip başarısına başarı katabilecek mi ?
    128) Küçük Gün Işığım(2007): Hoover ailesinin küçük bireyi yarışmaya katılmak için ailesini ikna eder ve calofirniya' ya doğru eğlenceli bir yolculuk başlar.
    129) Bir Zamanlar Anadolu'da(2010): Bir Nuri Bilge CEYLAN filmi. Filmde cinayet soruşturmasında doktor ve savcının 12 saatlik gerilimli hikayesi.
    130) Baran -Yağmur(2001): Majid Majidi yapımı bir iran filmi. Büyük bir kinin derin bir aşka dönüşmesinin hikayesi.
    131) Kulübe-Enter Nowhere(2011): Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    132) Kız kardeşimin Hikâyesi(2009): Kate adından çocukları olan çift kısa bir süre sonra çocuklarının lösemi olduğunu ve ilik nakli yapılmazsa bir kaç yıldan fazla yaşayamayacağı bilgisi ile hayatları altüst olur. Çift bir çare olarak Anna adında bir bebek daha yaparlar ve 11 yaşında kate'e böbrek nakli yapılması gerekmektedir. Ancak anna kendisinin bu amaçla kullanılmasına karşı ailesine dava açar.
    133) Dorothy Mills(2008): Ailesini trafik kazasında kaybeden bir psikiyatrist ve daha sonrasında yolları kesişen aynı kazadan kurtulan bir kız çocuğu ile yaşadığı garip olaylar.
    134) Uyanış -Awakenings- (1990) (Dr. Sayer, uzun süre bilincini kaybetmiş hareketsiz bir nevi koma durumunda olan hastalarını iyileştirmek amacıyla çabalamaktadır. L-Dopa adlı ilacı deneyecektir ancak pahalı olduğu için sadece bir kişi üzerinde deneyecektir. Ancak ilacın yan etkileri de kaçınılmazdır.
    135) Behzat Ç. -Seni Kalbime Gömdüm-
    136) Aynı Yıldızın Altında (2014) – 3 yıldır troid kanseri ile boğulan 16 yaşındaki bir genç kız ve kanserli hastalar için oluşturulan terapi grubunda yaşadıkları.
    137) Lorenzo’nun Yağı(1992) –7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    138) Sevgili Öğretmenim (1967) – Asıl mesleği mühendislik olan Thackeray iş bulamadığından öğretmenlik yapar. Ancak idealist öğretmenimizi okulun haylaz öğrencileri rahat bırakmayacaktır. Thackeray pes edecek midir ?
    139) Tedavi – The Great Hypnotist(2014) – Xu, alanında uzman bir o kadar da ukala çinli, bir psikiyatristir. Hayalet gördüğünü iddia eden hastasına inanmamakta ve hastasını hipnoz terapisine alacaktır.
    140) Musaranas (2014) – 1950 İspanyasında geçen psikolojik gerilim filminde Montse agorafobisi (açık alan korkusu) bir bireydir. Hayatı bir apartman dairesinde geçmektedir. Montse hayatının kalanını bu apartman dairesinde mi geçirecek yoksa başına çok daha farklı olaylar mı gelecek ?
    141) Edit ve Ben (2009)– Psikoloji bölümü okuyan genç zekasını arttırmak amacıyla kendisine çip taktırır ancak içinde yapay bir benlik olması nedeniyle birçok tuhaf olay yaşayacaktır. Bir yandan da otistik olan matematik dehasının gizli araştırmanın formülünü çözmesi Edit ile yakınlaşmasını sağlar.
    142) İnfaz-Calvary (2014)– Psikolojik ögelerin yer aldığı bir kara komedi filmi. Günah çıkartmak için Rahibi ziyaret eden bir adam rahibe onu öldüreceğini söyler ancak rahip adamın yüzünü görememiştir. Rahip bir yandan ölüm hazırlıkları yaparken bir yandan da bu adamın kim olduğunu bulmaya çalışır.
    143) Koku -
    144) Yalanın İcadı –
    145) 12 yıllık esaret
    146) Şeytan Üçgeni -Triangle (2009) – Arabasıyla giderken çaptığı bir martı nedeniyle trafik kazası geçiren Jess, bu kazanın hayatının değiştireceğini sonradan öğrenecektir.
    147) İhtiyarlara Yer Yok (2007)- Birçok ödül alan filmde uyuşturucu çetelerinin kanlı bir pazarlığına denk gelen Moss'un hikayesine yer verilmektedir. Moss parayı alıp gidecektir ancak akşam yaralı birisine yardım amacıyla tekrar dönecektir. Ancak başına neler geleceğinin farkında değildir
    148) Yüksek Tansiyon (2003)– Psikopat bir katilin evdekileri teker teker öldürmesini ele alan gerilim dolu bir film.
    149) İhtiyar Delikanlı -Old Boy (2003)– Muhteşem bir psikolojik film. 15 yıl boyunca tek başına bir odada esir tutulan bir adam ve yaşadıklarının hikayesi. Aklını yitirmemesi için Oh Dae-Su' ya şizofreni ilaçları verilmektedir. Oh Dae-Su bu esaretten kaçıp kurtulabilecek mi ?
    150) Yalın Ayak -Barefoot(2014) – Annesini kaybetmiş, psikiyatrik bir hasta olan Daisy, zengin bir ailenin çocuğu olan Joy ile tanışır. Romantik komedi tadında saflık ve masumiyet dolu bir film.
    151) Kayıp Otoban -Lost Highway (1997) – Fred, eşinin geçmişinden habersiz onunla evlenir ancak işler yolunda gitmeyecektir. Fred' in kişilik bölünmesi yaşaması, cinayet, bir korku hikayesi ..
    152) Enter Nowhere -Kulübe (2011) – Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    153) Onur Savaşı (2012)– Küçük bir kız tarafından cinsel istismar ile suçlanan ve sonrasında da toplumsal histeriye maruz kalan bir adamın dramatik hikayesi. Film birçok ödül almıştır.
    154) Etki Altında Bir Kadın (1974) – Bir ev kadınının eşi ve çocuklarıyla kendini var etme çabası. Mabel'in manik davranışları, çok fazla gülmesi gibi bir çok psikolojik rahatsızlığı ile eşi baş edebilecek mi ? Toplumsal eleştiri ögelerini de barındıran film ağır gelebilir ancak izlenilmesi tavsiye edilir.
    155) Trainspotting (1996)-(Psikolojik, Macera, Uyuşturucu kullanımı)
    156) Öldüren Sis -The Mist (2007) – Tutucu insanların bulunduğu bir kasaba ve bu kasabada bulunan hür düşünceli gençler..
    157) İntihar Odası (2011) – ( Farklı bir birey olan Dominik depresyonun eşiğine gelmiştir. Ailesinden ilgi görmeyen ve sürekli dışlanan Dominin kendini internet oyununa verir. İşte bundan sonra olanlar olur.
    158) Davetsiz -The Uninvited (2009) – Annesinin ölmesi üzerine travma yaşayan ve bir süre psikiyatri kliniğinde yatan genç bir kızın hikayesi. Babasının bir hemşire ile evlenmesi genç kızın depresyon yaşamasına neden olacaktır.
    159) Bir Rüya İçin Ağıt (2000)– Uyuşturucu bağımlılığı olan bir genç ve televizyon bağımlılığı olan annesi arasında giderek yükselen bir uçurum ve iletişimsizlik.
    160) Şampiyon -The Wrestler (2008) – Ünlü bir güreşçinin kalp krizi sonrası şov dünyasına veda etmesi ve tezgahtar olarak işe başlaması. Ailevi bağları bozulmuş bir adamın hikayesi.
    161) Bipolar (2014) - Harry çekingen bir adam ve aynı zamanda bipolar bozukluğu olan bir hastadır. Yeni bir tedaviyi denemek üzere bir kliniğe yatar ve tüm günü kamera ile izlenilecektir. Harry düzelme gösterebilecek mi ?
    162) Kukla - The Beaver (2011) – Sıkıntılarla dolu günler sonrası hayatını ve ailesini yeniden keşfe çıkan bri adamın hem esprili hem de duygu yüklü hikayesi.
    163) Phobe Harikalar Diyarında (2008) – Geniş bir hayal gücüne sahip olan bir çocuk ve kendini Alice Harikalar Dünyasında piyesi için olan rolüne fazlasıyla kaptırması nedeniyle kendini birden bu dünyanın içinde buluverir.
    164) Sineklerin Tanrısı (1963) - Bütün yetişkin insanların öldüğü bir uçak kazasında hayatta kalan küçük bir grup küçük çocuk ve hayatta kalma savaşları.
    165) Aklım Karıştı (1999) Bir gencin 18 ay boyunca akıl hastanesinde kalışı ve yaşadıkları
    166) Ara (2008) - Tek bir apartman dairesinde geçen filmde 4 kişinin birbirini seven ve aldatan, kıran ama bırakmayan hikayelerini ele alınmaktadır.
    167) Aç Gözünü (1997) – Psikolojik gerilim filmi. Çok güvendiği güzel yüzünü kaybedince Cesar'ın hayatı çok farklı bir yöne doğru gidecektir.
    168) Beyaz Köpek (1982) (Klasik Koşullanma) Eski sahipleri tarafından sadece siyahları saldırması ve öldürmesi yönünde eğitilmiş bir köpek. Yeni sahibi bu köpeğin koşullamasını söndürebilecek mi ?
    169) Büyük Yalnızlık –
    170) Cennet –
    171) Gölgesizler –
    172) Güneş Yanığı –
    173) Küçük Kıyamet
    174) Solaris –
    175) Gerçeğe Çağrı –
    176) Küp –
    177) Ölüm Kitabı (Misery)
    178)Esaretin bedeli
    179)godfather 1-2
    180)kaplumbağlarda uçar
    181)bajrangi bhaijaan
    182)rab ne de bana di jodi
    183) Ekşi Elmalar
    184)Azap yolu
    185) Öteki
    186) Kadın kokusu
    187) La la land
    188)Benim komşum bir melek
    189)Bay hiçkimse
    190) Yaralı yüz
    191) Paramparça köpekler ve aşklar
    192) Ateş böceklerinin mezarı
    193) Cesur yürek
    194) Gladyatör
    195) Özgürlük yolu
    196) The İntouchables ( Can dostum )
    197) Aynı Yıldızın Altında
    198) Leon ( Sevginin gücü )
    199) Lucy
    200) Karanlıkta dans
    201) Remember ( Hatırla)
    202) Zorba
    203) Peekay
    204) Ekmek ve çiçek
    205) Sarhoş atlar zamanı
    206) Kirazın tadı
    207) Kış uykusu
    208) Üç maymun
    209) Şimdi yada asla
    210) Piyanist
    211) Yeşil yol
    212) Prestij
    213) Çingeneler zamanı
    214) August Rush
    215) Amelie
    216) Otomatik Portakal
    217) Ucuz Roman
    218) Rezervuar köpekleri
    219) Zincirsiz
    220) Kanlı elmas
    221) Adalet
    222) Schindler'in listesi
    223) Er Ryan'ı kurtarmak
    224) V for vandetta
    225) Köprüdeki kız
    226) The revenant ( Diriliş)
    227) Gone girl ( Kayıp kız )
    228) Titanic
    229) Nostalghia
    230) Libertarias
    231) Özgürlüğe giden uzun yol

    Film listesi Facebook/Yeraltı Edebiyatı Sayfası Admin’inin kişisel tercihleri ve sayfa üyelerinin desteği ile oluşturulmuş, yaklaşık bir yıldır faydalanmakta olduğum listedir. Ben sadece aracıyım, sitede böyle bir ihtiyaç gördüğüm için paylaştım. Teşekkürler oluşturulmasında emeği geçenleridir.
  • 434 syf.
    ·Beğendi
    "Aşk, bir bedende iki kişi."
    “Ey aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi
    Şapkandan bir kumru havalansın
    Bana öyle büyük ki bu kalp,
    Gelsin yüreğime yuvalansın”
    .
    Kitabı okurken sımsıcak bir yürek buldum. Yaşam kavgasının molalarında, sıcacık bir poğaça, buğusu üstünde demli bir çay, sevgi ve vefayla beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, şifalı bir çift dost eli hissine kapıldım. 438 sayfalık kapsamlı ve güzel bir kitap, aforizmalarla, çarpıcı düşüncelerle dolu bir kitap. Düşünmeyi ve düşündürmeyi hedefleyen, beyinlere seslenen metafor zengini tam bir şiir ziyafeti. Bu ziyafetin menüsünde, sevgi var, sitem var, aşk var, barış var, umut var , çocuk var, kadın, insan, doğa ve Dünya var, kısacası belli bir yaşanmışlık var. Benim en çok sevdiğim aforizmalarının birinde Şair Tahsin Özmen diyor ki " İnsanın pilini, sahip olduğu mallar değil, mutlu olduğu anlar şarj eder." Ben de bu kitabı okurken gerçekten mutlu oldum, yaşam enerjim yenilendi tazelendi.
    Bu kitapta Şair şiiri, insan insan, insan doğa, insan toplum ilişkileri olarak yansıtıp, sosyal siyasal iktisadi ve kültürel olguların bir bileşkesi olarak ele almış. Bir empati aracı, duygusal paylaşım aracı olarak şairin şiirlerini, esas olarak insanı düşündüren, bunun yanında kimi zaman üzse de, kimi zaman hüzünlendirse de, genelde hayatı sevdiren, manevi bir hazza kaynaklık eden ve eleştirel bir farkındalık yaratmaya dönük şiirler olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca Şair şiirlerinde, yaşadığımız zamanın garipliğinden, monotonluğundan, doyumsuzluğundan, duygusuzluğundan, duyarsızlığından, mutsuzluğundan, umutsuzluğundan, yalnızlığından da şikayet ediyor. Robotlaşmış, mekanikleşmiş, doğallıktan uzaklaşmış, başkaları ne der şiarıyla yaşamı kendine rehber edinmiş empati yoksunu bir insanlar topluluğundan rahatsızlığını da dile getiriyor.

    Bu bağlamda kitaptaki şiirlerin okuyucuyu sıkmayan, mesajı açık, anlaşılır, sade şiirler olduğunu düşünüyorum. Şair şunu demek istemiş, bunu demek istemiş şeklinde tercüme ve tercüman gerektirmediğini, yoruma ihtiyaç hissetmediğini, pazardaki karpuz gibi, elma gibi, erik gibi, kiraz gibi somut, capcanlı dipdiri şiirler olarak değerlendiriyorum. Yani şiir ete kemiğe bürünmüş, eğip bükmeden, lafı dolandırmadan söylenmiş, çiçekle ilgiliyse çiçek, güneşle ilgiliyse güneş, insanla ilgiliyse insanı odağına oturtmuş.
    Bu kitabın tüm geliri "ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ”ne bağışlanmış. Bazı şiirleri beklediğim gibi değilse de, Kitabı herkese önerir keyifli okumalar dilerim.

    BİR DELİNİN SENFONİK DOKUNDURMALARI

    -Duygusal Açlık
    -Ne olur,
    Beni yalnızca çicek açtığımda sevme...!
    -Hanımlar, Beyler...!
    Biraz da bana yağar mısınız mutluluğunuzu?
    1.
    Sevgi !...
    .
    -Mutluluğu aramaktan,
    İnsanların mutlu olmaya hiç vakitleri yok,.-
    .
    -Her güleni mutlu mu sanırsınız?-
    -Ne her güleni mutu,
    Ne de her ağlayanı dertli sanmayın.-
    .
    Her yer mutsuz kadınlarla mutsuz adamların,
    Umutsuz evlilikleriyle doldu.
    .
    Aç parantez (Evliliği pişmanlık müessesesi haline getirdik, bravo bize...(!))
    .
    Sevgiler tadımlık, dakikada bir renk değiştirir, poz verir gibi anlık oldu.
    -Ömürlük sevgilere hasretiz.-
    .
    Herkes sevilmek istiyor,
    (Halbuki sevilmenin birinci koşulu sevmektir.)
    Ve hiç kimsenin kendinden başkasını sevesi yok.
    Bu gidişle de hep kendimizi seveceğiz.
    -Duygusal açlık, doygusal açlık sorununun önüne geçti.-
    Ne savaştan, ne hastalıktan, ne de afetten,
    Yapayalnız sevgisizlikten öleceğiz.
    Oysa,
    -Sevgi yaradılışın hamuru, varoluşun kaynağıdır.-
    -İnsan olmak sevmekle başlar.-
    Kıblesi sevgi olanın, mutluluk elinin altındadır,
    Sadece uzanıp alması yeter.
    .
    Lütfen,
    Zengin fakir, genç yaşlı demeden,
    Dil, din, ırk cinsiyet farkı gözetmeden,
    Tüm insanları ve diğer canlıları
    Yormadan, kırmadan dökmeden,
    Şartsız şurtsuz, yalansız dolansız,
    Nedensiz nasılsız bir sevgiyle sevin.
    .
    Dünyada sahtesi en çok üretilen şeylerden biri haline geldi sevgi.
    Bu nedenle, sevginiz yapay olmasın, içten olsun, gerçek olsun,
    Yirmi dört ayar altın gibi saf olsun.
    Zira hiç kimse yarım yamalak bir sevgiyi hak etmez.
    .
    -Sevgiyi, sömürüyle de karıştırmayın,
    Sevgiyi sömürüye dönüştürmeyin
    Sevgiyi kaybedersiniz.-
    Yani,
    Cüzdanlara kilo verdirmek için sevmeyin.
    Çünkü...
    -Sevgi ait olmaktır, sahip olmak değil.-

    Sevecekseniz güzel sevin.
    Sevdiğinizin sadece elinden değil, yüreğinden de tutun.
    Sadece ağzından çıkanı değil, yürek dilini de anlayın.
    Sadece göz ile el ile değil, ruhen de kalben de sevin.
    Çünkü...
    -Yürekte demlenmemiş sevgi hamdır.-
    .
    Hatta biraz sevginizin dozunu kaçırın:
    Sevdiğinizi boğmadan, sevdiğinizde boğulmadan,
    Nefesiniz kesilinceye kadar sevin.
    Mesela ben sarılınca kemiklerimin ısınacağı bir sevgi istiyorum.

    -Bu Dünya’nın, en çok sevgiye ihtiyacı var.-
    .
    Zira cehenneme çevirdiğimiz yeryüzüne, cenneti getirecek yegâne güç sevgidir.
    Örneğin bir kadını sınırsız ve koşulsuz sevin, Dünyanızı cennete çevirsin.
    .
    -Yürek yarasına sürülen en iyi ilaç, sevgidir.-
    -İnsan yüreği sevildikçe çocuksulaşır.-
    .
    Şımaracak kimsesi olmayanların şımartacak kimsesi olun...!
    Mutluluk ancak öyle bulaşır.
    .
    Gönül bağı için ne gözün görmesi, ne de elin değmesi,
    Sadece yüreğin sevmesi yeter.
    .
    Aç parantez (Başta insanlar olmak üzere,
    Yağan yağmura esen yele,
    Yanan ateşe, doğan güneşe,
    Daldaki yaprağa, açan çiçeğe,
    Uçan kuşa, börtü böceğe,
    Koyuna kuzuya, kediye köpeğe,
    Havaya suya toprağa teşekkür edin,
    tebessüm edin, selam verin.
    Teşekkürü günlük yaşamınızın
    bir parçası haline getirin.)
    .
    Bu arada (-Bir insanı diğerine aşık edecek, sevdirecek, ne siyasi ne de iktisadi bir rejim henüz icat edilmedi.- bunu da bilin.)
    .
    Ancak,
    Sevgiyi alış veriş zannedenler bilmelidir ki
    Sevgi hesaplanamaz, ölçülemez.
    Mesela ben hiç yarım kilo sevmedim.
    .
    Çiçekle arının ilişkisine de benzemez.
    Sevgi, bir defalık durağan bir his değildir,
    Geliştirip büyütmek, soldurup kurutmamak
    Özenle koruyup kollamak,
    besleyip sulamak gerekir.

    Kadın...!
    2.
    Bir şeyi güzel ve özel yapan;
    O şeye, bir kadın elinin, gözünün veya yüreğinin değmesidir.
    Çünkü güzel şeyler güzel kalplerde filizlenir.
    .
    Eğer,
    Bir kadın seviliyorsa mutluysa,
    O kadar güzel ve içten güler ki,
    Sanırsın gözbebeklerinden serçe sürüleri geçiyor.
    .
    Ben önemli olanın, bir kadının yüzünü değil, yüreğini güldürmek olduğunu anladım.
    Ve bugüne kadar, bir insanın kalbine girmekten daha güzel bir yer bulamadım.
    Dolayısıyla,
    Girmeyi başarabilirseniz, dünyanın en güzel yeridir bir insanın yüreği.
    .
    Aç parantez (Size bi’şey söyleyeyim mi?
    -Erkekler bu dünyanın beyni, kadınlar kalbidir.
    Dolayısıyla,
    Erkek aklen, kadın ruhen huzurluysa mutlu olur.
    Çünkü,
    Kadınlar mutluluğu ruhi, erkekler akli doyumda bulur.-)

    Kadına Şiddet...!
    3.
    Bu bataklığın suyu da çamuru da;
    -Her şeye hakkı/m var koca zihniyeti ile
    -Namus etiketini sadece kadınların alnına yapıştıran zihniyetten gelir.
    .
    Kadınların pahasına, kadınların sırtında gezinenler, inmeyi bir türlü kabul edemediler.
    Kadını toprak gibi gördüler,
    İliklerine kadar sömürdüler.
    .
    Asırlardır Kadın...!
    Bazı erkekler tarafından rahatlatma aracı, kendilerinin duygusal işçisi,
    Evlerinin bekçisi, toplumum günah keçisi olarak görülüyor.
    Yaratılan öfke, nefret ve korku ortamında,
    Kadınlara esaret yaşamı sürdürülüyor.
    Kadınlar dövülüyor, sövülüyor, kovuluyor, ya da vurulup öldürülüyor.
    .
    Sadece fiziksel şiddetle değil,
    Zihinsel ve duygusal istismarla
    defalarca bıçaklanmalarına rağmen,
    Yaralarını gösteremiyor kadınlar,
    Ruhen yıkık bir harabeye döndürülüyor.
    .
    Çoğu kadın kendini,
    Hep yakalanmak istenen bir kuş gibi hissediyor.
    Oysa kafeslere göre degil kadın,
    En az erkek kadar özgürlüğü hakkediyor.
    .
    Aç parantez (Kaldı ki evlilik bir kafeste esir hayatı yaşamak değildir.
    Evlendik diye, başımıza heykel dikmiyoruz,
    Kadını erkeğe, erkeği kadına köle etmiyoruz.
    .
    Ancak evli bir kadın veya erkeğin bekar gibi davranma hakkı olmadığını da biliyoruz.)

    Ahh adam olamamış erkekler...!
    Delik deşik olduk...!
    Siz öldürmekten yorulmadınız mı?
    Biz ölmekten yorulduk...!
    4.
    Hasta zihinli bazıları, şiddetin vücut bulmuş hali, adeta ayaklı cehennem.
    -Dikili taş gibi duygusuz.-
    .
    Parantez içi (Adam değilsen hiç fark etmez,
    Ha cahil ha alim olmuşsun.
    Eşeğin sırtına ha kitap ha saman çuvalı
    koymuşsun.)
    -İnsanın oluşu değil duruşu mühimdir.-
    .
    -Bize en yakın olanlar, en keskin bıçağı elinde tutanlar.-

    Papatya yürekli adama (!)...
    (seviyor/sevmiyor)
    Karnını yurt bileceksin, memesinden süt emeceksin.
    Kucağında ağlamayı keseceksin, aşık olup kalbine gireceksin.
    İşine gelince seveceksin,
    Gelmeyince ya dövecek ya kovacak ya da vuracaksın.
    Seni seven bir kadının eli kanlı katili olacaksın,
    O senin saçının teline kıyamazken,
    Sen onun canına kıyacaksın.
    .
    Sözde en çok anneleri seveceksin,
    Lakin en çok annelere söveceksin.
    .
    Hayalleri peşinde koşmaktan başka,
    Ne yaptı size bu şiddet uyguladığınız kadınlar?
    .
    Yapma !..,
    Bu vahşete “Kadına Şiddet" diyoruz biz.
    Yapma !...
    Sen ne zaman Adam olacaksın?

    Zorbalık üzerine hayat inşa edilmez.
    -Kadın, erkeğin satranç taşı değildir.-
    Zorla ne nefret ettirebilirsin ne de sevdirebilirsin.
    -Bir kadının cennetine havlayarak girilmez.-
    (Ki havlamak korkutmak, kükremek korumaktır.)
    .
    -Kadın kimsenin cinsel objesi, duygusal işçisi değildir.-
    .
    Kadını stres topu, mutfak robotu olarak görme,
    Onlara köle muamelesi, esir muamelesi, kullanışsız amele muamelesi çekme !...
    .
    Parantez içi (-Bir kadın için en acısı,
    Sevdiği adamın, eli bıçaklı katili çıkmasıdır.-)
    .
    Hiç bir anne babayı, kızlarını katillerine kendi elleriyle veren anne baba durumuna düşürme.

    Be Adam (!)
    -Sevgiyi yanlış öğrenmişsin,
    Sevgi acı çekmek de çektirmek de değildir.-
    Kaldı ki,
    -Kadın dövülmek için değil,
    Sevilmek için yaratılmıştır.-
    .
    Güle kurşun sıkılır mı?
    Güle dikenleri var diye kızılır mı?
    .
    Sevdiğin kadın için cenneti yeryüzüne getireceğine,
    Ayaklarının altına cennet serili kadına,
    Cehennemi yaşatıyorsun.
    -Hiç bir kadın cenneti bulmak için, erkeğin cehennemine katlanmak zorunda değildir.-
    .
    Hem unutma ki...!
    Mazlumun çığlığını serçeler taşır,
    Dört nala koşar şiddet gören kadının ahı Arş-ı Âlâ’ya ulaşır.
    Ve mutlaka tecelli eder ilahi adalet,
    Bu vahşet er yâda geç yapanların ayağına dolaşır.

    Bil ki..,
    Ne kara kalemle gökkuşağı çizilebilir.
    Ne de senin gibi,
    Avı için ağlayan ucuz ruhlu timsahın gözyaşları içilebilir.
    .
    Kimseyi yalandan sevme !...
    Seveceksen adam gibi sev,
    Adam gibi sevmeyi beceremiyorsan sevme !...
    .
    Yalan demişken,
    (Aslında yalancıda gerçek aramak, zaman kaybıdır.
    -Yalan önce herkesi kendine inandırır.
    Sonra gürültüsüyle hakikati uyandırır.-
    Ve her zaman kendine bir ortak bulur.
    Oysa gerçeğin şahide ihtiyacı yoktur,
    Tek başına hep ayakta durur.
    Tek bir gerçek, tüm inkârları yıkmaya yeter.
    Onu arayanla er ya da geç buluşur.)

    Bu arada (Hiç sevmem kötü hikayesi olan yerleri;
    Adliyeleri,
    Hapishaneleri,
    Hastaneleri.)
    .
    Bazıları seçimlerini sahiplenmeyişinin adına kötü kader diyor. (!)
    .
    Yani diyeceğim şudur ki;
    -Yamuk bir kişilik, doğru bir hayat yaşatmaz insana.-
    .
    Bir yürek:
    Kin, kibir, nefret ve hasetle kirlenir.
    Sevgi, vicdan ve merhametle temizlenir.
    .
    Aç parantez (Her insan içindeki kafeste bir vahşi besler.
    Bunların bazıları evcilleştirilemediği için dişisinin canına kıyan adi bir caniye döner.
    Her yer egoistle, mazoşistle, sadistle, narsistle, psikopatla, sosyopatla dolar.
    .
    -Ve hiçbir şey topluma, insanlığından kopmuş kadın ve çocuk istismarcısı tecavüzcü katiller kadar dehşet yaşatamaz.-)

    Göster onlara okyanusun öfkesini...!
    5.
    Bilinçsiz kadın bu tür erkeklerin işine gelir,
    Farkındalık yaratmak, bilinçlenmek gerek kadına şiddeti durdurmak için.
    Boyun eğmek, teslimiyet çare değil, ayağa kalkmak gerek kurtulmak için.
    .
    -Gerçi suskunluk...;
    -Bazen yıkım, bazen çözümdür.-
    -Bazen cehaletin gürültüsü,
    Bazen de bilgeliğin türküsüdür.-
    .
    Bir zamanlar, susmak;
    Kadınların konuşma diliydi.
    Söyleyecekleri ya gözlerinde ya da yüreklerinde gizliydi.
    .
    Aç parantez (-Gözler ki dilin telaffuz edemediğini söyler.-
    Zira dil yürekten her geçeni söyleyemez.)
    .
    Tek savunma silahları,
    Yumruk yapmaya kıyamadıkları elleriydi.
    Sığınabilecekleri biricik mekân,
    Ya mezar ya da ana baba evleriydi.

    -Cesaretini toplayamayan, bavulunu toplamak zorunda kalır/dı.-
    Oysa,
    -Bir insanın en sağlam dostu cesaretidir.-
    -Hayat bahaneleri değil cesareti ödüllendirir.-
    .
    Ki kadınların çığlıkları ışık,
    Korkuları şarkı, hıçkırıkları çağrıdır kıyamete.
    .
    Parantez içi ( Ancak yine de,
    Kadın sinirlenince dağı taşı delesi gelir,
    Lâkin ojelerini görünce, gülen bir emojiye dönüşüverir.)
    .
    Diyeceğim şudur ki...
    -Acılarınızla kimseyi beslemeyin.-
    -Diktiğiniz putları, başkasının kırmasını beklemeyin.-
    -Değmeyenlere vaktinizi harcamayın, yol verin gitsinler.-
    -Taşlanacak sözleri, bandajla sarmayın.-
    -Hiç kimsenin egosuna sponsor olmayın.-
    .
    -Kimse seni duymuyorsa kurtuluşun kendindedir.-
    -Düşmek istemiyorsan, başkalarına yaslanma.-
    Zira,
    -Başkalarının ışığına güvenen, karanlıkta kalır.-
    .
    -Zaferlerin en güzeli:
    Düştüğünde yardım almadan kendi kendine kalkabilmektir.-
    -En iyi intikam, intikam arzunu bitirmektir.-

    Anneler kızlarına güneş ve kutup yaldızından oluşan bir gökyüzü örer.
    Kızımın güneşe açılan bir penceresi olsun,
    Karanlıklarında yönünü bulsun diye.
    .
    -İstiyoruz ki,
    Hayat hep bana güneş açsın,
    Uçmamız için sevdiklerimiz kanat taksın.-
    Kimse bana meydan okumasın, rahatımız bozulmasın.
    .
    Sakın unutmayın...!
    -Durgun sular çürütür.-
    -Dişiliği kişiliğin önüne koyanların sonu hüsrandır.-
    -Burca göre de, borca göre de eş seçilmez.-
    -Nefsin dili değil, gönlün dili kalpleri birleştirir.-
    -Aşk pahalıdır ucuz insanla yaşanmaz.-
    -Her kadın bir şiirdir, her adam okuyamaz.-
    -Ehline düşmezse hayat, ziyan olur.-
    -Güzel insanlar, özel insanlara layıktır.-

    Öz Benlik !..
    -Onur;
    Kendi çölünde yanmayı,
    Bir başkasının gölgesinde donmaya tercih etmektir.-
    6.
    İnsan önce...
    Kendine dost, kendine deva olmalı,
    kendini, sevmeli, saymalı,
    Kendine karşı doğru, dürüst davranmalı.
    Kısacası...
    İnsanın kendine söyleyecek bir şeyleri hep olmalı.
    -Çünkü insanın kendine,
    Ve iç sesinin muhabbetine hep ihtiyacı vardır.-
    Ama yeri geldiğinde de,
    -İnsan önce kendine meydan okumalı.-
    Zira, bazıları kendi dışında her şeyi görür.

    İnsanın herhangi bir sebebe ihtiyacı yoktur;
    Kendini sevmesi, sayması, onurlandırması için.
    Sadece kendine güvenmesi, kendini keşfetmesi ve kendi yolundan çekilmesi,
    Kendini affederek hata ve kusurlarını sahiplenmesi,
    Kendine merhamet etmesi yeter.
    .
    Önce kendimizin kimsesi olucaz
    Sonra sesi kısılanların.
    -Kendine sadakati olmayanın başkasına hiç olmaz.-
    .
    Gerçi bir ömür harcadım, halâ kendimi tam keşfedemedim.

    Yaşam telâşından, çoğu zaman,
    En az vücut kadar ruhumuzun da dinlenmeye,
    En az vücut kadar ruhumuzun da dokunulmaya ihtiyacı olduğunu unutuyoruz.
    .
    Çocuklar, hayatın bütün tuşlarına aynı anda gelişi güzel basarak eğlenmek istiyor.
    Gençler, diğerlerini görmezden gelip, sadece hoşlandıkları tuşlarla keyiflenmek istiyor.
    Yaşlılar ise, hayatı durduracak bir tek tuş bulup, biraz olsun ara verip dinlenmek istiyor.
    .
    Ancak,
    -Hayat dediğin siyah-beyaz.
    Bir yanı aydınlık, bir yanı karanlık biraz.-
    Otomatiğe bağlarsan, çok fazla
    hata verir.
    Ve hazır bir senaryosu da yoktur.
    Onu sen kendin yazıp oynayacaksın.

    Şayet,
    -Bu Dünyada her şey boş diyorsan, içini sen dolduramamışsın demektir.-
    -Bir başkasının hikayesini tekrarlayanlar,
    kendi hayat hikayesini oluşturamayanlardır.-
    Çünkü hayatı bekleme odası olarak kullanmak...;
    Çölde bahar,
    Seni hasta eden yerde şifa aramak, hiçe razı olmaktır.
    Yaşamın rengini matlaştırmak,
    Kendi kanatlarıyla uçma zevkinden mahrum kalmaktır.
    .
    -İçine kapanıp saklanırsan, ışığını kimse göremez.-
    -İnsan bir kere ışığını kaybetti mi, kanatları tellere takılan serçeye döner.-
    -Yürekten üşüyene, güneş kâr etmez.-
    -Yani perdeler kapalıysa:
    Gündüz olmuş gece olmuş,
    Güneş batmış, güneş doğmuş
    Hiç farketmez.-
    .
    Mesela ben,
    -Yürümeyi unuttum,
    Ayakkabılarım beni öldü sanıyor.-
    Oysa,
    -Yaşamak için o kadar çok sebebim var ki
    Çünkü ölmeye hiç cesaretim yok.-

    -Sanki evrenin kanunlarını ben yazmışım gibi.
    Bütün dertleri yıktı üstüme felek,
    Koca dünyada bir tek ben varmışım gibi.-
    7.
    Ahh uykusuz ve yorgun kalbim ah !...
    Bilirim kırıklarını toplamaya bile fırsat bulamadan,
    Kuru bir ağaç dalı gibi defalarca kırdılar seni.
    Aç parantez (Bazı kalp kırıklıklarının tamiri ömürboyu sürer.-
    Zira,
    -Kırık bir kalbi kime satabilirsin ki?-)
    .
    Sen yine de her şey yolunda rolü yapmaya,
    Hiç kırılmamış gibi tıkır tıkır atmaya devam ettin.
    .
    Bazılarının ömrü hayal kırıklıklarıyla kalp kırıklıklarıyla geçer.
    Hayata kırgın bakışı, olur olmaz uzaklara dalışı hep ondandır.
    .
    Ancak,
    -Kimse kimsenin sessizliğini duymaz,
    Herkesin sessizliği kendine yapışır.-
    .
    -Ah bu Dünya !...
    Camlar kırılır sesten durulmaz.
    Canlar kırılır hiç ses duyulmaz.-

    Bu arada,
    -Makine değiliz,
    medcezirlerimiz var.
    İçimizde gece ve gündüz,
    güneş ve ay.-
    .
    -Bazen su yanar, ateş donar.-
    -Tam uçuyorum derken, bir anda yere çakılırsın.
    Tam düşüyorum derken, ummadığın bir dala takılırsın.-

    Nereye baksam her yer keder rengi, içimiz kül yığını.
    Parantez içi (Yanmadan kim kül olmuş ki.)
    .
    Unutmayı unutan herkesin bir yangını var,
    Kustukça sönen sustukça yanan.
    Ya içine attıklarından, ya da içinden atamadıklarından.
    .
    -Bazı sözler kanserli hücre gibidir,
    İçinize atarsanız metastaz yapar.-
    .
    Biz buna "Dert Adamı Çürütür" diyoruz.
    .
    Bazen susarak kendimizin efendisi, konuşarak başkalarının esiri olsak bile.
    Sık sık konuşmak gerek vakti gelince,
    Zira susmaya bol bol zaman olacak ölünce.
    .
    Gerçi,
    -İnsanlığı dili çalışanlar değil eli çalışanlar besliyor.- ama,
    Olsun siz yine de susmayın, içinizi dökün.
    .
    Aç parantez (Şikayet, içinizdeki kemirgeni defetmektir.
    Ancak başkalarına şikayet, kemirgeni besleyebilir de.
    Bu durumda, bağıra bağıra evde aynaya şikayet etmek veya şikayetlerini yazıp, sonra kendine sesli okumak en etkili iki yöntemdir.)

    Aç yüreğini dost üşüyorum, kara bulutlar güneşim yok sansın.
    Ser gölgeni dost düşüyorum, dipsiz uçurumlar boşluğundan utansın.
    .
    Öyleyse,
    Bağırsanız, sesten rahatsız olacak değil de sizi duyacak,
    Bahçenizdeki çiçeklere basacak değil de
    sulayacak insanlarla dost olun.
    .
    -Dost, insanın yaşamaya tahammülü kalmadığında, yanı başında bitiverendir.-
    .
    -Her dost nefes almak için bir penceredir.-
    .
    -Dost dediğin, üşüyünce kalorifer üstünde ısıtılmış havlu sıcaklığında,
    Yanınca, buzdolabından yeni çıkmış limon kolonyası serinliğinde insanı sarar.-
    .
    -İnsana, masaya içini dökünce kusmayacak dostlar lazım.-
    Ancak bu devirde içini dökecek birini bulmak o kadar zor ki,
    Herkes ağzına kadar dolu.
    .
    Kimileri yüreği acıyla dolunca,
    Kimileri de sustuklarının ağırlığı dayanılmaz olunca, benim gibi şiir yazar.
    Ki yazmak, soyunup dökünmek, arınmaktır.
    Bazen insanı şair veya yazar yapan zarif bir elbiseyi giyinmektir.
    Ancak,
    -Yazdıklarımız, düşünebildiklerimiz kadardır.-

    Yine de siz siz olun,
    -Bu anlamsız dünyada anlam aramayın, yorulursunuz.
    Çünkü
    -Çok fazla insan,
    Çok fazla gürültüdür.-
    -Herkesi dinleyin,
    Ama çok azını ciddiye alın.-
    .
    -İnsanı en çok uzatmaların oynandığı ilişkileri yürütmek,
    Ve üzerinde bir lanet gibi yapışıp kalmış lekeleri temizlemek yorar.-
    .
    Esasen konuşmak değil susmak,
    Aldanmak değil inanmak,
    Düşmek değil kalkmak,
    Savrulmak değil sarılmak,
    Sarhoşluk değil ayılmak,
    En çok da;
    Sevmek değil ayrılmak,
    Ölmek değil yaşamak yorar insanı.
    Ancak,
    Yine de unutmamak gerekir ki,
    Kara bulutlardan sonra yağmur ve güneş sarar insanı.

    Ah Biz Erişkinler...!
    8.
    Hem kendimizi,
    Hem de başucunda bir bardak su gibi beklediğimiz çocuklarımızı çok üzdük.
    Gerçekte, yetişkin bedeni içinde öfke nöbeti geçiren beş yaşındaki çocuk bizdik.
    .
    Daima hatalı onlarmış gibi hep düzeltmeye çalıştık.
    Aman çocuğum çok sevinirsen, başına kötü bir şey gelir deyip,
    Duygu dünyalarına bile karıştık.
    Bol bol yalanlar ektik zihin tarlalarına,
    (Büyüyünce biçmek için.)
    Çok nasihat ettik çok konuştuk,
    Az okşadık, az sarıldık.
    .
    İyi iletişimi öğrenemedik,
    Dinle dedik, ama nerdeyse onları hiç dinlemedik.
    Görmezden geldik hep,
    Sizin fikriniz nedir diye sormadık.
    Koşullu sevdik, her daim arkalarında durmadık.
    .
    Her şeyi silah olarak kullandık onlara karşı,
    Köle zihniyeti için, otoriteyi hiç eksik etmedik.
    Hiç öğrenmedik, hep öğreteceğiz dedik.
    Doğru sandık kendi eğrimizi,
    Gösterdiğimiz yoldan gitmelerini istedik.
    .
    Sonuç:
    Birbirimize yabancıyız.
    Oysa, her şey çok farklı olabilirdi.
    Fakat hep sonradan gelir aklımız başımıza.
    .
    Eyvah...! eyvah...!

    Çocuk ve Umut !...
    9.
    -Mutluluk arayışındaysanız,
    Kılavuz kitabının baş yazarı, içinizdeki çocuktur.-
    -Yüreğinizi bir çocuğa emanet ederseniz, en azından içi kirlenmez.-
    -Ha bir çocuğun kalbini,
    Ha bir serçenin kanadını kırmışsınız farketmez.-

    Neyse benimkisi,
    Çocukça bir mutluluktu geldi geçti.
    Bir umuttu,
    Bir ışıktı karanlığı deldi geçti.
    Şimdi de uykumu bekliyorum,
    birazdan gelir.
    .
    -Güzel şey umut dolu bir sabaha uyanabilmek.-
    .
    Ne zaman hüzünlensem, hüznümü kollarımın arasına alır,
    Ta ki neşesi yerine gelene kadar çocukluk gülüşlerime giderim.
    .
    Ne zaman başımda kara bulutlar dolaşsa, çalsa mevsim zemheri ayazına,
    Kıpır kıpır çocukluğum konar penceremin pervazına,
    Getirir çocukluk güneşlerimi içimi ısıtır.
    .
    Bazıları benim gibi, kitap okulunu değil hayat okulunu bitirir.
    Hayat okulu yaşayarak, kitap okulu okuyarak öğrenilir.
    Birine beş on yıl, diğerine bir ömür verilir.

    Benim de düşlerim vardı.
    -Ama ben, saklandığı yerde unutulmuş bir çocuktum.-
    Arkamdan hiç su dökenim olmadı.
    Gerçi,
    -Denize kavuşmaksa yolun sonu,
    Hangi ırmakta damla olduğun önemli değildir.-
    .
    Bir sokak çocuğu misali,
    (Ki sokaklar;
    Tüm suskunların dili, mazlumların evidir.-)
    Hangi bankta sabahlasam,
    Üşüyen sokak lambaları gibi,
    Direnirim gecenin ayazına, soğuk benim yurdum.
    Yüreğimin varoşlarına, kardan kıştan kaçanları doldururum.
    Ne bir eve sığabilirim ne de koca bir kente
    Yaşamın ayak dibinde küçük bir damla olurum,
    Bir anne yüreği düşler içinde uyurum.
    .
    Diken mi kaldı batmadık, ah bu yalın ayak yürümeler.
    Yine de seviyorum Dünyayı,
    Yaşamak her gün canıma okusa da besbeter.
    Olsun !...
    Biliyorum bir yerlerde bir gül var,
    Hayalimdeki kokusu da yeter.
    .
    Zaten ben,
    -Olmadık hayaller kurarım...
    Mesela içimden bir ses, serçe ol diyor..!-
    Gönlümse,
    Kuşlar konar çiçek açarım...
    Ağaç dalı olmak istiyor...!
    -Ben ki,
    Ağaçları geceleyin sallayınca, yıldız düşeceğine inanırım.-
    .
    Hayat kendi rengine boyasa da kanatlarımı,
    Saçağından hep şeker kokulu umut sarkan sırça evler düşler,
    İkinci bir şansa değil, ikinci fırsata inanırım.-

    -İnsan dediğin...
    Yaprak yaprak dökülen bir umut ağacıdır.-
    -Aslında hepimiz, umut ağacının bir dalına tutunuruz,
    Ama çoğu zaman dalın kırılabileceğini unuturuz.-
    .
    İnsanoğlu zaman zaman,
    Boğulmadan çıkamanın mümkün olmadığı hayallere dalar,
    Gökyüzüne bile sığdıramadığı, ayakları yere basmayan hayaller kurar,
    Mesela kayan bir yıldızı gökteki yerine tekrar koyar.
    .
    Geceleri yıldız gibi parlayan,
    Yeni umutlar filizlenir her sabah güneşle birlikte ufuktan.
    Kimi güneşin batmasıyla hiç olur,
    Kimi de birilerinin üstüne basıp geçmesiyle piç olur.
    .
    Tekrar tekrar umutlanmak döngüsü insanoğlunun kaderidir.
    Ve
    -Umut, insanın yıkılan en son kalesidir.-
    .
    Zira,
    -Kazanmayı umut etmeyen, çoktan kaybetmiştir-
    -İçi umut dolu olmayan,
    Ya kış ortasında dımdızlak kalakalır,
    Ya da çöl ortasında fırtınaya yakalanır.-
    .
    -Uçmak için kanadın olmuş neye yarar, hevesin kırılmışsa.-
    .
    -Hayallerinizle hayatınız arasında uçurum varsa;
    Hayalleriniz yıkılmaya,
    Siz de yere çakılmaya hazır olun.-
    .
    Ancak yine de,
    -Çırpınışlardır hayatı kanatlandıran.
    Hayallerdir insanı umutlandıran.-
    Siz siz olun,
    -Kuş olup uçamıyorsanız,
    bari hayalini kuranların heveslerini kırmayın.-
    .
    Aç parantez (Maalesef hayal yıkma yarışında birinciyiz.
    Bir bilseniz,
    Yıkık hayallerinin enkazı altında kurtarılmayı bekleyen o kadar çok insan var ki.
    Hayalsizler ülkesine döndük.)
    .
    -Umuttur fakirlerde bağımlılık yapan.
    Ve yoksulluktur bu Dünyada en cömert paylaşılan.-
    Ki ben,
    -Yoksul insandan degil, yoksul zihinden korkarım.-
    .
    Garip ne zaman mutlu olacak olsa,
    Ya uyandırıp içine ederler rüyanın, ya da fişini çekerler dünyanın.
    .
    İnsan bazen, şükretmek mi gerek kahretmek mi gerek yoksa küfretmek mi gerek bilemiyor.
    Ama yine de,
    Ben,
    -Haklı olmayı bıraktım, mutlu olmaya baktım.-
    Siz de öyle yapın.
    Zaten,
    -Mutluluk denizinde yüzelim istemiyoruz,
    Bir damla da yeter bize.-
    .
    Biz buna "Şükür" ve “Umudun insana yüz çevirmemiş hali.” diyoruz.
    .
    Bu arada (Yoksullar için Alaaddin'in sihirli lambasındaki cin olmayı düşledim hep.
    Her kapıya gerçekleşebilir bir umut koyacağım süt şişesi koyar gibi.
    Kim bilir...!
    Belki cin fakirlere, bu ömürleri gibi hep umutla geçmeyecek yeni bir ömür verir.)

    Bir insan yoklarıyla değil, çoklarıyla değerlendirilmeli.
    Çünkü Dünya bazılarına alâ, bazılarına şehlâ bakar.
    Hayat kimilerine lunapark, kimilerine Berlin Duvarı,
    Yatacak yerleri yok dediklerimiz, kuş tüyü yataklarda yatar.
    .
    Oysa bazıları hayatı eksile eksile öğrenir.
    Yaşamak kudretiyle doldurur tüm boşluklarını.
    Ve bir gün,
    -Damla olarak geldiği okyanusa kafa tutar.-
    .
    Zira,
    -Sabır yorulmak bilmez ata benzer.-
    -Işığı görmeyi bilenler için hayat her zaman gülümsemeye hazırdır.-
    .
    Yani,
    -Marifet, sürüklenen değil akarsuya yön veren taş olabilmektir.-
    Ağlamadan keyif, çileden zevk alabilmektir.
    .
    Kaldı ki,
    Her şeye sahip olmak, en büyük mutsuzluk kaynaklarından biridir.
    -Zenginlik cepte değil, kalptedir.-
    .
    -Niyet bir tohumdur kalbe ekilen.
    İyiyse gül biten, kötüyse diken.-
    Rastgele !..

    Ben, Annem ve Babam !...
    10.
    Ya kimsesiz çocuklara atkı örerim, bere örerim kazak örerim yumuşacık anne sesinden.
    Ya da kuru bir dala yaprak olurum sıcacık anne nefesinden.
    .
    Salıncaklardan mutlu çocuk kahkahaları,
    Ağaçlardan kuş sesleri toplarım,
    Rüzgârla uçup gitmesinler diye.
    Çocuk yüreklerinde uyuyan masallar biriktiririm,
    Unutulup yitmesinler diye.
    .
    Yoktur çocuk olup da gökkuşağına kanmayan.
    Masal var mıdır içinde çocuk olmayan?
    .
    Varsa biz buna "Büyüklere Masallar" diyoruz.

    Annem...!
    Dört mevsim yediveren mor çiçekli bir daldı.
    Balkondaki ipe çamaşır sermek yerine,
    mahallemizin serçeleri okuyup kültürlensin diye şiirler asar,
    Kuşlara edebiyat öğretmenliği yapardı.

    -Yüreği güzel olanın dili de güzeldir.-
    .
    Bilirsiniz...
    Anneler evlatlarını önce dokuz ay karnında, sonra da ömür boyu yüreğinde taşır.
    .
    Tüm anneler gibi annemin de
    Binlerce karatlık yüreği vardı.
    Ne zaman kardeşim balkondan sarksa,
    Ellerinden önce gözleriyle tutardı.
    Kardeşim ne zaman salıncaktan düşecek olsa önce başörtüsü uçardı.
    .
    -Elinin erişemediği yere yüreği yetişirdi.-
    (İnsan yüreği ki, en az bir tohum kadar cömert olmalıdır.)
    -Annemin gülüşünü, merhem diye yıllarca sürdüm yüzümdeki acılara.-
    Ne çok acı biriktirirmiş annelerin dizleri.
    -Hiç kimse beni annem gibi sevmedi.-
    -Bütün sevgileri topladım, bir anne sevgisi etmedi.-
    -Herkes herkesi terkeder,
    Tek istisnası anneler.-
    .
    Duaya durmuş annelerin,
    Avuç içlerinde hep çocukları vardır.
    .
    Aç parantez (Biri beni karnında, diğeri kalbinde taşıyan.
    İki kadını çok sevdim bu hayatta.
    Biri kan bağından, diğeri can bağından.
    .
    İnsan ömür boyu,
    Ana sırtına binerken duyduğu güveni,
    Ana kucağında meme emerken bulduğu huzuru arıyor.
    Bu açıdan,
    Dünyadaki bütün erkekleri toplasak bir anne etmez.)

    Siz hiç, hayal kırıklığına uğrayacağınızı bile bile,
    Her gece yüreğinizde yeşerttiğiniz binlerce umutla,
    Birini, pencere kenarına oturup kırk yıl bekleyecek kadar sevdiniz mi?
    .
    İşte o benim Babam...!
    .
    Dünya’yı omzunda taşıyan bir bilge adam;
    Gülünce yedi renk açardı yüzünde bahar,
    Lunaparka benzerdi benim babam.
    .
    Tomurcuklandığım dalımdı,
    Dağlara baş eğmeyen yanımdı,
    Gurbet kokardı, annemse memleket.
    .
    Bir tek onun sıcacık mutluluk dökülen ceplerinde, umut hangi çocuğun kapısını çalacak şıngırtısı arardım.
    Gerçi o inanmazdı benim çocukluk mucizelerime ama,
    Mahalleli çocuklara en güzel lolipopu, onun ayçiçeği gülüşlerinden yapardım.
    .
    -Babasız, insan kendini yoksul hissediyor.-
    .
    Bilir misiniz ?
    Babam,
    Yıllarca annemin ölürken ağzında yarım kalan naneli sakızını sakladı,
    Saç tarağına takılan üç beş saç tellini kokladı.
    .
    Anladım ki en güzel kokular üste değil, yüreğe siniyor.
    -Allah kimseyi sevdiklerinin kokusuna muhtaç etmesin !...-
    -Babam ağlayınca, çaresizliği öğrendim.-

    Bana gelince,
    Babamın hastaneye yatarken dönünce alırım diye bıraktığı cüzdanını, ağızlığını, tespihini,
    Bir gün veririm umuduyla hâlâ yanımda taşırım.
    Kaldırmaya kıyamadığım,
    Koltukta asılı hırkasıyla sabah akşam selamlaşırım.
    Bakıp bakıp iç çektiğim o hırkanın yalnızlığı öyle bir oturur ki yüreğime,
    Bir sarılıp, bir vedalaşırım.
    .
    Aç parantez (Hayatımdaki bütün boşlukları doldurdum,
    Bir tek anne-baba boşluğunu dolduramadım.
    İki kez yıldırım düştü yüreğime, biri annem diğeri babam öldüğünde,
    Enkazlarını hâlâ kaldıramadım.
    .
    Omuzlarımda ağırlığı asılı kalan tabutlarının bir köşesine kıvrılıp yatmak istedim, kendimi sığdıramadım.
    .
    Hayatta en çok,
    Anne ve babamın üstüne,
    kürekle toprak atmak yaktı canımı.
    .
    Hayatta en çok,
    Anne ve babamın sesini duymayı
    Ve onlara tekrar dokunmayı özledim.
    Parantez içinde parantez (-İnsan özlediklerini, gözleri açıkken değil,
    gözleri kapalıyken görüyor.-)
    .
    Her yıl gözyaşı ekerim topraklarına,
    ruhumu mavi bir sızıya salar ölüm.
    Bilirim ki artık anasız babasız, boşluğa savrulmuş külüm.)

    Aşk ve Duygu Dünyam
    11.
    -Boşuna arama,
    Gölgesi yoktur yalnızın...!-
    Yalnızlık !...
    İnsanın en kadim ve en sadık dostlarından biridir.
    -Kalbiniz çırılçıplaksa, yalnızsınızdır.-
    Yalnız insan, pamuk tarlasına konmuş zenci serçeye benzer.
    Esasen,
    -Yalnızlık mutsuzluktur.-
    -Üzerinde çizik dahi olmayan, bir beyaz kâğıttır.-
    .
    İnsanın kapısını hep geceleri vurur.
    Kapıyı açsanız da açmasanız da,
    Öteleyip içinize attığınız tüm dertlerle birlikte, gelir göz kapaklarınıza oturur.
    Baş yastıkta gece boyu tavandan mucize bekletir insana,
    Sadece sokup çıkartır buz gibi bitmeyen düşünceler denizine,
    Ne sarılıp ısıtır, ne de durulup uyutur.
    .
    Parantez içi (-Yüreğinizi sık sık ziyaret edin,
    En zoru yürek yalnızlığıdır.-
    Gerçi yalnızlıklar da altın günleri düzenliyorlar kendi aralarında ama.
    -İç dünyası yalnız olanın, dış dünyası kalabalık olmuş neye yarar.-)
    .
    Her neyse,
    -Koskoca bir ömür aşksız, yalnızlığın kucağında ölmek değil,
    Yanağından öptüğüm bir aşkın, kurumuş yaprağı olmak istedim.-
    Gerçi,
    Yalnızlığım beni hiç yalnız bırakmazdı.
    Her sabah uğurlar akşam karşılardı.
    Tek sorun,
    -İnsan yalnızlığına sarılamıyor ki.-
    .
    -Sevgisiz bir gönül kuraktır.-
    -Sevgisiz kalmış bir gönül her daim kıştır.-
    .
    Misafir gelip de yatsın diye naftalinleyip bekletilen yorgan gibiydim, henüz kimse örtmemişti beni üstüne.
    Parantez içi( Ne olur Tanrım bu durumu hiç kimseye söyleme.)
    .
    Bu arada,
    -Bana ne zaman evleneceksin diye soranlar
    Evliliği, kafese kuş aramak sanıyorlar.-
    .
    Neyse,
    Daha sonraları medeni durum,
    Bütün ıhlamurlar sen kokar, şekline evrildi.
    Şimdi sevmek zamanı,
    -Her aşkta bir hayır vardır- deyip aşk çağrıldı:
    Ey aşk...!
    Bir mucize gerçekleştir şimdi
    Şapkandan bir kumru havalansın.
    Bana öyle büyük ki bu kalp,
    Gelsin yüreğime yuvalansın.
    .
    -Ki aşkta, yürekten gelmeyen yüreğe değmeyen her söz, lafügüzaftır.-
    Zira,
    -Yüreği, insanın bahçesidir.
    Bu bahçede yetişmeyen aşk, aşkın ya serabı ya da sahtesidir.-

    Aşk !...
    12.
    Aşk, herkesin bildiği sır,
    Bazen gerçek bazen yalan,
    Bazen bir asır, bazen bir an.
    .
    Biliyorsunuz, yaşam cinsel yolla bulaşır.
    -Hepimiz aşk annenin çocuğuyuz.-
    .
    -Aşk, sakin bir tanışma değil,
    Şiddetli bir çarpışma halidir.-
    .
    -İnsanı dünyanın en güçlü mıknatısı gibi çeker.-
    Okuduğunuz şiirin her mısrasında, sevdiğiniz size göz kırpar.
    Nefesinizi tutsanız, taklacı güvercine dönen kalbiniz yanardağ gibi patlar,
    Ne eve, ne sokağa, ne de koca kente sığamazsınız.
    Kılcal damarlarınıza kadar, mola vermeksizin onu düşünmekten uyku girmez gözünüze, günlerce uyuyamazsınız.
    (Zaten,
    -Aşıkken uyumak haramdır, uyuyan da haindir. -)
    .
    -İnsan şekerciye girmiş çocuğa döner, içine aşk girince.
    İnsan kendini sönmüş balon gibi hisseder,
    içinden aşk çıkınca.-
    .
    Aşk insanı bazen sevinçten deliye, bazen de üzüntüden ölüye döndürür.
    Aslında,
    -Aşk bir ölüm halidir.-
    -Ne zaman ki aşk biter,
    İşte o zaman insan hayatta olduğunu hatırlar.-
    Ya da,
    -Aşk, sürekli bir susuzluk halidir.-
    .
    -Aşk, kalpte barınır kalpte gizlenir,
    ve sadece gönül gözüyle izlenir.-
    Dolayısıyla,
    -Aşkın dili gözcedir.-
    Ve
    -Kalbe dokunmanın yolu gözceden geçer.-
    .
    Aç parantez (Aşk ve ölüm ikisi de kalpten vurur.-
    Gerçi,
    -İnsan, kırık kolla kırık bacakla yaşayamıyor ama,
    Kırık kalple yaşamayı öğreniyor önünde sonunda.-)

    Ne ilk ne de son kabustu gördüğümüz,
    Yine de dağlara hiç baş eğmedik.
    Kana kana içip yaşarken öldüğümüz,
    Kızılcık şerbeti dolu bir kâseydik.
    Ne mezar taşı vardı, ne toprak ne de kemik,
    Kazma küreksiz nicelerini gömdüğümüz,
    İki yüreğimiz vardı, sırçadan incecik.
    .
    Yani biz birbirine sığınmış iki yürektik.
    Tek taşla duvar örülmez dedik, taşa sevgi ektik.
    Ve
    Güzeldir yardan gelen,
    Ondan gayrı ne varsa haram olsun
    Nazlı bir kaş çatışından evladır ölüm,
    Ondan gelirse belâm olsun dedik.
    .
    Biz buna “Bir bedende iki kişi, Aşk” diyoruz.
    -Aşk; su arayan ateştir.-
    Çünkü aşka ulaşmak için yangınlardan geçmek gerekir.
    .
    Ve -Aşk,
    İçi ateş dışı buz,
    Girer yanarsın, çıkar donarsın.
    Düşte gör, ateş mi yakar seni sen mi ateşi yakarsın.-
    .
    Ve yine -Aşk,
    Defter arasında bir tutam gül kokusu.-
    .
    Çooook büyüksün aşk...!
    .
    Ya olmasaydın,
    Nereden nefeslenirdi bu kimsesiz pencere?

    -Aşkta pazarlık edilmez,
    Çünkü aşk, hesap kitap bilmez.-
    13.
    -Seven ne boya, ne soya bakar.-
    -Her fani, en büyük yenilgisini ilk aşkında tadar.-
    .
    Kimileri, diriler şöyle dursun deyip,
    Çiçekleri bile ölülere alırken.
    -Bazılarının yüreğini eşsen, dört bir yanından sevgi çıkar.-
    .
    Yaşanmışlıklar ve kör yıllar,
    Ellerimizi yüzlerimizi tırnaklarıyla çentik çentik çizebilir, kırış kırış edebilir.
    Ama hiç yaşlanmaz gönül bahçelerimiz,
    Sevdiğine her zaman, yüreğinin teriyle büyüttüğü taptaze çiçekler verebilir.
    .
    -Ne mutlu sevenlere, sevilenlere.
    Sevdiğinin kucağını gül bahçesine çevirenlere.-
    -Zira gönül bahçesine baharı getiren de,
    götüren de yârdır.-
    .
    Parantez içi (Haydi...!
    Sevdiğinizi bir buket çiçekle şımartın güzel insanlar.
    -Bir çiçeğin, kimsenin kalbini kırdığı görülmemiştir.
    Ve bir yüreğin, bir şiiri öptüğü görülmüştür.-)
    .
    -85 yaşındaki kadın kocasına sordu:
    Bunca yıldan sonra, bana hâlâ şiir gibi güzel kadınsın diyebiliyor musun?
    Adam sevdiğinin yüzüne şöyle bir bakıp cevapladı:
    Şairi Yüce Rabbim olan bir şiir, nasıl çirkin olabilir ki?-

    Esasen tüm sevgiler, siyaha inat beyaz olmalı, kirletilmemeli.
    .
    Fakat ben kirlettim;
    Bütün hata benim,
    Önce gözlerine iman ettim,
    Sonra başkenti aşk olan bir ülkede halifeliğimi ilan ettim.
    Meğer bir serçenin umutsuz kanat çırpışlarıymış sevdam.
    Kıymet bilmez başka biri uğruna,
    Bataklıkta çırpına çırpına tükettim.
    .
    Zaten,
    Gidenler hep kalanları ağlatır
    Kalanlar hep gidenleri anlatır
    Şu işe bak, adalet mi bu ya...?

    Aç parantez (Hey gidi insancık, sana verilen beyni kullanmakta ne diye cimrilik edersin.
    Yüreğindeki gemi seni beklerken, niçin başka limana gidersin.
    Oysa,
    -Birazcık sadakat,
    Kocaman kocaman sayılardan daha değerlidir.-
    -Tek bir kavuşmanın sevinci,
    Tüm vedaların toplam acısından daha büyüktür.-
    -Ağaçlardan da mı öğrenmedin?
    Bir adımlık hasreti,
    Bir ömürlük sadakati.-
    .
    Yani...,
    -Benim aşktan yana metcezirlerim, yaralı şarkılarım çoktur.
    Anladım ki,
    -Aşık olmak değil aşık kalmak mühimdir.-
    .
    Eyy aşk...!
    Yüzüme vuran yağmur damlaları gibi kayıp gitme,
    Gözyaşlarımdan öp beni.
    .
    Aşık oldum, dünyaya vuruldum.
    Aşkım beni terketti, dünyaya darıldım.
    .
    Sonuçta AŞK İŞTE...!
    Sadece bir yanılsamadan ibaret.

    -Büyüdükçe Kirlendik,
    Büyüdükçe İnsanlığımız Küçüldü.-
    -Çocukken en korktuğum yaratık yılandı, şimdi ise insan.-
    -Bozulmuş insan dışında, her şeyin tamiri mümkündür.-
    14.
    Gerçekte biz,
    Darağacında simsiyah gölgeydik.
    İndirdik masmavi göğü yere,
    Toplayıp pırıl pırıl güneşi, ayı ve yıldızları
    Ama’ya gökkuşağı önerdik,
    Kara kara insanlara rengarenk güller verdik.
    Oysa güneşin saçları sarı sarı,
    -Çocukların maviydi arkadaşlıkları.-
    (Çıkarsız, ikirciksiz, tertemiz.)
    .
    -Gelişmek için bazı dalları kesmek gerek
    Çünkü gelişmek değildir büyümek.-
    Ve
    Her çocuk zamanla adam olur.
    Çocuk olmamak anlamına gelmez büyümek,
    Sadece reçel yanaklar kaybolur.
    Parantez içi (Aslında her yetişkin, yaralı bir çocuktur.-)
    .
    Neyse, büyüdük, çocukluğumuzu yedi kat yerin dibine gömdük.
    Parantez içi (İlk cinayetimiz.)
    Açtık pencereyi, içeri karanlık doluştu ve düş bitti.
    Yer açtıkça günahlarımıza,
    İçimizdeki o merhametli güzel çocuklar gitti.
    Şimdi alacakaranlık kuşağı,
    Büyümenin şeytanlığı çocuk masumiyetini mağlup etti.
    .
    Gerçi çocuk olursun bir emzik boyu yaşamadan kıyarlar.
    Balık olursun pul pul, çiçek olursun yaprak yaprak yolarlar.
    Serçe olursun kanatlarını kırarlar.
    Ah şu insanlar...!
    Cehenneme çevirdikleri bu cennet Dünyada her şeyi kendilerine yorarlar.

    Toplumsal Dejenerasyon, Kirli Kalabalıklar...!
    15.
    Doğanın yanında, insanın insadan bıkması da,
    Yanında huzur bulacağı bir insan bulması da,
    Çağımızın en büyük sorunu.
    .
    -Büyük acıları küçük insanlar yaratır.-
    Küçük insanların hayat gemilerinin dümenini, öz benlikleri değil egoları yönetir.
    Oysa,
    -Ego yönetimi bir sanattır.-
    Freni patlamış bir egonun direksiyonundaysanız,
    Sonunuz ya duvar ya uçurumdur.
    .
    Son zamanlarda;
    Utanır olduk insanlığımızdan,
    Başta sevgi olmak üzere her şey o kadar hızla kirlendi ki,
    Büyük meziyet en az kirlenerek yaşamak.
    .
    Samimiyet kıt, riya aldı başını gitti,
    Bazılarının bırak iki yüzünü, hiç yüzü yok, ara ki bulasın.
    Trend yaptı onursuzluğun dibi midesizlik,
    Her yer hasta bir düzen icin ruhunu satmış, egosunun esiri kara kara insanlarla doldu.
    Dünya işlerine dalıp kirlenmekten korkan
    temiz yürekli insanlar sanki buhar oldu.
    (Bazen ben de, hiç kimseye görünmemek için şeffaf olmak istiyorum.)

    -Bu arada, kötüler sayesinde iyileri, iyiler sayesinde kötüleri tanıdık.
    Çirkinliğin sadece fiziksel olmadığını,
    İyi insan olmak için cebin değil,
    Yüreğin dolu olması gerektiğini anladık.-
    .
    Ancak,
    Kötüler iyi görünmede ustalaştı.
    Kötülük zehir gibi kendine hep bir ev bulabildi.
    İyileri kötü, kötüleri iyi,
    Delileri dahi, dahileri deli gibi gören,
    Güçlüleri baş tacı eden bir toplum haline geldik.
    -Ki bir yerde kötülük yaygınsa,
    Onu görmezden gelen bir toplum var demektir.-

    ‘Eskidi at, yenisini al kültürü’
    ilişkilere egemen olmaya başladı.
    Bırakınız doğayı, diğer canlıları...
    İnsanlar bile kullanıp atmalık.
    Güçlülerin gözünde birer toz zerresi insan.
    Error verirse format atılacak hard disk,
    Canın isteyince açılacak cep uygulaması,
    Okuyunca kenara koyulacak kitap,
    Merdiven basamağı,
    Araştırma projesinde denek,
    Satranç tahtasında piyon,
    Ya kurşun asker, ya kukla...
    Beyinler kopya, kalpler kopya.
    .
    Beyinlerimiz hurdalığa döndürüldü,
    Zihinler sömürge, işgal altında.
    Pranga vurulan zihinlerimize atılan sis bombaları, gerçekleri görmemizi engelliyor.
    Sorgulamak sizin ne haddinize,
    ne düşerse bahtınıza deniyor.
    .
    Oysa,
    -Sadece insan yerine konulmak istedik, hepsi bu...!-
    Onlar ne yaptı?
    Yaralı bir serçe gibi ortada bıraktı.
    .
    Aç parantez( Ruhuma işkence veriyor bu durum, buruşturulup çöpe atılan ambalaj kağıdı muamelesi görmekten fazlasıyla muzdaripim.)
    .
    -İnsanlar mal değil,
    -İnsanlar baston değil.-
    -İnsan arada bir kendi olmayı da ihmal etmemeli.-

    Yani anlayacağınız arsız zamanlardayız
    Üzerimize konan sinekler bile,
    Ya kahrından, ya utancından ölür oldu.
    .
    Çıkar gözetmeyen bir insanlığı çok özleyeceğiz.
    İnsanlık kendi karanlığıyla yüzleşip, hesaplaşmalı artık.
    Mesela ben insanlıktan umudumu yitirdikçe, tekrar tekrar bulmaya çalışıyorum.
    Ancak anladım ki,
    İnsanlığı, insanlardan çok çok uzaklara koymuşlar.
    .
    Tekrar aç parantez (Beni hasta ediyor insanların bu sevgisizliği, anlayışsızlığı.
    Birileri alınmasın diye hep beyaz bayrakla dolaşmaktan yoruldum.
    -Bıktım usandım,
    Önden kucaklayan,
    Arkadan bıçaklayan,
    Dost görünümlü iki yüzlülerden.-
    -Bir ağaç gölgesinin dostluğunu,
    Bir insan gölgeliğine yeğler oldum.-)
    .
    Anlayacağınız dibi görünmeyen bir bataklık bu sahte dünya,
    İnsan ne kadar sevebilir ki.
    .
    (Bu dünyanın insanı değilim ben, acemisiyim, yaşamayı beceremiyorum.)

    Sanal Alem ve Maddeci Toplum
    16.
    Gerçekle yapayın savaşı başladı,
    Görünmeyenlerin görünenleri yönettiği bu sanal dünya, içi dahilerle dolu bir tımarhaneye döndü.
    .
    Sanal alemde yaşayan,
    En büyük silahın para olduğu,
    Teknoloji sayesinde, her şeyin yapaylaştığı, robotik zihinli bir topluma doğru gidiyoruz.
    Sanki görünmez bir el, insanları makineleşmiş, duygusuz hissiz robotlara dönüştürüyor.
    .
    Teknolojik konfor tavana, mutluluk tabana vurdu.
    Çünkü,
    -Teknolojinin en büyük eksiği, hissiyatı yok, maneviyatı yok.-
    .
    -Hayat dağınık, düzenli olması gerekmiyor diyen kuralsızların çağındayız.
    Hayatın neredeyse yüzde 80’i fake.
    Sosyal medyanın zehirlemediği bir çocuk yok.
    .
    Aç parantez (-Suyun temizleyemediği tek şey, düşünce kirliliğidir.-)
    .
    -Herkes birbirine akıl vere vere,
    Kimsede akıl kalmadı, akılsız bir toplum haline geldik.-
    .
    Parantez içi (Aklı gelgitlilerden değil,
    Zihni parazitlilerden korkmak gerek.)

    Sanırsın gençler ayaklı apple mağazası.
    İlişkilerde insanın yerini telefon, televizyon, bilgisayar ekranları aldı.
    Ceplerin kapsama alanları genişlerken, kalplerin daraldı,
    Cep cebe iletişim her yeri sardı.
    Oysa biz;
    -Cam cama değil, can cana,
    Ekran sıcağını değil, insan sıcağını severiz.-
    .
    Bir kalbimizin olduğunu unuttuk,
    Duyguların önemi yok artık,
    -İnsani değerlerimizi soydular, çırılçıplak kaldık.-
    .
    Vicdanımız erozyona uğradı, merhamet duygumuzu yitirdik.
    Merhamet şemsiyesini sadece kendimize tutar olduk, başkalarını unuttuk.
    Parantez içi (Oysa insanlık, üzerimizdeki kıyafetten değil, yüreğimizdeki merhametten doğar.-)

    Başarı ya da başarısızlık,
    Parayla pulla, maddiyatla ölçülür oldu.
    Madde egemen bir toplum düzenine geçtik.
    Para güç, parasızlık güçsüzlük sayılıyor.
    .
    Halbuki önemli olan,
    -Hayattaki başarın nedir diye sorduklarında,
    İnsan olmayı başardım diyebilmektir.-
    .
    Dolayısıyla son zamanların sorusu şu;
    Çok güzel, çok zeki, çok zengin olabilirsin,
    İnsan olmayı becerebildin mi peki?
    Eminim, çoğumuz insan olma dersinden sınıfta kalırız.
    .
    Hayatta kalmayı paraya bağladığımız için
    Paraya pula insanlığımızı satar,
    İlişkilerimizi maddiyat üzerine kurar hale geldik.
    (Laf aramızda,
    -Bir gün yakalarsam, paraya, benden neden hep kaçtığını sorucam.-)
    Oysa,
    -İnsan maddiyat için değil, maddiyat insan için vardır.-
    -İnsaniyet servetle, cüzdanla ölçülmez.
    Yürekle, vicdanla ölçülür.-
    .
    Aç parantez (Gerçi bazı vicdanların son kullanma tarihleri çoktaaan geçmiş.
    .
    Herseye rağmen siz iyi insan olun,
    Sıkı sıkı tembihleyin kalbinize,
    Vicdansız, sevgisiz ve umutsuz olma diye.
    .
    -Diliniz susabilir ama vicdanınız sakın susmasın.
    Unutmayın, konuşan vicdan susan vicdandan huzurludur.-
    -Sahibine, suçlu sensin diyebilen vicdan özgürdür.-
    .
    Onur, şeref, haysiyet, erdem ve merhamet para ve diplomadan daha değerlidir.
    (Mesela ben:
    Yat kat, mal mülk, şan şöhret istemiyorum
    sımsıcak bir kalp yeter bana.)

    Savaş, Ölüm ve Zulüm
    17.
    -Kan ve gözyaşıyla yazılmış ne çok şiirimiz var.-
    -Acılar koyulaştıkça, çayın demi de koyulaşır.-
    -Biriken acıların ağırlığı, bu dünyayı batıracak bir gün.-
    .
    -İnsanoğlunun en büyük savaşı aklıyla yüreği arasında olandır.-
    .
    Yok mudur bu savaşın insan öldürmeyeni?
    .
    Oysa çocukken,
    Savaşın başına barış ören,
    Tüm mermileri çiçeğe çeviren,
    Düşmana kurşun yerine gül veren
    neferlerim vardı benim.
    En güzel ben yenilirdim,
    Mağlubiyetle sonuçlanan zaferlerim vardı benim.
    .
    Parantez içi (Sadece kazandıkları değil bazen de kaybettikleridir insana kazandıran.)

    Yarattıkları cehennemde yanıyor,
    Savaşlarda anası ağlayanların çocukları.
    Yarattıkları cennette oynuyor,
    Savaşlara silah sağlayanların çocukları.
    .
    Biz buna "Adaletin bu mu Dünya" diyoruz.
    .
    Zulmün esiri hayatı sırtlayan kimliksiz çocuklar;
    Paraları yok, ama ne çok yaraları var,
    (-Yaralar ki insana,
    Nelerin üstesinden geldiğini hatırlatır.-)
    Sanki bedenlerinde kiracı bütün acılar.
    .
    Mesela bazıları yaralı kuşağın çocukları olarak Dünya'ya geldiler.
    Üzerlerine yağmurdan çok mermi yağdı,
    Yaralarından çok etrafları sarıldı,
    Yaralarından çok kimlikleri soruldu,
    Ateşi sadece cehennem ateşi olarak bildiler.
    Yaralarından soyunamadan öldüler.
    .
    Bir yanda yaralarını umutla pansuman edenler.
    Diğer yanda umudu vuran hain eller.

    Aç parantez (-Ölülerin hiç kimsesi yok Anne...!-
    .
    -Ölüm, sonsuzluğun gel gel sesine kanmaktır.-
    Ve ölüm, acıların en paslısıdır.
    Çocuk, ölümlerin en yaslısıdır.
    Özlem, uykuların en seslisidir.
    .
    Uyku ölümün kuzeni de olsa,
    Acılar hiç uyumaz.)
    .
    Ah şimdi beyaz kanatlı bir
    güvercin olacaktım ki.

    18.
    -Özgürlük;
    Karanlığa karşı aydınlık kıvılcımını çakmaktır.
    Biraz tabuları yıkmak, biraz da yoldan çıkmaktır.-
    .
    Karanlıklar yansın dedim...
    Başını maviye yaslayınca gece,
    aydınlığa yasak koydular.
    Saçları bukleli, gözleri kavun içi
    bir güneş çizdim dağın doruğuna,
    Daha doğmadan vurdular.
    .
    Kafeslerde yüreklerini bıraktırdı kuşlara
    karanlıklarda büyüttüğümüz zulüm.
    Gökyüzünü maviye boyadı diye, nice fidanları darağaçlarında vurdu ölüm.
    Ve avuçlarımızda sadece dikeni kaldı,
    efendilerin elimizden aldığı gülün.
    .
    Yüreğimi dikenli teller yerine hep çiçekler sardı,
    Yangınları dışında, ne topu tüfeği vardı, ne de kimseye bıçakla daldı.
    Yine de onmaz yaralar açtı hayat, çoktur yarası yüreğimin.
    Neler gördü bu yorgun gözlerim esirlerin mahzun bakışlarında,
    Takılı kaldı tel örgülerde, yoktur yarısı yüreğimin
    .
    Parantez içi (Çatlaklarımdan sızıyorum,
    kanaması sürüyor hala yaralarımın.)

    Suriye ve Filistin’e Dokundurma
    19.
    Bilmezsiniz...!
    Parantez içi (Belki de bilirsiniz.)
    .
    İnsan ne kendi kanında, ne de kendi gözyaşında yüzme öğrenemez.
    .
    Bizim harabeye dönmüş kentlerimizde,
    Balıkçı ağlarında yaşanan can pazarı misali,
    Her gün can pazarları yaşanır,
    Ölüm koroları hiç susmaz.
    Kese kağıdı değildir patlayan,
    Metal kuşlardan bombalar yağar,
    Göğümüzde serçeler uçmaz.
    Demir leblebiler gezinir içimizde,
    Kan göllerimizde nilüferler açmaz.
    Biz her şeyimizden vazgeçeriz de
    ölüm bizden hiç geçmez.
    -Her şey eksilir de,
    Bir tek ölüm eksilmez evimizden
    Tüm sevdiklerimizi, birer birer alır elimizden.-
    .
    Parantez içi (Ki ölümün aldığını geri verdiği hiç görülmemiştir.)
    .
    Oysa enkazda bile güller açardı yeniden,
    Tutulsaydı mis kokulu bir bebeğin ellerinden.
    Bu arada,
    -Hangi çiçek bir bebek kadar güzel kokabilir ki.-

    -Ne kadar özgür yaşarsa insan,
    o kadar özgür ölür.-
    -Zafer, inadına ışığa koşanlarındır.-
    20.
    Filistinde:
    -Bir asker bir çocuğu düşlerinden vuruyordu.
    Bir çocuk gördüm düşlerini suluyordu.-
    .
    Özgürlük şarkısı söyleyen Filistin Halkına
    Kurşun yağdıran askere çağrımdır:
    Kurşun bir çocuğun cesaretini ne kadar kırabilir ki.
    Kurşun, bir çocuğu düşlerinden ne kadar vurabilir ki.
    Hangi çocuk sapanıyla bir askeri öldürebilir ki.
    .
    Aç parantez (Bazen ağlamaktan başka
    hiçbir şey gelmez insanın elinden.
    -Ne barışçıl, ne yüce bir eylemdir ağlamak.
    Kırmadan dökmeden, gözyaşıyla yara sarmak.-
    .
    Çok şey anlatır bir damla gözyaşı.
    -Gözyaşı yüreğin dolup taşmasıdır.-
    Ağla ki Dünya arınsın,
    Silme gözyaşını bırak aksın çocuk.
    Belki böyle deniz oluruz, deryada köpük.)
    .
    Umudum...!
    Bir dilim yaşamayı güvercin payı bölüşenler.
    Bir gün bize kardeşçe yaşamayı öğretecekler

    Doğa...!
    -HER köşesinden HER çatlağından HAYAT fışkıran toprağa beton eken insanoğlu,
    Ne biçmeyi bekler ki?-
    .
    Beton ormanlarında sevgi biter mi ki?
    21.
    Yol kenarında, garipçe bir güldü:
    Her sulayana çiçek açtı,
    Her okşayana koku saçtı.
    Biz ne yaptık?
    Ya işimiz bitince unuttuk,
    Ya da yolup,
    Defter arasında kuruttuk.
    Öldü...!
    .
    -Gül,
    Ne dalını kırandan,
    Ne çiçeğini derenden esirger kokusunu.-
    (-Zehir ektiğin topraktan çiçek bekleme.-)
    .
    İçimde bir nehir,
    İçinden kelebek kanatlı filler geçiyordu.
    Sıkı sıkı suya sarılmıştı ateş son bir umutla,
    Güneş eğilmiş su içiyordu.
    Ağa yakalanmayan balıklar,
    Can pazarından kurtulmanın sevinciyle
    bulutların üstünde uçuyordu.
    .
    (Gül de sevinir kokarken !..
    Su da yorulur akarken !...
    .
    Hele bir de doğduğundan beri uyumamışsa,
    Başını taştan taşa vurmuşsa.
    .
    Nehir: Dünyanın en uzun sürüngeni.)
    .
    Buzullar...
    Taş gibi dururken kalptekiler,
    Damla damla eriyor kutuptakiler.
    .
    Biz buna "Küresel Isınma" diyoruz.
    .
    Demek ki
    Su da ağlar !... ateşi düşsün diye.
    Yağmur niye yağar !... insanoğlunun acısına dayanamaz bulutlar.
    .
    (Bu arada, benim de yangınlarımı söndürmek için, çok uğraştı yağmurlar.
    .
    -Yağmur,
    Bulutların düşürdüğü umut kırıntılarıdır.
    Bulutların damla damla bize yazdığı mektuptur.-
    .
    -Yağmur damlaları ve kar taneleri, ne olur, aklınız varsa yeryüzüne düşmeyin, kirlenirsiniz...!-

    -Yeterince kirlettik yeryüzünü,
    Haydi artık gökyüzüne gidelim.
    Çağımız uzay çağı,
    Bir de oranın içine edelim.-
    22.
    Doğayı kirletmek insanoğlunun işi.
    Şahsen ben, doğayı çöp atarak kirleten bir hayvan görmedim.
    Aç parantez (Şiir yazarak kirleten şair de görmedim.
    Siz hiç kıyıya vurmuş şiir gördünüz mü?
    .
    Gerçi,
    -Herkes dışardaki çöplerle ilgileniyor,
    Peki insanların içindeki çöpleri ne yapacağız?-
    -Önemli olan insanoğlunun beynini yenilemesi,
    Yoksa doğa kendini yeniliyor.-)

    En büyük meziyetimiz,
    Güzel ne varsa canına okumak.
    Oysa,
    Ne rüzgâr eseceğim, ne yağmur yağacağım, ne güneş doğacağım
    Ne serçe uçacağım, ne de çiçek açacağım
    diye bizden izin almaz.
    Çünkü aksi kâinatın yaradılış düzenine uymaz.
    Biliriz ki,
    -Gülün gölgesi kokmaz.
    -İçi dışı karanlık olanın, yaşamında renk olmaz.-
    .
    -Plastik insanlar, düşen yağmur damlasının acısını hissetmez.
    Ağaçkakan darbesi yiyen ağacın çığlığını duymaz.
    Plastik insanların dalına kuş konmaz, yüreğine serçe yuva kurmaz.-
    .
    Kedi bile sevmemiş biri insan sevmez.

    Ateşe tapmayan heykeller yaptım sudan,
    Hepsi de deniz ruhlular.
    Bu devran böyle sürüp gitmez,
    Sonsuz değildir uçurumun da dibi var. - Su ve Dinozorlar Tarihi.
    .
    Gün gelir şafak sökemez kör düğümünü.

    -Düşmemek için bir yaprağa tutunmuş damla,
    Nerden bilsin mevsimin sonbahar olduğunu.-
    -Bir ağaca sonbahar hüznü bulaştı mı, hiçbir yaprağı dalda tutamazsın.-
    -Yüzüstü yere düşmenin acısını, en iyi, bir dalından kopan yapraklar, bir de çocuklar bilir.-
    Ve hep yaprakların hüzününü taşır
    Mevsimlerin şairi sonbahar.
    .
    Bir gün saat intiharı çeyrek geçer,
    Ve asi bir konar göçer olur dalında her yaprak.
    Sarı sıcak bir Eylül'de kucak açar toprak.
    Sarılıp bir güz yeline yeni yurduna göçer yaprak.
    -Ki ben, dökülen yapraklarda hüzünlü bir eylül uykusuyum.-
    .
    Ne ağaç söyleyebilir dalından düşen yaprağına, bir daha yeşeremeyeceğini.
    Ne de kuş söyleyebilir kanadından kopan tüyüne, bir daha uçamayacağını.
    .
    Hani nerde, bana alkış tutan yapraklar?
    Bir yandan çöpçüler silip süpürür, bir yandan rüzgar.
    Oysa yapraklar yerdeyken çok daha güzeldir yollar.
    .
    Parantez içi (Yapraklar neden serçeler ve çocuklar gibi tez canlı telaşlıdır, onlara benzer?
    Hep merak ederim.)

    -Nihayet Ekim geldi:
    Aşk apansız sütten kesildi.
    Birisi sevgileri ç/alıyor olmalı yine.
    Sonbahar yapraklarına yazılmış aşkların, boynu büküldü.
    D/alsız gül yaprakları soluyor olmalı yine.
    .
    -Yüreksiz bir avcının yüreğimde açtığı yara:
    Yine yerde kuş tüyleri gördüm,
    yazık değil mi kuşlara?-
    .
    Hani nerde en çok sevdiğim kuşlar?
    ‘Bir taşla iki kuş vurmak.’ mış...!
    Ne istiyorsunuz kuşlardan?
    .
    Aahhh şimdi serçelerin doluştuğu bir çınar olacaktım ki.
    Dallarım kuşlara vatan, yapraklarım karıncalara yorgan.
    .
    Çocuklar ve Kuşlar; biri göğün yaramazı, biri yerin.
    Beton ormanı kentlerinizde,
    -Camlara vuran çocuk seslerinden eser yok artık.-
    .
    Göğü bilmeyen serçe, deniz değmeyen balık, sokakta oynamayan şarkı söylemeyen çocuk mu olur?
    .
    Bir zamanlar,
    Dünyanın en güzel iki dilinde:
    Bir kuş bir çocuğa şarkı söylüyordu “kuşça.”
    Bir çocuk bir kuşa eşlik ediyordu “çocukça”.
    .
    Göğe inancını yitirmesin kuşlar, mülkünü kirletmeyin, ağaçları kanatmayın !...
    Bir umuttur serçe sesi, simsiyah bulutların çöreklendiği gökyüzünde.
    Beton ormanlar yaratarak,
    Gökyüzü çocuklarına konacak dal aratmayın !...
    Balıkları deniz manzarasız bırakmayın !...
    Mavisini yok edip martıları ağlatmayın !...
    .
    Kuru bir dala gözyaşı olun,
    Ama, yeşile düşman bahçıvan olmayın.
    Elveda diyeceğiz Dünyaya böyle giderse,
    Doğanın dilini anlayın, doğaya kıymayın !...
    .
    Parantez içi (Mesela İstanbul’un ihtişamından bihaber yüreği kirliler,
    İstanbul’u önce Boğaz’ından yaraladılar.)
    .
    Velhasıl,
    Yeryüzü ona tecavüz edilmek için yaratılmadı.
    Eyy zehir ekip çiçek bekleyen freni patlak buldozerler,
    Yeryüzünü üzmeyin...!

    -İnancı bitenin umudu da biter.-
    -İnanmak, kalbin işidir zihnin değil.-
    -Umut her zaman vardır,
    Kimsem yok diyenler, beş vakit çağrıyı unutanlardır.-
    -Uçurumdan aşağı düşüyorsanız,
    Allah’a sarılın.-
    23.
    Güneş herkese aynı parlar (!)
    Biz öyle sandık.
    Cennetten bizi kovdular,
    Çünkü adaletli ölüm yerine,
    Yaşam yalanına inandık.
    .
    Geçmiş ola...!

    Dua
    .
    Yüce Yaradan mucize bedenlerimizi,
    O insanüstü dâhiyane zekasıyla yaratmış, ilahi sevgisiyle donatmış.
    İçimize, her saniye belli bir düzen içinde çalışan sayısız evren koymuş,
    Bu evrenlerin krallığını da her atışında Allah diyen,
    İlahi zamanlama dolmadan durmayacak olan kalbimizde kurmuş.
    .
    Yani kâinatta bizleri dizlerinin üzerine çöktürüp şükrettirecek o kadar çok şey var ki.

    Öyleyse duasız şiir mi olur !...
    .
    Aç parantez (Ancak, şayet inanıyorsan,
    Allah, gelişi güzel dile dolanacak, ağızda sakız edilecek bir kelime değildir.
    O’ndan alelâde birinden bahseder gibi bahsedilmez.
    Manava sipariş verir gibi,
    Tarkan’dan şarkı ister gibi dua edilmez.)
    .
    Dua ki gönüllere umut eken,
    Huzur veren yürekteki derinlik.
    Samimi bir sığınış, iç döküş, boyun büküş,
    Dertlere en büyük teselli,
    Acz içindeki ruhlara en büyük serinlik.
    .
    Dünyanın kirini yıkamak için,
    Ne çokça yağmura, ne doluya ne de kara.
    Ne Cennette özel kontenjan peşinde koşanlara,
    Ne de laboratuarda mikroskopla tanrı arayanlara,
    Sadece fikren ve fiziken özgür,
    Düşünen, akıl yürüten, inançlı ve vicdanlı insanlara ihtiyaç var.
    .
    Duaya durmuş ağaçlar misali açtım ellerimi göğe,
    Büktüm boynumu, kurdum saati umuda;
    Ki umut varsa, bu kadar karamsarlığa da gerek yok.
    Zira,
    -Sizi Yaradan sizi yarı yolda bırakmaz.-
    .
    “Allahım !...
    Başta insanlık olmak üzere, canlılar aleminin zararına olacak her şeyi defet gitsin !...
    Katıla katıla gülsün,
    Tıka basa doysun çocuklar,
    Ölüm onları hep teğet geçsin !...”

    Ve Yaşamın Son Evresi
    -Gün gelir, ömür ağacının dalları da yaprak döker.-
    Bunun için,
    -Ne Yaradan’a küsülür, ne Yaradan’dan umut kesilir.-
    24.
    -Hayatı sana kim verdiyse ölümünü de o verecektir.-
    Zaten herkes doğumla birlikte içinde bir ölüm tohumu taşır.
    .
    Ve her insan önce çocukluğunun,
    sonra gençliğinin katili,
    Yaşlılığının ise kurbanı olur.
    .
    -Zaman her şeyi çalar insandan,
    Kendisi gider sen durursun.
    Ve hayat insanı perte çıkarır,
    Ölüme alışmak için sürekli uyursun.
    Esasen,
    -Hayat, çoğu zaman döküntü toplamakla geçen, köşe bucak bir yolculuktur.-
    .
    İnsanoğludur zamanın geçip gittiğinden şikayet eden.
    Oysa zaman değil kendisidir bu hayattan geçip giden.
    Zira,
    -Zaman geçip gitmek için, hiç kimseden izin istemez.-

    Yaşlanmak kötü şey evlat...!
    Yaş ilerledikçe ot bürümüş,
    Bakımsız meçhul mezarlar gibidir yüreğin,
    Daha yaşarken bayramdan bayrama hatırlanan ölülere dönersin.
    Artık üvey evlatsın bu Dünyada
    Herkesin gözüne batarsın teli çıkmış şemsiye misali,
    Yedi sülalen yük sayar seni
    Yatalak olup altına kaçırırsın,
    Takma dişlerini unutursun bardakta
    Torunlarından bir güzel dayak yersin.
    .
    Her an dört gözle ölümü beklersin.
    Derin bir yutkunma, derin bir iç çekiş, ah edişle şöyle bir maziye bakar,
    Tanrım ne olur nefes alma yükünden kurtar beni...!
    Nerde kaldı bu ecel dersin.
    Çünkü,
    -Bazen huzura kapı açan, düğün merasimi değil ölüm merasimidir.-
    Zira,
    -Huzur sadece ölüler içindir.-
    Ki aynı zamanda,
    -Huzur, gönlün gelincik tarlasıdır.-
    Ya da,
    Kucağınızda derin derin uyuyan bir kedidir.
    .
    Artık toprak seni değil, vücudunla toprağı sen beslersin,
    .
    Böylece parantez kapanır.
    Ama bu şiirin parantezi kapanmaz.
    .
    Aç parantez (Şayet bir toplum yaşlıları ile bağını keserse, ki biz buna ‘Kendi bindiği dalı kesme.’ diyoruz.
    Ve onlara yeterince sevgi, saygı, ilgi ve alaka bekliyoruz.)
    .
    Merhamet;
    Bir toplumun en büyük güvencesidir.
    -İnsanın gönül bahçesindeki en güzel çiçeği ihtiyacı olana vermesidir.-
    Ne de çok yakışır insana,
    Bir canın tüm canları sevmesidir.
    .
    Lütfen merhameti trend yapın.
    İyilikte, güzellikte, hoşgörüde yarış tutun.
    .
    -Ne kadar verirsen o kadar hak edersin.-
    .
    -Vicdan kararlarında ekseriyet aramaz.-
    .
    ..
    ...
    (Not: Ünlü ak saçlı bilge, feylesof ve şair Tahsin Özmen dedi ki;
    Bu şiir biraz da,
    Felsefe yapma, haikulama
    Ve aforizma patlatma gazıyla yazılmıştır.
    .
    Parantez içinde parantez (Ne yazsam tutar acaba? düşüncesiyle değil.)
    .
    Unutmayın...!
    Bazı sözler altın şıngırtısı gibi hoştur.
    Bazı sözler teneke tıngırtısı gibi boştur.
    Ve
    -Okyanus gibi derindir bazı sözler, ince anlamlar gizler.
    Anlayamaz, boşluğu döven sözler denizinin yüzeyinde gezinenler.-

    2014

    *Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank
  • 1. Don Quijote - Miguel de Cervantes
    2. Robinson Crusoe - Daniel Defoe
    3. Tom Jones 1.Cilt - Henry Fielding
    4. Tristram Shandy - Laurence Sterne
    5. Genç Werther'in Acıları - Goethe
    6. Aşk ve Gurur - Jane Austen
    7. Kırmızı ve Siyah - Stendhal
    8. Goriot Baba - Honore de Balzac
    9. Yevgeni Onegin - Aleksandr Puşkin
    10. Sefiller - Victor Hugo
    11. Monte Cristo Kontu – Ciltli - Alexandre Dumas
    12. Ölü Canlar - Nikolay Vasilyeviç Gogol
    13. İki Şehrin Hikayesi, Büyük Umutlar - Charles Dickens
    14. Jane Eyre - Charlotte Brontë
    15. Uğultulu Tepeler - Emily Brontë
    16. Babalar ve Oğullar - Ivan Sergeyeviç Turgenyev
    17. Moby Dick - Beyaz Balina - Herman Melville
    18. Suç ve Ceza, Yeraltından Notlar – Dostoyevski
    19. Madame Bovary - Gustave Flaubert
    20. Savaş ve Barış - Anna Karenina - Lev Nikolayeviç Tolstoy
    21. Huckleberry Finn'in Maceraları - Mark Twain
    22. Çılgın Kalabalıktan Uzak - Thomas Hardy
    23. Hayvanlaşan İnsan, Meyhane - Emile Zola
    24. Bir Kadının Portresi - Henry James
    25. Tanrılar Susamışlardı - Anatole France
    26. Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde
    27. Karanlığın Yüreği - Joseph Conrad
    28. Açlık - Knut Hamsun
    29. Zeno'nun Bilinci - Italo Svevo
    30. Sis - Miguel de Unamuno
    31. Ana - Maksim Gorki
    32. Kalpazanlar - André Gide
    33. Kayıp Zamanın İzinde - Marcel Proust
    34. Malte Laurids Brigge'nin Notları - Rilke
    35. Büyülü Dağ (2 Cilt Takım) - Thomas Mann
    36. Martin Eden - Jack London
    37. Boncuk Oyunu - Hermann Hesse
    38. Berlin Aleksander Meydanı - Alfred Döblin
    39. Hindistan'a Bir Geçit, Meleklerin Uğramadığı Yer - E. M. Forster
    40. Ses ve Öfke - William Faulkner
    41. Niteliksiz Adam 1 - Robert Musil
    42. Ulysses - James Joyce
    43. Dalgalar, Deniz Feneri - Virginia Woolf
    44. El Greko'ya Mektuplar, Zorba - Nikos Kazancakis
    45. Dava - Franz Kafka
    46. Arkadaş - Panait Istrati
    47. Doktor Jivago - Boris Pasternak
    48. Usta ile Margarita - Mihail Bulgakov
    49. Drina Köprüsü - İvo Andriç
    50. Cesur Yeni Dünya, Ses Sese Karşı- Aldous Huxley
    51. Gecenin Sonuna Yolculuk - Louis Ferdinand Celine
    52. Gün Doğarken Bülbül Susar - Elsa Triolet
    53. A.B.D. 42. Enlem, A.B.D. 1919, U.S.A. / Büyük Para - John Dos Passos
    54. Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald
    55. Nadja - Andre Breton
    56. Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - Erich Maria Remarque
    57. Kibar Semtler - Louis Aragon
    58. Yaşlı Adam ve Deniz - Ernest Hemingway
    59. Solgun Ateş, Saydam Şeyler - Vladimir Nabokov
    60. Gece Uçuşu - Antoine de Saint-Exupéry
    61. İnsanlık Durumu - André Malraux
    62. Gazap Üzümleri, Cennetin Doğusu - John Steinbeck
    63. Kör Baykuş - Sadık Hidayet
    64. Hayvan Çiftliği - George Orwell
    65. Hadrianus'un Anıları - Marguerite Yourcenar
    66. Power and the Glory – Graham Greene
    67. Körleşme - Elias Canetti
    68. https://1000kitap.com/...-kitap-takim--155932 - Mihail Şolohov
    69. Bulantı - Jean-Paul Sartre
    70. Üçleme - Samuel Beckett
    71. Tatar Çölü - Dino Buzzati
    72. Ay ve Şenlik Ateşleri - Cesare Pavese
    73. Yanardağın Altında - Malcolm Lowry
    74. Derviş ve Ölüm - Meşa Selimoviç
    75. Sineklerin Tanrısı - William Golding
    76. Saray Gezisi, Şevk Sarayı, Şeker Sokağı - Necib Mahfuz
    77. Tarçın Kokulu Kız, Gecenin Çobanları - Jorge Amado
    78. Justine, Balthazar, Mountolive, Clea - Lawrence Durrell
    79. Yabancı - Albert Camus
    80. Seksek - Julio Cortazar
    81. Herzog - Saul Bellow
    82. Ve O Hiçbir Şey Demedi - Heinrich Böll
    83. Pedro Paramo - Juan Rulfo
    84. Çavdar Tarlasında Çocuklar - J. D. Salinger
    85. Mezbaha No. 5 - Kurt Vonnegut
    86. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu - Italo Calvino
    87. Tiffany'de Kahvaltı - Truman Capote
    88. Malina - Ingeborg Bachmann
    89. Değişme - Michel Butor
    90. Fransız Teğmenin Kadını - John Fowles
    91. Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez
    92. Teneke Trampet - Günter Grass
    93. Gün Olur Asra Bedel - Cengiz Aytmatov
    94. Artemio Cruz'un Ölümü - Carlos Fuentes
    95. Odun Kesmek - Thomas Bernhard
    96. Gülün Adı - Umberto Eco
    97. Kent ve Köpekler - Mario Vargas Llos
    98. Yaşam Kullanma Kılavuzu - Georges Perec
    99. Afrikalı Leo, Semerkant - Amin Maalouf
    100. Kızıl Darı Tarlaları - Mo Yan
    Necip Tosun
    Sayfa 429 - Dedalus Yayınları
  • Tolstoy’un henüz 22 yaşındayken başarılı olmak için kendisine koyduğu kurallar vardı.

    1- Her sabah 5’te uyan.
    2- Geceleri 10’da uyu ve asla yemek yeme
    3- Tatlı ve şekerlemelerden uzak dur.
    4- İhtiyacın olmayan hiçbir şeye para harcama
    5- Bir anda yalnızca bir işe odaklan
    6- Her gün mutlaka yeni bir şey öğren
    7- Aşktan ve duygusallıktan uzak dur.
    8- Arzularını çok çalışarak öldür.
  • "Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
    Hasan Âli Yücel Klasikleri Sıralı Tam Listesi"
    (20.10.2020 Güncel)

    Bu liste sürekli güncellenecek, yeni basılan her kitap yoruma ve konuya eklenecektir. Kitap ve yazar adları kolay ulaşım sağlanması adına yavaş yavaş link haline getirilecektir.
    ***
    1. Gurur ve Önyargı - Jane Austen
    2. Geceye Övgüler - Novalis
    3. Mutlu Prens - Oscar Wilde
    4. Seçme Masallar - Hans Christian Andersen
    5. Kerem ile Aslı - İsa Öztürk
    6. Yürek Burgusu - Henry James
    7. Duino Ağıtları - R.M.Rilke
    8. Modeste Mignon - Honore de Balzac
    9. Kanlı Düğün - F.G.Lorca
    10. Hüsn-ü Aşk - Şeyh Galip
    11. Yarat Ey Sanatçı - Goethe
    12. Gorgias - Platon (Eflatun)
    13. Dedektif Auguste Dupin Öyküleri - Edgar Allan Poe
    14. Ermiş Antonius ve Şeytan - Gustave Flaubert
    15. Yerleşik Düşünceler Sözlüğü - Gustave Flaubert
    16. Paris Sıkıntısı - Charles Baudelaire
    17. Yergiler - Saturae- Decimus Iunius Iuvenalis
    18. Yunus Emre Hayatı ve Bütün Şiirleri - Abdulbaki Gölpınarlı
    19. Seçme Şiirler- Emily Dickinson
    20. Kamelyalı Kadın - Alexandre Dumas Fils
    21. Dörtlükler Hayyam - Hayyam
    22. Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar - Arthur Schopenhauer
    23. Denemeler - Montaigne
    24. Devlet - Platon (Eflatun)
    25. Gargantua - François Rabelais
    26. Oblomov - İvan Gonçarov
    27. Utopia - Thomas More
    28. Tarih - Herodotos
    29. Kaygı Kavramı - Soren Kierkegaard
    30. Şölen - Dostluk - Platon (Eflatun)
    31. Yüzbaşının Kızı - Aleksandr Puşkin
    32. Seviyordum Sizi - Aleksandr Puşkin
    33. Madame Bovary - Gustave Flaubert
    34. Babalar ve Oğullar - İvan Turgenyev
    35. Köpeğiyle Dolaşan Kadın - Anton Çehov
    36. Büyük Oyunlar - Anton Çehov
    37. Cimri - Molière
    38. Macbeth - William Shakespeare
    39. Antonius ve Klopatra - William Shakespeare
    40. Akşam Toplantıları - Nikolay Gogol
    41. Hitopadeşa - Narayana
    42. Mantık Al-tayr - Feridüddin Attar
    43. Hagakure -Yamamato
    44. Eşekarıları, Kadınlar Savaşı ve Diğer Oyunlar - Aristophanes
    45. Suç ve Ceza - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    46. Sis - Miguel De Unamuno
    47. İki Oyun - Henric Ibsen
    48. Bir Delinin Anı Defteri - Nikolay Gogol
    49. Toplum Sözleşmesi - Jean Jacques Rousseau
    50. Milletlerin Zenginliği - Adam Smith
    51. Masallar - La Fontaine
    52. Guliver’in Gezileri - Jonathan Swift
    53. Ursule Mirouet - Honore de Balzac
    54. Rubailer - Mevlana Celaleddin Rumi
    55. Medea - Seneca
    56. Julius Caesar - William Shakespeare
    57. Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev - Jean Jacques Rousseau
    58. Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi - Mary Wollstonecraft
    59. Kısa Romanlar, Uzun Öyküler - Henry James
    60. Hophopname - Mirze Elekber Sabir
    61. Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    62. Toprak Arabacık - Şudraka
    63. Dillerin Kökeni Üstüne Deneme - Jean Jacques Rousseau
    64. Aktörlük Üzerine Aykırı Düşünceler - Diderot
    65. Yaşamının Son Yıllarında Goethe İle Konuşmalar - Johann Peter Eckermann|
    66. Phaedra - Seneca
    67. Abel Sanchez – Tula Teyze - Miguel de Unamuno
    68. Pericles - William Shakespeare
    69. Sanat Nedir - L.N Tolstoy
    70. III. Richard - William Shakespeare
    71. Divan-ı Kebir - Mevlana Celaleddin Rumi
    72. Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin - Thomas De Quincey
    73. Atinalı Timon - William Shakespeare
    74. Akıl ve Tutku - Jane Austen
    75. Illuminations - Artur Rimbaud
    76. Yüce Sultan - Miguel de Cervantes
    77. Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri - David Ricardo
    78. Hamlet - William Shakespeare
    79. Ezilenler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    80. Binbir Hayalet - Alexandre Dumas
    81. Evde Kalmış Kız - Honore de Balzac
    82. Seçme Masallar - E.T.A. Hoffmann
    83. Hükümdar Niccolo Machiavelli
    84. Seçme Öyküler - Mark Twain
    85. Hacı Murat - L.N Tolstoy
    86. İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog - Galileo Galilei
    87. Ölüler Evinden Anılar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    88. Seçme Aforizmalar - Francis Bacon
    89. Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları - William Blake
    90. Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    91. Bizansın Gizli Tarihi - Prokopios
    92. Othello - William Shakespeare
    93. IV. Haçlı Seferi Kronikleri - Geoffroi De Villehardouin - Henri De Valenciennes
    94. Upanishadlar - Kolektif
    95. Galib Divanı - Mirza Esedullah Han Galib
    96. Alçakgönüllü Bir Öneri - Jonathan Swift
    97. Fragmanlar - Sappho
    98. Kuru Gürültü - William Shakespeare
    99. Mahşerin Dört Atlısı - Vicente Blasco Ibanez
    100. Güvercinin Kanatları - Henry James
    101. Gezgin Satıcı - Guy de Maupassant
    102. Troialı Kadınlar - Seneca
    103. Bir Havva Kızı - Honore De Balzac
    104. Kral Lear - William Shakespeare
    105. Murasaki Shikibu’nun Günlüğü - Murasaki Shikibu
    106. Emile - Jean-Jacques Rousseau
    107. Üç Silahşör - Alexandre Dumas
    108. Rudin İlk Aşk İlkbahar Selleri - İvan Sergeyeviç Turgenyev
    109. Sivastopol - L.N. Tolstoy
    110. Yaşamımdan Şiir ve Hakikat - Johann Wolfgang Von Goethe
    111. Diriliş - L.N. Tolstoy
    112. Suyu Bulandıran Kız - Honore de Balzac
    113. Pazartesi Hikâyeleri - Alphonso Daudet
    114. Soneler - William Shakespeare
    115. Katıksız Mutluluk - Katherine Mansfield
    116. Bütün Fragmanlar - Ephesoslu Hipponaks
    117. Ecce Homo - F. Niethzsche
    118. Müfettiş - Nikolay Gogol
    119. Siyasetname - Nizamü’l-Mülk
    120. Tılsımlı Deri - Honore de Balzac
    121. Stepançikovo Köyü - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    122. Therese ve Laurent - George Sand
    123. Romeo ve Juliet - William Shakespeare
    124. Tragedya’nın Doğuşu - Friedrich Nietzsche
    125. Aşk Sanatı - Ovidius
    126. Mülkiyet Nedir - Pierre Joseph Proudhon
    127. Pierrette - Honore de Balzac
    128. Kafkas Tutsağı - L.N.Tolstoy
    129. Göksel Kürelerin Devinimleri - Copernicus
    130. Taras Bulba - Nikolay Gogol
    131. On İkinci Gece - William Shakespeare
    132. Sapho - Alphonse Daudet
    133. Öteki - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    134. Putların Alacakaranlığı - Friedrich Nietzsche
    135. Germinal - Emile Zola
    136. Kitlelerin Ayaklanması - Jose Ortega Y Gasset
    137. Bakkhalar - Euripides
    138. Yeter ki Sonu İyi Bitsin - William Shakespeare
    139. Ölü Canlar - Nikolay Gogol
    140. Lykurgos’un Hayatı - Plutarkhos
    141. Yanlışlıklar Komedyası - William Shakespeare
    142. Düello - Heinrich Von Kleist
    143. Olmedo Şövalyesi - Lope De Vega
    144. Ev Sahibesi - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    145. Kral John’un Yaşamı ve Ölümü - William Shakespeare
    146. Louis Lambert - Honore de Balzac
    147. Gülşen-i Râz - Mâhmud-i Şebüsteri
    148. Kadınlar Mektebi - Molière
    149. Bütün Şiirleri - Catullus
    150. Masal Irmaklarının Okyanusu - Somadeva
    151. Hafız Dîvânı - Hafız-ı Şirazî
    152. Yakarıcılar - Euripides
    153. Cardenio - William Shakespeare ve John Fletcher
    154. George Dandin - Molière
    155. Genç Werther’in Acıları - Johann Wolfgang Von Goethe
    156. Böyle Söyledi Zerdüşt - Friedrich Nietzsche
    157. Kısasa Kısas - William Shakespeare
    158. Sistem Olarak Tarih - Jose Ortega Y Gasset
    159. Hayat Bir Rüyadır - Calderon De La Barca
    160. Dionysos Dithyrambosları - Friedrich Nietzsche
    161. Anna Karenina - Lev Tolstoy
    162. Güzel Dost - Guy de Maupassant
    163. Resos - Euripides
    164. Kral Oidipus - Sophokles
    165. Budala - Fyador Mihayloviç Dostoyevski
    166. Kral VIII Henry - William Shakespeare
    167. Körler Üzerine Mektup Sağır ve Dilsizler Üzerine Mektup - Denis Diderot
    168. Akıl Çağı - Thomas Paine
    169. Venedik Taciri - William Shakespeare
    170. Silas Marner - George Eliot
    171. Mutlak Peşinde - Honore de Balzac
    172. Bir Yaz Gecesi Rüyası - William Shakespeare
    173. Marianne’nin Kalbi - Alfred de Musset
    174. Ecinniler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    175. Boris Godunov - Aleksandr Puşkin
    176. Hırçın Kız - William Shakespeare
    177. Duman - Ivan Sergeyviç Turgenyev
    178. Elektra - Sophokles
    179. Northanger Manastırı - Jane Austen
    180. Robınson Crusoe - Daniel Defoe
    181. İki Soylu Akraba - William Shakespeare
    182. Sokrates in Savunması - Platon (Eflatun)
    183. İnsan Neyle Yaşar - L.N.Tolstoy
    184. Evlenme-Kumarbazlar - Nikolay Gogol
    185.
    1. İnsanca Pek İnsanca - 1 - Friedrich Nietzsche
    2. İnsanca Pek İnsanca-Karışık Kanılar ve Özdeyişler - Friedrich Nietzsche
    3. İnsanca Pek İnsanca-Gezgin ve Gölgesi - Friedrich Nietzsche
    186. Ayı - Anton Çehov
    187. Para Üzerine Bir İnceleme - John Maynard Keynes
    188. Joseph Andrews - Henry Fıeldıng
    189. Profesör - Charlotte Bronte
    190. Malavika ve Agnimitra - Kalidasa
    191. Nasıl Hoşunuza Giderse - William Shakespeare
    192. Zincire Vurulmuş Prometheus - Aiskhylos
    193. Cyrano de Bergerac - Edmond Rostand
    194. Yaşama Sevinci - Emile Zola
    195. Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    196. Felsefe Parçaları Ya Da Bir Parça Felsefe - Soren Kierkegaard
    197. Yükümlülükler Üzerine - Cicero
    198. Rameau’nun Yeğeni - Denis Diderot
    199. Kral V. Henry - William Shakespeare
    200. Kreutzer Sonat - L. N. Tolstoy
    201. Baştan Çıkarıcının Günlüğü - Soren Kierkegaard
    202. Ezop Masallar - Aisopos
    203. Cymbeline - William Shakespeare
    204. Atinalıların Devleti - Aritoteles
    205. Bir İdam Mahkûmunun Son Günü - Victor Hugo
    206. Felsefe Konuşmaları - Denis Diderot
    207. Veronalı İki Soylu Delikanlı - William Shakespeare
    208. İnsandan Kaçan - Molière
    209. Üç Ölüm - L. N. Tolstoy
    210. Kırmızı ve Siyah - Stendhal
    211. İlâhiname - Feridüddin Attar
    212. Kaderci Jacques ve Efendisi - Denis Diderot
    213. Notre Dame’in Kamburu - Victor Hugo
    214. Coriolanus’un Tragedyası - William Shakespeare
    215. Medea - Euripides - Euripides
    216. Troilus ve Cressida - William Shakespeare
    217. Gülme - Henri Bergson
    218. Kış Masalı - William Shakespeare
    219. İlyada - Homeros
    220. Odysseia - Homeros
    221. Kral IV. Henry -I- - William Shakespeare
    222. Kral IV. Henry -II- - William Shakespeare
    223. İvan İlyiç’in Ölümü - L. N. Tolstoy
    224. Aşkın Emeği Boşuna - William Shakespeare
    225. Aşk ve Anlatı Şiirleri - William Shakespeare
    226. Sevgililer - Carlo Goldoni
    227. Beyaz Geceler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    228. Antigone - Sophokles
    229. Titus Andronicus - William Shakespeare
    230. Çocukluk - Tolstoy
    231. Hançer - M. Y. Lermontov
    232. Trakhisli Kadınlar - Sophokles
    233. II. Richard - William Shakespeare
    234. Savaş Sanatı - Sun Zi (Sun Tzu)
    235. Kral VI. Henry - I - William Shakespeare
    236. Kral VI. Henry - II - William Shakespeare
    237. Kral VI. Henry - III - William Shakespeare
    238. Alman Göçmenlerin Sohbetleri - Johann Wolfgang Von Goethe
    239. Wındsor’un Şen Kadınları - William Shakespeare
    240. Gılgamış Destanı
    241. Özel Günceler Apaçık Yüreğim - Charles Baudelaıre
    242. Fırtına - William Shakespeare
    243. Şam Tarihinde Zeyl - Ibn Kalanisi
    244. Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacib
    245. İlkgençlik - Tolstoy
    246. Philoktetes - Sophokles
    247. Seyir Defteri - Kristof Kolomb
    248. Lokantacı Kadın - Carlo GoldonIı
    249. Theseus-Romulus - Plutarkhos
    250. Sefiller - Victor Hugo
    251. İskender Sezar - Plutarkhos
    252. İran Mektupları - Montesquıeu
    253. Kötülük Çiçekleri - Charles Baudelaıre
    254. Ham Toprak - İvan Turgenyev
    255. Gençlik - L.N. Tolstoy
    256. Anabasis - Ksenophon
    257. Lorenzaccio - Alfred de Musset
    258. Nana - Emile Zola
    259. Aias - Sophokles
    260. Divan - Baki
    261. David Strauss,İtirafçı Yazar - Friedrich Nietzsche
    262. Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Sakıncası - Friedrich Nietzsche
    263. Eğiti Olarak Schopenhauer - Friedrich Nietzsche
    264. Richard Wagner Bayreuth’ta - Friedrich Nietzsche
    265. Şamdancı - Alfred de Musset
    266. Cennetin Anahtarları - Michelangelo
    267. Rahibe - Denis Diderot
    268. Atebetü-'l-Hakayık - Edib Ahmed Yükneki
    269. Başkanın Ziyafeti-Parasızlık-Bekar - Ivan Sergeyviç Turgenyev
    270. Poetika - Aristoteles
    271. Aforizmalar - Hippokrates
    272. Şarkılar - Giacomo Leopardi
    273. Mimoslar - Herodas
    274. Hastalık Hastası - Molière
    275. Tao Te Ching - Laozi
    276. Babil Yaratılış Destanı-Enuma Eliş -
    277. Frankenstein ya da Modern Prometheus - Mary Shelley
    278. Deliliğe Övgü - Erasmus
    279. Sainte-Hermine Şövalyesi - Alexandre Dumas
    280. Oidipus Kolonos’ta - Sophokles
    281. Siyah Lale - Alexandre Dumas
    282. Siyah İnci - AnnaSewel
    283. Paris’te Katliam - Christopher Marlowe
    284. İyinin ve Kötünün Ötesinde - Friedrich Nietzsche
    285. Kartaca Kraliçesi Dido - Christopher Marlowe
    286. Theogonia - İşler ve Günler - Hesiodos
    287. Ars Petica - Şiir Sanatı - Horatius
    288. Çifte İhanet ya da Dertli Âşıklar - William Shakespeare
    289. Kibarlık Budalası - Moliere
    290. Şiirler - Bütün Fragmanlar -
    291. Veba Yılı Günlüğü - Daniel Defoe
    292. Önemsiz Bir Kadın - Oscar Wilde
    293. Efendi ile Uşağı - L.N. Tolstoy
    294. Vadideki Zambak - Honoré De Balzac
    295. Maltalı Yahudi - Christopher Marlowe
    296. Kâtip Bartleby - Herman Melville
    297. Yasalar Üzerine -
    298. Matmazel De Scudery - E.T.A. Hoffmann
    299. Sümer Kral Destanları -
    300. Savaş ve Barış 2 Cilt - L. N. Tolstoy
    301. Paralel Hayatlar – Demosthenes – Cicero - Plutarkhos
    302. İdeal Devlet - Farabi
    303. II. Edward - Christopher Marlowe
    304. Kanunların Ruhu Üzerine - Montesquıeu
    305. Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine - Cicero
    306. Parma Manastırı - Stendhal
    307. Değirmenimden Mektuplar - Alphonse Daudet
    308. İphigenia Aulis’te - Euripides
    309. İphigenia Tauris’te - Euripides
    310. Düşünceler - Blaise Pascal
    311. Almanya Üzerine - Madame De Stael
    312. Bilgeliğin Sarsılmazlığı Üzerine - Seneca
    313. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma - David Hume
    314. Denemeler - Güvenilir Öğütler ya da Meselelerin Özü - Sive Interiora Rerum
    315. Babil Hemeroloji Serisi -
    316. Otranto Şatosu - Horace Walpole
    317. Avcının Notları - Ivan Sergeyeviç Turgenyev
    318. Sarrasine - Honoré De Balzac
    319. Mutluluğun Kazanılması - Farabi
    320. Doksan Beş Tez - Martin Luther
    321. Pantagruel - François Rabelais
    322. Kritovulos Tarihi (1451-1467) - Kritovulos
    323. Büyük Timurlenk 1-2 - Christopher Marlowe
    324. İskendername - Ahmedi
    325. Kendime Düşünceler - Marcus Aurelius
    326. Dostluk Üzerine (Latince-Türkçe) - Cicero
    327. Dede Korkut Hikayeleri - Kitab-ı Dedem Korkut - Anonim
    328. Ploutos (Servet) - Aristophanes
    329. Hayvanlaşan İnsan - Emile Zola
    330. Rigveda
    331. Yaşlı Denizcinin Ezgisi İngilizce Türkçe - S.T. Coleridge
    332. Monte Cristo Kontu - Alexandre Dumas
    333. Kazaklar - L.N. Tolstoy
    334. Dorian Grayin Portresi - Oscar Wilde
    335. Argonautika - Rodoslu Apollonios
    336. Carmilla - Sheridan Le Fanu
    337. Klara Miliç - Ivan Sergeyeviç Turgenyev
    338. Mutlu Yaşam Üzerine, Yaşamın Kısalığı Üzerine - Seneca
    339. Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Friedrich Engels
    340. Karabasan Manastırı - Thomas Love Peacock
    341. Amphitryon - Heinrich von Kleist
    342. Eugenie Grandet - Honoré De Balzac
    343. Çimen Yaprakları - Walt Whitman
    344. Romalıların Yücelik ve Çöküşünün Nedenleri Üzerine Düşünceler - Montesquieu
    345. Sevilla Berberi Veya Nafile Tedbir - Pierre Beaumarchais
    346. Pragmatizm Bazı Eski Düşünme Tarzları İçin Yeni Bir Ad - William James
    347. Danton’un Ölümü - Georg Büchne
    348. Andromakhe - Euripides
    349. İlimlerin Sayımı - Farabi
    350. Gılgamış Hikayeleri
    351. Kadın Mebuslar - Aristophanes
    352. Pyrrhonculuğun Esasları - Sextus Empiricus
    353. Goriot Baba - Honore de Balzac
    354. Düzyazı Fabllar - Gotthold Ephraim Lessing
    355. Enkheiridion - Epiktetos
    356. Dhammapada
    357. Sadık veya Kader Bir Doğu Masalı - Voltaire
    358. Phaidros - Platon
    359. Deniz İşçileri - Victor Hugo
    360. Figaro’nun Düğünü veya Çılgın Gün - Pierre Beaumarchais
    361. Aşık Şeytan - Jacques Cazotte
    362. Suttanipata - Kolektif
    363. Sağduyu - Thomas Paine
    364. Paul İle Virginie - Bernardin De Saint Pierre
    365. Judith - Friedrich Hebbel
    366. Atomcu Felsefe Fragmanları - Leukippos , Demokritos
    367. Monadoloji - Gottfried Wilhelm Leibniz
    368. David Copperfield - Charles Dickens
    369. İki Kıyının Avaresi - Guillaume Apollinaire
    370. Retorik - Aristoteles
    371. Fragmanlar - Herakleitos
    372. Tembellik Hakkı - Paul Lafargue
    373. Papağanın Yetmiş Masalı Şukasaptati - Anonim
    374. İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens
    375. Yöntem Üzerine Konuşma - René Descartes
    376. Kyklops - Euripides
    377. Safdil -Voltaire
    378. Şeytan - Peder Sergi - Lev Nikolayeviç Tolstoy
    379. Ruhun Tutkuları - René Descartes
    380. Suvarnabhasa Sutra Altın Işık Sutrası - Kollektif
    381. Emma - Jane Austen
    382. El Cid - Pierre Corneille
    383. Kinik Felsefe Fragmanları - Antisthenes
    384. Çimen Yaprakları 2 - Walt Whitman
    385. Wilhelm Tell - Friedrich Schiller

    Klasiklere buradan ulaşabilirsiniz:
    https://www.iskultur.com.tr/...-ali-yucel-klasikler

    İş Bankası kendi sitesinde indirim uyguluyor fakat; araştırma yaparak %40 indirimle farklı sitelerden satın alabilirsiniz. Yakınınızda Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları kitabevi var ise; her hafta bir kitabı %50 indirimli satıyor, bilginize sunayım.

    Faydalı olması ümidiyle, herkese iyi okumalar dilerim.

    20.10.2020 Güncel Liste
  • 352 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda hayatımda en sevdiğim kitaplardan biri olan 1984'ü yorumladım:
    https://youtu.be/IJYWj2MAhyo

    "Who are you to wave your finger?
    You must have been out your head!"
    "Sen kim olduğunu sanıyorsun da bana parmağını sallıyorsun?
    Kafayı sıyırmış olmalısın!" Tool*

    UYARI : Bu inceleme yazılırken hiçbir kitap yakılmamış, haplanmamış veya fiziksel şiddet görmemiştir.

    https://image.ibb.co/fETD4e/1.jpg

    1984 : Evet beyler, uzat kolları, uzat kolları. Aranızda konuşmayın. Ben izin vermediğim sürece siz konuşamazsınız. Burada otorite benim. Nerede olduğunuzun farkında olun. Sabah içtimasında konuşan birisi olursa hayatta en korktuğunuz şeylerin gerçek olduğu 101 Numaralı Oda'da bulursunuz kendinizi. Sayımız 8 olmalı, Fahrenheit 451 nerede?

    https://image.ibb.co/epdkHz/2.jpg

    F451 : Buradayım efendim! Geldim, yetiştim işte! Umberto Eco'nun meşhur Gülün Adı kitabı için büyük bir kitap yakma töreni düzenledik biraz önce. Geç kaldığım için özür dilerim hem sizden hem Büyük Birader'den.

    1984 : Bir daha böyle şeyler istemiyorum, herkes vaktinde burada sıraya geçmiş olacak!

    F451 : Emredersiniz.

    https://image.ibb.co/dbAXxz/3.jpg

    1984 : 1,2,3,...8. Tamam sayı doğru, rahat oturuş pozisyonuna geçebilirsiniz. Parti'nin geleceği, onun sonsuz iktidarının sürekliliği ve sizlerin kesintisiz refahı için birkaç şey anlatmam gerekli.

    https://image.ibb.co/cNHCxz/4.jpg

    1984 : Öncelikle, içinde bulunduğunuz distopik dünyanın ve panoptikonun farkında olun. Bu bir rica değil, emirdir. Hepiniz birer distopya kitabısınız ve bağlı olduğunuz bu türün tanımlarını bilmek zorundasınız.

    Distopya, anti-ütopya demektir. Ütopya Yunanca'da olmayan yer, güzel yer anlamlarına gelebilirken distopya ise bunun tam tersidir. Genellikle distopyalar geleceğe duyulan kaygıdan dolayı yazılmış olumsuz senaryolardır, baskıcı bir sistem ve totaliter bir devlet modeli bulunmaktadır.

    Yaşamakta zorunlu olduğunuz bu dünya içerisinde renkler sadece bana aittir, sizi bir panoptikonun içerisinde yaşadığınızı unutturmamak adına elimizden geldiği kadar renklerinizden ve duygularınızdan arındırmaya çalışırız. Arkamda gördüğünüz Büyük Birader adındaki liderimize sınırsız ve sorgusuz itaat bekleriz. Panoptikon, mahkumların görülebileceği duygusu nedeniyle davranışlarını kurallara uygun yapmasına sebep olduğu modern bir hapishane modelidir. Evet, şu anki insanların çağdaş sandığı hayatları ve sizin renksiz hayatlarınız kelimenin tam anlamıyla bir panoptikondur diyebiliriz. Burada bulunduğunuz distopyanın müdürü ise Büyük Birader'dir. O her zaman sizi izler. O her zaman sizin 2x2'nin sonucunun 5 olduğuna sınırsız itaat etmenizi ister. Çünkü Parti böyle dediyse bu böyledir.

    Bu arada görevleriniz tam olarak neydi bana hatırlatın.

    F451 : Ben sabah akşam tür fark etmeksizin kitap yakarım. İnsanların kitap okuyamaması için elimden geleni yaparım. Çünkü kitap insanı cahilliğinden arındırır ve bu eylem 1984'ün içinde geçen "CAHİLLİK GÜÇTÜR." ilkesine ters düşer.
    Büyük Birader'in emirlerinin dışına çıkarsam ceza alacağımı, fobilerin gerçek olduğu 101 Numaralı Oda'yı boylayacağımı bilirim.

    Cesur Yeni Dünya : Ben insanları Ford Sistemi adını verdiğim, Tanrı'nın Ford olduğu ve doğan her yeni bebeğin ebeveyn bilincinden yoksun, şartlandırılarak doğduğu bir model içerisinde yönetirim. Soma adlı bir mutluluk hapını bir distopyanın içinde olduklarını unutsunlar diye onlara içiririm ki hiçbir zaman bu acımasız durumun farkında olamasınlar. Benim dünyamda da kitap okumak yasaktır, bebekleri ürettikten hemen sonra bebekler bir kitaplığa doğru emekletilir, kitaplara tam ulaşacağı sırada onlara elektrik verilir ve bu bireyler bir daha kitaplara hayatları boyunca dokunamaz.

    Otomatik Portakal : Ben şiddetin meşrulaştırıldığı yerin tam kendisiyim. Fiziksel ya da manevi her şekilde, her saniyede halkın gözü önünde ve çekinmeden şiddet uygularım.

    Çarpışma : Ben teknolojinin, arabaların, makineleşmenin distopyasıyım. Makinenin verdiği haz ve hızın, arabaların birbirleriyle çarpışmasının bana cinsel mekanizmaları hatırlattığı bir senaryoda anlatırım her şeyimi.

    1984 : Tamam, tamam! Kes, kes. Yeter bu kadar! Hadi, herkes görevlerinin başına! Mesai vakti!

    https://image.ibb.co/b5CCxz/5.jpg

    F451 : Seni yakmak istemiyorum NA1, kitap okuyanları anında yakalayan Mekanik Tazı'dan zorla kaçtım da buraya geldim, seni kesinlikle yakamam ben. Umarım 1984 bizi görmez.

    NA1 : Başımız belaya girecek.

    1984 : Benden ve Büyük Birader'den asla kaçamazsınız! Ona sınırsız itaat etmeli ve sonsuz sevgi duymalısınız. Aynı askerde size öğretildiği gibi, itaat et, rahat et felsefesi geçerlidir! Bu sistemde eğer bir hatanız olursa siz Büyük Birader'i sevecek hale gelene kadar cezayı, işkenceyi hak etmiş olursunuz.

    https://image.ibb.co/e6qAje/6.jpg

    C.Y.D. : Abi kafam çok güzel. Birkaç Soma hapı attım bir distopyanın içerisinde olduğumu unutayım diye. Kafam güzel ama nasıl güzel, o kadar güzel ki, o kadar güzel ki. Nasıl böyle... Neyse Havva'nın Üç Kızı, biliyorsun ki 1984 distopyasının içerisinde sadece Parti'nin soyunu devam ettirebilecek verimli döllere izin verilir, yani bu işi Damızlık Kızın Öyküsü ile yapmam gerekiyordu ama artık bu kafanın da etkisiyle senle olmuş oldu, bunu Büyük Birader ve 1984'ün kesinlikle duymaması gerek.

    Havva'nın Üç Kızı : Ah, kesinlikle bir skandal olacak, hem de büyük bir skandal, ateizm, günah, bombalı patlamalar, laiklik, tarikat, Mevlana, bekaret, yobaz, falan filan.

    1984 : Ne yazık ki, kadere bak, kadere bak. Kimler kimlerle beraber yan yana geliyor!! Büyük Birader sizi her yerde, her zaman izler. Yaşamış olduğunuz Okyanusya içerisinde izinsiz cinsel ilişkiye ve Parti'den olmayan insanlarla takılmaya nasıl cüret edersiniz! Bu sınırlar içerisinde böyle bir ilişki kesinlikle yasaktır. Elif Şafak'la kimse takılmayacak bundan sonra! Derhal 101 Numaralı Oda'ya!

    https://image.ibb.co/e8934e/7.jpg

    O.P : Tamam kardeşlerim, kaçmayın artık lütfen. Efendim, kaçmayın sizi dövmeyeceğim. Kendimi riske atıyorum ama bu işten gerçekten sıkıldım artık kardeşlerim.
    1984 : Senin görevin şiddeti meşrulaştırmaktır, sen bunun için distopyasın! Derhal 101 Numaralı Oda'ya!

    https://image.ibb.co/ewoKcz/8.jpg

    Çarpışma : Hayır yani, arabaların çarpışmasının, makineleşmenin erotizmi nasıl bir distopyadır? Arabalar yollarında gitsin, herkesi işine ve evine getirsin götürsün işte...
    F451 : Çok suçluyum, artık hiçbir kitabı yakmak istemiyorum.
    C.Y.D. : Bu distopyanın artık net olarak farkındalığındayım, Soma hapı atıp bunu görmezden gelmek istemiyorum.

    1984 : İtaat edin, rahat edin! Genellikle disiplinden dolayı olsa da bu iktidarın içerisinde disiplinin olmadığı yerde kan ve gözyaşı vardır! Unutmayın. Hepiniz birer distopyasınız, özellikle de F451'i 2.kez uyarıyorum zaten. Şimdi doğru hepiniz 101 Numaralı Oda'ya!

    Beyler, beyler... Sizi anlamakta güçlük çekiyorum gerçekten. 302. sayfamda da belirttiğim gibi; "Eski reformcuların hayalini kurduğu o enayi, zevk düşkünü ütopyaların tam tersi bir dünya." içerisindesiniz. Enayi mi olmak istiyorsunuz yani gerçekten?

    https://image.ibb.co/g021qK/9.jpg

    Ütopya, Devlet : Merhaba, biz bugünkü toplantı için gelm...
    1984 : Siz de kimsiniz enayiler?! Çıkın dışarı, yanlış kapı! Yoldaş olmayan kimse buraya giremez!
    Ütopya : Arkadaşlar, bu Büyük Birader dedikleri 2 boyutlu kağıt parçasından başka bir şey değil, görmüyor musunuz bunu gerçekten? Bunu göremeyecek kadar at gözlükleriyle mi dolaşıyorsunuz? Biraz içinde bulunduğunuz hayatı, benliğinizi sorgulay...
    1984 : Muhafızlar çıkarın dışarı bunları, hemen!

    https://image.ibb.co/bRG5Hz/10.jpg

    1984 : Ben mimarlığın, cinselliğin, yaşamanın, iktidarın, etimolojinin distopyasıyım. Konuşacağınız duygu yoksunu kelimeleri bile ben belirlerim. Dün söylediğim şey bugün geçerli olmayabilir. Bugün doğru bildiğiniz gerçek, bir bakmışsınız yarın bambaşka bir gerçeklik haline dönüşmüş. Bellek deliğine onun evrağını attım mı bu dünyadan o bilgi silinir gider. Her söylediğimi halkımın 1 gün sonra hemencecik unutması bu sayededir. Düşmanımızın bugün Goldstein olduğunu söylüyorsam, bu kişi yarın başka birisi olabilir ve siz bunu hatırlamazsınız, hatırlasanız bile kanıtınız kalmamış olur. İktidar için yapmayacağım şey yoktur, gerekirse dini satın alır size tekrar satarım, Tanrılık rolünü Büyük Birader'e veririm, her türlü hırsızlığı ve kötülüğü yaparım ama siz yapamazsınız!

    Ayrıca istediğim kadınla da takılırım, kim söylemiş takılmanın yasak olduğunu? Zaten sen kim olduğunu sanıyorsun da bana parmağını sallıyorsun, bana itaat etmiyorsun? Kafayı sıyırmış olmalısın!

    O anda, fobilerin gerçek olduğu 101 Numaralı Oda'dan gürültülü sesler yükselmekteydi. Renksizlik, duygusuzluk, sınırsız ve sorgusuz itaat ilk günkü gibi hüküm sürmekteydi. Tek fark ise bütün distopyaların ortak özelliğinde olduğu gibi umut olmayan geleceğin kaygı duyulan senaryosunun esas gerçeklik olmasıydı. Bu yaşamın içinde hayatta kalabilmek sorgusuz itaate ve Büyük Birader'i koşulsuz sevmeye bağlıydı. Onlar Büyük Birader'in götünün kılıydı!

    https://image.ibb.co/eNGGPe/11.jpg

    Umut varsa halkın %85'ini oluşturan proletaryaya -yani alt sınıfa- aitti. 252. sayfada dendiği gibi, birbirlerinin varlığından ve gücünden habersiz olan bu topluluk, düşünmeyi hiçbir zaman öğrenmedikleri halde yeryüzünün dört bir yöresinde, aralarına nefret ve yalan duvarları girmiş de olsa bir gün dünyayı alt üst edebilecek gücü yüreklerinde, içlerinde biriktirmekteydi. Umut, varsa eğer, proleterlerdeydi!

    Tam da o anda, dışarıdan geçen onlarca arabanın oluşturduğu görgüsüz, sayısızca maganda içeren konvoyun önündeki kamyonetten bu gürültüyü bastıran daha ikna edici bir vaat işitiliyordu :

    "SAVAŞ BARIŞTIR
    ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
    CAHİLLİK GÜÇTÜR."

    *Epigrafta bahsi geçen şarkı : https://youtu.be/civuoU_NE38