Okurken insanın içine sessizce işleyen, sakin ama etkileyici bir öykü kitabıydı. İçerisinde 9 tane öykü var. Yazarın dili oldukça akıcı ve samimiydi; hikâyeler sanki bir arkadaşınız size yaşanmış olayları anlatıyormuş gibi doğal ilerliyor. Kitap boyunca farklı duygulara dokunan, insanı zaman zaman düşündüren, zaman zaman da geçmişe götüren öykülerle karşılaşıyorsunuz.
En çok hoşuma giden şey, kısa hikâyelerin bile güçlü duygular bırakabilmesiydi. Karakterlerin yaşadıkları, iç dünyaları ve hayatın içinden detaylar oldukça gerçekçi hissettiriyor. Yazar, sıradan görünen olayların içinde bile anlam bulmayı başarıyor ve okuyucuya kendi hayatından parçalar hatırlatıyor. Bu nedenle kitabı okurken bazı satırlarda durup düşünme ihtiyacı hissettim.
Benim için kitabın tek eksisi ise çok kısa olmasıydı. Hikâyelere ve yazarın anlatımına o kadar alışıyorsunuz ki kitap beklediğinizden hızlı bitiyor. Bazı öykülerin biraz daha uzun olmasını, karakterleri daha fazla tanımayı isterdim. Kitap bittiğinde “Keşke biraz daha devam etseydi” hissi bıraktı.
Genel olarak Yokuştaki Ev, sakin ama anlamlı hikâyeler okumayı sevenler için güzel bir tercih. Kısa sürede okunmasına rağmen geride duygular ve düşünceler bırakmayı başaran, samimi ve sıcak bir öykü kitabı. Ben okurken oldukça keyif aldım ve tek şikâyetim sayfalarının daha fazla olmamasıydı. Sizde benim gibi Öykü okumayı seviyorsanız bu kitap şiddetle tavsiyemdir.