• Çağdaş demokrasiler hep bir ağızdan, "Evet, en iyisini seçmenler bilir! Evet, müşteri her zaman haklıdır!" diye bağıran kitlelerle dolu.
  • Burada ele alınan örnekler dizisinde, endüstri öncesi dünyadan çağdaş dünyaya geçişin
    belli başlı üç tarihsel yol izlediği görülmektedir. Bunlardan ilki "burjuva devrimleri" diye
    adlandırılmayı hakettiğini düşündüğüm bir süreçten geçmiştir. Bu adlandırmanın, birçok
    meslektaşı, taşıdığı Marksist çağrıştırma nedeniyle kızıl bir bayrak gibi öfkelendirmesi
    dışında, başka belirsizlikleri ve sakıncaları da vardır. Bununla birlikte, yeri geldikte
    açıklanacak nedenlerden dolayı, İngiliz, Fransız ve Amerikan toplumlarının, endüstriye
    dayanan çağdaş demokrasiler olma yolunda ilerlerken görülen, bazı tarihçilerin Püriten
    Devrimi'ne (veya bir o kadar tarihçinin yeğlediği deyişle İngiliz İç Savaşı'na)
    bağladıkları, şiddete dayanılarak gerçekleştirilen bazı değişikliklere bu adı vermenin
    gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu devrimlerin püf noktalanndan biri, toplumda,
    BAĞIMSIZ BİR EKONOMİK TABANA DAYANAN ve kapitalizmin demokratik biçiminin karşısına
    çıkan, GEÇMİŞTEN DEVRALINMIŞ ENGELLERE KARŞI SAVAŞ AÇAN BİR GRUBUN ORTAYA ÇIKIŞIDIR. Bu
    hareketin itici gücü, büyük ölçüde kentlerin TİCARET ve ÜRETİMLE uğraşan sınıflarından
    gelmiş olmakla birlikte, işin içinde BAŞKA ETMENLER DE VARDIR. Burjuva hareketinin
    edindiği dostlar, savaştığı düşmanlar, ülkeden ülkeye büyük farklılıklar göstermektedir.
    İncelememizin başlarında daha çok üzerinde duracağımız toprak sahibi yukarı sınıflar,
    ya, İngiltere'de olduğu gibi, kapitalist ve demokratik dalganın önemli bir gücünü
    oluşturdular; ya da, ona karşı çıktıkları yerde, devrimin ve iç savaşın çalkantıları arasında
    yokolup gittiler. Aynı şey köylüler için de söylenebilir. Ya siyasal çabalarının ana çizgisi,
    kapitalizme ve siyasal demokrasiye paralel düştü, ya da gözönüne alınmayabilecek kadar önemsjz bir çaba durumuna düştü.Gözönüne alınmayabilecek kadar önemsiz olduğu·
    durumlar ise, ya kapitalizmin ilerlemesinin köylü toplumunu yıkmasının ya da bu
    ilerlemenin, Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi, yeni, bu yüzden gerçek
    anlamda bir köylülüğün varolmadığı bir toplumda görülmesinin ürünüydü.