• Edip Cansever (d. 8 Ağustos 1928, İstanbul - ö. 28 Mayıs 1986) Şair, yazar.

    Kumkapı Ortaokulu'nu, İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi (1946). Bir süre Yüksek Ticaret Okuluna devam etti, sonra ayrılarak ticarete atıldı. 1976'da ortağına devredinceye kadar babasının Kapalıçarşı'daki dükkanında antikacılık yaptı. Beyin kanaması geçirdiği Bodrum'dan İstanbul'a getirildiyse de kurtarılamadı. Mezarı Rumelihisarı'ndadır.

    İlk şiiri İstanbul dergisinde yayımlandı (Düşünce, Mart 1944). Bu ilk denemelerini, önce Garip etkisindeki yaşama sevincinin dile getirildiği şiirler, sonra İkinci Yeni akımı içinde özgün örnekler izledi.

    Her kitabında kendini yenileyerek, toplumda en iyi tanıdığı çevreyi ve bu çevrenin insanlarını anlatmak, bir bakıma onların içlerini dışa çevirmek (Mehmet H. Doğan) istedi.

    Değişik bir söyleyişin, imge düzeninin egemen olduğu şiirlerinde çağdaş insanın yabancılaşmasını düşünsel yanı ağır basan bir anlayışla işledi, yaşanan gerçekliği belli bir dünya görüşüyle irdelemeyi amaçladı.

    Memet Fuat'ın değerlendirmesiyle, "Edip Cansever de, Turgut Uyar gibi, çok sesli bir şiirin yaratıcısı oldu. Özgünlüğü kendisinden esinlenenleri damgalayıp 'taklitçi' durumuna düşürecek boyutlardaydı. Bu yüzden tek kaldı. Bir ara yanına sokulur gibi olan Ahmet Oktay da tehlikeyi sezince hemen uzaklaşmak gereğini duydu.

    İkinci Yeni içindeki yeri, anlama verdiği önemle, Turgut Uyar'a yakındı. Anlatılamayan, anlatılamadan kalan şeyleri bulup çıkarmaya, anlatmaya çabaladı. Orta malı edilmemiş anlamlan sadece insanın iç dünyasında değil, yaşamın çeşitli dış görünümlerinde de yakalamayı başardı.

    Soluklu uzun şiirlere eğilim duydu. Geleneksel şiirin değişmez kuralı olarak görülen 'yoğunlaştırma'ya, şiiri yakalamak için sözü sıkıştırmaya yakınlık duymadı. Kimi zaman dize yapısına hiç önem vermedi. Gereksiz görülen bir sürü çizgi içinden en güzel deseni çıkanveren bir ressam gibi yöneldi şiirsel güzelliklere."

    Şiirlerinde "otel" metaforunu sıkça kullandığı için edebiyatımızda "Oteller Şairi" olarak anılmıştır.

    En meşhur şiirlerinden biri olan "Sera Oteli" için Salah Birsel "Bu şiir Cansever'in portresidir" demiştir. Edip Cansever'i İkinci Yeni topluluğunun diğer isimlerinden ayıran en önemli farklardan biri, dize alışkanlığını tamamen kırmış olmasıdır.

    II. Yeni şiiri genel özelliklerde de değinildiği üzere şiirde öyküleme tekniğine yani uzun uzun anlatmaya karşıdır fakat Edip Cansever'de bu durum biraz farklıdır. Çünkü Edip Cansever; öyküye, tasvire ve diyalog tarzı ifadelere şiirlerinde sıkça yer vermiştir. Bu yüzden de Edip Cansever'in metin hacmi oldukça fazladır.

    Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup adlı eserleri teatral anlatımın görülmesi açısından önemlidir. En meşhur eseri Yerçekimli Karanfil'dir.

    Bütün şiirleri "Sonrası Kalır I - II" adlı eserinde toplanmıştır.
    Edip Cansever'in Eserleri:

    ŞİİR:

    İkindi Üstü (1947),
    Dirlik Düzenlik (1954),
    Yerçekimli Karanfil (1957),
    Umutsuzlar Parkı (1958),
    Petrol (1959),
    Nerde Antigone (1961),
    Tragedyalar (1964),
    Çağrılmayan Yakup (1969),
    Kirli Ağustos (1970),
    Sonrası Kalır (1974),
    Ben Ruhi Bey Nasılım (1977),
    Sevda ile Sevgi (1977),
    Şairin Seyir Defteri (1980),
    Yeniden (bütün şiirleri, 1981),
    Bezik Oynayan Kadınlar (1982),
    İlkyaz Şikâyetçileri (1984),
    Oteller Kenti (1985).

    DÜZYAZI:

    Gül Dönüyor Avucumda (Ölümünden sonra 1987)
    Şiiri Şiirle Ölçmek

    ÖDÜLLERİ:

    1958 Yeditepe Şiir Armağanı Yerçekimli Karanfil ile
    1977 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Ben Ruhi Bey Nasılım ile
    1982 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü Yeniden ile
    Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı
    Beğen
    Daha fazla ifade göster
    Yorum Yap
    İkiniz de gördünüz
  • Euripides (mö y.484-406): atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. bu özelliği şenliklerde aiskhylos ve sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir ozan olmasına bağlanır. euripides’in oyun kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri tutkularından kaynaklanır.
    euripides çağdaş tiyatroya en yakın eserler veren klasik ozan, ya da modern ozanların ilki sayılabilir. ölümünden sonra sahnelenen iphigenia aulis’te tragedyasının devamı olduğu halde iphigenia tauris’te daha önce, mö 414-413’te sahnelenmiştir. eser antik yunan toplumunda çok değer verilen bir konuyu, dostluk ve kardeş sevgisini konu eder. aristoteles’in poetika’da sıklıkla değindiği iphigenia tauris’te, antik tiyatronun teknik açısından en başarılı örneklerinden biri kabul edilir.