• Avrupalı tüccarların, zanaatkârların ve heyetlerin Çin'e kadar yolculuk etmesine izin veren ilk devlet oldular.
    Morris Rossabi
    Sayfa 1 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • Avrupalı tüccarların, zanaatkarların ve heyetlerin Çin'e kadar yolculuk etmesine izin veren ilk devlet oldular.
    Morris Rossabi
    Sayfa 1 - İş Bankası Yayınları
  • İsterim benim de acaip isimleri
    Hiç duyulmamış zenci arkadaşlarım olsun
    Onlarla Madagaskar limanlarından
    Çin'e kadar yolculuk yapmak isterim
    İsterim içlerinden bir tanesi
    Vapurun güvertesinde, yıldızlara karşı
    "Hoy lu-lu" şarkısını söylesin her gece

    Ve bir gün ansızın bir tanesine
    Rastgelmek isterim
    Paris'te...
  • “Ve her şeyin ötesinde, asla yeterince iyi olmadığınızı düşünmeyin. Bir insan asla bunu düşünmemelidir. İnancım o ki, siz kendinizi nasıl görürseniz hayatta insanlar da sizi öyle görecektir.” -Isaac Asimov


    “İnsanlar bilinmeyenden korktukları için değişimden kaçınırlar. Ancak tarihte değişmeyen tek şey, her şeyin değiştiğidir.” -Yuval Noah Harari


    “Kendinizi adar ve kararlılıkla hareket ederseniz, istediğiniz her şeyin olmasını sağlayabilirsiniz.” -Tony Robbins
    “Başarının sırrı, acıyla zevkin sizi kullanmasına izin vermektense onları kendiniz için kullanmayı öğrenmektir. Bunu yaparsanız hayatınızın kontrolünü elinize alırsınız. Yapmazsanız, hayat sizi kontrol eder.” -Tony Robbins
    “Dünya üzerinde büyük bir etki yaratabilmek için sıfırdan başlamak zorunda değilsiniz.“ -Jack Dorsey
    "Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur." -Anton Çehov
    "Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır." -Lao Tzu
    "İkinci kez yaşıyormuşsun ve ilkinde yanlış davranmışsın gibi yaşa." -Viktor Emil Frankl
    “Bulunduğunuz yerden memnun değilseniz, yerinizi değiştirin. Ağaç değilsiniz.” -Jim Rohn

    “Hayatınız şans eseri daha iyi hale gelmez, değişimin eseri olarak daha iyi hale gelir.” -Jim Rohn
    “Başarı son değildir, başarısızlık da ölümcül değildir. Önemli olan şey devam etme cesaretidir.” -Winston Churchill
    Motivasyon sözleri ve diğer tüm alıntılar için ilgili kategorimize göz atabilirsiniz.
    “Yolda durup size her havlayan köpeğe taş atarsanız hedefinize asla ulaşamazsınız.” -Winston Churchill
    "Hayat zorluklar yoksa hiçbir zaman tam değildir." -Stan Lee
    "Hayat hiçbir zaman gecikmeyi affetmez, plansız çalışan bir kimse ülke ülke dolaşıp define arayan ahmağa benzer." -René Descartes
    "Balıkçılar, denizin tehlikeli ve fırtınanın berbat olduğunu bilirler ama bu tehlikeler hiçbir zaman onları karada tutmaya yeterli değildir." -Vincent van Gogh
    "Eğer daha sonraları değerli olacaksam şimdi de değerliyimdir. Buğday, buğdaydır insanlar onun en başta çim olduğunu düşünse de." -Vincent van Gogh
    "Daha fazla kendim olmaya çalışıyorum, insanların onaylamasını veya onaylamamasını umursamadan." -Vincent van Gogh

    “Bence insanın kalbini en fazla heyecanlandıran şey; bir mucidin kendi beyninin yarattığı bir ürünün başarıya ulaştığını görmesidir. Bu tür duygular insana yemeyi, uyumayı, arkadaşları, aşkı, her şeyi unutturuyor.” -Nikola Tesla
    “Başarı bir gecede kazanılmaz. Parça parça gelir; bugün biraz alırsın, yarın biraz daha… Tümünü elde edene kadar her gün biraz… Ertelediğin gün ise o gün alacağın başarıyı kaybedersin.” –Israelmore Ayivor
    “Erteleme korkunun tembel kuzenidir. Bir şey hakkında kaygı hissettiğimizde onu erteleriz.” –Noelle Hancock
    “Bugünü boşa harcayan biri olarak hangi hakla yarından bir şeyler isterim?” – Alain-Fournier
    “Eğer hayatta bir yere gelmek istiyorsanız, ‘yarın’ın en işe yaramaz kelime olduğunu keşfedin.” – Jose N. Harris
    “Sadece, öldüğünüzde yarım kalmasını istediğiniz işleri yarına erteleyin.” –Pablo Picasso
    “Vakit öldürmek dışında bir şey yapın. Çünkü vakit sizi öldürüyor.” –Paulo Coelho
    “Eğer her zaman kolay olanı yapar ve en az engeli olan yolu seçerseniz, hiçbir zaman konfor alanınızdan çıkamazsınız. Ve, harika şeyler konfor alanlarında ortaya çıkmaz.” – Roy Bennett
    “Fikirlerinizin ayakları vardır ve tıpkı sizin aklınıza koştukları gibi başkalarının da akıllarına koşabilirler. Bu noktada önemli olan tek şey bitiş çizgisini ilk kimin geçtiğidir. Gök kubbenin altındaki hiçbir şey yeni değil, o yüzden fikirlerini harekete geçir.” – Sanjo Jendayi
    Bundan bir yıl sonra kendinizi ‘Keşke o gün başlasaydım.’ derken bulabilirsiniz. – Karen Lamb
    “Yaşayacak on bin yılın varmış gibi davranma. Kaderin başının üzerinde asılı. Yaşadığın sürece mümkün olduğunca iyi ol.” -Marcus Aurelius
    “Belirsizliği, tutarsızlığı, çelişkiyi, kararsızlığı kucaklamaya istekli ol.” -Leonardo da Vinci
    “Hiç durmadığınız sürece, ne kadar yavaş gittiğinizin bir önemi yok.” -Konfüçyüs
    “Kazanmak için irade, başarmak için arzu, potansiyelinin tamamına ulaşmak için dürtü… Bunlar, kişisel mükemmeliyetin kapılarını açmanız için gereken anahtarlardır.” -Konfüçyüs
    “Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen; başkalarını değiştirmeye çalışmada şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.” -Voltaire
    "Mutlu olmanın iki yolu var: Ya isteklerinizi azaltacaksınız ya da imkanlarınızı zorlayacaksınız." -Fyodor Dostoyevski

    motive edici sözler
    “Yapmadığınız hemen hemen her şey, korkunun, çekingenliğin veya "Neden olmasın?" sorusunu sormayışınızdan kaynaklanır.” -Seth Godin
    “Bir sonraki tatilin ne zaman olduğunu merak etmek yerine, kaçmanı gerektirmeyen bir hayat kurmalısın belki de.” -Seth Godin

    “Bir şeye başlayıp başarısız olmaktan daha kötü tek şey hiçbir şeye başlamamaktır.” -Seth Godin
    “Başarısızlık her zaman hata demek değildir, yeri geldiğinde yapabileceğiniz en iyi şey olabilir. Asıl hata denemekten vazgeçmektir.” -B.F Skinner
    “Çok çalışmak dışında başka bir yol yok, bunu benimse. Saatlerce çalışmak zorundasın çünkü her zaman geliştirebileceğin bir şey var.” -Roger Federer
    "Hayatınızın başlangıcından değil ama finalinden sorumlu olacaksınız." Üstün Dökmen
    “Hayatta hiçbir şey, korkmak için değildir, her şey anlaşılmak içindir. Şimdi, daha fazlasını anlama zamanı, böylece daha az korkabiliriz.” -Marie Curie

    “Zorluklarla karşılaşmak istemeyenler, felaketlere layıktır.” -Lucius Annaeus Seneca
    “Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu.” -William Shakespeare
    ‘’Hata yapmayan birisi hiçbir şey yapmayan birisidir.’’ -Theodore Roosevelt
    “Bir şey yapabileceğinizi düşünüyorsanız haklısınız; bir şey yapamayacağınızı düşünüyorsanız, yine haklısınız.” -Henry Ford
    motivasyon sözleri
    “İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı giden at üretirdim.” -Henry Ford
    “Sizi yıpratacak olan tırmanmaya çalıştığınız dağ değildir; ayakkabınızdaki çakıl taşlarıdır.” -Muhammed Ali
    “Antrenmanların her dakikasından nefret ettim ama sonra dedim ki: Vazgeçme. Şimdi acı çek ve hayatının geri kalanını bir şampiyon olarak yaşa.” -Muhammed Ali
    motivasyon sözleri
    "Çalışma olmadan yetenek hiçbir şeydir." -Cristiano Ronaldo
    "Beni öldürmeyen acı güçlendirir." -Nietzsche
    “Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır, En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa öleceğini bilir. Afrika’da her sabah bir aslan uyanır, En yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir. Aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yoktur. Yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin.” -Afrika Atasözü
    “Hayatta sahip olduğunuz şeyler, istemeye cesaretiniz olduğu şeylerdir.“ -Oprah Winfrey
    “Diğer herkes gibi olacaksan dünya üzerinde olmanın anlamı nedir?” -Arnold Schwarzenegger
    “Zihnin senin sınırındır. Zihnin, bir şeyi yapabileceğine inandığı sürece başarabilirsin. Kendine %100 inanmalısın.” -Arnold Schwarzenegger
    “Siz kendinize güvenmezken insanlar neden size güvensinler?” -Robert Downey Jr
    “Bu dünyada bir şeyler gerçekleştirmek istiyorsan kimsenin seni sevmeyeceği fikrine alışman gerekir.” -Simon Sinek
    “En büyük risk, hiç risk almamaktır. Değişen dünyada başarısız olması kesin olan bir strateji varsa o da risk almamaktır.” -Mark Zuckerberg
    "Bundan yirmi yıl sonra yapmadığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Demir alın ve güvenli limanlardan çıkın artık… Rüzgarları arkanıza alın, araştırın, hayal edin ve keşfedin.” -Mark Twain

    "Yetenek, sofra tuzundan daha ucuzdur. Başarılı insanları, yetenekli insanlardan ayıran özellik çok çalışmalarıdır." -Stephen King
    motivasyon sözleri
    "Gelecek, bugünden hazırlananlara aittir." -Malcolm X
    “Yenilgi bir düşünce biçimidir; yenilgi bir gerçeklik olarak kabul edilmedikçe kimse yenilmiş değildir.” -Bruce Lee
    “Eğer sabrederseniz ve yeterince uzun beklerseniz… Hiçbir şey olmaz” -Jim Davis
    “En korkutucu an, başlamadan hemen öncedir her zaman.” -Stephen King
    “Sadece şunu hatırlayın: ‘Düşlerinizi gerçekleştirmeniz imkansızdır’ diyenler, zaten kendi düşlerinden vazgeçmiş insanlardır.” -Grant Cardone
    “Kimse evine gelip hayallerini gerçekleştirmeyecek.” -Grant Cardone
    ‘’Her başarı hikayesinde, cesur kararlar almış birini bulacaksın.’’ -Peter F. Drucker
    ‘’Hayatın kısıtlı, onu başkalarının hayatını harcayarak yaşama.’’ -Steve Jobs
    "Ne zaman başkalarını dinleyeceğinizi, ne zaman sadece kendi bildiğinizi yapacağınızı bilin." -Mark Svensson
    “Peşinden gidecek cesaretiniz varsa, bir gün bütün hayalleriniz gerçek olabilir.” -Walt Disney
    "Fırsat kapıyı çalmaz; kapıyı siz çaldığınızda fırsat kendini gösterir." -Kyle Chandler
    "Mum olmak kolay değildir,ışık saçmak için önce yanmak gerek." -Hz. Mevlana
    "Bu dünyada yetenekli birçok kişi, küçük bir cesaret sahibi olmadıkları için silinip gitmişlerdir." -Sydned Smith
    "Kendi omuzuna tırman, başka nasıl yükselebilirsin ki?" -Nietzche
    “Hayatta kazanmadan önce, zihninizde kazanmak zorundasınız.” -John Addison
    “Otururken korkular üretiyoruz ve o korkuları hareketle aşarız.” -Dr. Henry Link
    “Büyümek ve aslında olduğunuz kişi olabilmek cesaret ister." -E.E. Cummings
    "Öğretmenlerin kapıyı açabilir ama içeriye kendi başına girmelisin." –Çin atasözü
    "Gerçekte ne olduğumuzu gösteren yeteneklerimiz değil, seçimlerimizdir." –Albus Dumbledore
    Motivasyon Sözleri ve Hayatımızdaki Etkisi
    Motivasyon sözleri ve cümlelerine geçmeden önce motivasyon bilimi hakkında birkaç değerli bilgiyi hatırlamakta fayda var. Motivasyonun sürdürülebilir bir kavram olmaması ve sürekli inişli çıkışlı bir duygu halinde bize yansıması ne kadar eleştirilse de, onun etkisi altındayken ilerlememizi sağlıyor.
    Mesela motive edici sözler ve motivasyon sözleri okuduğunuzda nörotransmitterler, sizi uyanık ve işin başında tutmak için birtakım kimyasal iletiler oluşturuyor. Sonrasında bu iletiler motivasyon sözleri etkisiyle beyninize taşınıyor. Bu iletilerin beyne taşınması ile birlikte tüm vücudunuz bu etkiyi hissetmeye başlıyor. İşte okuduğunuz anda bu etkiyi hissedip hayatınızda bir kıvılcım etkisi yaratabilecek en iyi motivasyon sözleri sizin için bir arada!
    Son Güncelleme: 25 Ağustos 2020
    Contenting: İlgi Alanlarınıza Göre İçerikler Öneren Yapay Zeka Destekli İçerik Asistanı

    Girişim Dünyası
    Yaş 23 Yolun Başı: Kritik Kararların, Koca Koca Belirsizliklerin ve Zor Zamanların Yılı

    Yirmi Üç
    2





    Bana Bugün Ne Yaptığını Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim
  • Kitaplarımın içinde,zamanda ve mekanda seyehat ederek kaderimi aramaya başladım.Londra'ya Daniel Defoe'nun yanına gittim ve onunla birlikte veba salgınını gözlemledim.Çanları çalan adamın "Ölülerinizi çıkarın" diye bağırdığını ve yanan cesetlerin kokusunu duydum.Bu koku hala burnumda.Çin'e gittim, yaşlı Tu Fu'yla dağ evinin eşiğinde biraz oturup laflamak için bambu ve servi ağaçlarının arasındaki dar bir patikayı tırmandım.Uzaklardaki tapınak çanlarını dinlerken,her ikimizde "on binlerce şeyle birlikte" yalnızdık.Sonrasinda kıtaları ve yüzyılları geride bırakarak İngiltere'ye geri döndüm,rüzgarlı bir tarlanın kenarında şalgam eseleyen zavallı Tess (Thomas Hardy kahramanı) çatlak ellerini ısıtabilsin diye yol kenarında küçük bir ateş yaktım.Onun kaderini biliyordum, gözyaşlarımı saklamak için başımı çevirdim.Sonra da Kurtz adında bir adamı arayan Marlow'la birlikte eski bir buhar gemisiyle Afrika'da bir nehirde yolculuk ettim, aradığımız adamı bulduk.Keske bulmasaydik!İnsanları birbirleriyle tanıştırdım.Baudelarie'i,Huck ve Jim'in salına bindirdim.Baudelarie'e iyi geldi.Bazen de üzgün insanları sevindirdim.Ölmeden önce Keats'in Fanny ile evlenmesini sağladım,Keats'ı kurtaramadım.
  • 221 syf.
    ·Puan vermedi·Ne Okusam'dan
    İşpara Alp'ın derhal Bağatur Şad'ın ordusuna dönmesini söylüyor. Şad'ın ordusuna döndüklerinde çerilerdeki huzursuzluk ve kızgınlık kendini belli ediyor. Çuluk Kağan'ı onun konçuyu (eş) İçing Katun'un zehirlediği öğreniliyor. Yeni Kağan'ın kim olacağı konuşulurken çoğu kişi Kağanlığın Çuluk Kağan'ın oğlu Tulu Han'ın hakkı olduğunu söyler. Ancak şaşırtan bir karar ordugaha gelir. Kurultay Kağan olarak Bağatur Şad'ı, yani Çuluk Kağan'ın kardeşini seçer.

    Bağatur Şad Kağan olduktan sonra Kara Kağan ismini alır. Herkes ilk icraat olarak önceki Kağan'ı zehirleyen İçing Katun'un idamını beklerken Kara Kağan İçimg Katun'la evlenir. Bu durum Kağan'la budunun (halk) arasının açılmasına neden olur. Üstelik babalarının öcünün alınmaması Kür Şad ile Tulu Han'ın öfkelenmesine sebep olur. Kara Kağan'ın bu evliliği niçin yaptığı kitapta çok sonraları söylenir. Yeri gelince anlatacağım.

    İçing Katun bir Çinli olduğu için Çinli gibi davranır, Kağan'ı sürekli beylere ve buduna karşı kışkırtır. Kara Kağan tesir altında kaldığının farkında olmasına rağmen yine de İçing Katun'a kanar ve Göktürk devletini bir uçuruma doğru sürükler. Kağan'ın karasız yapısı ve İçing Katun'un varlığı budunu açlığa, sefilliğe mahkum eder ve Tanrı'nın da öfkesine sebep olur.

    Yüzbaşı Bögü Alp, bir zamanlar dedesinden duyduğu Kıraç Ata'yı görmek için Selenge Irmağı boyunca günlerce yol alır. Nihayet bir tepeciğin üstündeki üç büyük kayayı görünce onun yurduna geldiğini anlar. Günkerce yolculuk yağ1tığından aç ve susuzdur.Üç kayada üç büyük mağara vardır. İlk mağaraya girdiğinde içeride iki çift gözün parladığını görür. Gözü karanlığa alışınca bunların kurt olduğunu anlar. İkinci mağarada iki doğan vardır. Üçüncü mağarada bir ayı vardır. Ayı bölgesini korumak için Bögü Alp'e saldırır. Bögü Alp işe ayı güreşirken Kıraç Ata çıkar ve ayıya emir vererek Bögü Alp'i kurtarır. Kıraç Ata büyük bir kamdır (bir çeşit din adamı, ermiş). Kurtları, doğanları ve ayıyı ehlileştirmiştir.

    Bögü Alp Kıraç Ata ile konuşur. Bögü Alp Göktürk elinin hâlini ona anlatıp Kağan'ı öldürmeyi planladığını anlatır. Böylece budun, bu sefillikten, düşmüşlükten kurtulacaktır. Kıraç Ata ona bir kehanette bulunur:

    "Büyük günler geliyor!.. Dokuz yıla kalmaz olan olur. Dokuz yıl daha geçer karı kılıç kullanmak günü gelir... Kıtlık olunca ay parçalanacak. Kara Kağan'ı öldürmeyeceksin. Onu tasa öldürecek. Bir ulu şehirde toplanmış kırk er görüyorum. Aralarında sen de varsın. Yağmur yağıyor. Irmağın kıyısında dövüşüyorsunuz. Budun kurtuluyor. Adınız unutulmayacak! Bin üç yüz yıllık ölümden sonra dirileceksiniz... Acunun batımına dek adınız gönüllerde kalacak."

    Bögü Alp bu sözlerden sonra kafası karışır ama Kağan'ı da öldürnekten vazgeçer.

    Tüm bu zaman içinde Tanrı'nın Göktürk'lere kızgınlığı artar. Çünkü Çinli Katun devlette istediği gibi at koşturuyor, her yana Çinli çaşıt (casus) yerleştirir. Tanrı yazın ortasında Göktürk'e kar yağdırır, binlerce insan ve hayvan soğuktan dönerek ölür. Üstelik bir de kıtlık başlar ki her çadırdan en az bir kişi açlıktan ölür. Kara Kağan'ın bile birkaç soy atından başka bir sürü hayvanı ölür. Budun çok perişan kalır.

    Göktürklerin bu durumu onların emri altında yaşayan Sıtarduşları, Dokuz Oğuzları ve Bayırkuları isyan ettirir. Kağan'ın ordusunda kıtlıktan dolayı çeri kalmadığından onlara nispetle kıtlığı daha iyi atlatan Tulu Han'ı onların üzerine gönderir. Tulu Han, babasının katili İçing Katun'la evli Kara Kağan'ın tahtı için savaşmayı hiç istemese de emre boyun eğip Binbaşı İşpara Han ve Kür Şad'la isyancıların üstüne yürür. Çerilerin hem aç olmaları hem de Tulu Han'ın isteksizliği bu karşılaşmayı hezimetle sonuçlandırır. Kara Kağan, hem İçing Katun'un tesiri hem de Tulu Han'a evvelden beri duyduğu öfke ile onu zincire vurur. Bir teginin bu hâle düşmesi budun ile Kağan'ın arasını daha fazla açar.

    Bir gün Kağan Batı elindeki Türklere birleşmeyi, tek yumruk olmayı teklif etmek üzere 3 elçi gönderir. Bunlardan üçüncüsü olan Bögü Alp kıtlıkta oldukça sarsılmış ve malı mülkü kalmamıştır. Batı Kağan'ına hediye olarak ancak süslü bir bıçak sunabilir.

    Kağan konukalrın şerefine eğlenceler düzenler. Bu eğlencelerde elçiler ve mahiyetindekiler de hünerlerini göstermek için yarışlara katılırlar. Bögü Alp ok, kılıç, at yarışı ve güreşe katılır. Hepsinde üstün bir başarı sağlayınca birden değeri artar. Bögü Alp'ın Kara Kağan'a söylediği taş yerinde ağırdır, sözü burada kendini ispatlamıştır.

    Batı Kağan'ı Kara Kağan'ın teklifini kabul eder. Elçiler yurtlarına döner.

    Türkeli'nde kutlık hâlâ decam etmektedir. Kıraç Ata'nın kehaneti gerçek olur. Gökteki ay parçalanır ve 4 yerden birden gözükür. Ötükenliler akıllarını yitirecek gibi olurlar. Ardından yerden kızıl dumanlar çıkar. Buz gibi soğuklar adeta ölüm saçar.

    İçing Katun'un kardeşi Şe-min, Kağan 'ın ordusunda tümenbaşıdır. Ancak alelade bir Türk çerisi kadar bile savaş yetenekleri olmauan dalkavuktur. Önceleri Türkeli'ne çaşıtlık yapmak ve kendi ailesine hizmet için gelmiş olsa da sonraları İşbara Han'ın kızı Almıla'ya gönül verir. Aklı fikri Almıla'da olduğundan tüm işlerinden el etek çeker. Kız kardeşi İçing Katun'a gidip durumu anlatır. İçin Katun, Almıla ile Şe-min'in evliliğinin Çin'deki ailesi yaratına olacağını ve güçleneceklerini, üstelik akrabalık bağından dolayı İşbara Han'ın onların tarafına geçeceğini düşündüğünden Almıla ile Şe-min'i evlendirmek için her yola başvurur. Almıla ise evleneceği erin onu er meydanında yenmesi herektiğini söyler. Bunun için er meydanı kurulur. Şe-min'in de arasında olduğu yüzlerce kişi Almıla için mücadele eder ama mücadeleyi Almıla'nın da gönlü olduğu Onbaşı Pars kazanır. Ancak İçing Katun onları öldürmek isteyince ikisi gizliceBatı Kağan'ının yanına kaçar.

    Sonraları, Kara Kağan Çin'e akın düzenleyip buduna mal mülk getirmek ister. Ancak ne yazık kı açlıktan güçten düşmüş ve kırılmış olan çeriler, kendilerinden kat be kat üstün Çin çerilerine yenik düşüp esir olurlar. Bu esaret Kara Kağan'ın kederden ölmesine sebep olur. Kıraç Ata'nın bir kehaneti de gerçekleşmiş olur.

    Yaklaşık 50 yıllık esaretin ilk yıllarında Kür Şad ve İşbara Han, Çin Kağan'ının beğenisini kazanıp rütbe alırlar. Bu rütbeyi sadece Türklerin lehinde kullananırlar. Türkler içten içe Çin'de güçlenmeye başlarlar.

    Diğer Türkler ise kutu gibi evlerde yaşayıp Çinli gibi tarla ekerler. Bu durum onların çok zoruna gider. Çünkü onlar sonsuz bozkırda at koşturmaya, avlanmaya alışıktır. Bu sıkış pıkış Çin evleri onları bunaltır. Aynı zamandaÇinliler Türklere zulmekten de geri kalmaz. Dikbaşlılığı nedeniyle Gök Börü'nün iki gözünü dağlarlar. Ancak Gök Börü buna rağmen pısmaz ve kendi oğluyla arkadaşlarının oğullarını çeri olarak yetiştirir. Birer yiğit olarak yetişen on beşli gençler, zamanı geldiğinde Kür Şad ile birlikte destan yazacaklardır.

    Artık orduda iyice güçlenen Kür Şad, etrafında toplanan 40 kişi ile Çin Kağan'ının sarayına saldırır. Bu saldırıda Kağan'ı esir edip Tigin'i kurtarıp Göktürk Kağan'ı ilan edeceklerdir. Ancak işler ters gidince Çin Kağan'ını esir edemezler. Büyük savaş olur. Kür şAd ve kırk çerisi uçmağa varır. Ancak saraya saldırıp orayı birbirine katmaları büyük yankı uyandırır. Çinliler Kür Şad'ın hayaletinden bile tir tir titremeye, Türkler ise büyük bir dirilişe başlar. Kür Şad ihtilali, Çinlileri o kadar ürkütür ki bu saldırıyı sadece 41 kişinin yaptığına asla inanmazlar. Başka ihtilalciler de olduğunu düşünerek Türkleri sorgulamaya, işgence ile bilgi almaya çalışırlar. Bu sırada Kür Şad'ın oğlu ve konçuyunu öldürmek isterler. Ancak ikisi kaçarlar.

    Birinci kitap "Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!" dizeleriyle biter.

    İKİNCİ KİTAP: BOZKURTLAR DİRİLİYOR

    Hasta yatağında ölmek üzere olan kadın oğlunu yanına çağırdı. Oğlu Urungu'ya ölmeden bir sır verdi. Urungu Kür Şad'ın oğluydu. Bunu bunca yıl saklamasının nedeni oğlunu korumakistemesiydi. Öyle ki oğlunun gerçek adını unutmuş, ona Urungu diyordu. Onu korumak için kendi adını bile unutmuştu.

    Urungu'ya bu sırrı ölünceye dek saklaması için yemin ettirdi.

    Anası ölünce Urungu, yeniden dalgalanmaya başlayan Bozkurt sancağına katılmak için yola çıktı. Bu sancağı Kutluk Kağan ve Tontukuk kaldırıyordu. Türkleri yeniden bir baurak altında birleştirmeye çalışıyorlardı. Urungu, bir tegin olarak değil, bir er gibi gidiyordu Ötüken'e...

    Yolda bir kafile ile karşılaştı. Bu kafile Dokuz Oğuzlar'ın Kağan'ının kızı Ay Hanım'ın kafilesiydi. Ay Hanım ay gibi güzel bir kadındı. Urungu, ona ilk görüşte aşık olmuştu. Ay Hanım ise Urungu'nun sefil förünüşüne rağmen duruşundan bir bey olduğunu anlamıştı. Bunu sorduğunda Urungu karabudundan olduğunu söylemiş, tegin olsuğunu söylememişti.

    Kafile ile bir süre tolculuk ettikten sonra Ötüken'e doğru yol aldı. Ötüken'de Kağan'ın orduaına katılıp onbaşı oldu.

    Zaman geçti. Göktürkler güçlenince onaların rakibi olan Dokuzoğuzların üzerine yürüdürler. Bu akında Baz Kağan öldürüldü. Bu savaşta Ay Hanım, Urungu'yu göğsünden okla yaraladı. Ancak buna çok üzülmüştü. Ay Hanım ayrıca Urungu 'nun andası (kan kardeşi) Börü'yü yüreğinden vurup öldürmüştü. Börü'nün oğlu Ersegün, intikamla doldu taştı. Dağılmış olan Dokuzoğuzları Ay Hanım yeniden toparladı. Hızla güçlenmesi Kağan'ın dikkatini çekti. Onların tehlike oluşturması yeni bir akını gerektiriyordu.

    Akın emri gelmeden önce öcünü almak için Ay Hanım 'ın yanına giden Ersegün, ona aşık oldu. Ama yine de dövüş teklif edip öcünü de almak istiyordu. Bunu yaptı. Ancak Ay Hanım onu yenince hırsı da sevgisi de arttı.

    Bu sırada bir söylenti yayıldı. Ay Hanım 'ın bir Göktürk teginine gönül verdiği söyleniyordu. Bu, Urungu'ydu. Ancak Urungu 'nun tegin olduğunu Binbaşı Pars ve Ay Hanım'dan başka bilen yoktu. Binbaşı Pars, Urungu'nun Kür Şad'a inanılmaz benzerliği ve yiğitliği ile onun tegin olduğunfan şüphelenmiş, bunu araştırdığında haklı olduğunu anlamıştı. Ay Hanım da bunu dolaylı olarak, çaşıtları aracılığyla öğrenmiş, bunu Urungu'ya sorup kesinleştirmişti.

    İlteriş Kağan Dokuzoğuzlar üzerine akın emri verdi. Çünkü söylentiler duyulmuş, Ay Hanım ve faili meçhul teginin Kağan'a isyan edeceğinden şüphelenmişti.

    Bu akında Ay Hanım göğsünden yediği okla uçmağa varmıştı. Bu ölüm Urungu ile Ersegün'ü sarstı. Urungu bir ata atladı. Kucağında Ay Hanım'la ölüm uçurumuna at sürdü.Yere göğe sığmayan Ersegün de peşlerinden gidip Ay Hanım'ı Urungu'dan almak istedi. Peşlerinde ayrıca Binbaşı Pars, oğulları ve Urungu 'nun oğlu Taçam vardı. Ancak onlar yetişemeden Urungu ve Ay Hanım uçuruma düşmüştü. Binbaşı Pars "ölüm uçurumu her yul bir kadınla erkeği alır" diye fısıldadı. Bu acıya seksenlik yüreği dayanamadı. Orada uçmağa vardı

    Ölüm uçurumundan bir çift dize duyar gibi oldular:

    "Ayın bahtı karanlıktır

    Urungu'nun karadır."
  • 436 syf.
    ·Puan vermedi·Ne Okusam'dan
    İşpara Alp'ın derhal Bağatur Şad'ın ordusuna dönmesini söylüyor. Şad'ın ordusuna döndüklerinde çerilerdeki huzursuzluk ve kızgınlık kendini belli ediyor. Çuluk Kağan'ı onun konçuyu (eş) İçing Katun'un zehirlediği öğreniliyor. Yeni Kağan'ın kim olacağı konuşulurken çoğu kişi Kağanlığın Çuluk Kağan'ın oğlu Tulu Han'ın hakkı olduğunu söyler. Ancak şaşırtan bir karar ordugaha gelir. Kurultay Kağan olarak Bağatur Şad'ı, yani Çuluk Kağan'ın kardeşini seçer.

    Bağatur Şad Kağan olduktan sonra Kara Kağan ismini alır. Herkes ilk icraat olarak önceki Kağan'ı zehirleyen İçing Katun'un idamını beklerken Kara Kağan İçimg Katun'la evlenir. Bu durum Kağan'la budunun (halk) arasının açılmasına neden olur. Üstelik babalarının öcünün alınmaması Kür Şad ile Tulu Han'ın öfkelenmesine sebep olur. Kara Kağan'ın bu evliliği niçin yaptığı kitapta çok sonraları söylenir. Yeri gelince anlatacağım.

    İçing Katun bir Çinli olduğu için Çinli gibi davranır, Kağan'ı sürekli beylere ve buduna karşı kışkırtır. Kara Kağan tesir altında kaldığının farkında olmasına rağmen yine de İçing Katun'a kanar ve Göktürk devletini bir uçuruma doğru sürükler. Kağan'ın karasız yapısı ve İçing Katun'un varlığı budunu açlığa, sefilliğe mahkum eder ve Tanrı'nın da öfkesine sebep olur.

    Yüzbaşı Bögü Alp, bir zamanlar dedesinden duyduğu Kıraç Ata'yı görmek için Selenge Irmağı boyunca günlerce yol alır. Nihayet bir tepeciğin üstündeki üç büyük kayayı görünce onun yurduna geldiğini anlar. Günkerce yolculuk yağ1tığından aç ve susuzdur.Üç kayada üç büyük mağara vardır. İlk mağaraya girdiğinde içeride iki çift gözün parladığını görür. Gözü karanlığa alışınca bunların kurt olduğunu anlar. İkinci mağarada iki doğan vardır. Üçüncü mağarada bir ayı vardır. Ayı bölgesini korumak için Bögü Alp'e saldırır. Bögü Alp işe ayı güreşirken Kıraç Ata çıkar ve ayıya emir vererek Bögü Alp'i kurtarır. Kıraç Ata büyük bir kamdır (bir çeşit din adamı, ermiş). Kurtları, doğanları ve ayıyı ehlileştirmiştir.

    Bögü Alp Kıraç Ata ile konuşur. Bögü Alp Göktürk elinin hâlini ona anlatıp Kağan'ı öldürmeyi planladığını anlatır. Böylece budun, bu sefillikten, düşmüşlükten kurtulacaktır. Kıraç Ata ona bir kehanette bulunur:

    "Büyük günler geliyor!.. Dokuz yıla kalmaz olan olur. Dokuz yıl daha geçer karı kılıç kullanmak günü gelir... Kıtlık olunca ay parçalanacak. Kara Kağan'ı öldürmeyeceksin. Onu tasa öldürecek. Bir ulu şehirde toplanmış kırk er görüyorum. Aralarında sen de varsın. Yağmur yağıyor. Irmağın kıyısında dövüşüyorsunuz. Budun kurtuluyor. Adınız unutulmayacak! Bin üç yüz yıllık ölümden sonra dirileceksiniz... Acunun batımına dek adınız gönüllerde kalacak."

    Bögü Alp bu sözlerden sonra kafası karışır ama Kağan'ı da öldürnekten vazgeçer.

    Tüm bu zaman içinde Tanrı'nın Göktürk'lere kızgınlığı artar. Çünkü Çinli Katun devlette istediği gibi at koşturuyor, her yana Çinli çaşıt (casus) yerleştirir. Tanrı yazın ortasında Göktürk'e kar yağdırır, binlerce insan ve hayvan soğuktan dönerek ölür. Üstelik bir de kıtlık başlar ki her çadırdan en az bir kişi açlıktan ölür. Kara Kağan'ın bile birkaç soy atından başka bir sürü hayvanı ölür. Budun çok perişan kalır.

    Göktürklerin bu durumu onların emri altında yaşayan Sıtarduşları, Dokuz Oğuzları ve Bayırkuları isyan ettirir. Kağan'ın ordusunda kıtlıktan dolayı çeri kalmadığından onlara nispetle kıtlığı daha iyi atlatan Tulu Han'ı onların üzerine gönderir. Tulu Han, babasının katili İçing Katun'la evli Kara Kağan'ın tahtı için savaşmayı hiç istemese de emre boyun eğip Binbaşı İşpara Han ve Kür Şad'la isyancıların üstüne yürür. Çerilerin hem aç olmaları hem de Tulu Han'ın isteksizliği bu karşılaşmayı hezimetle sonuçlandırır. Kara Kağan, hem İçing Katun'un tesiri hem de Tulu Han'a evvelden beri duyduğu öfke ile onu zincire vurur. Bir teginin bu hâle düşmesi budun ile Kağan'ın arasını daha fazla açar.

    Bir gün Kağan Batı elindeki Türklere birleşmeyi, tek yumruk olmayı teklif etmek üzere 3 elçi gönderir. Bunlardan üçüncüsü olan Bögü Alp kıtlıkta oldukça sarsılmış ve malı mülkü kalmamıştır. Batı Kağan'ına hediye olarak ancak süslü bir bıçak sunabilir.

    Kağan konukalrın şerefine eğlenceler düzenler. Bu eğlencelerde elçiler ve mahiyetindekiler de hünerlerini göstermek için yarışlara katılırlar. Bögü Alp ok, kılıç, at yarışı ve güreşe katılır. Hepsinde üstün bir başarı sağlayınca birden değeri artar. Bögü Alp'ın Kara Kağan'a söylediği taş yerinde ağırdır, sözü burada kendini ispatlamıştır.

    Batı Kağan'ı Kara Kağan'ın teklifini kabul eder. Elçiler yurtlarına döner.

    Türkeli'nde kutlık hâlâ decam etmektedir. Kıraç Ata'nın kehaneti gerçek olur. Gökteki ay parçalanır ve 4 yerden birden gözükür. Ötükenliler akıllarını yitirecek gibi olurlar. Ardından yerden kızıl dumanlar çıkar. Buz gibi soğuklar adeta ölüm saçar.

    İçing Katun'un kardeşi Şe-min, Kağan 'ın ordusunda tümenbaşıdır. Ancak alelade bir Türk çerisi kadar bile savaş yetenekleri olmauan dalkavuktur. Önceleri Türkeli'ne çaşıtlık yapmak ve kendi ailesine hizmet için gelmiş olsa da sonraları İşbara Han'ın kızı Almıla'ya gönül verir. Aklı fikri Almıla'da olduğundan tüm işlerinden el etek çeker. Kız kardeşi İçing Katun'a gidip durumu anlatır. İçin Katun, Almıla ile Şe-min'in evliliğinin Çin'deki ailesi yaratına olacağını ve güçleneceklerini, üstelik akrabalık bağından dolayı İşbara Han'ın onların tarafına geçeceğini düşündüğünden Almıla ile Şe-min'i evlendirmek için her yola başvurur. Almıla ise evleneceği erin onu er meydanında yenmesi herektiğini söyler. Bunun için er meydanı kurulur. Şe-min'in de arasında olduğu yüzlerce kişi Almıla için mücadele eder ama mücadeleyi Almıla'nın da gönlü olduğu Onbaşı Pars kazanır. Ancak İçing Katun onları öldürmek isteyince ikisi gizliceBatı Kağan'ının yanına kaçar.

    Sonraları, Kara Kağan Çin'e akın düzenleyip buduna mal mülk getirmek ister. Ancak ne yazık kı açlıktan güçten düşmüş ve kırılmış olan çeriler, kendilerinden kat be kat üstün Çin çerilerine yenik düşüp esir olurlar. Bu esaret Kara Kağan'ın kederden ölmesine sebep olur. Kıraç Ata'nın bir kehaneti de gerçekleşmiş olur.

    Yaklaşık 50 yıllık esaretin ilk yıllarında Kür Şad ve İşbara Han, Çin Kağan'ının beğenisini kazanıp rütbe alırlar. Bu rütbeyi sadece Türklerin lehinde kullananırlar. Türkler içten içe Çin'de güçlenmeye başlarlar.

    Diğer Türkler ise kutu gibi evlerde yaşayıp Çinli gibi tarla ekerler. Bu durum onların çok zoruna gider. Çünkü onlar sonsuz bozkırda at koşturmaya, avlanmaya alışıktır. Bu sıkış pıkış Çin evleri onları bunaltır. Aynı zamandaÇinliler Türklere zulmekten de geri kalmaz. Dikbaşlılığı nedeniyle Gök Börü'nün iki gözünü dağlarlar. Ancak Gök Börü buna rağmen pısmaz ve kendi oğluyla arkadaşlarının oğullarını çeri olarak yetiştirir. Birer yiğit olarak yetişen on beşli gençler, zamanı geldiğinde Kür Şad ile birlikte destan yazacaklardır.

    Artık orduda iyice güçlenen Kür Şad, etrafında toplanan 40 kişi ile Çin Kağan'ının sarayına saldırır. Bu saldırıda Kağan'ı esir edip Tigin'i kurtarıp Göktürk Kağan'ı ilan edeceklerdir. Ancak işler ters gidince Çin Kağan'ını esir edemezler. Büyük savaş olur. Kür şAd ve kırk çerisi uçmağa varır. Ancak saraya saldırıp orayı birbirine katmaları büyük yankı uyandırır. Çinliler Kür Şad'ın hayaletinden bile tir tir titremeye, Türkler ise büyük bir dirilişe başlar. Kür Şad ihtilali, Çinlileri o kadar ürkütür ki bu saldırıyı sadece 41 kişinin yaptığına asla inanmazlar. Başka ihtilalciler de olduğunu düşünerek Türkleri sorgulamaya, işgence ile bilgi almaya çalışırlar. Bu sırada Kür Şad'ın oğlu ve konçuyunu öldürmek isterler. Ancak ikisi kaçarlar.

    Birinci kitap "Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!" dizeleriyle biter.

    İKİNCİ KİTAP: BOZKURTLAR DİRİLİYOR

    Hasta yatağında ölmek üzere olan kadın oğlunu yanına çağırdı. Oğlu Urungu'ya ölmeden bir sır verdi. Urungu Kür Şad'ın oğluydu. Bunu bunca yıl saklamasının nedeni oğlunu korumakistemesiydi. Öyle ki oğlunun gerçek adını unutmuş, ona Urungu diyordu. Onu korumak için kendi adını bile unutmuştu.

    Urungu'ya bu sırrı ölünceye dek saklaması için yemin ettirdi.

    Anası ölünce Urungu, yeniden dalgalanmaya başlayan Bozkurt sancağına katılmak için yola çıktı. Bu sancağı Kutluk Kağan ve Tontukuk kaldırıyordu. Türkleri yeniden bir baurak altında birleştirmeye çalışıyorlardı. Urungu, bir tegin olarak değil, bir er gibi gidiyordu Ötüken'e...

    Yolda bir kafile ile karşılaştı. Bu kafile Dokuz Oğuzlar'ın Kağan'ının kızı Ay Hanım'ın kafilesiydi. Ay Hanım ay gibi güzel bir kadındı. Urungu, ona ilk görüşte aşık olmuştu. Ay Hanım ise Urungu'nun sefil förünüşüne rağmen duruşundan bir bey olduğunu anlamıştı. Bunu sorduğunda Urungu karabudundan olduğunu söylemiş, tegin olsuğunu söylememişti.

    Kafile ile bir süre tolculuk ettikten sonra Ötüken'e doğru yol aldı. Ötüken'de Kağan'ın orduaına katılıp onbaşı oldu.

    Zaman geçti. Göktürkler güçlenince onaların rakibi olan Dokuzoğuzların üzerine yürüdürler. Bu akında Baz Kağan öldürüldü. Bu savaşta Ay Hanım, Urungu'yu göğsünden okla yaraladı. Ancak buna çok üzülmüştü. Ay Hanım ayrıca Urungu 'nun andası (kan kardeşi) Börü'yü yüreğinden vurup öldürmüştü. Börü'nün oğlu Ersegün, intikamla doldu taştı. Dağılmış olan Dokuzoğuzları Ay Hanım yeniden toparladı. Hızla güçlenmesi Kağan'ın dikkatini çekti. Onların tehlike oluşturması yeni bir akını gerektiriyordu.

    Akın emri gelmeden önce öcünü almak için Ay Hanım 'ın yanına giden Ersegün, ona aşık oldu. Ama yine de dövüş teklif edip öcünü de almak istiyordu. Bunu yaptı. Ancak Ay Hanım onu yenince hırsı da sevgisi de arttı.

    Bu sırada bir söylenti yayıldı. Ay Hanım 'ın bir Göktürk teginine gönül verdiği söyleniyordu. Bu, Urungu'ydu. Ancak Urungu 'nun tegin olduğunu Binbaşı Pars ve Ay Hanım'dan başka bilen yoktu. Binbaşı Pars, Urungu'nun Kür Şad'a inanılmaz benzerliği ve yiğitliği ile onun tegin olduğunfan şüphelenmiş, bunu araştırdığında haklı olduğunu anlamıştı. Ay Hanım da bunu dolaylı olarak, çaşıtları aracılığyla öğrenmiş, bunu Urungu'ya sorup kesinleştirmişti.

    İlteriş Kağan Dokuzoğuzlar üzerine akın emri verdi. Çünkü söylentiler duyulmuş, Ay Hanım ve faili meçhul teginin Kağan'a isyan edeceğinden şüphelenmişti.

    Bu akında Ay Hanım göğsünden yediği okla uçmağa varmıştı. Bu ölüm Urungu ile Ersegün'ü sarstı. Urungu bir ata atladı. Kucağında Ay Hanım'la ölüm uçurumuna at sürdü.Yere göğe sığmayan Ersegün de peşlerinden gidip Ay Hanım'ı Urungu'dan almak istedi. Peşlerinde ayrıca Binbaşı Pars, oğulları ve Urungu 'nun oğlu Taçam vardı. Ancak onlar yetişemeden Urungu ve Ay Hanım uçuruma düşmüştü. Binbaşı Pars "ölüm uçurumu her yul bir kadınla erkeği alır" diye fısıldadı. Bu acıya seksenlik yüreği dayanamadı. Orada uçmağa vardı

    Ölüm uçurumundan bir çift dize duyar gibi oldular:

    "Ayın bahtı karanlıktır

    Urungu'nun karadır."