• _Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir. Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir. Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa ve nedenlere uygun olarak yaratılmıştır. Kadın kalpten bir dünya ister. Erkek tarafından yaratılan toplumda ise kalbe yer yoktur.
    _Kadınlar kendi yeteneklerini erkeğin onurunu korumak için gizlemiştir. Ahmak bir kadın daha çok takdir edilmiştir. O bir inek olmalıdır; zekası olmamalıdır, delici farkındalığı olmamalıdır. Beklenen budur. Kadınlar asırlar geçtikten sonra bir numara öğrenmişlerdir; oyunun kuralı kadının yeteneklerini göstermemesi gerektiğidir. Eğer o zekiyse aptalı oynamalıdır. Aksi takdirde erkek aşağılık hissine kapılır. Ortaçağ’da cadı denen ve yakılan kadınlar gerçekten algıları çok açık kadınlardır. Erkek buna katlanamazdı, din adamı buna katlanamazdı. _Kadın erkekten çok daha önemlidir. Çünkü o rahminde hem erkeği hem kadını taşır. O kıza ve oğlana, her ikisine de annelik eder; her ikisini de besler. Eğer o zehirliyse, o zaman sütü zehirlidir, o zaman çocukları yetiştirme tarzı zehirlidir. Erkekle yarışıyorsun ve yarışmana gerek yok; sen zaten üstünsün. Şiir yazmaya gerek yok, şiir sensin. Sevgin senin müziğindir. Sevgilinle birlikte çarpan kalbin senin dansındır! _Bilim erkektir, din dişidir. Bilim doğayı ele geçirme çabasıdır; din akışa bırakmaktır, kişinin doğanın içinde erimesidir. Sağ yarıküre sezgisel, mantıksız, irrasyonel, şairane, platonik, hayalperest, romantik, mitsel, dindardır ve sol yarıküre mantıklı, rasyonel, matematiksel, Aristocu, bilimsel, hesapçıdır. Solak olarak doğan çocuklar temelde irrasyonel, sezgisel, matematiksel olmayan, Öklidçi olmayanlardır. .Onlar toplum için tehlikelidir bu yüzden toplum onları her şekilde sağ elli olmaya zorlar. Kadınlar sağ yarıküre insanlarıdır, erkekler sol yarıkürededir. Erkekler asırlarca kadınları yönetti. _Bir erkek kadınına şöyle diyordu, “niçin Tanrı siz kadınları bu kadar güzel yaratmış?” Kadın, “Böylelikle siz erkekler bize aşık olabiliyorsunuz” dedi. Erkek o zaman şöyle dedi; “O zaman niçin sizi bu kadar aptal yaptı?!” Ve kadın bunun üzerine “Böylelikle biz de size aşık olabiliyoruz,” dedi.
    _Beni bir kadın veya erkek olarak dinleme; yoksa beni dinlemiyor olacaksın. Beni farkındalık olarak dinle. Kadın sevmen için vardır; anlaman için değil. Bu anlaşılması gereken ilk şey. Kadın, erkeğin yaklaşmasına direnç göstererek başlar ve geri çekilmesini engelleyerek bitirir. Bir kadının fikrini değiştirmek istiyorsan, onunla hemfikir ol. Eğer bir kadının ne demek istediğini merak ediyorsan, ona bak; sakın dinleme. _Öncelikle, kadın yaşam üretmeye muktedirdir; erkek ise değildir. Bu açıdan erkek daha aşağıdadır ve bu aşağılık duygusu kadınlara erkeklerin hükmetmesinde önemli rol oynamıştır. Hayvani kas gücüyle kadını köle yapmıştır. Erkeğin sevgisi az çok fiziksel bir ihtiyaçtır; kadınınkiyse değildir. O daha büyük, daha yüce, daha ruhani bir deneyimdir. Bu yüzden kadın tek eşli, erkek ise çok eşlidir. Güzel, kaslı vücuda sahip bir erkeğe değil, karizması olan erkeğe aşık olur. Erkek tek bir orgazm yaşayabilir. Kadın ise sınırsızca üstündür; çoklu orgazm yaşayabilir. Ve bu durum en çok problem yaratan konulardan birisi olmuştur. Erkeğin orgazmı bölgeseldir, cinsel organlarıyla sınırlıdır. Kadının orgazmı ise bütündür, cinsel bölgelerle sınırlı değildir. Onun tüm bedeni erojendir.
    _Her erkek, kadında annesini aramakta; her kadın da erkeğinde babasını aramaktadır. Erkek ve kadın negatif ve pozitif elektrik kutupları gibidir: Birbirlerine doğru manyetik olarak çekilirler. Onlar zıt kutuplardır; o nedenle çatışma doğaldır. Ancak anlayış sayesinde, şefkat sayesinde, sevgi sayesinde, birbirlerinin dünyasına bakıp anlamaya çalışmak sayesinde tüm sorunlar çözülebilir.
    _ Marx tüm dünyadaki entelektüellere, yoksulluğun geçmiş hayatla ya da kaderle ya da alınyazısı ile hiçbir ilişkisi olmadığını ilan etti ve onları ikna etti. Kimin zengin ve kimin fakir olacağı Tanrı tarafından belirlenmez. Kimin yoksul olacağına karar veren şey toplumsal yapıdır, ekonomik yapıdır. Ve bu yapı değiştirilebilir çünkü o Tanrı tarafından yapılmamıştır-Tanrı diye bir şey yoktur-o insan yapımıdır.

    _Aşk ve aile_ Aşkın ne olduğunu tanımlayamam çünkü aşkın bir tanımı yoktur. O doğum gibi, ölüm gibi, Tanrı gibi, meditasyon gibi tanımlanamaz olanlardan biridir. Ön tanımlanamaz olanlardan bir tanesidir; onu tanımlayamam. “Aşk budur” diyemem, onu sana gösteremem. O görülebilen bir şey değildir. O parçalara bölünemez, analiz edilemez; o yalnızca tecrübe edilebilir ve o tecrübe aracılığıyla onun ne olduğunu bilirsin. Ancak sana onu tecrübe etmenin yollarını gösterebilirim. İlk adım anne babandan kurtulmaktır. Ve bununla anne babana karşı saygısız ol demek istemiyorum. Her anne baba hayatın tüm mutluluklarına çocuklarının sahip olmasını ister. Ancak ne yapabilirler ki? Onlar kendileri hiçbir mutluluğu tanımamışlardır. Onlar robotturlar. Ve bilerek ya da bilmeyerek; isteyerek ya da istemeden onlar çocuklarının er ya da geç robotlara dönüşeceği bir atmosfer yaratacaklardır. Şayet bir makine değil bir insan olmak istersen anne babandan kurtul. Ve dikkatli olman gerekecek. Bu zor iştir, çetin bir iştir; onu hemen beceremezsin. Davranışlarında çok dikkatli olmak zorunda kalacaksın. Annen oradayken, senin aracılığınla iş görürken izle ve gör: Bunu bırak, ondan uzaklaş. Annenin hayal bile edemeyeceği tamamıyla yeni bir şey yap. Örneğin erkek arkadaşın gözlerinde büyük bir hayranlıkla başka bir kadına bakıyor. Şimdi ne yaptığını izle. Baban başka bir kadına baktığında annenin yapacağı şeyin aynısını mı yapıyorsun? Eğer bunu yaparsan aşkın ne olduğunu asla bilemeyeceksin, sadece bir hikâyeyi tekrar ediyor olacaksın. O farklı aktörler tarafından oynanan aynı oyun olacaktır, hepsi bu; aynı kokuşmuş oyun yeniden ve yeniden ve yeniden oynanıyor. Bir taklitçi olma. Ondan kurtul. Yeni bir şey yap. Aşk son derece narin bir çiçektir. Onun korunması gerekir, onun güçlendirilmesi gerekir, onun sulanması gerekir; yalnızca o zaman o güçlenir. Ve çocuğun sevgisi son derece narindir. Sadece kendi anne babanı bir düşün ve anımsa. Onların sorumlu olduğunu söylemiyorum. Onlar en az senin olduğun kadar kurbandır; onların kendi anne babaları da aynıydı Ve böyle sürüp gider. Adem ile Havva’ya kadar ve Tanrı Babaya kadar geri gidebilirsin. Görünen o ki Tanrı Baba dahi Adem ve Havva’ya karşı saygılı değildi. Bu yüzden en başından beridir onlara, “Şunu yap” ve “Şunu yapma” diye emirler vermeye başlamıştır. O tüm anne babaların yaptığı saçmalığı yapmaya başlamıştır. Alttan alta çocuk anne babalardan nefret etmeye başlar, çünkü ona saygı duyulmamıştır; alttan alta o engellenmiş hisseder. Çünkü o, olduğu hali ile sevilmemiştir. Onun belli şeyler yapması beklenir ve sadece o zaman o sevilecektir. Sevginin koşulları vardır; o olduğu haliyle değersizdir. İlk önce o. değerli hale gelmelidir, ancak ondan sonra anne babanın sevgisi verilecektir. Bu nedenle “değerli” hale gelmek için çocuk sahte olmaya başlar; o kendi doğasına ait olan değeriyle ilgili her türlü duyguyu yitirir. Onun kendisine olan saygısı kaybolur ve yavaş yavaş suçlu olduğunu hissetmeye başlar. Aşk bir öğrenme değil bir gelişimdir yoksa yapay bir içek olacaktır. 3 aşk türü: 1 nesne merkezlidir. Güzel bir kadın, heyecanlanırsın. Âşık olduğunu zannedersin, kadın özgür olduğu için güzeldi. Özgürlük güzelliğin içindeki öylesine bir bileşendir ki bir kuşu, belirli bir tür kuşu gökyüzünde gördüğünde ve aynı kuşu bir kafeste gördüğünde artık o aynı değildir. O canlıdır. O özgürdür. Kafesteki aynı kuş çirkindir. Özgürlük gitmiştir, gökyüzü gitmiştir. Bu kanatlar artık anlamsızdır, bir tür ağırlıktır. Artık bu aynı kuş değildir. Bir kadına âşık olduğunda o özgürdü; sen özgürlüğe âşık oldun. Onu eve götürdüğünde, tüm özgür olma olasılığını yok edersin. Sonra bir gün ansızın fark edersin ki o kadını sevmiyorsun çünkü artık o güzel değildir. Aşk dostluktan ortaya çıkar ve er ya da geç bir ilişkiye dönüşür ama dostluk olmadan o ölür.

    _Egonun ölümü gerçekte senin yaşam olasılığındır. Ego sadece senin etrafındaki ölü bir kabuktur, o kırılıp atılmalıdır. Hapisanedir. İnsanlar çocuğu sever ve çocuk giderek daha çok ve daha çok egoist hale gelir. O kendisini varoluşun tam merkezinde hisseder ve bu şekilde ego yaratılır. Bağımlılık ve çaresizlik aracılığıyla ego yaratılır. O çaresiz olduğunu bilemez, o diktatör olduğunu düşünür. Baskı onların yaşamında çok fazla mücadele ve kavga olmayacaktır. Ancak onlar kendileri için kendi haklarını savunamayacaklardır. Onlar her zaman uçuş halinde olacak, herkesten kaçacak, kendi varlıklarının içinde gizleneceklerdir. Baba, anne, aile ve çocuğun etrafındaki sıcaklık onun güçlenmesine, köklenmesine, topraklanmasına yardım eder. Buna ihtiyaç vardır, ego ona korunma sağlar; o iyidir, o tıpkı bir tohumun kabuğu gibidir. Ancak kabuk nihai şey haline gelmemelidir aksi takdirde tohum ölecektir. Korunma çok uzun sürebilir, o zaman o bir hapishaneye dönüşür. Şiir olmadan sen gerçekten yaşayamazsın, sen sadece var olursun. Aşk şiirdir. Ve aşk mümkün değilse sen nasıl dua ile dolup taşacak, meditasyon halinde, farkında olacaksın. Düzyazı, matematik olur. Örneğin babası ile rahat hissetmeyen bir erkek ofiste patronuyla da rahat hissedemez; asla, çünkü patron bir baba figürüdür. Anne babanla olan küçük çatışma senin tüm ilişkilerine yansımaya devam eder. Eğer annenle rahat değilsen karınla rahat olamazsın çünkü o kadını temsil edecektir; kadınlığın kendisi ile rahat hissedemezsin. Çünkü senin annen ilk kadındır, o ilk kadın modelidir. Nerede bir kadın varsa annen oradadır ve bu zor fark edilen ilişki devam eder. _ İyi insanlar cennete gider değil, iyi insanlar nereye giderse cennet orası olur. Aşk Bir Esintidir.

    _Evlilik_ Şunu unutma, dostluk o kadar kıymetli bir şeydir ki sonucu ne olursa olsun karın bile olsa, kocan bile olsa onunla dost kal. Ve birbirinize tam ve kesin özgürlük verin. Sevgi evlilikte ölüyor; ama o senin tarafından öldürülüyor. Sevgi uyumdur. Ve mutluluk, sağlık, ahenk; hepsi sevgiden doğar. Sevmeyi öğren. Sevgi, birisinin bir şekilde seni tamamladığını derinden, çok derinden kadın ve erkek niçin arkadaş olamaz.. Evlilik insan tarafından icat edilmiş olan en çirkin kurumdur. O doğal değildir; onun icat olunması sayesinde kadını kendi tekeline alabilirsin. _Sevgi nedir? Bir kokteyl partide, garson kız nazik bir beyefendinin konuşmalarına istemeden kulak misafiri oldu. “Oh! Ona hayranım, ona tapıyorum,” diye ilan etti adam. Arkadaşı da “Benim olsaydı, ben de öyle yapardım” dedi “Yürüyüş tarzı ve cazibesi. Onun büyük kahverengi güzel gözleri, dik ve mağrur başı...” “Çok şanslısın,” der arkadaşı. “Ve gerçekten beni heyecanlandıran şey ne biliyor musun? Kulağımı hafifçe ısırış tarzı!”“Efendim,” diye araya girdi garson kız. “Bu sevgi dolu sözlerinizi duymaktan kendimi alamadım. Bunca boşanmanın olduğu günümüzde karısını böylesine tutku ile seven bir erkeğe hayran oldum.” “Karım mı?” dedi beyefendi şaşırarak. “Hayır; şampiyon yarış atım!”… “Her sabah çöpü döküyor.” “Bu sevgi değil. Bu iyi bir ev temizliğidir.” Bütün parayı veriyor.”“Bu sevgi değil, bu cömertlik.”… Başka kadına bakmaz.”bu görme bozukluğu.”… bana kapıyı açar.”; bu nezaket.”“John sarımsak yediğinde, saçımda bigudiler olduğunda bile beni öper.”“İşte bu sevgi!” Sevgi nedensiz olduğunda, o zaman, sevgi bir kimsenin başına gelebilecek en muhteşem şeydir. sevgi ruhunun ışımasıdır. Ve ışıma ne kadar enginse, ruhun da o kadar büyüktür. _Yalnızlık kesinlikle hastalıktır; tek başına olmak mükemmel sağlıktır. Günde beş saat televizyon seyrediyor; insanlar radyo dinliyor. sırf kendilerinden kaçmak için.
    _İlişki_ Halil Cibran, “Aynı çatıyı destekleyen iki sütun gibi olun ama diğerine sahip olmaya başlamayın, diğerini bağımsız bırakın. Aynı çatıyı destekleyin: Bu çatı sevgidir” der. Gerçek insan tehlikeyi yaşam tarzı olarak, gelişim ortamı olarak kabul eder. Sevgi merkezli insan demek, gelecekten korkmayan kişi demektir, sonuçtan ve akıbetten korkmayan kişi demektir, şimdi ve burada yaşayan kişidir. Korku merkezli yaşam asla seni derin bir ilişkiye götüremez. Aşk nadiren açan bir çiçektir. Arada bir gerçekleşir. O enderdir, çünkü o sadece korku yokken gerçekleşebilir, asla öncesinde değil. Ateizm mantıktan değil tatminsizlikten ortaya çıkar. Adamın hastalığı geçmiyordu bir hipnozcuya gitti. Günde sürekli ben hasta değilim diyeceksin dedi ve adam iyileşti. Sonra iktidarsızdı yine gitti. Güçlü bir erkek oldu ama karısına söylemedi. Karısı onu banyodayken dinlerken “O benim karım değil. O benim karım değil. O benim karım değil,” diyordu.
    _Ruhun ne bir çocuktur, ne genç bir adamdır, ne de yaşlı bir adamdır. Ruhun basitçe ölümsüz tazeliktir.

    _Annelik_ Çocuğa yetişkin bir insana olduğu gibi davran. Çocuğa derin bir saygı göster. Ahlaka kulak asma, dine kulak asma, kültüre kulak asma; doğayı dinle. Doğal olan her şey senin için bazen çok zor, çok rahatsız edici olsa da iyidir. Çünkü sen doğana uygun şekilde yetiştirilmedin. Çocuk senin rahminin içindeyken yaptığın her şey sürekli olarak bir titreşim halinde çocuğa ulaşır. Öfkeliysen karnında bir kızgınlık gerilimi vardır. Saygı duyduğun birisine sahip olamazsın. Anne haline gelmiş bu kadın asla sıradan bir eş olamaz. Kadınlardan korkarsan onları sevemezsin. Korkudan sevgi nasıl çıkabilir? Ve niçin kadından korkarsın? Çünkü çocukluğun annenden korkarak yaşandı. O sürekli senin peşindeydi, sürekli seni balyozluyordu. Sürekli olarak sana şunu yap bunu yap diyordu; elbette senin iyiliğin için. Neyin doğru olduğunu sana söyleyerek seni bir korkağa dönüştürdü. Hoşlansan da hoşlanmasan da, kendiliğinden içinden gelse de gelmese de emirlere uymak zorundasın. Ve sen o kadar çaresizdin ki. Hayatta kalman annene bağlıydı o yüzden onu dinlemek zorundaydın. O seni koşullandırdı.

    _Aile ve Doğum Kontrolü_ İdeal aileler vardır. Ancak daha büyük bir çoğunluk için aile çirkin bir şeydir. Psikanalizciye sorabilirsin ve o sana, “Her türden ruh hastalıkları aileden kaynaklanır, her türden psikoz, nevroz aileden kaynaklanır. Aile çok çok hasta insanoğlu yaratır” diyecektir. Ailenin psikolojik yapısını, insan bilincine ne yaptığını anlamak zorundayız. İlk şey şudur: O çocuğu belirli bir dinsel ideolojiye, politik dogmaya, birtakım felsefelere, kimi teolojilere koşullandırır. Ve çocuk o kadar masum ve kabullenici, o kadar korunmasızdır ki sömürülebilir. O henüz hayır diyemez. O kadar çaresizdir ki aile ondan hangi saçmalığı kabul etmesini isterse istesin aile ile hemfikir olmak zorundadır. Sakatlanır, felç olur, kanatları kopar. O şüphe duyar, şüphecidir, sorgular, boyun eğmez, asidir. Ve aile boyun eğen, takip etmeye, taklit etmeye hazır birisini ister. Kadınlar babalarını arayıp dururlar. Tüm yaşamları bir koca olarak babalarını aramaktır. Erkek ben senin temsilcinim. Baba sana ihanet etmedim. Bak anneme yaptığın şeylerin aynısını çocuklarımın annesine yapıyorum. Çocuk bir ağaç gibidir. Evet, yardım edebilirsin. Toprağı hazırlayabilirsin, gübre koyabilirsin, sulayabilirsin. Güneş ona ulaşıyor mu ulaşmıyor mu izleyebilirsin, hepsi bu. Ancak bu ağacı sen inşa ediyorsun demek değildir, o kendiliğinden büyüyor. Yardım İnsanlar er ya da geç korkunun işe yaradığını, otoritenin işe yaradığını, gücün işe yaradığını öğrenir. Anne ve baba sevişiyorken, kapalı kapıların ardında sevişiyorlar. Sessiz kalıyorlar, asla çocukların aşkın ne olduğunu görmesine izin vermiyorlar. Çocuklar onların sadece çatışmalarını görüyor; didişmek, kavga etmek, birbirlerine vurmanın, birbirlerine hakaret etmenin, birbirlerine aşağılamanın kaba ve ince yöntemleri. Çocuklar sürekli neler olduğunu görüyor.
    _Niçin tüm dinler doğum kontrolüne karşıdır? Çünkü tüm dinler, sayıları düşeceği gibi basit bir neden yüzünden doğum kontrol yöntemlerine karşıdır. Kadının hayatı, çocukları doğurmakla heba edildi. O başka hiçbir şey yapamadı; resim yapamadı, şiir yazamadı, müzik yapamadı, dans edemedi. Devamlı hamileysen nasıl dans edebilirsin. _Ruh ölümsüzdür; o halde bunda günah olamaz. Kürtajla yapmış olduğun tek şey, ruhun bu bedene girmesini önlemektir. Ruh başka bir beden bulacaktır.

    _Yaratıcılık_ Her erkek içinde bir kadın taşır ve her kadın içinde bir erkek taşır. Bir erkeği seversen belki mutfağın yaratıcılık alanın haline gelecektir. Erkeğinin en iyi yiyeceğe sahip olmasını istersin. Erkeğinin en iyi kıyafetlere sahip olmasını istersin. Benim elbiselerime bir bak! Bu sevgiden kaynaklanan yaratıcılıktır. Erkek zavallıdır; sadece zavallı adama şefkat duy. Sadece daha çok Müslüman yaratmak için Muhammed dokuz kadınla evlendi ve Müslümanların dört kadınla evlenmesine izin verdi. Çünkü Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasında sürekli bir savaş vardı ve bu bir iktidar mücadelesiydi; Üremek yaratmak değildir. Şayet kadınlar politikada lider, bilimde lider, şiirde lider, resimde lider olursa, her şeye tamamıyla yeni bir bakış açısı getirirler.

    _ Beden_ Kedi nasıl da basit bir şekilde ve ne kadar güzel bir şekilde gevşer. Sen de aynı şekilde gevşeyemez misin? Yatağında bir o yana bir bu yana döner durursun, gevşeyemezsin. Oksijen seni alevlendirecektir. Kendini kabul ettiğin an güzelleşirsin. Kendi bedeninden keyif aldığında başkalarına da keyif verirsin. Niçin Buda’ya pek çok insan gelmiştir ve niçin İsa’ya pek çok insan gelmiştir. Bu insanlar kendilerini seviyorlardı. Onlar kendi varlıklarına öylesine büyük bir aşk duyuyor ve öylesine çok haz alıyorlardı ki, etraflarında bulunan kim olursa olsun onlar tarafından çekilmesi çok doğaldı. Çocuklar tüm yaşamları boyunca öğrendiklerinin yüzde ellisini yedi yaşına geldiklerinde öğrenmiş olurlar kendin ol.
    _ Nasreddin Hoca’nın çok şehvetli bir papağanı vardı. Papağan sürekli olarak özellikle de bir konuk varken pis laflar ediyordu. Veteriner papağanı her yönüyle muayene etti ve “Hoca, azgın bir papağanın var. Tatlı, genç bir dişi kuşum var. Otuz kuruşa senin kuşun benim kuşumun kafesine girebilir,” dedi. Veteriner, “Aman Allahım!” dedi ve koşup örtüyü kaldırdı. Erkek kuş dişiyi kafesin altında bir pençesi ile yere yatırmış diğer pençesi ile dişinin tüylerini yolup, zevk içerisinde, “Otuz kuruşa seni çıplak istiyorum, çıplak!” diye bağırıyordu.
    Bir papağan bile insanların tarzını öğrenebilir, taklit edebilir, nörotik olabilir.
    _Çirkin bir kız, dalgalar bir şişeyi ayağının ucuna getirdiğinde kumsalda oturuyordu. Onu açtı; içinden dev bir cin dumanlar arasından dışarı çıkıverdi. Beş bin yıldır bu şişenin içinde bir mahkum olarak kaldım” diye ağladı cin, ve sen beni şimdi özgürleştirdin, bir ödül olarak, herhangi bir dileğini yerine getireceğim dedi. Çirkin kız mutluluktan uçarak, “Sofia Loren gibi bir endam, Elizabeth Taylor gibi bir yüz, Ginger Rogers’ınki gibi bacaklar istiyorum.”Cin kıza dikkatlice baktı, sonra bir iç çekti, “Bebeğim, sen en iyisi beni şişeye geri koy.
    _Cinsel olarak en çok sapkınlaşmış ülke olan Fransa da insanların bir kadına aşık olduğunda “Seni yemek istiyorum” demeleri bir rastlantı değildir. Bu insanlar yamyam mı? Kadın bir sebze mi nedir.
    _Hiçbir erkek ağlamaz ve üzüntüsünün ya da coşkusunun gözyaşlarıyla akmasına izin vermez çünkü çocukluğundan itibaren ona gözyaşlarının kadınlar için olduğu, bunun kız gibi olmak olduğu söylenmiştir. O kendisini zehirleyecektir ve etrafındaki herkesi zehirleyecektir. Sadece nesnelere sahip olunabilir; varlıklara sahip olunamaz. Ne kadar bir kişiye sahip olmaya çalışırsan bu kişi o kadar senden bağımsız olmaya çalışır. Doğru şekilde yaşanırsa hayat asla ölümden korkmaz. Eğer hayatını yaşamışsan ölümü kucaklayacaksın. O bir istirahat gibi, çok iyi bir uyku gibi gelecektir. Şayet hayatında zirveye çıktıysan, doruklara ulaştıysan o zaman ölüm güzel bir dinlenmedir, bir rahmettir. Ama eğer yaşamamışsan o zaman elbette ölüm korku yaratır. Maalesef pek çok insan sadece ihtiyarlıyor, onlar ona bağlı olarak olgunlaşmadan ihtiyar oluyorlar. O zaman yaşlılık bir yüktür. Bedende yaşlanmışsındır. Ama bilincin genç kalmıştır. Bedeninde yaşlısın ama içsel hayatında olgunlaşmadın Bir Zen rahibine, “Nereden düşünüyorsun?” diye sorarsan ellerini göbeğinin üstüne koyar. Batılılar ilk kez Japon rahiplerle temasa geçtiğinde anlayamadılar. “Ne saçmalık! Göbeğinden nasıl düşünebilirsin?” Ancak Zen yanıtı çok anlamlıdır. Bilinç bedenin herhangi bir merkezini kullanabilir ve orijinal kaynağa en yakın merkez göbektir. Beyin orijinal kaynaktan en uzak yerdedir, o yüzden yaşam enerjisi dışa doğru gidiyorsa bilincin merkezi beyin olacaktır. Ve şayet enerji içe doğru akıyorsa, eninde sonunda göbek merkez olacaktır. Meditasyon bir yatkınlıktır. O bir bilim değildir, o bir sanat değildir, o bir zanaat değildir; o bir yatkınlıktır. İhtiyacın olan tek şey, anlık bir sessizliğin içine düşme yatkınlığıdır. Sessizlik üretilebilir ama üretilmiş bir sessizlik hakiki bir sissizlik değildir; o yalnızca düşüncelerini, karmaşalarını baskılamaktır ve onların üstüne oturmaktır. Doğru meditasyonu soruyorsun. İlk ve öncelikli iş içsel varlığını tüm düşüncelerden temizlemektir. İyi düşünceleri saklamak ve kötü düşünceleri atmak mevzu bahis değildir. Bir meditasyoncu için tüm düşünceler sadece çöptür; iyi ya da kötü söz konusu değildir. Onların hepsi senin içinde bir yeri işgal ederler ve onlar işgal ettiği için senin varlığın tam olarak sessizleşemez. O yüzden iyi düşünceler kötü düşünceler kadar kötüdür; onlar arasında bir ayrım yapma. Bırak kurunun yanında yaş da yansın!Meditasyon tam sessizliğe, öylesine derin bir sessizliğe ihtiyaç duyar ki içinde hiçbir şey kıpırdamaz. Meditasyonun ne olduğunu anlamak, efendiyi içeri davet etmektir. Zihin bir hizmetkardır. Efendi tüm sessizliği ile tüm coşkusu ile içeri girdiğinde ansızın zihin kesin bir sessizliğin içine düşer.
    _________________________

    _Farkındalık_ Ben sana bir ahlak dersi vermiyorum. "Bu doğru, bu yanlış, bu ahlaklı, bu ahlaklı değil" demiyorum. Bunların hepsi çocukçadır. Ben sana çok basit bir kriter veriyorum: "FARKINDALIK". Eğer farkındalıkla bir şey yaparsan doğru olmak zorundadır. _Cesaret_ Korkusuzluk demek değildir. Eğer bir insan korkusuzsa, ona cesur diyemezsin. Korkuya rağmen insan o riski göze alır; işte cesaret budur. İnsan titrer, insan karanlığa girmekten korkar ama yine de girer. _Altın Gelecek_ Her zaman yaşam nehriyle birlikte git. Asla akıntıya karşı gitmeye, nehirden hızlı akmaya çalışma. Sadece mutlak bir rahatlık içinde, her an kendini yuvada, rahat ve varoluşun içinde huzurlu hissederek git. Unutmaman gereken şey yaşamın kısa değil sonsuz olduğu ve bu yüzden de aceleye hiç gerek olmadığıdır. Acele etmek yalnızca bir şeyleri kaçırmana neden olur. _Yakınlık_Başka bir boyuttur. Diğerinin senin içine girmesine izin vermektir, seni senin gördüğün gibi görmesine izin vermek; diğerinin seni senin içinden görmesine izin vermek, bir insanı varlığının en derin noktasına davet etmek. _Ben Dini Değil Dindarlığı Öğretiyorum_ Çeşitli saçmalıklar hakkında fantezilerle, kuruntularla ve halüsinasyonlarla doldurarak size mezar kazıyorlar. Hakki dindarlığın peygamberlere, kurtarıcılara, kutsal kitaplara, kiliselere, papalara, rahiplere ihtiyacı yoktur çünkü dindarlık yüreğinizin çiçek açmasıdır. O varlığınızın en merkezine ulaşmaktır. Ve varlığınızın en ortasına ulaştığınız an bir güzellik, saadet, sessizlik, ışık patlaması olur. Tümüyle farklı bir kişi olmaya başlarsınız. Yaşamınızda karanlık olan her şey ve yaşamınızda yanlış olan her şey kaybolur.
    _Kendin Olma Özgürlüğü_ Çocuk yanlış bir şekilde büyütülürse o zaman tüm insanlık yanlış yöne gider. Çocuk tohumdur. Şayet tohumun kendisi zehirlenmişse, bozulmuşsa, o zaman özgür bir insan bireyi için hiçbir umut yoktur, o zaman bu rüya asla gerçek olamaz. Herkes boyun eğen insanlar ister. Anne babalar boyun eğen çocukları sever ve unutma ki boyun eğen çocuk en aptal olandır. Başkaldıran çocuk ise zeki olandır ama ona saygı duyulmaz ya da o sevilmez
    _Gizemli Sırlar_Yaşamda bugün bile birçok hazinenin kapısını açabilecek pek çok anahtar mevcut ancak ne yazık ki ne hazineler, ne de açılabilecek kilitler hakkında hiçbir ilgimiz yok. Ve ne hazine, ne de kilitler hakkında hiçbir şey bilmediğimiz zaman elimizde tuttuğumuz şeye anahtar bile denemez. _Coşku_Coşkulu bir insan özgür olacaktır. Coşku özgürlüktür. Coşkulu olduğunda sen bir köleye indirgenemezsin. Tanrı yukarıdaki cennetlerde bir yerlerde değildir. O, şimdi burada; ağaçlarda, taşlarda, senin içinde, benim içimde, her şeyin içinde. Tanrı varoluşun ruhudur, görünmez olan, en içteki özdür. Ne olacağın hakkında bir fikrin olmadan dünyada yaşa. Bir kazanan mı yoksa kaybeden mi olmanın hiçbir önemi yok. Ölüm her şeyi senden alır. Önemli olan tek şey oyunu nasıl oynadığındır. Hoşuna gitti mi? O zaman her an bir coşku anıdır. _Yoga_Kendi içindeki bilinmeyeni bilmeden, başka hiç kimseyi tanıyamazsın. O insanın esrarını çözmek için tek yol, kendi esrarını çözmektir. Gizli katların arkasında başka katlar gizlidir, insan sonsuzluktur. Kendi içinde ne kadar derine inersen, bütün bir varoluşta, ayrıca başkalarında da o kadar derine inersin, çünkü öz birdir. Bu beden, birçok bedenin ilk katmanıdır... Aslında yedi beden vardır. Eğer bu bedende derine inersen, yeni olgularla karşılaşırsın. Bu hantal bedenin arkasında, ince beden gizlidir. Bu ince beden uyandığında, çok güçlü olursun, çünkü belli başlı boyutsal güçler kazanırsın. Bu beden yatağında yatarken ince beden hareket edebilir. Onun için engel yoktur. Yerçekimi onu etkilemez; onun için zaman ve mekân söz konusu değildir. Her yere gidebilir. Bütün dünya ona açıktır. Hantal beden için bu mümkün değildir. _Yaratıcılık_İçindeki Güçleri Serbest Kılmak. Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Anlamın keşfedilmesi değil, yaratılması gerekir. Anlamı, ancak onu yaratırsan bulursun. Orada bir çalının arasında durmuyor. Yani sağına soluna bakınca, biraz arayınca bulamazsın. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. O, yaratılacak bir şiir, söylenecek bir şarkı, edilecek bir danstır Tanrı, bir nesne değil, bir yaratımdır. Onu ancak yaratanlar bulur.
    ____________


    _Sessizliği Dinlemek_
    _Anlamak özgürleşmektir. Gerçek asi, bir savaşçı değildir. O, anlayış sahibi bir insandır. İnsanlar bir şeyi anlamadıklarında yanlış anlamaya başlarlar. Bir şeyi yanlış anlamaktansa anlamamak daha iyidir.
    _Seçiminiz kaderinizdir. Sessiz ve bilinçli ol.
    _Seks, bilinçsiz bir olmadır. Meditasyon ise bilinçli bir oluştur. Cinselliğin aksi kutbudur. Seks bir olmanın en alçak düzeyidir, meditasyon ise zirvesi. Aradaki fark bilinçliliktir. Bir toplum cinselliği bastırmadığında, ardından meditasyon gelir çünkü kısıtlanmamış cinsellik seksin romantizmi ve büyüsünü yok eder, seksin spiritüel yönü ölür. Cinselliğin bastırıldığı bir toplum cinsel olmaya devam eder.
    _Kendi yalnızlığınızın farkına vardığınızda başkalarının da yalnızlığını fark edersiniz. O zaman başka bir insana sahip olmaya çalışmanın onun varlığına tecavüz demek olduğunu kavrarsınız. Yalnızlık size sahiplenmemeyi öğretir. İşte o zaman bir karı ya da koca değil, bir sevgili olursunuz. Sahiplenmeme, şefkati ve kendine hakimiyeti getirir; masumlaşırsınız. Hayatın gerçeklerini inkar ettiğinizde masum olamazsınız; yalnızca kurnazlaşırsınız. Masumiyet, ilahi olanın bir parçası olmaktır.
    _Bilinmeyenle yüz yüze gelinince korku ortaya çıkar çünkü bilinmeyen ölümdür. Bu nedenle boşluk karşısında ölümün size yaklaşmakta olduğunu hissedersiniz. Öyleyse ölü olun! Onun içinde olun, boşluğun içinde tamamen ölün. Yeniden canlandırılacaksınız. Ve siz ilk kez gerçekten yaşarsınız.
    _Meditatif yaşamak_ Sessizlikle ulaşılan bir özgürlük haline doğru kanat açmak. Süzülmek. Zihin ile bedenin aynı kuşun iki kanadında ahenkle yükselip alçalması. Sürekli bir orgazm halini yakalamak, gülümseyerek yaşamak. Kaya gibi olmak. Her şeyin, herkesin olduğu gibi akıp gitmesine izin vermek. Her şeyden, herkesten bagımsız olmak, tepkisel davranışlara girişmemek, duyguları icinde olması gerekenden fazla yasatmamak vb
    _Neden korkuyorsun? Dünya sana ne yapabilir? İnsanlar sana gülebilir; bu onlara iyi gelir… Gülmek her zaman bir ilaçtır, sağlıklıdır.
    _Sakın unutma, ne zaman karşına bir seçenek çıksa, bilinmeyeni, riskli olan, tehlikeli ve güvencesiz olanı seç. Hiçbir zaman zarara uğramazsın. _Güçlü rüzgârlar seni oraya buraya sürüklüyorsa, onlara direnme: Onlar, sen direndiğin için güçlü görünüyorlar. Rahatla ve bırak seni götürsünler. Onlarla git, bütün olarak git.
    _Bir şeyi bastırırsan, o şey değerli olur. Daha fazla bastırırsan, daha değerli olur. Bastırmazsan bütün değerini kaybeder.
    _Evrim_
    _Evrim, bilincin gelişme sürecidir. Ağaçlar taşlardan daha bilinçlidir; hayvanlar ağaçlardan, insanlar hayvanlardan, Buda’lar insanlardan daha bilinçlidir. Buda'lık ve aydınlanma aynı anlamdadır: bilincin tamamen gelişmesi. Madde bilinçsizdir; bir Buda ise tamamen bilinçlidir. İnsan ikisi arasındadır, ne o, ne de ötekidir; boşlukta bir yerdedir. Artık hayvan değildir ama henüz bir Tanrı da değildir. Artık "olduğu" değildir ama henüz "olabileceği" olmamıştır.
    _Yaşam devinim demektir. Olduğumuz yerde kalmamız imkansızdır. Ya daha yüksek bir bilinç düzeyine doğru evrim geçiririz ya da gerileriz. Seçim bizimdir. Seçmemek bile bir seçimdir. Çoğu insan hiçliği seçer. Bu, bilinçsizliğe dönüştür. Bunu alkol ve uyuşturucular, aşırı çalışma, seks ya da duyuların uyarılması yoluyla yaparlar.
    _İnsan akmaya devam etmeli, sıvı olmalı, bir kutuptan diğerine gidebilmeli. İnsanı bütünlüğü içinde kabul etmemiz gerekir.
    _Faşizm_
    _Faşizm, bireysel özgürlüğü reddetmekle, insan evrimini de reddetmiş olur. Gerilersiniz, yeniden hayvanlar gibi olursunuz. Bireysel çabanız olmadan aydınlandığınızda, o aydınlanmanın değeri yoktur. Faşizm çekiciliğinin bir nedeni de bireysel özgürlükten ve sorumluluktan bir kaçış yolu sağlamalarıdır. İnsan özgürlükten çok korkar. Esaret ise rahat bir durumdur. Sorumluluğu yoktur. Esaret özgürlüktür; bilinçli seçim yapmaktan özgür olmaktır.
    _İçsel Devrim_ İnsan bilinçsiz evrimin son ürünüdür. İnsanla bilinçli evrim(devrim) başlar. Seçiminiz kaderinizdir, bir kumardır bu. Her seçim karanlıkta yapılır çünkü hiçbir şey kesin değildir. Seçmemek de bir seçimdir. Seçmeme özgürlüğünüz yok. İnsan bu yüzden anksiyete çeker. Bilinçli insandan önce anksiyete yoktur çünkü seçim yoktur. Evrimin iki türü vardır: Toplu evrim ve bireysel, bilinçli "devrim" evrim.
    _İntihar_
    _İntihar bilinçli insana has bir özelliktir. Hayvanlar intihar etmez. Ve bilinçli evrimi seçmezseniz intiharı seçmeniz için her türlü olasılık mevcut olur. Doğrudan intihar etmeye cesaret edemeyebilirsiniz ama yavaş, uzatılmış bir intihar sürecinden geçersiniz; kendi evrimimizin sorumluluğundan kaçmak için tanrılar yaratırız, gurulara sığınırız. Sorumluluğu üstümüzden atmak isteriz. Bir tanrıyı kabul edemiyorsak o zaman uyuşturucularla, bizi bilinçsiz yapacak herhangi bir şeyle sorumluluktan kaçmaya çalışırız. Sorunu yalnızca erteler, çözüm getirmez. Tanrınız bile size bağlıdır çünkü o sizin hayalinizde yaratılmıştır.
    _Yalnızlık_
    _Yalnız olmak yegane gerçek devrimdir. Çok büyük cesaret gerektirir. Bilinciniz ve farkındalığınız ne kadar artarsa o kadar yalnızsınız. Ve aydınlanmaya ancak yalnızlık içinde ulaşabilirsiniz. Yalnız olabilirseniz, sadece bir an bile yalnız olabilirseniz, ego ölür, "ben" ölür. Patlarsınız ve yok olursunuz. Ego yalnız kalamaz, yalnızca başkaları ile ilişkisi aracılığıyla var olabilir. İntihar, egoya zarar vermez. Aksine ego daha da vurgulanır. Daha güçlü olarak yeniden doğacaktır. Yalnızlıkta ise ego parçalanır. Yalnızlığa hazırsanız büyük bir potansiyel taşıyan bir tohum olursunuz. Ama tohumun büyüyüp bir bitki olmak için kendini yok etmesi gerektiğini unutmayın. Ego bir tohumdur, bir potansiyeldir. O parçalandığında ilahi olan doğar. İlahi olan "ben" değildir, "Tanrı" da değildir; tekliktir, olandır. Teklik ancak egosuzlukta gerçekleşir. Ego ise yalnızca, siz tamamen yalnız olduğunuzda ölür. Buda, is, mutlak yalnızlığı arıyorlardı. Yalnızlıkta mutlak mutluluk vardır. Ancak o zaman aydınlanma başarılabilir. Kalabalıklar, yalnız olacak kadar cesaret sahibi olamayanlardan oluşur.
    İster kendinizi aldatırsınız, ister bu gerçekle yaşarsınız. Ancak yalnız olduğunuz gerçeğini kabul ettiğinizde bu döngü kırılır ve siz merkeze yerleşirsiniz. Bilinçlilik bireyseldir. Yalnız bilinçsizlik toptandır. İnsanlar birey olduklarında bilinçli duruma geldiler. Hayaller yaratmamalıyız, yoksa gerçeği asla bilemeyiz. Mutlak mutluluğa yalnızlıkla ulaşılır ve zor bir yoldur. Hazır biçimde elinize verilirse, onu siz kazanmadığınız için değerini yitirir. Gerçeklerle yaşamak yegane yogadır, yegane öğretidir.
    _Sahip olma dürtüsü yalnız olamama dürtüsüdür. Ama başka insanların eşliğine güvenilmez. O zaman da eşyanın eşliği istenir. İnsanları objelere dönüştürmeye bile çalışabilirsiniz.
    _Sartre: İnsan özgür olmaya mahkumdur. der. _ İster cehennemi seçersiniz, ister cenneti. Özgürlük iki şeyden birini seçebilmek demektir. Yalnız cenneti seçebilme olanağınız varsa bu bir seçim olmaz. Cehennem seçeneği olmadan cenneti seçmek cehennemin ta kendisidir.
    _Meditasyon_
    _Boşluğa Giriş: Meditasyon kişiliğin tümüyle çiçek açması; büyümedir. Sözcükler olmaksızın yaşamak demektir. Onu öğrenemezsiniz. O bir gelişmedir; anlaşılmazsa kişi zihinsel numaralar ile kendini oyalayabilir.
    _Zihin her şeyi sürekli sözcüklere dönüştürür. Bu düşünmekten kaçmaktır. Her şeyin sözcüklere dönüştürülmesi, meditatif zihni engeller. Gördüklerinizi yalnızca görün; sözcüklere dökmeyin. İki aşık birbirleri ile yakın ilişkiye girdiklerinde sessizdirler. İki aşık hiç sessiz kalamıyorsa bu aşkın öldüğü anlamına gelir. Aşkın geride bıraktığı boşluğu sözcüklerle dolduruyorlar demektir. Meditasyon aşkın en yüksek noktaya ulaşmasıdır; tüm var olana duyulan aşk. Sizi çevreleyen tüm varlıklarla canlı bir ilişkidir. Bilinciniz patron olduğunda, meditatif durum ortaya çıkar. Meditasyon zihnin işleyiş mekanizmalarını kontrol altına almaktır. Varoluş asla kendini tekrarlamaz. Meditasyonun içinde yaşamamış bir kişi ölü bir albüm gibidir. İçinde yalnız sözel resimler, ölü anılar vardır. Sessiz ve bilinçli olun.
    _ Zihniniz karışıksa (kaos içindeyse) meditasyon durumunda değilsiniz, zihniniz sessiz değil. Bu yüzden sizden kaynaklanacak her şey daha fazla karışıklık yaratacaktır. Yapılabilecek tek şey beynin nasıl çalıştığının farkında olmak. Hepsi bu kadar;

    _Mantralar_
    _Mantralar, tılsımlı sözlerdir. Aşk, vatan, özgürlük gibi_ Mantralar aracılığı ile kendinizi hipnotize edebilirsiniz. "Ram-Ram-Ram" diye tekrarlayıp durursanız zihniniz uyur. Oto-hipnoz meditasyon değildir. Tam aksine oto-hipnotik durumda olmak bir gerilemedir.
    _İki sözcük arasında daima bir boşluk bir sessizlik vardır. Yoksa iki sözcük, iki sözcük olarak kalamaz, bir olurlardı. Sessizlik her zaman oradadır. Farkındalık arttıkça zihin yavaşlar ve düşünceler arasındaki boşluklar büyür. İşte o zaman onları görebilirsiniz. Bu tıpkı bir film gibidir. Projektör cihazı yavaşlayınca iki kare arasındaki boşluğu görebilirsiniz.

    _Geştalt_
    _(Bütün, parçalardan faklıdır) aynı anda iki belirgin imaj içeren bir resim. Zihinde de aynı şey olur. Sözcükleri görüyorsanız boşlukları, boşlukları görüyorsanız sözcükleri göremezsiniz. Boşluklara odaklandığınızda sözcükler kaybolur ve meditasyona geçersiniz. Yalnızca boşluklara odaklanmış zihin ise meditatiftir. Dikkatle izlerseniz, sözcüklerin orada olmadığını, yalnız boşluk olduğunu görürsünüz. İki boşluk arasındaki farkı anlayamazsınız. Meditasyon boşluğa odaklanmaktır.
    _Zihin çok uzun bir süre bir yere odaklanamaz. Değişiklik gerekir ya da zihin uyur. Bu ikisinden başka bir olasılık yoktur. Zihninizin sıkılmasına izin verirseniz, odaklandığınız şeyin tekdüzeliğinden kaçar. O zaman yaşamını rüyalarda sürdürür. _Sadece sözcüklerin farkında olun, zihniniz otomatik olarak boşluklara odaklanacaktır. Hipnozlarla yalnızca kendinizi psikolojik olarak uyuşturursunuz
    _ Boşluğun içinde olmak meditasyondur, değişimdir. Sessizliğin, sonsuz sessizliğin, farkındasınızdır. Onun bir parçası haline gelirsiniz, onunla bir olursunuz. Dipsiz kuyuyu "öteki" olarak değil, kendiniz olarak algılarsınız. Sizinle boşluğun arasında, bilinç ile varoluş arasında artık bir engel kalmamıştır. Engel olan sözcüklerdi. Şimdi varoluş durumundasınız. Bu meditasyondur:
    _Seksin bu kadar çekici olmasının nedeni, bir an için bir olunabilmesidir. Ama o anda siz bilinçsizsiniz. Bilinçsizliği istersiniz çünkü bir olmayı istiyorsunuz. Ama bir olmayı istedikçe daha da bilinçli olursunuz. O zaman seksin mutluluğunu duyamazsınız çünkü o mutluluk bilinçsizlikten kaynaklanıyordu. Meditasyon ise bilinçli bir oluştur. Cinselliğin aksi kutbudur. Seks bir kutuptur (bilinçsiz bir olma), meditasyon öteki kutuptur (bilinçli bir olma).
    _ Anlayış yaşamdan, yaşamaktan kaynaklanır. Verilemez, aktarılamaz. Onu kendiniz bulmalısınız. Yaşamın içine dalmanız
    gerekiyor. Hata yapmanız, başarısız olmanız, pek çok hayal kırıklığı yaşamanız gerekiyor
    _ Yalnızca sözcükler anlaşıldığında olan iletişim değildir. Ancak boşlukların da farkında olduğunuzda tam iletişim olur.
    _ İnsanın bir yerlerden başlaması gerekir. Yalnız gerçek başlangıcı bulduğunda başlamayı bekleyen, hiçbir zaman başlayamaz. sahte bir adım bile bir başlangıçtır.
    _ Meditasyon konusunda bilgilendirilemezsiniz çünkü hiçbir bilgi aslında bilgi değildir; dışarıdan gelen bir şeydir. Meditasyon ise içinizin derinliklerinden gelir. Öğretilemez, ancak yolu gösterilebilir. bir teknik değil, bir kavrayıştır.
    _Araştırın, arayan olun, mürit değil. O zaman bir gurunun değil, yaşamın tümünün müridi olursunuz. Spiritüel öğreti sözcüklerden değil boşluklardan ve her an sizi çevreleyen sessizliklerden gelir. Kalabalık içinde, markette, pazarda bile oradadırlar. Sessizlikleri, onların içindeki ve dışındaki boşlukları arayın ve bir gün meditasyon içinde olduğunuzu göreceksiniz.
    ___________________________

    _Özgürlük_ _Hayatın hedefi özgürlüktür. Özgürlük olmadan hayatın anlamı yoktur. Özgürlük politik, sosyal ya da ekonomik özgürlük anlamına gelmez. Özgürlük zamandan, zihinden, arzudan özgür olmaktır. Zihnin var olmadığı anda evrenle bir olursun; evren kadar sınırsız ol.
    _Bаzen gökyüzünde siyаh bulutlаr olur; gökyüzü bu siyаh bulutlаr yüzünden değişmez.ve bаzen beyаz bulutlаrdа olur ve gökyüzü bu beyаz bulutlаr yüzünden de değişmez.bulutlаr gelirler ve giderler gökyüzü bаki kаlır.sen gökyüzüşün ve düşüncelerde bulutlаrdır.eğer düşüncelerini titizlikle izlersen, eğer onlаrı kаçırmаzsаn,eğer onlаrа doğrudаn bаkаrsаn ilk şey bunu аnlаmаk olаcаktır ve bu çok büyük bir аnlаyıştır.bu senin аydınlаnmаnın bаşlаngıcıdır.аrtık sen uykudа değilsin,аrtık gelip giden bulutlаrlа özdeş değilsin, аrtık sonsuzа dek bаki kаlаcаğını biliyorsun. tüm kаygı yok olur.
    _Aşk öyle derin bir ihtiyaçtır ki onsuz yaşayamazsınız; ya kendisi ya da yedeğini ararsınız. Yedek sahte olabilir ama en azından bir süreliğine aşık olduğunuz hissine kapılabilirsin. Sahtesi bile keyiflidir. Eninde sonunda sahte olduğunun farkına varırsın; o zaman sahte aşkı gerçeğine dönüştüremezsin, o zaman sevgili değiştirirsin. İki olasılık var; bu aşkın sahte olduğunu anladığında kendini değiştirebilirsin, sahte aşkı bırakıp gerçek bir aşığa dönüşebilirsin. Diğer olasılık ise sevgilini değiştirmektir. Aklın seçtiği yol budur.

    _Osho_
    Chandra Mohan Jain (1931 –1990) Hindistanlı mistik guru ve spiritüel. Osho, Batı psikolojisinin bittiği yerden başlıyor
    _________________
  • Mutluluğun hüzne çok benzeyen bir şeyler getirdiğini ilk kez anlıyorum desem, bu ihtiyar yürekle alay mı edersin?
    Ayla Kutlu
    Sayfa 33 - Bilgi Yayınevi
  • "Şimdi ne olacak? İhtiyar cadı! Sustursana kızını. 'Kızım o ne biçim söz'lerinden birini daha kullansana. ツ
  • Biraz sakinleşmiş olan çocuğa baktı, çocuk şimdi Yüce İhtiyar'a baktığı gibi bakıyordu Cadı'ya; sakin, inceleyen, rahatsızlık verici bir ifadeyle. Ruhun tellerine doğru uzanan ve onları arp yayları gibi koparan türden bir bakıştı.
  • 2016 yılında “Game of Thrones” dizisinin altıncı sezonundaki bir sahnede gördüğümüz gibi neredeyse mekanik bir anlatım refleksi var.Bu sahneden dizinin çok sayıda erkek karakterini gücü altına almak için tüm çekiciliğini kullanan “kırmızılı cadı” Melisandre’nin,odasında yalnızken mum ışığında kolyesini çıkardığını ve aynada gerçek haline baktığını görürüz: tek tük beyaz saçları olan,göğüsleri ve karnı sarkmış,ihtiyar bir kadın.Bu yaklaşımlarda bir tür kötülüğe galip gelme,rahatlama,hatta zafer kazanma hali görülüyor;çünkü solup eskiyeceği öngörülen veya tespit edilen beden,çekiciliğini ve dolayısıyla erkek özne üzerindeki iktidarını kaybediyor.Aynı zamanda bu solma hali,yaşlılığın,kadının esas karanlığını ve kötülüğünü açığa çıkarması anlamına da gelebiliyor.
  • 120 syf.
    ·3 günde·6/10 puan
    İthaki yayınlarının karanlık kitaplık serisinden "Viy" Gogol'un mistik tarzda ve fantastik türden 3 tane hikayeden oluşan romanı.

    1967 yapımı "Viy" vizyona uyarlanmış, sanırım kitabından daha etkili olmuştur.

    Gogol tarzı olmayan , bir Gogol kitabı, şeklinde tabir edilebilir

    Faydalı içeriklerden yoksun diyerek o dönem elestirmenleri tarafından beğenilmemiş.

    Tema olarak; büyü, cadı , şeytan üçlemesi vardı.

    Ilk hikâye olan Viy;
    Ruhban okulunda dil bilgisi, felsefe, teoloji ve hatiplik dersleri alan dört öğrenci karınlarını doyurmak için ana yoldan toprak yola sapıp , yollarını kaybediyorlar. Iki, üc haneli bir köye geldiklerinde evlerden birinin kapısını çalarlar ve ihtiyar bir kadın açar kapıyı. Evine alır öğrencileri. Fakat sonrası filozof Homa için pek iyi olmayacaktır.

    İkinci hikâye "İvan Kupala Akşamı Arifesi”nde genç bir delikanlının sevdigi kızla evlenmesine, parası olmadığı için kızın babası karşı çıkar. Üzgün bir halde düşünürken karşısına çıkan adam, onu paraya boğdu, evlenmesini sağladı,ama bedeli bir cana mal oldu.

    Son hikâye "Korkunç Bir İntikam”da ise yıllar sonra Katerina 'nin geri dönen babası , iyi yürekli kızı ve kızının ailesi için büyük tehlike oluşturuyor.

    Çok okumadığım bir tür olduğu için kitapla ilgili fikrimi belirtirken cok zorlandım. Fantastik severler eminim çok sevecektir :)
  • "Ne diyorsun ihtiyar? dedi düğmeli genç çoban. "Birinin cadı olduğunu nereden anlarsın?"
    "Anlayamazsın ki," dedi Doroş. "Anlamanın imkanı yok; bildiğin tüm duaları okusan bile anlayamazsın."